Gündem:
AYRI DÜNYALARIN PARTİLERİ: 'VATAN PARTİSİ ve CHP'

AYRI DÜNYALARIN PARTİLERİ: 'VATAN PARTİSİ ve CHP'

Vatan Partisi ile CHP arasında yapılan görüşmelere bizzat katılan Aydınlık Gazetesi yazarı, Vatan Partisi İstanbul 2. Bölge milletvekili adayı, emekli Tümamiral Soner Polat'ın gerçekleştirilen görüşmelerle ilgili olarak kaleme aldığı iki köşe yazısını aynen aktarıyoruz;

23.09.2015
YAZIK OLDU ALTIN BİR FIRSAT KAÇTI...


“Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil! Çektiğim alamı (acılar) bir ben bir de Allah’ım bilir...” diyerek Fuzuli’yi saygıyla analım ve bir soru ile yazımıza başlayalım. Eğer yeni CHP hükümet kursaydı ve Kemal Kılıçdaroğlu Başbakan olsaydı, TSK’nın “24 Temmuz Kuzey Irak Harekâtı” icra edilebilir miydi?


KOLAY OLMADI


Vatan Partisi’nin (VP) yetkili kurullarında CHP’ye işbirliği teklifi yapma kararı kolay alınmadı! Çünkü CHP yönetimine el koyan kadroların ABD, AB, Cemaat, HDP (PKK) ve Türkiye’deki oligarşik çevrelerin denetiminde olduğu çok iyi biliniyordu... Bu kadroların kendi iradelerini ortaya koyamayacağı tahmin ediliyordu... Ayrıca partideki kaymak tabakanın, değil iktidar olma, oy artırma kaygısının bile olmadığı açık seçik görülüyordu! Hatta yüzde 20’lere kadar geri çekilme bile kabul edilebilirdi...


Ama buna karşın CHP’nin yurtsever bir seçmen tabanı vardı! Partinin üst yönetimi ile seçmenleri arasındaki görüş ayrılıkları ayyuka çıkmıştı... Sosyal medyada CHP’yi yerden yere vuran eleştiri kampanyalarının önü arkası kesilmiyordu... Çok büyük bir çelişki bu partiyi sarmıştı... Durum 6-7 İngilizin Almanya’nın yönetimine el koymasına benzetilebilirdi! Vatan Partisi de sürekli olarak, “Niçin işbirliği yapmıyor ve oyları bölüyorsunuz?” sorularına muhatap oluyordu... Bu acıklı durum düzeltilebilir miydi?


NE HEDEFLENDİ?


TSK’nın 24 Temmuz Harekâtı’ndan sonra Türkiye’de belirgin bir şekilde ulusal damar kabardı! Bendine sığmayan coşkun bir nehre benzetilebilecek bu akım tartışmasız olarak denizle buluşacaktı... Siyasetin biraz kokusunu alanlar sallarını dereden çıkararak bu nehre yönlendirdi. Cumhuriyet tarihinin en gayrı millî oluşumu olan AKP bile sandıktan çıkardığı milli görüş gömleğini yeniden giydi!


Milli ve vatansever oyların 1 Kasım seçimlerinin kaderini belirleyeceği aşikârdı! Terörün bir numaralı sorumlusu olan ve PKK’yı azdıran AKP’ye yurtsever oylar teslim edilmemeliydi! Oysa ki CHP, ABD’nin kara gücü olarak ilan ettiği PYD’yi destekleyen politikaları ile AKP değirmenine su taşıyordu... Adeta AKP’nin seçim bürosuna dönmüştü!


Ülkenin makûs talihini değiştirmek için bir şeyler yapılmalıydı! Milli bir seçmen tabanı olan CHP, küçük birkaç manevra ile iktidar rotasına girebilirdi... Kuvvetli bir milli rüzgâr estirilebildiği takdirde, CHP’nin büyük bir sıçrama yapması işten bile değildi! Ancak CHP’yi iktidar olabileceğine inandırmak gerekiyordu...


YENİ CHP İÇİN AKP VATAN PARTİSİ’NDEN ÇOK DAHA İYİDİR!


Yeni CHP’nin AKP’yi bile Vatan Partisi’ne tercih edeceğini biliyorduk... Zaten 32 gün kapısında beklemişlerdi! Hiç kimse hayal görmüyordu! Ama nesnel olarak bakıldığında, CHP hiçbir şey vermeden VP’nin bütün enerjisinden yararlanacaktı! VP’ye yaklaşan CHP otomatikman Cemaat ve HDP’nin (PKK) gölgesinden kurtulacaktı... Ayrıca sandığa küsen 9 milyondan fazla seçmen koşarak oy vermeye gidecekti!


VP ile kucaklaşma CHP’den kuşku duyduğu için diğer partilere giden milli oyları da bu Parti’ye akıtacaktı... Ayrıca böyle bir girişim diğer tüm küçük partilerin seçmenlerini de CHP’ye yönlendirecekti! Mevcut tekerleklerine ilave olarak CHP’ye kanat takılacaktı!


Siyasetin doğası gereği CHP’nin tüm bu faktörleri değerlendirerek, Vatan Partisi’ne olumlu ve dostane baktıkları için değil, fakat kendi mevki makam ve koltuk ihtirasları için bu teklife sıcak bakabileceği yönünde küçük de olsa bir ihtimal vardı...


Ayrıca, yeni CHP yönetiminin önüne büyük bir fırsat çıkmaktaydı! Ona buna dayanarak değil, milletten güç alarak siyaset yapma imkânına kavuşacaktı. CHP dizginlerini söküp atabilirdi! Kamuoyu ve seçmenlerinin de baskısıyla, Kurtuluş Savaşı’nın “Müdafaa-i Hukuk” ruhu yeniden doğabilir miydi?


Görünen sadece pili bitmek üzere olan küçük bir el fenerinin cılız ışığıydı... Çünkü bu partiye projektör tutan esas ışık kaynakları belliydi... Parti yönetimini dizayn eden güçlerin topa gireceğini öngörememek safdillik olurdu! Topu taca atmak için ellerinden geleni yapacaklardı... Ama yine de denemeye değerdi...


SONUÇ


Bu girişim Türk kamuoyunda büyük bir heyecan ve özellikle CHP tabanında dev bir dalga yarattı... Ancak dünyanın en zorlu şeyi, davası ve değerleri olmayan insanlar ile ilkeler üzerinde anlaşmaktır... Manevi bir zenginliğiniz yoksa maddi dünyanın kölesi olursunuz! Bir menfaat örgütlenmesi olan yeni CHP’yi denetleyen güçler araya girdi ve partiye verilen görevleri hatırlattı... Çok yazık oldu! Altın bir fırsat tepildi! AKP önce köşeye sıkıştırılacak, sonra da alaşağı edilecekti...


***


25.09.2015
AYRI DÜNYALARIN PARTİLERİ: VATAN PARTİSİ ve YENİ CHP


Balmumcu’daki Polat Rönesans otelinin lobisinde beklerken kalbim kıpır kıpır atıyordu... Genel Başkan Doğu Perinçek ile buluşacak ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile 1 Kasım seçimlerini konuşacaktık. Sayın Perinçek basına yakalanmamak için garajdaki asansörden doğrudan Sayın Kılıçdaroğlu’nun odasının bulunduğu kata çıkmıştı... Koordinasyon sağlandıktan sonra ben de bir güvenlik görevlisinin refakatinde asansöre binerek yukarı çıktım...

İSTANBUL’DA NE KONUŞULDU?

Odaya girdiğimde Sayın Perinçek beni Sayın Kılıçdaroğlu ve CHP İstanbul İl Başkanı Sayın Murat Karayalçın ile tanıştırdı... Sadece Sayın Kılıçdaroğlu’nun yanında boş bir yer vardı; ben de oraya turdum. Sayın Perinçek, büyük bir coşkuyla ve inanmış bir insanın özgüveni ile CHP-VP ittifakının nasıl bir büyük bir sinerji yaratabileceğini heyecan içinde anlatıyordu...

Kemal Bey son kerte sakin bir şekilde dinliyordu. Yüzünde yabancıların “poker face” diye tabir ettikleri “renk vermeyen” bir ifade vardı... İlk mesajını son derece usta bir şekilde verdi: “Refah (Saadet kastediliyor. S.P.) bize geldi! ‘Milletvekili adaylarını belirlediğimizi’ söyledim. Anlaşma olmadı!”


Sayın Perinçek’in tamamlayıcı sözlerinden sonra Kemal Bey, “Kendisinin Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan’ı görevlendireceğini, VP de bir yetkilisine görev verirse, ayrıntıların Ankara’daki toplantılarda ele alınabileceğini” ifade etti.


ANKARA’DA NE OLDU?


VP İstanbul’daki görüşmeyi değerlendirmek için Başkanlık Divanı’nı topladı... CHP ile görüşmelerin kurumsal bir boyut kazanması için görüşmenin üç kişilik bir heyetle yapılması kararlaştırıldı. Bu teklif CHP tarafından kabul edildi...


Genel Sekreter Serhan Bolluk, Genel Başkan Yardımcısı Hasan Korkmazcan ve bendenizden oluşan heyet ile yola çıktık. Kısa bir yolculuktan sonra CHP Genel Merkezi’ne geldik...


CHP GENEL MERKEZİ ALAMUT KALESİ GİBİ...


CHP kalesinin surlarını aşmak hiç de kolay olmadı! Güvenlik görevlileri ahiret soruları soruyorlardı. Neyse ki art arda telefon görüşmelerinden sonra kapılar açıldı... Ancak daha birinci engeli geçmiştik! Asansör kart okumadan çalışmadığından bir görevli imdadımıza yetişti... Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanı iken ikili görüşmeler için ABD’ye bir ziyarette bulunmuştum. İnanın CIA ana binasına bile daha kolay girmiştik!


Aklımdan şunlar geçti... Bir kitle partisi nasıl olur da halkla arasına böylesine güçlü engeller koyar... Halkın doğrudan hesap sorabildiği tek organ olan siyasi partilerin kapılarını ardına kadar açması gerekmez mi? Vatandaş devlet kurumunda tepki koydu mu tutuklanır! İçini dökeceği temsilcileri de kendini saklarsa, ne yapsın, çıldırsın mı?

Asansörden indik ama çilemiz bitmedi! Kocaman ve uzun bir koridorda yapayalnızdık! Duvarlar sanki endişe ve kasvet yayıyordu... Yabancı bir ülkede sorguya çekilecekmişim gibi garip bir hisse kapıldım... Oda kapılarını aça aça joker hakkımızı kullanarak sağ tarafa doğru ilerlemeye başladık...

Birden gözüme bir kapı etiketi ilişti! İri puntolarla “Bülent Tezcan” ismini gördüm... Tıpkı Arşimet gibi, “eureka, eureka (buldum)” diye bağıracaktım! Odadan içeri girdik... İki hanımefendi ile karşılaştık... İki isim de bizde şok etkisi yaptı! Daha yolculuk başlamadan tekerlekler mi sökülüyordu? Şenal Hanım “Kobani”ye destek için Sezgin Tanrıkulu’nun kuyruğa takılarak Suruç’ta arz-ı endam eden vekiller arasındaydı... Ayrıca, Gürsel Tekin ile Diyarbakır çıkarmasına katılmıştı... Orada, ölen PYD teröristlerinin Türkiye’ye girmesi için kıyasıya bir kavga vermişlerdi!


NİHAYET ODAYA GİREBİLDİK


Genel Başkan Yardımcısı Seyhan Erdoğdu ve milletvekili Şenal Sarıhan ile sohbete başladık... Tepkilerini ölçmek için kasıtlı olarak, “İstanbul’daki görüşmeye katıldığımı, çok umutlu olduğumu ve inşallah iyi bir sonuç çıkacağını” söyledim. Ve hemen vücut dillerini okumaya çalıştım... Kaskatı oldular! Suratlar asıldı ve müthiş bir gerginlik oldu... Oda iyice ısındı! Allah’tan kimse sigara içmedi! Maazallah, kibrit çakılsaydı, birileri havaya uçabilirdi...


Ve sonunda şeref konuğumuz, pardon ev sahibimiz Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan Beyefendi teşrif ettiler... Genel Sekreter Serhan Bolluk VP’nin pozisyonunu açık ve net bir şekilde anlattı. Bendeniz de kısaca şunu söyledim: “Burada dost meclisindeyiz. Açık konuşacağım... Üzerinizde Cemaat (FETÖ) ve HDP (PKK) gölgesi var! VP ile bir araya gelirseniz, üstünüzden bu gölgeler kalkar! Ayrıca, VP bir kuvvet çarpanı olarak CHP’ye güç katar...”


CHP HEYETİ, DAHA DOĞRUSU SAYIN TEZCAN NE DEDİ?


Sayın Tezcan sözlerini dikkatle seçerek sözlerine başladı: “Süreç fayda da zarar da getirebilir! Solda birliği, demokrasi güçlerinin birliğini hedeflemeliyiz... Daha geniş bir alanda işbirliği olanaklarını düşünmeliyiz. Eskiden İşçi Partisi Kürt sorununa nasıl bakardı! Bakın 3-4 senedir çatışmalar kesilmişti... HDP’yi de kendi koşulları içinde düşünmeliyiz. Kurucu parti olarak toplumsal uzlaşma peşindeyiz! Biz Cemaati değil, hukuku savunuyoruz...”


Sayın Erdoğdu da “Bakırköy’de Barış mitingine katılan vekillerin Apo posteri açılınca, alanı terk ettiğini!” söyledi. Şenal Hanımefendi değme zabıt kâtiplerine taş çıkartırcasına, kafasını kaldırmadan sürekli not alıyordu... Hiç konuşmadı! Sayın Tezcan, “VP ile işbirliği konusunu CHP’nin yetkili organlarında ele alacaklarını” bildirdi.


BU SÖZLER NE ANLAMA GELİYOR


CHP’nin birinci ve ikinci görüşmedeki ilk sözleri, “Biz zaten milletvekili adaylarını belirledik! 55 ilde de ön seçim yaptık!” oldu... Kamuoyu ve seçmen baskısı nedeniyle başlangıçta kestirip atamadılar... VP’nin milli damarının karşısına HDP’yi koydular... Yani yeni CHP, “Biz bildiğimiz yolda devam edeceğiz!” dedi.


Odadan çıktığımızda duvarları yeniden dikkatle incelemeye başladım... Göz kamaştıran bir tarihe sahip olan Parti’nin binasına girdiğimde, müzeye benzer bir görüntü ile karşılaşacağımı sanıyordum. Oysa ki bina büyük bir şirketin merkezine benziyordu! Ruhsuz, soğuk ve donuk bir havası vardı... Misafir umduğunu değil, bulduğunu yermiş; bütün hayallerim yıkıldı...


Kale çıkışında dev gibi çelik sürgülerin gıcırtısı motor gürültüsünü bastırırken, bu işin bittiğini anlamıştım... HDP’cilik oynayarak mı fırtına yaratacaktık! Bu zihniyetle milli bir rüzgâr estirilebilir miydi? Görünmez bir el CHP’nin fren balatalarına mı basıyordu?


İki parti arasında doku uyuşmazlığı vardı... Genetik kodlarımız farklıydı! Bu aşı zaten tutmazdı... Tarihin yaratıcılığının insanların yaptıkları planlarınçok üstünde olduğuna inanıyordum. Her işte bir hayır vardı! VP tepeden tırnağa bu topraklara yürekten bağlı yüzde yüz milli bir partiydi... Yeni CHP’nin ne olduğunu ya da ne olmadığını hiç ama hiç kimse bilmiyordu...



Haber Habere
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Misafir Avatar
edirneli 2 yıl önce

hiç bir şey boşa gitmez....artik oylari bölmeyelim desinler göreyim.

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner80

banner87

ADALET BİTMİŞTİR DİYE YÜRÜYENLER KENDİLERİNİ...
Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek bugün Aydınlık Gazetesi'ndeki köşesinde 'Suçsuzlar...

Haberi Oku