Gündem:
BU BİR İHANET TESCİLİDİR

BU BİR İHANET TESCİLİDİR

İşte Usta Gazeteci, Araştırmacı ve Yazar Soner Yalçın'ın, ODA TV ve Sözcü Gazetesinde yayımlanan 'Yazık bu ülkeye' başlıklı o çarpıcı makalesi;

YAZIK BU ÜLKEYE

Barzani ile yatıp…

Musul ile Kerkük'le kalkıyoruz…

Ambargo tehditleriyle yatıp…

Ankara Antlaşması'yla kalkıyoruz…

Her kafadan bir ses çıkıyor…

Herkes ahkam kesiyor; tehditler savuruyor…

Tüm bunların ortaya çıkardığı gerçek: Cahillik!

Gerçi… “Tarihçisi” Kadir Mısıroğlu olandan ne beklersin?

Türkiye tarihini 2002 yılıyla başlatıp öncesine sadece küfür ediyorlar.

Ulusal davalarda bile yekvücut/birlik olamıyoruz artık.

Halbuki…

Serinkanlı düşünüp hal çaresini elbirliğiyle bulmamız gerekiyor.

Kaç gündür düşünüp-araştırıp duruyorum. Meselem AKP'ye-Erdoğan'a “gol atmak” filan değil. “Maçı” çoktan kaybettiler. Dış politikada yetersiz kaldıkları ortada.

Evet ne yapabilirim? Aklıma şu geliyor:

Para konusunda “kapı aralayabilir” miyiz?

Musul petrol gelirlerinden bahsediyorum!

Tarih: 5 Haziran 1926.

Nuri Said Paşa (Irak), Sir Ronald Sharl Lindzey (İngiltere), Tevfik Rüştü Aras (Türkiye) Ankara Antlaşması'na imza koydu.

Antlaşma maddelerinden biri şuydu:

– Irak, Musul'dan elde ettiği petrolün yüzde 10 parasını 25 yıllık süre boyunca Türkiye'ye verecekti. Türkiye bu parayı dört yıl boyunca aldı; ancak kalan 21 yıllık hakkını ise 500 bin Sterlin'e İngiltere lehine vazgeçti.

Fakaat!

İngiltere 500 bin Sterlin'i bize vermedi!

Bunun bir bölümünü Irak ödedi. Ama 25 yılı tamamlamadı.

Demokrat Parti iktidarı, Irak başbakanı Nuri Sait ile konuyu münazara etti. Nuri Sait “en fazla 50 milyon sterlin daha ödeyebilirim” dedi.

Biz, 100 milyon sterlin'de ısrar ettik.

Pazarlık bitmeden…

ÖZAL KARDEŞLER

Yıl 1958.

Irak'ta darbe oldu; Nuri Sait idam edildi.

Ardından… Irak petrolleri millileştirildi ve hiç ödeme yapılmadı.

Halbuki biz petrol kuyusu işleticisi değildik. Kim işletirse işletsin bizim yüzde 10'u vermesi gerekirdi. Daha doğrusu, bizim de istememiz gerekirdi…

Bunun yerine ne yapmakla yetindik:

Geçmişten gelen bütçe kalıpları nedeniyle her yıl taslak bütçeye yani TBMM'ye sunulan bütçeye başlık olarak “Irak petrol geliri” diye kalem yazdık!

Oysa… Tek kuruş gelmiyordu.

Bu tuhaf durum 1989 yılına kadar sürdü. O yıl Irak ile siyasal kriz yaşadık. Şöyle:

Atatürk Barajı bitti ve su tutmaya başladı. Suriye kendi baraj kapaklarını kapattı. Böylece Fırat'ın Irak güzergahı kurudu. (Ki bu güzergah Nil gibidir.)

Irak lideri Saddam, Türkiye'ye olan petrol boru hattını ve karayolu petrol sevkiyatını durdurdu.

Irak'tan (Kuzey Irak'tan) petrol sevkiyatını kim yapıyordu:

Özba Trans Nakliyat, Petro Trans Nakliyat, Özba Petrol ve Kimya şirketleri!

Kimindi bu şirketler; Başbakan Turgut Özal'ın kardeşi Korkut Özal'ın!

İtibarıyla… Başbakan Özal atlayıp Bağdat'a gitti.

Saddam “işi çözeriz” dedi; “ama” diye ekledi:

“Bütçenizdeki ‘Irak petrol geliri' kalemini kaldırın!”

Özal düşündü:

Mevzubahis olan aile ticareti miydi?

Mevzubahis olan vatanın parası mıydı?

Dönüşünde Maliye Bakanlığı'na talimat verdi. “Irak petrol geliri” kalemi bir daha bütçede yer almadı!

Eee “iş bitmiş” demeyin…

“Bir açık kapı var” dedim…

KARDEŞLER-DAMATLAR

Özal-Saddam anlaştı.

Korkut Özal'ın petrol sevkiyatı kaldığı yerden sürdü gitti.

Ancaak!

“Irak petrol geliri” kaleminin taslak bütçeden kaldırılması TBMM gündemine getirilmedi.

Oysa gelmesi ve onaylanması şarttı.

Sonra… Körfez Savaşı çıktı.

Birleşmiş Milletler 1991 yılında Irak'ın petrol gelirlerine el koydu. Ve “kimin alacağı varsa benden istesin” dedi.

Türkiye'nin ENKA gibi şirketleri başvurup 186 milyon dolar aldı.

“Irak'a müdahaleye katılırsak bir koyup üç alırız” politikasını savunan Cumhurbaşkanı Özal, -Irak'ın parasını dağıtmak için bahane arayan– BM'ye başvurmadı bile!

Yahu!

Ankara Antlaşması Cemiyet-i Akvam (BM) tarafından onaylanmıştı. (Ki Lozan bile onaylanmadı!) Para ödenen yıllar belli; ödenmeyen yıllar belli… Irak devletinin petrol gelirleri belli…

Bir meteliğe kurşun atıyorduk. Ama Özal, BM'ye başvurmadı. Peki niye?

(Türkiye'nin hakkı olan Musul ve Kerkük petrol gelirlerinin sürekli kardeşlerin-damatların kesesi için feda edilmesi konusuna girmeyeceğim. Gerçeği bilmeyen yok.)

Şimdi…

Diyorum ki…

TBMM'nin onaylamadığı “Irak petrol gelirleri” konusunda diplomatik adımlar atarak Barzani köşeye sıkıştırılabilir mi? Zor. Çünkü:

Etimolojik olarak “diplomasi” kelimesinin kökeni, eski Yunanca “diploma”dır. Sağ olsun Erdoğan, “monşer” diye küçümsediği için -diploma sahibi konusunun uzmanı- diplomat bırakmadı bürokraside!

Üzüleyim mi?

Kızayım mı?

Duygularım karmakarışık…

Yazık bu ülkeye!

Hiç değil petrol gelirleri konusunu…

Yaşayan tarih 100 yaşındaki Cahit Kayra'ya sorun…

Bağdat Büyükelçiliği de yapmış eski MİT Müsteşarı Sönmez Köksal'ın kapısını çalın…

Görmüyor musunuz?

Anlamıyor musunuz?

Yapamıyorsunuz. Beceremiyorsunuz.

Soner Yalçın

Sözcü Gazetesi



Haber Habere
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner80

banner87

ERTUĞRUL ÖZKÖK ve BENZERLERİNİN DİKKATİNE!
Usta Gazeteci, Araştırmacı ve Yazar Soner Yalçın, ODA TV ve Sözcü Gazetesinde 'Bu nasıl müttefik,...

Haberi Oku