Gündem:
CEMAAT İSTİHBARAT ORGANİZASYONUMUZU NASIL ÇÖKERTTİ!

CEMAAT İSTİHBARAT ORGANİZASYONUMUZU NASIL ÇÖKERTTİ!

CEMAAT 329 MUHBİRİ NASIL AFİŞE ETTİ!

İşte Usta Gazeteci, Araştırmacı ve Yazar 
Soner Yalçın'ın, ODA TV ve Sözcü Gazetesinde yayımlanan '329 ajan!' başlıklı ilgi çekici yazısı;

329 ajan!

Demek…


“Asker neden istihbarat toplayamıyor?”
Yine yazalım…
CHP Milletvekili İlhan Cihaner’i bilmeyen yoktur.
Erzincan Başsavcısı iken; Cemaat gibi dinci yapılara operasyona hazırlanırken, Cemaat’in savcı ve polisleri tarafından koluna girilerek makamından zorla çıkarılıp cezaevine atıldı.
Ardından Cemaat savcıları iddianame düzenledi.
İşte… Bu iddianamenin 5 no’lu ek klasörlerindeki bilgiler; bugünlerde Cemaat medyasına çıkan liboş takımın, “PKK’yı durduracak istihbaratı asker neden toplayamıyor?” sorusuna yanıt veriyor.
Bakınız…
Cemaat’in savcı ve polisleri sadece; başsavcı İlhan Cihaner’i zindana atmadı.
Aynı davadan Jandarma İstihbarat Şube Müdürü Üsteğmen Ersin Ergut da hapse kondu.
Genç Üsteğmen Ergut’un bilgisayarlarında arama yapan Cemaat’in polis ve savcıları ne buldu dersiniz:
Jandarmaya bilgi getiren haber elemanı/muhbir çizelgesi!
Tam, 329 isim vardı!
329 muhbirin açık adresi, telefonu, otomobillerinin plakaları, meslek ve görevleri bu çizelgede ayrıntılarıyla yazılıydı.
“Haber Elemanı Durum Çizelgesi”nde jandarmanın kullandığı 329 haber elemanına ait bilgiler bulunuyordu. Kiminin önünde “haberci”, “mutemet”, “ajan” gibi ifadeler yer alıyordu…
Bölgede kuyumcu, fakültede öğrenci işlerinde memuru, bakırcı, oto kaportacı, maden mühendisi, tuhafiyeci, pastaneci, hemşire çiftçi, garson ve müftülük personeli vs. muhbir olarak kullanıyordu. Çoğunluk muhtar ve köylülerdeydi; 57 muhtar ve 69 köylü…
Sıkı durunuz:
İddianameye bu gizli bilgiler olduğu gibi konuldu. Tüm ajanlar deşifre edildi!
İddianame ek klasöründe; jandarmanın bölgede kullandığı 329 muhbirin sadeceisimleri, telefon numaraları, plakaları, ev-işyerlerinin adres bilgileri yoktu;
“Kimlik Bilgileri ve Sosyo-Kültürel Durumu” başlıklı formda; tüm muhbirlerin eşleri ve çocuklarıyla ilgili detaylı bilgiler de mevcuttu.
Ne bilgiler yoktu ki iddianamede. Örneğin…
(İsimlerini yazmayayım) PKK ile ilgili bilgi getiren muhbirin karşısında şu yazılıydı:“Yaz döneminde bölgesinde PKK/Kongra-Gel hakkında bilgi verir…”
Çizelgede Erzincan Hukuk Fakültesi’nde okuyan öğrencinin PKK’lılar ile ilgili; Kemaliye’de görev yapan şahsın Nurcu gruplarla ilgili bilgi getirir notu vardı. Keza, bir bayanın karşısına ise “dini gruplar ve tarikatlar hakkında bayan eleman olarak kullanılır” ibaresi bulunuyordu!
Muhbirlerin açık kimliklerinin iddianameye konmasının davaya ne yararı olabilirdi?
Bitmedi..

Özel çabanın amacı ne?

İddianamenin 5 no’lu ek klasöründe subaylar da deşifre edildi.
“2. Kimlik Bilgileri ve Sosyo Kültürel Durumu.doc” isimli dosyaya göre, halk arasında ajanlık görevi verilen kişileri toplayıcılık görevi (açık isimlerini yazmıyorum) Jandarma Kıdemli Başçavuş N. Y.’ya aitti.
Jandarma Yüzbaşı R. K., ajanların bağlı bulunduğu birinci amir idi; Jandarma Yüzbaşı H. B. ise ikinci amir olarak görev yapıyordu.
Ajan olarak alınmak için bu üç askerin imzası şarttı…
Muhbirlerin bağlı olduğu “toplayıcı”, “birinci amir” ikinci amir”gibi görev tanımları yapılan askerlerin isim, rütbe ve telefon numaraları da dosyaya olduğu gibi girdi.
Ayrıntıya girmeyeyim…
Bunların iddianameye sokuşturulmasının sebebi neydi? Keza…
Bu davada üç MİT görevlisi de Cemaatçi savcı ve polisler tarafından deşifre edilmişti.
Evet, niye?
Cemaatçi savcılar; askerlerin ve 329 muhbirin adını, telefon numarasını, plakasını, evinin-işyerinin adresini ve ailesinin kimlik bilgilerini iddianameye niye koydu?
Bu soruya yanıt veremezsek, PKK’nın artan terörünü önleyecek istihbaratı neden toplanamadığını anlayamayız!
Bu sadece Erzincan davasında olmadı. Örneğin…
Jandarma Albay Cemal Temizöz’ün yargılandığı Cizre Davası’nın 104 sayfalık iddianamesinde de benzer şekilde jandarma muhbirleri deşifre edildi. Bugün devlet Cizre’ye hakim olamıyor!
Biliyoruz ki…
İddianameye devlet sırrı kapsamındaki bütün belge ve bulguların yansıması diye bir şey olmaz. Olayın içeriğinden bahsedilebilir ama muhbir isimleri olduğu gibi yansıtılmaz.
Cemaat savcıları bunu bilmiyor mu? Biliyor!
O halde…
Muhbirlerin deşifre edilesi için neden özel çaba gösterdiler?

Hüseyin Gülerce

Cemaat medyası da farklı değildi…
Korkup Fethullah Gülen’den uzaklaşan Hüseyin Gülerce, Zaman’daki köşesinde“Türkiye’de kaç yüz bin muhbir var” başlıklı makalesinde şunu yazdı:

“Ergenekon dava süreci, her geçen gün Türkiye’nin gerçekleriyle ilgili gözümüzü daha da açıyor. Medyadaki ajan gazetecilerden sonra şimdi de gündeme, jandarma muhbirleri geldi. Erzincan’daki Ergenekon iddianamesinin, ek klasörlerinde deşifre edilen 329 jandarma muhbirinin, kimlik bilgilerinin yanı sıra, meslekleri de detaylı olarak ortaya döküldü…
Bu dehşet bir şey… Tamam, coğrafî olarak Türkiye’nin halen yüzde 92’si jandarma bölgesidir. Yani polisin olmadığı yerde görev onların. Ama bu hikâyeden ibaret. Bırakınız polis karakollarının olduğu yerleri, jandarma şehirlerin, kasabaların merkezlerinde istihbarat faaliyeti yapıyor. Üstelik jandarmaya böyle bir görev de verilmiş değil… Sahi İçişleri Bakanı’mız, bu jandarma muhbirleriyle ilgili bir açıklama yapma gereğini duyuyor mu acaba?
Acaba bütün Türkiye’yi düşününce, jandarmanın kaç muhbiri var? Komünist ülkelerde herkesin muhbirlik yaptığını duyuyorduk. Onlar yıkıldı, bizim statüko hâlâ direniyor…
Böyle istihbarat olmaz. Böyle hukuksuzluk olmaz. AK Parti hükümeti, bu hukuksuzluğa ve insanlık dışı konuya da acilen el atmalıdır. “ (19.3.2010)


Hâlâ…

Soruyor musunuz?
“Asker neden istihbarat toplayamıyor” diye…
Cemaat sağ olsun..!
Ha..! Bu özel görevi Cemaate verenler ile PKK’yı destekleyenlerin aynı ülkeler olduğuna dikkatinizi çekerim!
Bu bir rastlantı değildir; büyük oyun ilmik, ilmik örülmüştür.




Soner Yalçın


SÖZCÜ Gazetesi



Haber Habere
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner80

banner87

BU, TÜRKİYEMİZ İÇİN BÜYÜK BİR UTANÇ...
Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, eğitim kurumlarında mescit bulunması şartı getirilen yönetmeliğin...

Haberi Oku