Gündem:
'ÇÖMELEN BAŞKOMUTAN'IN BAŞBAKANI!

"ÇÖMELEN BAŞKOMUTAN"IN BAŞBAKANI!

İşte Usta Gazeteci, Araştırmacı ve Yazar Soner Yalçın'ın, ODA TV ve Sözcü Gazetesinde yayımlanan 'PKK'nın son savaşı' başlıklı ilgi çekici yazısı;

PKK'nın son savaşı

93 Harbi denen 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nı kaybettik.

Ruslar; Batı’dan İstanbul ve Doğu’dan Erzurum’a kadar geldi.
II. Abdülhamit “beyaz bayrağı” çekip barış istedi.
İki taraf Ayastefanos/Yeşilköy’de 3 Mart 1878’de toplandı.
Ruslar ağır şartlar ileri sürdü; Sırbistan, Karadağ, Romanya bağımsızlığı, Bulgaristan-Bosna Hersek özerkliği gibi…
Görüşme masasındaki Rus Komutan Nikolay Nikolayeviç’in, Ortodoks dindaşlarının eziyet gördüğünü belirterek askerlerinin İstanbul’u almalarının an meselesi olduğunu söylemesi, Osmanlı başkentinde isyana neden oldu.
Tatavla (Kurtuluş) semtindeki Rumlar, Rus heyetinin sözlerini haklı çıkarmak için isyan çıkardı.
- Bugünün İstanbul valisi yetkisine sahip- Dersaadet (Merkez) Zaptiye Müşiri'ninolay yerine hemen asker gönderilmesini isteyen talebi başvekil/sadrazam Ahmet Vefik Paşa’nın eline geçti.
Başvekil/Ahmet Vefik Paşa asker talebinin nelere yol açacağını iyi biliyordu. İsyancıları sokağa dökenlerin amacı buydu.
Ahmet Vefik Paşa hemen arabasına atlayıp Tatavla’ya gitti.
Gösteri sürüyordu; 400-500 kişi vardı.
55 yaşındaki başvekil arabasını isyancıların önünde durdurdu. Eylemciler şaşkındı; bu gösterişli makam arabasının burada ne işi vardı?
Başvekil arabadan indi; romatizmalı ayaklarını taşlara sürterek yürüyerek göstericilerin önüne geldi. Ve beklenmedik bir hareket yaptı; elindeki sopayı göstericilere indirmeye başladı. Birden…
İsyancılar çil yavrusu gibi dağılıverdi.
Zaptiye Müşiri, Başvekil Ahmet Vefik Paşa’nın, Tatavla’ya gittiğini öğrenince alelacele yanına koştu.
Ahmet Vefik Paşa. müşiri görünce, “yakınıma gel” diyerek iki parmağını ona uzatıp,“Ben adamın iki gözünü birden oyarım! Seni tembel herif seni! Taburla asker sevkedeceğine kendin gelip dağıtamaz mıydın? Devletin başına gaile mi (sıkıntı mı) açacaksın?”
Tatavla’daki olayın şu sonucu oldu:
Asâkir-i Zabtiyye geçici olarak seraskerliğe bağlandı; müşirliğin yerine kurulan Zaptiye Nezâreti’nin sadece polisiye işleriyle ilgilenmesi sağlandı.
Daha sonra zaptiyenin yerini jandarma aldı; Umum Jandarma Merkeziyesi kuruldu!
Aradan yıllar geçti…
AKP, jandarmayı tekrar valilerin emrine verdi! Valileri komutan yaptı!
Hayır, anlatmak istediğim tam bu değil…

PKK genelgesi

Soru:
Tatavla’daki cesareti gösterecek bir başvekilimiz/ başbakanımız var mı?
Yok!
“Çömelen başkomutanın” başbakanı nasıl olur?
Hakkari Dağlıca’dan şehit haberleri gelirken; yüreklere acı düşerken o futbol maçındaydı, gollere seviniyor; kahkaha atıyordu!
Ekrandaki görüntüsü nedeniyle herhalde uyarıldı ki maç bitmeden Ankara’ya yola çıktı; güvenlik zirvesini toplamak için!
Bu güvenlik zirveleri hiç bitmiyor; sürekli toplanıyorlar; saatlerce konuşuyorlar.
Ardından şehit haberleri geliyor ve yine toplanıyorlar; yine saatlerce konuşuyorlar!
Her seferinde bölgeye asker sevk ediyorlar! Tabii ki kendileri gitmiyor. (Kendileri gitmediği gibi çocukları da gitmiyor!)
Ve… Dün ortaya çıktı ki…
Emniyet Genel Müdürü Celalettin Lekesiz 81 il emniyet müdürlüğüne gönderdiği genelgede polislere “tereddüt etmeyin silah kullanın” dedi! (7.9.20215, Cumhuriyet)
İlk bakışta genelge haklı gibi duruyor. Ama değil…
Silivri Cezaevi’nde 2 yıl aynı koğuşta kaldığım Gazi Astsubay Oktay Yıldırım şöyle yazdı:
“PKK’nın halkı devlete karşı kışkırttığı en büyük eylemi kuşkusuz 1992 yılı 21 Mart’ında Şırnak ve Cizre’deydi. Halkın bir bölümünün desteğini almışlardı… Bugüne baktığımda aynı halk desteğini göremiyorum… Bunun nedeni büyünün bozulmuş olması. Halk gerçek yüzlerini gördü… Bu iş bitmiştir.” (6.9.2015, Aydınlık)
Doğru saptama.
PKK onca çabasına rağmen halkı ayaklandıramıyor.
Aksine yaptığı terör bölgede tepki alıyor.
Ya halkı ayaklandıracak ya da artık silah bırakıp sivil siyasete girecek. Başka yolu görünmüyor. Bu derece sertliğinin sebebi de bu’! Peki…
PKK bu haldeyken Emniyet Genel Müdürü’nün genelgesine ne gerek var?
Türkiye; Başvekil Ahmet Vefik Paşa kabiliyetinden o kadar yoksun ki, zaptiye görevlileri bitmiş PKK’ya halk desteği peşinde!..

Öcalan nerede?

PKK eskiden olduğu gibi kırsalda saldırmıyor/ saldıramıyor.
Ne yapıyor?
Halk isyanı çıkarmak için -mayınlarla, suikastlerle- şehirde eylem yapıyor.
Fakat… Bunda da başarılı olamıyor; halk tepki gösteriyor. Bu PKK’yı daha da kızdırıyor; sivillere de saldırıyor.
Aslında…
PKK eylemleri hemen bitebilir. Tabii ki…
Ahmet Vefik Paşa gibi Davutoğlu ve Başbakan’ın “çömelen başkomutanı” elindeki sopayı kafalarına vursun demiyorum.
O fırsat kaçtı. Bunu Turgut Özal yapabilirdi, “üç-beş eşkıya” diye küçümsedi.
Ama… Elde başka “sopa” var; Abdullah Öcalan!
Basit bir soru yönelteyim sizlere:
PKK terörünü kim durdurabilir?
Yanıt belli; Abdullah Öcalan!
Peki…
Neden aylardır Öcalan’ın sesi çıkmıyor?
Ya da…
Öcalan’ın sesini çıkarması neden sağlanmıyor?
Öyle ya…
Öcalan “durun” dese PKK silahları susacak!
Oluk oluk kan akarken “Öcalan kartı” neden devreye sokulmuyor?
Ne diyordu Erdoğan ekranda:
“400 vekilimiz olsaydı, bunlar olmazdı!”
Budur!
Meselenin “bam teli” budur!
Dün:
“Öcalan Nevruz’da mesajını görüntülü verse daha mı etkili olur” diye düşünen bu AKP değil miydi?
Bugün:
Öcalan’ın ağzı kapatılıyor!
Israrla… “Öcalan sopası” devreye sokulmuyor.
Amaç belli değil mi; 1 Kasım seçimleri!..
Ağızlarından kaçırdıkları bu gerçektir.
Yandaş AkTroller istedikleri kadar “Erdoğan’ın tv’deki sözleri çarpıtıldı” diye Hürriyet gazetesine saldırsınlar; hayat bir acı gerçeği önümüze koyuyor!
Görünen o ki…
Bu sürecin PKK gibi bir diğer kaybedeni Erdoğan olacaktır; muhalefet partileri yine kurtarmaya çalışmazlarsa…


Soner Yalçın
SÖZCÜ Gazetesi





Haber Habere
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Misafir Avatar
özcan sarı 2 yıl önce

seçimden önce öcalan ateşkes için konuşacaktır.

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner80

banner87

HAYDAR BAŞ'ın ACI GÜNÜ
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof.Dr. Haydar Baş'ın vefat eden ablası Sevim Akbulut...

Haberi Oku