Gündem:
ERDOĞAN'IN 'METRES İLİŞKİSİ'
ERDOĞAN'IN "METRES İLİŞKİSİ"

Yağmur gibi mail yağdırıyorlar; “niye bayrak meselesini yazmıyorsunuz?”

İnsanların duygularına değil bilinçlerine yönelik makaleler yazmaya çalışıyorum. Geçen hafta Erdoğan’ın Jandarma’yı neden tasfiye etmek istediğini yazdım. Çıt yok.

Erdoğan ve Öcalan anlaşmış “çatı adayını” belirlemişler ve Çankaya Köşkü’nü kazanabilmek için kolları sıvamışlar; biz hala derin mevzuuyu görmemekte inat ediyoruz.

Oysa bu filmi daha birkaç yıl önce yaşamadık mı? Unuttunuz mu?

Yazayım…

İsrail kurucusu Ben Gurion “Türkler bize, herkesin önünde nikah kıydıkları eşleri gibi davranmak yerine, hep bir metrese davranır gibi davrandılar” demişti. Kapalı kapılar ardında dost, dışarıda küs görünme halini tanımlamak için kullanmıştı; “metres” ifadesini!

Gerçekten bu “metres” hali öyle sürdü ki yıllar sonra, Erdoğan’ın “bir daha da gelmem Davos’a” sözleri tazeyken bile, Ahmet Davutoğlu, İsrail Ticaret Bakanı Ben Eliyezer ile bir otel odasında görüşürken yakalandı!

WikiLeaks belgelerinde Erdoğan’ın İsrail çıkışları “iç politikaya dönük retorik” diye yansıdı.

“Metres” ilişkisi İsrail ile sınırlı değil!

Görülüyor ki; Erdoğan’ın İmralı’ya ve Kandil’e uzanan bir “metres ilişkisi” var!

İçeride başka dışarıda başka… Şöyle…

Türkiye Lice olaylarını, Hava Kuvvetleri’nde indirilen Türk bayrağını konuşuyor.

Bülent Arınç, “cezası o anda verilebilirdi, eğer sabır olmasaydı, eğer hükümetin siyasi iradesine bağlılık olmasaydı” diyerek bayrağın indirilmesine gösterilen sabrın nedenini açıkladı.

Belli ki askerler siyasi iradenin “çözüm süreci”nin elini kolunu bağlaması nedeniyle olan biteni izlemişti.

Ancak ertesi gün Erdoğan dedi ki:

“Ne demek ya? O bayrağı indireni, neyse alacaksın indireceksin, gereğini de yapacaksın. Yapmıyorsan da sorumlusun.”

Erdoğan’ın sözü sürpriz mi? Hep aynı oyunun başrolünde:

Bir yandan PKK’yla “müzakere sürecini” sürdürüyor; diğer yanda bir anda bayrakla “milliyetçi damarı”nı kabartıyor?

Bu oyunu gördük

Sizi 1 Haziran’daki mini seçimlerin ertesine götüreyim.

Sırrı Sakık, Ağrı Belediye Başkanlığı’nı kazandıktan sonra ilk açıklamasını yaptı: “Burada kazanan barış oldu, yenilen ise barış süreci karşıtlarıdır. Haliyle kazanan barış sürecini yürüten BDP, AK Parti, Sayın Öcalan’dır. Sayın Başbakan ve AK Parti yönetimi de sonuçlara bir yenilgi olarak bakmamalı.”

El Cezire aynı gün Sırrı Sakık’a “Cumhurbaşkanlığı seçiminde AK Parti’ye destek verilecek mi?” diye sordu. Sakık, “yetkili kurullarımızda konuşacağız; ama hiç kimse beni ulusalcı cephenin yanında göremez” diyerek Erdoğan’a istediği yanıtı verdi.

Sakık bu sözleriyle HDP/BDP’nin Cumhurbaşkanlığı seçimindeki tavrını özetledi. Tıpkı 12 Eylül 2010 referandumundaki gibi…

Yani, Erdoğan’ın açıkça yanında olmasalar bile Erdoğan’ın karşısında da olmayacaklardı.

Ancak HDB/BDP oyları yetmiyor.

Sızan bilgilere göre Erdoğan’ın yaptırdığı anketler oylarının yüzde 41 olduğunu gösteriyor.

Haliyle Erdoğan’ın bu oyunda AKP’nin oylarının dışına taşması gerekiyor.

Bu da 12 Eylül 2010 referandumunda kurduğu bloğu kurmak; sağ milliyetçi ve dindar oyları kapsamak anlamına geliyor.

Bayrak provokasyonu bu oyunun ilk halkası…

Amaç “çatı adayını” seçtirmek

Yoksa…

Bir hafta önce neler oldu?

Beşir Atalay: “19 Mayıs’ta Sayın Başbakanımızın başkanlığında son dönemlerin en kritik toplantılarından birini yaptık. Daha somut, yeni bir yol haritasının üzerinde çalışılması, sonuca doğru daha hızlı adımlar atılması kararlaştırıldı.”

İmralı’ya giden HDP milletvekili Sırrı Süreyya Önder: “Özellikle 3 hafta içinde siyasi heyetlerin görüşmesi -kamuoyuna yansıyan ya da yansımayan- önemli bir sıklık ve yoğunluk kazandı; bir içerik olarak muhtevaya büründü. Bu, giderek meselenin bürokratlardan çıkıp tam da olması gereken yere; siyasi heyetler eliyle yürüyen, tartışılan ve geliştirilen bir niteliğe büründü. Bunun yansımaları Öcalan’a da olmuş.”

PKK yöneticisi Duran Kalkan hem Öcalan’ı Beşir Atalay’ı PKK’nın televizyonunda doğruladı. AKP bizzat Öcalan’la görüşüyordu.

İmralı, Kandil veAKP kapı arkasında müzakerede yeni bir aşamaya geçtikleri, artık siyasi çözüme gittikleri ortaydaydı.

Ben Gurion’un benzetmesindeki gibi…

Erdoğan’ın bir kez daha kazanması için; kapının önüne çıkınca kavga etmesi, PKK’ya tepkili milliyetçi oyları alması gerekiyor.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde HDP/BDP’yi karşısına almayacağı kesinleşen Erdoğan’ın tıpkı 12 Eylül referandumundaki gibi “PKK karşıtlığıyla” milliyetçilere açılması gerekiyor.

Hatırlayın 12 Eylül 2010’daki referandumunu…

PKK müzakere sürecine rağmen Gediktepe Karakolu‘nu basmış, 11 askeri şehit etmiş; yetmemiş Hantepe Karakolu‘nu basıp 7 askeri daha şehit etmişti.

Kamuoyu, referanduma sayılı günler kala PKK’ya karşı ayağa kalkmıştı.

Sonra…

Erdoğan, PKK’ya karşı sert açıklamalarını milliyetçi referanslarla süsleyerek referandumda yüzde 58 oy aldı.

Referandumdan önce ağlayarak mektubunu okuduğu şehidin babasına, referandum sonrasında hakaret davası açtı.

Öyle ki müzakereleri yürüten Hakan Fidan sızan ses kayıtlarında; “İmralı’daki çözüm iradesini olaya iyi niyetle yaklaşımı, Sayın Öcalan’ın yıllar içerisindeki oluşturduğu düşünsel evrimin ulaştığı sonuçları, bölgeye yönelik vizyonunun ülkeye yönelik vizyonunun yüzde doksan doksan beş oranında (Başbakan’ın) kendi çizdiği vizyonla nasıl örtüştüğünü de (Başbakan’a) anlattım” diyecekti.

Hiç uzatmayayım…

Seçim geliyor. PKK yine Erdoğan’ın imdadına yetişiyor.

Bayrağı PKK indirecek. Erdoğan sözde yeniden dikecek ve Cumhurbaşkanı olacak.

Amaç; AKP-PKK “çatı adayının” seçimi kazanmasıdır; yani Erdoğan’ın!


ODA TV
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Misafir Avatar
@güven.emin 3 yıl önce

onun için mi ulusalcılar bölünüyor.?ulusalcılar becillik yaparken tayyip şeytanı işi bitirecek.uyanalım

Misafir Avatar
@güven.emin 3 yıl önce

onun için mi ulusalcılar bölünüyor.?ulusalcılar becillik yaparken tayyip şeytanı işi bitirecek.uyanalım

Misafir Avatar
@güven.emin 3 yıl önce

onun için mi ulusalcılar bölünüyor.?ulusalcılar becillik yaparken tayyip şeytanı işi bitirecek.uyanalım

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner80

banner87

OKUL SAHİBİ SUÇU ÖĞRETMENLERE ATTI...
İzmir'in Çiğli İlçesi'nde, 3 yaşındaki Alperen Sakin'in 9 saat serviste unutulduğu için...

Haberi Oku