Gündem:
GAZETECİNİN ÖLÜMÜNDEKİ SIR PERDESİ
GAZETECİNİN ÖLÜMÜNDEKİ SIR PERDESİ

Gazeteci Serena Shim'in bulunduğu otomobil dün Suruç'ta beton mikseriyle çarpıştı. Shim araçta öldü.

Ölümü şüpheli kılan ise Shim'in görev yaptığı Press TV'nin, Türkiye muhabirleri Serena Shim’in Ankara tarafından ajanlıkla suçlandığını öne sürmesi. “Türk hükümeti beni Türk muhalefeti ile çalışmakla suçluyor” diyen Shim'in kazası doğal olarak bir suikastı akıllara getiriyor.

Odatv'nin söz konusu kazanın peşine düşmesiyle ortaya şöyle bir haber çıktı;

Öncelikle şunu söyleyelim.

Kazadan yaralı kurtulan ve basına "kameraman" olarak yansıyan Judy Irish hakkında basına yansımayan bir gerçek var.

Irish, Serena Shim'in kızkardeşi.


Şöyle anlatalım...


Serena, aslen Lübnanlı Şii bir babayla Amerikalı bir annenin çocuğu.


Bu nedenle hem Lübnan hem ABD vatandaşlığı var.


Bu nedenle ABD pasaportu da taşıyor.


Kızkardeşi Judy Irish ABD'de annesinin nüfusunda olduğu için başka bir soyadı taşıyor.

Judy, son gelen bilgilere göre Urfa'da Araştırma Hastanesi'nde ameliyat oldu ve durumu ciddiyetini koruyor.


Serena, Lübnanlı Şii bir kökenden gelmenin de avantajıyla İranlı Press Tv için çalışıyor. Haliyle Suriye üzerine yaptığı haberlerin Türkiye'nin Suriye politikasına eleştirel tonu yüksek. Suriye'de İslamcı muhalefeti ve ona Türkiye'nin desteğini sorguluyor.

Bu da Serena'yı Türkiye'deki iktidarın hedefi haline getiriyor.


Serena daha önce Türkiye'de çalışıyordu. Bu nedenle sarı basın kartı sahibi.

Ancak daha sonra Türkiye'den ayrıldı. Gazeteci dostu Ömer Ödemiş "Basın Yayın kalış süresini onaylamadı. Türkiye'den çıkmak zorunda kaldı. Yaklaşık 2 ay Bağdat'tan haberler yaptı. Sonrasında ise Ukrayna'ya gitti. 2 aya yakın bir süre Ukrayna'daki süreci izledi, haberleştirdi. 10 gün kadar önce Türkiye'ye Ayn El Arap/ Kobani'deki haberleri izlemek için tekrar geldi. Yasağı kalkmıştı" diye aktarıyor süreci.


Serena, Ödemiş ile beraber 26 Ekim'de Beyrut'a gidecekti. Bu arada Kobani'de yaşananları haberleştirmek için Suruç'a gitti. Bu gidiş onun hayatının sonunu getirdi.

Ödemiş ölmeden önceki gece son konuşmalarını şöyle anlatıyor: "Dün gece bana, 'ne zaman buluşacağız' dedi. Ben de '25 Ekim'de İstanbul' dedim. 26 Ekim'de beraber Beyrut'a gidecektik. 'O zaman ben Suruç'a gidip geleyim' dedi. Suruç'ta ona kalacağı yer buldum. Son attığı mesajda 'Kobani'ye nasıl girebilirim, bana yardımcı ol' dedi. Benim de Suruç'a gelmemi istedi. Benim zamanım yoktu."


Serena'nın ölümünü şüpheli hale getiren bir dizi gelişme daha var.

Dostlarının söylediğine göre Hatay'da havaalanına indiğinde sivil bir kaç güvenlik görevlisi kendisini sorguladı. Bu soruların merkezinde Serena'nın neden Türkiye'ye geldiği vardı. Serena bunu arkadaşlarına anlattı.


Bu kadar değil..

İddiaya göre Serena'nın Hatay'da kaldığı otele giden kimliği belirsiz kişiler de Serena hakkında bilgi topladı, oteldekilere sorular sordu.


Serena'nın şüpheli ölümüne dair hikaye böyle.

Serena'nın naaşı otopsi için Urfa'ya nakledildi. Henüz resmi olarak açıklanmasa da Serena'nın öldürücü darbeyi başına aldığı söyleniyor.


Bugün öğlen saatlerinde Türkiye'ye gelen diğer kızkardeşi Fadima'nın da bulunduğu aile üyeleri kızlarının cenazesini alacak.

Cenaze İstanbul üzerinden Beyrut'a götürülecek.


Açıklamalar ne yönde olursa olsun Serena'nın ölümü şüpheli olmaya devam edecek.

Çünkü bu şüpheyi yaratan bizzat Türkiye'deki Hükümet'in kendi elleriyle yarattığı atmosfer.


Bölgeye yönelik hevesleri nedeniyle Türk Hükümeti, Türkiye coğrafyasını başka ülkelerin istikrarsızlıklarına açtı. Türkiye toprakları yeniden insan kaçırmaların, sokak ortasındaenseye kurşun sıkılarak işlenen cinayetlerin, silahlı sokak çatışmaların ve etnik-mezhep kavgalarının alanı haline geldi.

Serena'nın öldüğü yerden birkaç kilometre ötede dün eski belediye başkanı oğluyla birlikte öldürülmedi mi?


Sadece bu atmosfer bile her ölüme şüpheyle bakmamıza neden oluyor.

Haksız sayılmazlar, Serena'nın çalıştığı Press Tv, muhabirlerinin suikaste kurban gittiği kanaatinde.


Serena'nın 30 yaşını görmesine 3 ay vardı.

Onu genç yaşında, kimin neden öldüğünü artık bilemediğimiz vatanımızdan cansız bedeniyle uğurluyoruz.


Başımız sağolsun.

Barış Terkoğlu



ODA TV
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner80

banner87

RAHMETLİ BABAM TÜRKEŞ de YAŞASAYDI "HAYIR"...
Alparslan Türkeş’in kızı Çağrı Türkeş "Neden hayır diyorsunuz?" sorusuna, "Rahmetli...

Haberi Oku