Gündem:
GÜL BEDELLİ ASKERLİĞE KARŞI
GÜL BEDELLİ ASKERLİĞE KARŞI

Raporda dövizli askerliğin devam etmesi, ancak bedelli askerlik uygulamasına son verilmesi istendi. Raporda ayrıca TSK'nın NATO gibi acil gücü olması istenirken, MGK üyesi sayısının fazla olduğu belirtildi. Türk Silahlı Kuvvetleri'ni Güçlendirme Vakfı misyonunun gözden geçirilmesi istenen raporda Türk savunma firmalarının alanlarında dünyada ilk 100'e girmelerinin hedeflenmesi istendi. 

Değişken uluslararası güvenlik ortamı ile bölgesel gelişmeler de dikkate alınarak, Türkiye’nin uzun yıllardır ihtiyacı olan kapsamlı savunma reformunu başlatmaya yönelik bir rapor hazırlamak üzere Cumhurbaşkanı Gül’ün talimatıyla kurulan Savunma Reformu Çalışma Grubu çalışmalarını tamamladı. Rapor asker-sivil bürokratların işbirliğiyle hazırlandı. Raporda askerin sivillerle ilişkileri konusunda dünyada da hala farklı görüşler bulunduğu belirtilirken söz konusu anlayışlar sıralandı. 

Cumhurbaşkanı Gül cumhurbaşkanlığı internet sitesinde açıklanan rapora yazdığı önsözde, “Bu çalışmanın amacıyla ilgili en ufak bir şüphe veya tereddüt duyulmaması gerektiğini özellikle vurgulamak isterim.

Nihai hedefimiz, geleceğin daha etkili, daha güçlü ve daha verimli TSK’sına sahip olmak ve savunma sektörümüzün tüm unsurlarında çağın gereklerine uygun dönüşümü hayata geçirmektedir. Rapor, bu hedefe ulaşmak için yapmamız gerekenlere dair siyasi mülâhazalar veya ideolojik yaklaşımlardan tamamen uzak objektif bir incelemenin ve son derece titiz bir çalışmanın ürünüdür” dedi. 

ASKER SİVİL İŞBİRLİĞİ İŞLEVSELLİĞİ SAĞLANSIN

Raporun sonuç bölümünde “Türkiye’nin savunma alanında hızla değişen şartlara kendini uyarlaması zorunludur. Savunma yönetiminde sivil-asker işbirliğinin işlevselliğinin sağlanması, savunma reformunun önemli boyutlarından biri olarak kabul edilmeli; bu amaçla düşünce, eğitim, planlama ve kurumsallaşma temelinde çalışmalar gecikmeden başlatılmalıdır” denildi. 

RAPORDAN BÖLÜMLER

Raporda yer alan bazı tespit ve öneriler şöyle: 

“-Gelişmiş ülkelerle karşılaştırılınca muharip güç oranımız düşüktür. Hizmet alımı yoluyla siviller tarafından yapılabilecek işler vardır. Karar ve uygulama süreçlerinde mükerrer kademeler bulunmaktadır. Milli Savunma Bakanlığı’nın (MSB) yapısı, görevleri ve yetkileri gelişmiş ülkelerden farklıdır. Demokratik ülkelerdeki kontroller bizde eksiktir. Savunma sanayii ve teknolojisinin geliştirilmesine ihtiyaç vardır. 

-Tehdidi bertaraf için düşünülen yetenekler, tehdit olarak algılanan ülkeleri caydırmalı, gerektiğinde olabilecek tecavüzleri engellemeli ve cezalandırmalı; fakat ‘silahlanma yarışına’ da neden olmamalıdır. ‘Güvenlik ikilemi’ olarak ifade edilen bu husus reform ve modernizasyon çalışmalarında dikkate alınmalı, güvenliği artırmak isterken tam aksi bir sonuca ve gereksiz savunma harcamalarına neden olabilecek girişimlerden uzak durulmalıdır. 

-Güvenliği geleneksel güç unsurlarıyla sağlamak artık mümkün görülmemektedir. Askeri güç ve yetenekler diplomasinin hedeflerini desteklemekte yetersiz kalabilmektedir. 

SİLAHLI KUVVETLERLE İLİŞKİ GENEL MÜDÜRLÜKLE İLİŞKİYE BENZEMEZ 

-Siyasi otoritenin silahlı kuvvetlerle ilişkisi diğer kamu kuruluşlarıyla olan ilişkilerine, örneğin herhangi bir genel müdürlükle olan ilişkilerine benzeyemez. Demokratik rejimlerde son söz daima siyasi otoritede olmakla birlikte, silahlı kuvvetlerin kendine göre bir hiyerarşisi, disiplin, terfi ve tayin kuralları ve bu gibi alanlarda belli bir ölçüde takdir yetkisi vardır. Bu alanın sınırları her ülkenin özelliklerine göre değişebilir. 

-Kara, hava ve denizde sınırlardan itibaren ‘savunma anlayışı sona ermiştir. Tehdit ortamı ve çevresel faktörlerdeki belirsizlikler sonucunda, konvansiyonel anlamda savunmaya dayalı statik, simetrik ve sert güç odaklı karşı koyma yöntemlerinden ziyade en geniş anlamda güvenliğe dayalı değişken, simetrik ve asimetrik kuvvetlerin birlikte kullanımını öngören sert ve yumuşak güç bileşenlerini içeren bir yöntem benimsenmelidir. 

-Askerî harekâtın hedefi arazi ele geçirilmesinden çok, düşmanın yıpratılması, etkisiz hale getirilmesi ve cezalandırılmasına yönelmektedir. Bu bağlamda, düşmanın, komuta-kontrol sistemleri başta olmak üzere stratejik, ekonomik ve askeri tesislerinin etkisiz hâle getirilmesi en önemli hedefler hâline gelmiştir.

Bunun için uzun menzilli kara, deniz ve havadan atılan silah ve mühimmat sistemlerinin kullanılması, kriz bölgelerine süratle müdahale etmeye imkan sağlayacak stratejik intikal ve ulaştırma, uzun menzilli ve hassas angajman imkân ve kabiliyetine sahip ateş gücü yeteneklerinin geliştirilmesi gerekmektedir. 

-Harekât ortamı sınırlarının genişlemesi ile geri bölgelerdeki dost unsurların, yakın çatışma ortamı dışındaki sivillerin ve tarafsız unsurların da faaliyetlerden etkilenme ihtimali artmıştır. - Soğuk Savaş döneminde büyük oranda NATO imkân ve kabiliyetleri ile dengelenmeye çalışılan yetenek eksikliklerinin giderilmesi için, günümüzde NATO yeteneklerinden yararlanılmasıyla birlikte, millî yetenek kazanım sürecini hızlandırmak gerektiği değerlendirilmektedir. 

TSK EĞİTİM VE TATBİKATLARI AÇIK OLSUN

-TSK’nın yapacağı eğitim ve tatbikatlar, barış döneminden itibaren hem diğer kurum ve kuruluşlara, hem de diğer ülke silahlı kuvvetleri ve uluslararası organizasyonlara açılmalı, birlikte çalışma yeteneği geliştirilmeli, karşılıklı olarak imkân ve kabiliyetler tanınmalıdır. 

TSK NATO GİBİ ACİL MÜDAHALE GÜCÜNE SAHİP OLSUN 

-Türkiye’yi çevreleyen tehdit ve risk ortamı ile ittifak sorumlulukları göz önünde bulundurulduğunda; TSK’nın NATO’da olduğu gibi göreve hazır bir ‘acil müdahale gücüne’ sahip olması ve müştereklik esası temelinde, bu güce kara, deniz ve hava kuvvetlerinden unsurlar tahsis edilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir. 

- Günümüzde iç siyaset ile dış siyasetin ve askeri alanla siyasi alanın her dönemdekinden daha fazla iç içe girmesi savunma yönetiminde sivil-asker işbirliğinin önemini artırmaktadır. Savunma yönetiminde sivil-asker işbirliğinin ileri demokrasilerde de etkin ve sorunsuz bir şekilde uygulanamadığı ve bu ülkelerin de sürekli iyileştirme ihtiyacı içinde olduğu söylenebilir. 

MGK’NIN ÜYE SAYISI FAZLA

- MGK’nın istişari bir yapı olarak devamında yarar görülmektedir. Üye sayısı ise NATO ülkelerindeki benzerleri ile mukayese edildiğinde fazladır. 

-(MGK’da AB doğrultusunda 2000’li yıllarda yapılan düzenlemeler) Türkiye’de sivil-asker işbirliğinin geliştirilmesine önemli katkılar sağlamıştır. Ancak, Türkiye’nin savunma yönetim sistemi ve teşkilatının etkinliği bakımından gerçekleştirilmesi gereken ilave önemli düzenlemeler olduğu değerlendirilmektedir. 

-Bir görüşe göre Mevcut mevzuat, Milli Savunma Bakanı’nın, Bakanlar Kurulu’nca kararlaştırılacak savunma politikası çerçevesinde, Genelkurmay Başkanlığı tarafından tespit olunacak ilke, öncelik ve ana programlarına göre, Genelkurmay Başkanlığı ile sıkı bir işbirliği ve beraberliği içinde çalışmasını öngörmektedir. Ancak uygulamada, MSB ‘tedarik ajansı’ gibi algılanmaktadır. 

- Mevcut savunma sistemimiz içinde MSB, savunma yönetimi ile ilgili görevlerini Genelkurmay Başkanlığı’na, savunma politikası ve savunma diplomasisi ile ilgili görevlerini Dışişleri Bakanlığı’na bırakmış izlenimi vermektedir. ... Mevcut haliyle bir tedarik ajansı gibi çalışan ve ciddi bir sivil kapasite eksikliği içinde olan MSB'ye Genelkurmay Başkanlığı gibi güçlü, tecrübeli ve bilgi birikimine sahip bir askeri yapının bağlanması, ne arzu edilen düzeyde bir sivil-asker işbirliğini, ne daha fazla etkinliği ve verimliliği sağlayacaktır. 

- Müttefik ülkelerde genelkurmay başkanlıkları savunma bakanlıklarının içindedir. Bu uygulama, Türkiye’nin üyesi olduğu NATO, AGİT ve Avrupa Konseyi tarafından da benimsenen bir kural haline gelmiştir. Türkiye bir istisna teşkil etmektedir. Bu konu Türkiye’de, yüzeysel de olsa tartışılmış ve tartışılmaya devam etmektedir. 

- TSK’nın daha etkin bir askeri güç olarak yapılandırılabilmesi için tamamen muharip görevlere odaklanması, operatif ve taktik düzeylerin dışındaki stratejik karar alma süreçlerinin alt kademelerden itibaren sivil-asker işbirliğine dayanması ve Türkiye’ye özgü şartlar sebebiyle geçmişte üstlenmiş olduğu muhariplik dışında kalan görevlerini MSB’ye bırakması gerektiği değerlendirilmektedir. 

- Sivil ve asker işbirliğini esas alan bir felsefe ile ‘bütün muharip görevlerin Genelkurmay Başkanlığı ve Kuvvetler Komutanlıkları bünyesinde’, ‘savunma yönetimi ile ilgili muharip olmayan görevlerin ise, yeniden yapılandırılacak bir savunma bakanlığı bünyesinde’ toplanacağı bir savunma teşkilatının hedeflenmesinde fayda mülahaza edilmektedir. 

-Hedeflenen savunma bakanlığı, mevcut görevlerine ilaveten, savunma yönetimine ilişkin muharip olmayan aşağıdaki görevleri yerine getirecek bir teşkilat yapısına sahip olmalıdır: Asker ve sivil bütün paydaşların katkıları alınarak MGSB ve milli savunma stratejisinin hazırlanması, Türkiye’nin savunma ve güvenlik stratejisi ile politikalarının kamuoyu ile paylaşılacağı bir dokümanın (Beyaz Kitap gibi) belli aralıklarla hazırlanması. 

- Diğer bir görüşe göre de; siyasi otoritenin belirleyici rolü açıktır. TSK, her türlü siyasi mülahazanın dışında, tarafsız ve sadece milletin bekasını düşünen konumunu muhafaza etmelidir. Bu konum siyasi mülahazalarla, ‘Batılı demokrasilerdeki uygulamalar’ ve AB müktesebatı örnek gösterilerek aşındırılmamalıdır.

Bu gerekçelerle; özellikle Türkiye’yi doğrudan ilgilendiren mevcut bölgesel güvenlik ortamındaki belirsizlikler, risk ve tehditlerin ciddiyeti çerçevesinde, MSB-Genelkurmay Başkanlığı ilişkisinde kısa vadede radikal bir değişikliğe gitmenin uygun olmayacağı düşünülmektedir. Savunma politikalarının 
belirlenmesinde kariyer uzmanlarının katkısı artırılmalıdır.

Ancak; MSB’de sivil uzmanların sayı ve yetkilerinin ‘gereğinden fazla’ artırılmasının ‘politizasyona’ yol açabileceği de unutulmamalıdır. Ayrıca, karar mekanizmasında kademelerin artması etkinlik prensibine aykırıdır. 

-Barışta ve savaşta TSK’nın sevk ve idaresinin, Kuvvet Komutanlıkları vasıtasıyla Genelkurmay Başkanlığı’nca, Kuvvetin desteklenmesini sağlayan; tedarik (işletme-bakım-idame haricinde), askere alma, sağlık, bütçe, inşaat vb. faaliyetlerin MSB tarafından, Kuvvetlerin harbe hazırlanması fonksiyonunun ise Kuvvet Komutanlıkları’nca yürütülmesinin, Kuvvet yapısının geliştirilmesi kapsamında; Kara Kuvvetleri’nin etkinleştirilmesinin ve yeteneklerinin artırılmasının, Deniz ve Hava Kuvvetleri’nin büyütülmesinin, Özel Kuvvetler’in kapasitesi ve yeteneklerinin geliştirilmesinin, Jandarmanın, Kara Kuvvetleri; Sahil Güvenliğin ise Deniz Kuvvetleri’nin ayrılmaz parçası oldukları, barış döneminden itibaren ortak eğitim ve tatbikatlara devam etmeleri ve birbirlerini çok iyi tanımalarının gerekli olduğu; karşılıklı çalışabilirliğin devamının önem arz ettiği düşüncesiyle, mevcut statülerinin muhafazasının ve yeteneklerinin geliştirilmesinin, Genelkurmay karargâhının; Barış döneminde Kuvvetleri destekleyebilecek şekilde “ilke ve öncelikler ile ana programları” tespit eden stratejik planlama makamı olmasının, Kriz ve harp döneminde merkezi komuta-kontrol görevini deruhte edebilecek imkân kabiliyete sahip olacak şekilde yapılandırılmasının ve Bu çerçevede, TSK-2033 çalışmasının sürdürülmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.” 

VAKIF GÖZDEN GEÇİRİLSİN

Raporda Türk Silahlı Kuvvetleri Güçlendirme Vakfı’nın (TSKGV) misyonunun günümüz şartlarına göre gözden geçirilmesinin uygun olacağı belirtildi. MKE’nin anonim şirkete dönüştürülmesi, bazı Türk özel savunma şirketlerinin dünyanın bu alandaki en büyük 100 şirketi arasına girmesi hedefi gösterildi. 

Kışlaların büyükşehirlere yakın yerlerde inşa edilmesi, Aktif olarak kullanılmayan erbaş ve er kadrolarının söndürülmesi istenen rapordat, “Günümüz şartlarına ve ihtiyaçlarına cevap vermekte zorlanan zorunlu askerlik hizmeti uygulamasında değişiklik yapılması gerekli görülmektedir. Bu çerçevede, ülkemizin insan kaynağı ve ekonomik imkânlarının elverdiği oranda azami ölçüde profesyonel askerliğe geçmek bir hedef olarak belirlenmelidir” denildi. 

Erbaş ve erlere silâhaltında bulundukları süre sonrasında işe alınmada belirli oranda öncelik veya ek puan, iş kurmada düşük faizli kredi vb. haklar tanınması istenirken, Anayasal bir hak ve ödev olan askerlik hizmet sürelerinin; asker kaynağının eğitim seviyesinin giderek yükselmesi ve 2030’larda askere alınacak yükümlülerin yarısının üniversite mezunlarından oluşacak olması göz önünde bulundurularak yeniden değerlendirilmesi gerekir” ifadesi yer aldı.

MEB emrinde askerlik uygulamasına son verilmesi istenen raporda, “Yurt dışında çalışan vatandaşlarımızın yabancı ülkelerdeki hak ve kazanımlarının korunmasını amaçlayan dövizli askerlik uygulamasına devam edilmesi, bununla birlikte bedelli askerlik uygulamasına son verilmesi, Uzun süreli hapis yatan (adam öldürme, gasp vb. nedenlerle) yükümlülerin silâhaltına alınmaması” önerildi. 

TSK ŞİRKET DEĞİL

Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) ve bağlı okulları ile sağlık hizmetlerinin Milli Savunma Bakanlığı sorumluluğuna verilmesi istenirken, modern silah sistemlerinin tedariki için yeni finansman yöntemlerinin tesis edilmesinin gerekli olduğu hatırlatıldı. Kamuoyunda savunma harcamalarının denetlenmediğine ilişkin bir algı bulunduğu hatırlatılan raporda, şöyle denildi: 

“ ‘Gizlilik’ kavramının, uluslararası ölçüler dikkate alınarak, kanun ve yönetmeliklerle yeniden düzenlenmesine ihtiyaç vardır. Siyasi hedeflerin yerindeliği, etkililik, verimlilik ve tutumluluk gibi hususlar TBMM’de ve ilgili komisyonlarında görüşülmeli ve sorgulanabilmelidir. TBMM’nin bu görevi layıkıyla yerine getirebilmesi için önündeki engeller kaldırılmalı, bilgi ve uzmanlık kapasitesi artırılmalı ve gerekli şeffaflık sağlanmalıdır.

Ancak, güvenlik ve savunma sözkonusu olduğunda, TSK’nın verilen görevleri en etkili şekilde yerine getirmek üzere hazırlanması gereği, zaman zaman ve ister istemez verimlilik ve tutumluluk ilkelerinin önüne geçebilmelidir. TSK bir şirket gibi düşünülemez. Bu kaygı, Türkiye’ye özgü değildir; her toplumda ve devlette var olan güvenlik ihtiyacından kaynaklanmaktadır.”




ODA TV
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner80

banner87

HÜSNÜ MAHALLİ'ye TAHLİYE KARARI
Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla tutuklanan gazeteci Hüsnü Mahalli hakkında hazırlanan iddianameyi...

Haberi Oku