Gündem:
HEL'SİNKİYLE GERDEĞE GİRENLER!

HEL'SİNKİYLE GERDEĞE GİRENLER!

İşte Usta Gazeteci, Araştırmacı ve Yazar Soner Yalçın'ın ODA TV ve Sözcü Gazetesinde yayımlanan 'Suriye Kralı: Hasan Cemal!' başlıklı o ironik yazısı;

Suriye Kralı: Hasan Cemal!



Can Yücel’in şiirini bilirsiniz:
“Öyle keyifli yazıyorum ki
bu adamlar hem üniversitede var
hem gastede yazar
hem de bozarlar…
çok ingilizce bilir
ama hel’sinkiyle güvey girer.”
Konuyu nereye bağlayacağım…
Rus uçağının düşürülmesiyle ilgili iktidarın tek güvencesi var: NATO!
Rusya ve Çin’e yaklaşan Erdoğan aniden dümeninin rotasını AB ve NATO’ya çevirdi!
Bu hızlı dönüşünün sebebi ne?
Kırım da komşumuz; Rusya’nın burada yaptıklarına ses çıkarmayan Erdoğan, Suriye konusunda neden bu kadar tepkili?
Kodlarını çözmek şart:
Batı medyası kısa bir zaman öncesine kadar Erdoğan için hep “diktatör” sıfatını kullandı.
Dikkat ediniz; Batı kim için bu sıfatı kullanmaya başladı ise, o kişinin sonu hayırlı olmadı.
Örneğin, Saddam…
Örneğin, Kaddafi…
Örneğin, Mübarek…
Örneğin, Mursi…
Son örnekten sonra….
Bu kez Erdoğan’ın önadını “diktatör” diye yazmaya başladılar.
Lahey’deki Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde “savaş suçlusu” olarak yargılanacağını yazmaya başladılar. (MİT TIR’larına o günlerde Cemaat operasyonu yapıldı.)
Lahey’deki UCM, ülkeleri değil kişileri yargılıyor. Kaddafi 26 Şubat 2011 tarihinde yargılanmaya başlandı. Sonucu biliyorsunuz.
Şu bir gerçek:
Ülkenizde büyük oy yüzdesiyle seçilin, Batı (AB-NATO) üzerinizi çizerse işiniz güç. Zaten…
Lahey’deki mahkemeyi de 1 Temmuz 2002’de bu nedenle kurdular! “Yola getirme mahkemesi!”
Rus uçağı krizinden sonra Batı’nın Erdoğan’a bakışı yumuşadı.
Bu sempatinin sebebi belli değil mi?..

Artık diktatör değil!

Bugünlerde…
İktidarın ve yandaşların kendilerine güvenleri şaşılacak durumda. Büyük laflar edip ekliyorlar; “arkamızda NATO var!”
NATO senin için bir Coni’sini feda etmez! Maksatları başka…
Bakınız…
NATO’ya 1952’de girince Türkiye’ye hangi görevi verdiler?
Bugüne çok benzer bir görev!
Erzurum’daki 3. Ordu ve Konya’daki 2. Ordu; Kafkaslar’dan saldırıya geçecek 20 Kızıl Ordu tümenini Hatay’ın kuzeyindeki Amanos Dağı’nda durdurarak, İskenderun Körfezi’ne gelecek NATO yardımıyla püskürtecek!
Şaşırdınız mı?
NATO konseptini Sovyetler Birliği dağılınca 1991’de değiştirdi. Ancak…
Hayat getirip aynı konsepti dayattı işte. Çünkü…
Rusya ve Çin’in bu kadar güçleneceklerini hesap edememişlerdi. Soğuk Savaş’tan sonra bir kez daha karşı karşıya geleceklerini beklemiyorlardı.
Ayrıca… Erdoğan’ın Rusya ve Çin’e bu derece yakınlaşacağını hiç ummuyorlardı.
Ve ne yaptılar?
Türkiye’yi; büyük satranç tahtasındaki iki hamleyle (Lahey UCM tehdidi ve uçak kumpasıyla) “yola getiriverdiler.”
Havucu yiyen Davutoğlu, “2016’da AB üyesi olacağız” diye seviniyor!
Şaşılacak bir durum yok…
Bu toprakların dincisi 200 yıldır emperyalizmin emrinde!
Öyle ki…
İstanbul Boğazı’ndan geçen Rus savaş gemisinde omzunda roketatarla duran asker için “milli onurumuzu incitti” derler; ama Sarayburnu önünde demirlemiş üç NATO gemisini alkışlarlar!
Neden biz hiç şaşırmıyoruz bu “Helsinkiyle gerdeğe girenlere…”
Bu nedenle…
“Bağımsızlık benim karakterimdir” diyen bir Atatürk çıkaramamışlardır…

Suriye Krallığı teklifi

Görünen…
Birinci Dünya Savaşı sürüyor.
Biz bu savaşa neden Almanların yanında girdik?
Osmanlı’nın başında İttihatçıların üç güçlü ismi vardı; Enver, Talat ve Cemal Paşalar.
Daha savaş başlamadan Talat Paşa 1914 mayısında; yaz tatilini geçirmek üzere Kırım’a gelen Rus Çarı’nı selamlamak için Livadya’ya gitti. Ne iş demeyin.
Osmanlı; Kırım’ın 1783’te Rusya tarafından ilhakını hiçbir zaman kabul etmedi ve, Çar ne zaman buraya gelse, ev sahibi Osmanlı imiş gibi, Livadya’ya “hoş geldin heyeti” gönderdi!
Talat Paşa burada Rus Hariciye Nazırı Sazonov’a askeri ittifak teklifinde bulundu. “Ancak” dedi; “Balkan Savaşlarından sonra Yunanistan’a geçen Midilli, Sakız ve Sisam adalarını geri verin.” Uzlaşma sağlanamadı…
Cemal Paşa da Fransa’da gizli görüşmeler yaptı. Olmadı.
Sonunda… Enver Paşa’nın isteğiyle Almanların yanında savaşa girdik.
Bugün olanlarla ne ilgisi var demeyin…
Savaş sırasında Ruslar ne yaptı biliyor musunuz?
Enver ve Talat ile geçinemeyen Cemal Paşa’ya “Suriye Krallığı”nı teklif ettiler!
Tarih: 25 Ekim 1915
Rusya Dışişleri Bakanlığı’nın Paris ve Roma elçiliklerine gönderdiği 6391 sayılı gizli damgalı mektupta ayrıntılar var:
Öncelikle bu teklifin gerçekleşmesi için Cemal Paşa, Osmanlı Sultanı ve İstanbul Hükümeti’ne savaş açmayı kabul edecekti.
İstanbul üzerine sefer yapılması halinde dost devletler kendisine silah, erzak, mühimmat ve topçu yardımı yapacaktır. Vs.
Teklife göre, krallık babadan oğula geçecekti! (Kim bilir… Belki bugün Esat’ın koltuğunda Cemal Paşa’nın torunu gazeteci Hasan Cemal oturuyor olacaktı!)
Cemal Paşa, “Helsinkiyle Suriye Kralı olmayı” kabul etmedi.
Demem o ki…
Bugün hamaset nutukları atanların arada bir tarih okuması gerekiyor. “Helsinkiyle gerdeğe girenlerin” başına neler geldiğini bilmeleri şart…
Örneğin, Padişah Vahdettin gibi…
Örneğin, Sadrazam Damat Ferit Paşa gibi…


Soner Yalçın
SÖZCÜ Gazetesi




Haber Habere
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner80

banner87

HAYDAR BAŞ'ın ACI GÜNÜ
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof.Dr. Haydar Baş'ın vefat eden ablası Sevim Akbulut...

Haberi Oku