Gündem:
KILIÇDAROĞLU'NA SALDIRI!
KILIÇDAROĞLU'NA YUMRUKLU SALDIRI

TBMM'de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na yumruklu saldırıda bulunuldu. Saldırgan Orhan Övet, polis tarafından gözaltına alındı. Erzurum doğumlu olan ve Ankara'nın Altındağ İlçesi'nde oturduğu ve 1986 doğumlu olduğu belirtilen Orhan Övet, ilk olarak Kavaklıdere Polis Karakolu'na ardından Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü.

Kılıçdaroğlu ve beraberindeki parti yetkilileri CHP grup toplantısının bulunduğu salona doğru yürürken BDP grup toplantısından çıkan Sırrı Sakık ve Altan Tan'la aynı koridorda karşılaştı. Kılıçdaroğlu ve Sakık tokalaşarak kısa süre sohbet etti. 

Kalabalık partili grubun tezahüratları eşliğinde CHP grup toplantı salonuna ilerleyen Kılıçdaroğlu'na Orhan Övet isimli saldırgan yumruk attı. Orhan Övet saldırı sırasında Kılıçdaroğlu'na 'vatan haini' diye bağırdı. Yüzünün sol tarafına iki yumruk darbesi alan Kılıçdaroğlu'nun partililer tarafından yere düşmesi engellendi. Bu sırada korumaların bir bölümü Kılıçdaroğlu'nu korumaya çalışırken diğer korumalar ise saldırganın üzerine atılarak yere yıktı. Korumaların ellerinden tutarak yere yatırdığı saldırgan, Meclis'te görevli polis memurları, saldırganın linç edilmemesi için büyük çaba gösterirken arbede yaşandı.

Bu sırada BDP'li Sırrı Sakık, Hasip Kaplan ve Altan Tan koruma ve partililere saldırganı Meclis polisine bırakmaları için ikna etmeye çalıştı. Sırrı Sakık ve Hasip Kaplan'ın da araya girmesiyle Meclis'te görevli polis memurları, saldırganı BDP grubunun bulunduğu salona aldı. Bir süre burada bekletilen saldırgan, milletvekillerinin kullandığı tünelden polis tarafından kaçırıldı. 
Saldırı sonrası sol gözünün altı şişen Kılıçdaroğlu'na partili arkadaşları 1 TL'lik metal para ile müdahale etti. Yüzündeki şiş olan bölgeye 1 TL bozuk parayı bir süre tutarak yüzündeki şişkinliğin inmesi sağlandı. Kılıçdaroğlu daha önce makam odasına giderken olaydan 10 dakika sonrada CHP grubunda kürsüye çıkarak beklenen konuşmasını yaptı.

Kendisine yapılan yumruklu saldırıya ilişkin Kılıçdaroğlu,

"Demokrasi yolu engellerle doludur. Bu Cumhuriyet Halk Partisi liderine yapılan ilk saldırı değildir. Rahmetli İsmet İnönü'ye taş atıldı. Saldırı yapıldı. Ama bir tek hedefimiz var. Bu ülkeye sağlıklı bir demokrasiyi ya getireceğiz ya getireceğiz. Herkesi sükûnete davet ediyorum. Baskılar şiddet bizi engelleyemez. Biz hiç kimsenin önünde diz çökmeyen bir gelenekten geliyoruz. Yedi düvele karşı mücadele etmiş bir gelenekten geliyoruz. Öyle birisi yumruk attı diye asla geri adım atmayacağız. İnançlarımızdan asla vazgeçmeyeceğiz" dedi. 

"BÜTÜN YURTTAŞLARIMA YÜREKTEN TEŞEKKÜR EDİYORUM" 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu. 30 Mart yerel seçimlerinde çalıştıklarını söyleyen Kılıçdaroğlu, "Öncelikle ben yerel seçimler dolayısıyla üç kesime teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Birincisi sandığa gidip bir demokrasi şöleni içinde oy kullanan bütün yurttaşlarıma yürekten teşekkür ediyorum. Yüksek bir katılım oldu. CHP'ye oy versin vermesin, oy kullanan bütün yurttaşlarıma yürekten teşekkür ediyorum" dedi. 

"BİNE YAKIN GENÇ CHP GENEL MERKEZİ'NE GELDİ"

Yerel seçimde çalışan gençlere de teşekkür eden Kılıçdaroğlu, "Ankara seçimlerinden sonra biliyorsunuz bir şaibe algısı çok net şekilde toplumun gündemindeydi. Bine yakın genç CHP Genel Merkezi'ne geldi. Ve aynı zamanda bu seçimlerde ilk kez iki buçuk milyon gencin oy kullanma hakkı oldu. Onlar bizim umudumuz geleceğimizdi. Onları her zaman kucakladık. Bine yakın genci CHP genel merkezinde görünce gururlandım. Onların hiçbirisi CHP üyesi değildi. Ama beklentileri vardı. O beklentileri asla boşa çıkarmamak gibi bir görevimiz var. İkinci teşekkürüm gönüllü çalışan bu gençlere. Üçüncü teşekkürüm kadınlara. Olağanüstü çaba harcadılar. Arzu ettikleri ölçüde olmasa bile her birisi birer demokrasi savunucu olarak meydanlardaydı. Onlara gerçekten yürekten teşekkür ediyorum. çünkü onlar, olası bir baskı yönetiminin kendilerine daha ağır bir fatura çıkaracaklarının bilincindeydiler" diye konuştu. 

"BU KADINA EN SAMİMİ TEŞEKKÜRLERİMİ GÖNDERİYORUM"

Bingöl'de AK Parti'den 1'inci sıradan Belediye Meclis üyeliğine seçilen mali müşavir Nurten Ertuğrul'un istifasına ilişkin Kılıçdaroğlu, "Bu vesileyle, bugün gazetelerde yer alan bir kadın haberi var. Bingöl'de'den seçilen belediye meclis üyesi bir kadın başkan yardımcısı olmak ister. Onu reddederler ve onu vermezler. Bu kadının söylediği şu cümleler önemli "Gece gündüz 24 saat kapı kapı dolaşıp çalışma yapacağız. Sonra bize dinen bizim çalışamayacağımız söylenecek" Bu kadına en samimi teşekkürlerimi gönderiyorum. Kadın çalışıyor mu çalışmıyor mu gitsinler Karadeniz'e baksınlar, kırsal kesime baksınlar. Oralarda kadın çalışacakta, makam mevki olunca mı kadına kapatılacak?" diyerek eleştirdi. 

"DEVLETLE MÜCADELE EDEN BİR SEÇİM GERÇEKLEŞTİRDİK"

Kılıçdaroğlu, "Bu seçimler, hepimizin bildiği çağdaş demokrasilerde olması gereken seçimlerden farklıydı. Oralarda iktidar mücadelesi yapılırdı biz devletle mücadele eden bir seçim gerçekleştirdik. Başbakanın, valileri kaymakamları polisi bütün bunların tamamı bir blok oluşturmuştu. Karşısında da muhalefet vardı. O nedenle bu mücadeleyi sağlıklı işleyen demokrasideki mücadeleden farklı yerde konumlandırmamız gerekiyor. Anadolu Ajansı'nın Genel Müdürü bile iktidar partisine servis yapıyor. Onun bilgi vermesi gereken kitle Türkiye Cumhuriyeti'nin yurttaşları. Ama belli bir siyasal bir partiye vermeyi görev edinen bir kişi" ifadelerine yer verdi. 

"ŞERO'NUN TRAFOYA GİRMEDİĞİNİ ÖĞRENDİK"

Yerel seçimler sırasında bir çok ildeki elektrik kesintilerini eleştiren Kılıçdaroğlu, espirili bir dille ile Meclis'in kedisi olan Şero isimli kedinin trafoya girmediğini söyleyerek, "Bu seçimin bir diğer özelliği, en şaibeli seçim olmasıdır. Üzülerek söylüyoruz. Yıllar ilerledi, daha sağlıklı demokrasiyi oluşturmak yerine, hepimiz tanık olduk. Daha şaibeli bir süreç içinde demokrasimiz sokuldu. 44 ilde elektrikler kesildi. Kediden söz ediyorlar. Kedi trafoya girmiş. Doğrusunu isterseniz arkadaşlara dedim Şero yerinde mi diye. Şero'nun trafoya girmediğini öğrendik. Ama kediyi aramak istiyorsanız bakanlar kurulu sıralarına bakmak lazım. Kediler orada aslında. Bir başka demokraside olgunluk işareti şudur. Seçimler yargı gözetiminde yapılır hükümet gözetiminde değil. Bakanların gidip seçim kurullarına manevi baskı kurmaları tipik örneklerden birisidir" açıklamasında bulundu. 

"SEÇİMLERDE BEKLENTİLERİMİZ DAHA YÜKSEKTİ"

Yerel seçim sonuçlarının beklentilerini karşılamadığını söyleyen Kılıçdaroğlu şöyle konuştu: "Bu seçimler beklentilerimizi karşıladı mı? Halka her ortamda doğruyu söyleyeceğim dedik. Hayır, açık yüreklilikle. Bizim beklentilerimiz daha yüksekti. İki milyon oyumuz arttı. Bu bizi tatmin etmiyor. Halkın beklentileri de yüksek, bizim de. Gençlerin de aydınların da beklentileri yüksek. Biz o nedenle oy artışımıza sevinemedik. Hedefimiz neydi? En azından beklentilerimizi gerçekleştirmek. Bunu sağlayamadık. Bizim şikayet etme gibi bir lüksümüz yok. Faturayı halka çıkarmak gibi bir lüksümüz yok. Dönüp kendimize bakacağız. neden beklentilerimizi gerçekleştiremedik. Bunun için hep beraber çalışacağız. Demek ki bir yerlerde eksiklik var. Bunun için çalışacağız. Roma bir günde inşaa edilmedi."

"MİTİNG MEYDANLARINDA, KAMUOYUNUN VİCDANINA SESLENDİM"

Miting meydanlarında kamuoyunun vicdanına seslendiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, "Beklentilerimiz yüksekti, neden? Bir siyasal iktidar düşünün dört bakanı yolsuzluk dolayısıyla istifa etmiş. Başbakan'ın oğlunun elinde sıfırlanmak isteyen milyonlarca Euro var. Bir hükümet düşünün genel müdürlerin evlerinin ayakkabı kutularından dolarlar fışkırıyor. Türkiye'nin bu yükü çekemeyeceğini düşünüyorduk. Türkiye'nin daha ciddi tepki göstereceğini düşünüyorduk. O nedenle beklentilerimiz yüksekti ve ben gittiğim bütün seçimlerde, miting meydanlarında, kamuoyunun vicdanına seslendim" dedi. 

"VİCDAN KUL HAKKI YİYENLERE KAPI ARALAMAMAKTIR"

Vicdan kavramı üzerinde duran Kılıçdaroğlu, "Vicdan çok önemli bir kavramdır. İnsanın kendi iç dünyasında hesaplaşmasıdır. Doğruyla eğriyi kendi iç dünyasında test etmesidir vicdan. Komşusu açken tok yatan benden değildir hadisi şerifinin sorgulanmasıdır vicdan. Vicdan kul hakkı yiyenlere kapı aralamamaktır. Vicdanın temelinde ahlak yatar. Ahlak çok erdemli bir kavram. Bütün inançların ortak temelini oluşturur hala. Size ahlak konusunda bazı düşünürlerin bilginlerin ve sevgili peygamberimizin sözlerinden bir demet sunmak istiyorum. "Devletler kanunla değil ahlakla daha iyi yönetilir. Sizin en hayırlınız ahlakı en güzel olandır. İnsanlara verilen şeylerin en hayırlısı güzel ahlaktır. Her binanın bir temeli vardır, İslam dünyasının temeli güzel ahlaktır. Memleketler parasızlıktan değil ahlaksızlıktan çöker. Bütün bir cihanı araştırdım, güzel ahlaktan daha büyük liyakat bulamadım. Ahlakın ayrılmadığı ikinci kardeşi adalettir." O nedenle beklentilerimiz yüksekti. Bu kadar yolsuzluğa batmış bir siyasal yapının daha ağır bir şekilde demokratik yollardan cezalandırılacağını düşünüyorum" diye konuştu. 

"İKİ MİLYON OY KAYBI VAR"

'Uyuyan vicdanları uyandırmak zorundayız' diyerek konuşmasına devam eden Kılıçdaroğlu, "İki milyon oy kaybı var. Bu da çok önemli bir süreç. İlk söylediğim şuydu seçimlerden sonra. Uyuyan vicdanları uyandırmak zorundayız. 76 milyonun bu haksızlıkları sindirmesi mümkün değildir. Bu arada sizin de çok iyi bildiğiniz havuz medyası var. onlar da bize tavsiyede bulunuyorlar. Yolsuzluklarla niye uğraşıyorsunuz diyorlar. Eğer biz yolsuzluklarla uğraşmazsak tüyü bitmemiş yetimin hakkını kim savunacak? Eğer biz gündemde tutmasak bu ülkeye ahlakı kim getirecek? Hırsızlığın prim yaptığı bir demokrasi olabilir mi?" diye sordu. 

"UYUYAN VİCDANLARA BİR KEZ DAHA SESLENMEK İSTİYORUM"

Kılıçdaroğlu, "Soygunun prim yaptığı bir ahlak düzeni olabilir mi? Havuz medyası ne yazarsa yazsın, oradaki kalemlere de acıyorum. Kalemini iktidara kiralayan insandan yazar olmaz. Kalemini havuz medyasından gelen parayla kiralayandan aydın olmaz. Ama neredeyse alkış tutacaklar. Bize görmeyin dedikleri yolsuzlukları bir daha söyleyeyim. Bir bakan, 28 kez de 52 milyon dolar para rüşvet alıyor. Bir başka bakan, 10 seferde 10 milyon dolar. Bir bakan, üç seferde bir buçuk milyon dolar rüşvet alıyor. Biz bunları sormayacak mıyız? Sokaktaki vatandaş, neden bunun hesabını sormuyorsun diye bana soracak. O kadar ileri gittiler ki, uyuyan vicdanlara bir kez daha seslenmek istiyorum. Dini imanı ağzından düşürmeyen, her seferinde dini istismar eden, başbakanlık koltuğunda oturan bir zat var. Onun özel koruması altında bir bakan vardı. Kuranı Kerim ile dalga geçip, bakara-makara diye konuşan bir adam. O şimdi yine onun koruması altında. Uyuyan vicdanlara sesleniyorum. Elinizi vicdanınıza koyup bir kez daha düşünün. Sizin inancınızla dalga geçen bir adamı koruyan adama oy verirken vicdan muhasebesi yaptınız mı?" diyerek eleştirilerde bulundu. 

"DAHA YÜKSEK BİR OY BEKLİYORDUM OLMADI"

Yerel seçimlerde daha yüksek oy almayı beklediklerini bunun gerçekleşmediğini buna rağmen çalışmalarına bundan sonra yılmadan devam edeceklerini belirten Kılıçdaroğlu, "Böyle bir lafı, CHP'nin bir ilçe başkanı söyleseydi. Yer yerinden oynardı, havuz medyasına soruyorum. Niye böyle bir suskunluk? Diyorlar ki abdestimizden şüphemiz yok, valla sizin her tarafınız şüpheli. Daha yüksek bir oy bekliyordum olmadı. Dönüp kendimize soracağız. Çalışacağız, çalışmaya başladık. Önümüzdeki ayın başında kadın kollarını topluyoruz, MYK üyelerini topluyoruz. Sonra il başkanlarımızı, sonra belediye başkanlarımızı toplayacağız. Eksiğimiz nedir açık yüreklilikle konuşacağız. Hepsini sorgulamak zorundayız. Ve çalışacağız. Emekli hayatından memnun oluncaya kadar çalışacağız. Çiftçi elde ettiği ürünün karşılığını alıncaya kadar çalışacağız. Bütün komşularımızla barış içinde yaşayıncaya kadar çalışacağız. Bize düşen görev bu" açıklamasında bulundu. 

"DEMEK Kİ YETMİYOR, GEREKİRSE 24 SAAT ÇALIŞACAĞIZ"

Yerel seçim sonuçlarının beklentilerinin altında olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, "Bu seçimden neyi çıkardınız? Tek sözcük, çalışacaksınız, çalışacağız. Elbette çalıştık. Demek ki yetmiyor, gerekirse 24 saat çalışacağız. Şu gerçek ortaya çıktı. Henüz daha kapısını çalmadığımız milyonlarca ev var. Milyonlarca el var, milyonlarca kadın var. Bu işin kuralı budur. Bizim demokrasi tarihimize baktığımızda, toplumun vicdanını kanatan birden fazla olay vardır. Siyasi idamlar, 27 Mayıs'ta 12 Eylül'de insanlarımızı idam ettik. Ve bu idamlar, toplumda derin yarılmalara yol açtı. Hala telafi etmiş değiliz. O zaman düşünmemiz gereken bir şey düşünüldü, idamlara son verildi. Bu bir olgunluk belirtisidir. Mısır'dan öğreniyoruz 529 kişi idama mahkum edilmiş. Mısırlı kardeşlerimize sesleniyoruz, siyasi idamlar bir topluma asla huzur getirmemiştir. Toplumun vicdanında derin yaralar açmıştır. Bizim tarihimizde dünya tarihimizde görebilirsiniz" ifadelerine yer verdi. 

"MISIR'DA 529 KİŞİ İDAM EDİLİRSE BU DOĞRU DEĞİLDİR"

Mısır'a siyasi idamları yapmayın çağrısı yapan Kılıçdaroğlu, "Eğer 529 kişi idam edilirse bu doğru değildir. Mısır'da barışı sağlayamazsınız, barışın yolu idamdan geçmez. Özgürlüklerin büyümesinden geçer. O nedenle Mısır yöneticilerine, CHP olarak, siyasi idamları yapmayın çağrısı yapıyoruz. Ve şu konuya da dikkat çekiyorum. Mahkemelerin idam kararı verdiği kişiler bizimle aynı dünya görüşünü paylaşmıyorlar. Ama biz idamların bir topluma getirdiği faturayı çok iyi biliyoruz. Bunun için elimizden gelen tüm çabayı göstereceğiz" diye konuştu. 

"BİZE SİZ 'BAASÇISINIZ' DEDİLER"

Suriye'de izlenen politikayı eleştirdiklerinin altını çizen Kılıçdaroğlu konuşmasına şöyle devam etti: "Ortadoğu'nun üç büyük ülkesinde büyükelçimiz yok. Bizim dış politikanın açmazlarıdır bu. Nasıl olur da üç büyük ülkede bizim büyükelçimiz olmaz? Bunlardan birisi de Mısır. İktidarın söyleyecek sözü yok ama bizim var. Biz oraya heyet gönderdik, eleştirdiler. Onlar ağızlarını bile açmıyorlar. Suriye politikası konusunda önemli bir tablo çıktı karşımızda. Öteden beri Suriye'de izlenen politikayı eleştirdik. Bize siz 'Baasçısınız' dediler, siz Suriye yönetimini destekliyorsunuz dediler. Oysa biz Suriye'de kan akmasını istemiyoruz. Önemli bir gelişme oldu. 27 Mart 2014'te AGİT'in bir toplantısı var. Toplantıya bizim büyükelçi de katılıyor. Eleştiriler üzerine söz alıyor ve şöyle söylüyor "Reyhanlı'daki bombalı saldırılar El-Kaide unsurları tarafından yapıldı. Bu El-Kaide unsurlarının Suriye dışındaki operasyonudur" Başbakanlık koltuğunda oturan zat ne diyordu? CHP'ye suçu yüklemiştir. Allah aşkına bu nedir? Büyükelçi çıkıyor bu saldırının El-Kaide militanlarının yaptığını açıkça söylüyor. Acaba başbakanlık koltuğunda oturan zat utanacak mı? Dış politikada halkına yalan söylemek olur mu? Hadi içerde söylersin alıştık zaten. En ağır eleştiriler yapıldı bize. Neredeyse bombayı bizim koyduğumuzu söyleyecek." 

"KENDİ ASKERİNİ ÖLDÜRTECEKSİN, SONRA SURİYE'LİLER ÖLDÜRDÜ DİYECEKSİN"

Dış politika konusunda hükümetin politikalarını eleştiren Kılıçdaroğlu, "13 Mart 2014. Dışişleri bakanlığının makamı, bakan ve dört kişi konuşuyorlar. Suriye'ye saldırının yollarını arıyorlar. Bunlardan birisi diyor ki, "Ben oraya dört adam gönderirim diyor, Süleyman şah türbesine saldırırız diyor, veya Türkiye'ye 8 füze gönderirim" İlk dinlediğimde bunun doğru olmadığına kanaat getirdim. Böyle şey olmaz dedim. Ve kullanmadık. Ama bir süre sonra dışişleri bakanlığı bunu doğruladı. İkinci acısan sakınca var. Bir, devletin mahremi diye bir şey kalmadığını öğrendik. Şimdi ben Adalet ve Kalkınma Partisi'ne oy veren yurttaşlarımın vicdanına sesleniyorum. Şu soruyu kendinize sorun, devletin mahremiyeti kalmadı dediğimiz ortamda hükümette kim vardı? Bu konuşmalar nasıl yapılıyor? Kendi askerini öldürteceksin, sonra Suriye'liler öldürdü diyeceksin. Uyuyan vicdanını sorgula. Sonra bir , sayın cumhurbaşkanından. İçerden bu dinlemeler yapılmıştır diye. Bu daha da vahim tabi. Nasıl oluyor da böyle bir dinleme yapılıyor? Yine bize iş düşüyor, yine biz anlatacağız. Sağır kulaklar duyuncaya kadar. Uyuyan vicdanlar uyanıncaya kadar çalışmalarımızı yürüteceğiz. Asla onurlu duruşumuzu değiştirmeyeceğiz. Çocuklarımız bizden özgürce yaşayabilecekleri bir Türkiye bekliyor. Hep beraber çalışacağız" diye konuştu. 

ALPEREN OCAKLARI : ADI GEÇEN ŞAHSIN TEŞKİLATIMIZLA UZAKTAN YAKINDAN ALAKASI YOKTUR

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na yumruklu saldırıda bulunan Orhan Ö.'nün polise verdiği ilk ifadesinde Alperen Ocakları üyesi olduğu iddiaları üzerine Alperen Ocakları Eğitim Kültür Dayanışma Vakfı Genel Başkanı Serkan Tüzün, yazılı bir açıklama yaptı. Tüzün, "Saldırıyı gerçekleştiren Orhan Ö. isimli şahsın Alperen Ocakları üyesi olduğu yönünde haber yapılmasına karşın adı geçen şahsın teşkilatımızla uzaktan yakından alakası yoktur" dedi.

Alperen Ocakları Eğitim Kültür Dayanışma Vakfı Genel Başkanı Serkan Tüzün, yaptığı yazılı açıklamada, "Görsel ve yazılı medyada saldırıyı gerçekleştiren bu şahsın Alperen Ocakları üyesi olduğu yönünde haber yapılmasına karşın adı geçen şahsın teşkilatımızla uzaktan yakından alakası yoktur. Alperen Ocakları teşkilatı şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu'nun ortaya koyduğu ilkeler çerçevesinde demokratik haklarını kullanmaktan öte tavır gösterecek kişileri bünyesinde barındırmaz. Belli ki bazı karanlık güç odakları bu tip nahoş olaylarla teşkilatımızın adını yan yana getirmeye çalışarak, bazı karanlık projelere hizmet etmeye çalışmaktadır. Ben şahsım ve teşkilatım adına yaşanılan bu elim hadise dolayısıyla CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu beye geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum."

KILIÇDAROĞLU’NU CUMHURBAŞKANI GÜL VE BAŞBAKAN ERDOĞAN TELEFONLA ARADI 

TBMM'de yumruklu saldırıya uğrayan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan, telefonla arayarak geçmiş dileklerini iletti. 

CHP Basın Birimi'nden yapılan yazılı açıklama şöyle "TBMM’de Grup toplantısına giderken nefretle kınanan alçakça bir saldırıya uğrayan Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nu Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, önceki Cumhurbaşkanlarımızdan Süleyman Demirel ile Ahmet Necdet Sezer, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, BDP Genel Başkanı Selahhattin Demirtaş ve BBP Genel Başkanı Mustafa Destici telefonla aradı, TBMM Başkanı Cemil Çiçek ise ziyaret ederek saldırıdan duyduğu üzüntüyü belirtti ve geçmiş olsun dileklerini iletti.

BAŞBAKAN ERDOĞAN'DAN KILIÇDAROĞLU'NA GEÇMİŞ OLSUN TELEFONU

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu telefonla arayarak geçmiş olsun dileğinde bulundu. Başbakanlık kaynaklarından edinilen bilgiye göre Erdoğan, TBMM'den Resmi Konut'a geçmesinin ardandan Kılıçdaoğlu ile bir telefon görüşmesi yaptı. Erdoğan'ın Kılıçdaroğlu'na Meclis'te yumruklu saldırıya uğramasından büyük üzüntü duyduğunu belirterek, olayı şiddetle kınadığını ve bu tür bir hadisenin asla tasvip edilemeyeğini ifade ettiği öğrenildi.

SALDIRGANIN 26 AYRI SABIKASI OLDUĞU BELİRTİLDİ

TBMM'de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na yumruklu saldırıda bulunan Orhan Övet'in aralarında hırsızlık, uyuşturucu kullanma, banka soygunu dahil 26 ayrı sabıkası olduğu belirtildi. Emniyet yetkililerinden CHP'ye verilen bilgiye göre Övet'in 2005 yılında uyuşturucu, 2012 yılında ise yaralamadan kaydı bulunuyor.



DHA
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner80

banner87

OKUL SAHİBİ SUÇU ÖĞRETMENLERE ATTI...
İzmir'in Çiğli İlçesi'nde, 3 yaşındaki Alperen Sakin'in 9 saat serviste unutulduğu için...

Haberi Oku