Gündem:
NARSİSTTİRLER, PARANOYAKTIRLAR, NE HÜKÜMET KURDURUR, NE DE KANI DURDURURLAR!

NARSİSTTİRLER, PARANOYAKTIRLAR, NE HÜKÜMET KURDURUR, NE DE KANI DURDURURLAR!

İşte Usta Gazeteci, Araştırmacı ve Yazar Soner Yalçın'ın, ODA TV ve Sözcü Gazetesinde yayımlanan 'Siyasi hadımlık korkusu' başlıklı o yazısı;

Siyasi hadımlık korkusu

Tüm bu olanların bir açıklaması olmalı:
1) Koalisyon hükümeti neden kurulamıyor?
2) Oluk oluk kardeş kanı hâlâ neden akıyor?
Bunları farklı sorular gibi algılıyorsanız, yanılırsınız…
Yanıtı/sebebi aynıdır.
Temel sorunumuz şu:
Diyalog kültürümüz yok!
Yani; karşılıklı konuşup, anlaşma -uyum sağlama kabiliyetinden yoksunuz.
Bunun sebebi; akılla değil, hislerimizle hareket etmemizdir.
Evet, rasyonel bir toplum değiliz.
Rasyonel bir akıl yürütme becerimiz yok.
Duygularımız yön veriyor tüm tercihlerimize/ kararlarımıza…
Örneğin…
Şu koalisyon meselesine AKP açısından bakalım:
Erdoğan “7 Haziran travması” yaşıyor.
Erdoğan “12 yıllık emeğinin/gücünün boşa gideceği” ruh hali içinde.
Ve Erdoğan bu duygusal çöküşü nedeniyle “iktidarını” kimseyle paylaşmak istemiyor!
Koalisyon; tercih etmek demektir. Bunun iki sonucu vardır; ceza ve ödül.
Erdoğan, koalisyonu kendine ceza olarak görüyor. Gücünü kaybedeceğini, Saray’a hapsedileceğini düşünüyor.
“Siyasi hadım” edilmekten korkuyor!
Keza. Biliyoruz ki:
Erdoğan kuşkucu bir kişilik.
Eğer çok kuşkucu iseniz, başkasının niyet ve eğilimlerini çok düşünürsünüz. Tercihinizi buna göre yaparsınız. Bu da çoğunlukla kötücül tercihlerin zeminini yaratır.
Bu nedenle…
Gerek koalisyon, gerekse terör meselesinin çözümündeki “masa” sadece göstermeliktir.
Mesele, kültürel yüzeyselliktedir.
Evet…
Diyalog, öteki’yle yaşama kültürüdür.
Eksiğimiz budur…

Kurtarıcıya bak!

Peki…
Neden diyalog kuramıyoruz?
Bakınız.Sorunlarımızı hep siyaset üzerinden konuşuyoruz.
Bu yanıltıcıdır.
Gözardı ettiğimiz gerçeklerimiz var.
Örneğin…
Siyasal liderlerin (keza Fethullah Gülen’in ya da Abdullah Öcalan’ın da) psikolojisini hiç tartışmıyoruz.
Oysa…
Siyaset ile psikolojinin yakın bir ilişkisi var.
Mesela. Diyalog masasındaki narsist kişi, seçme kudretini elinde tutmayı sever.
Kimdir narsist?
Narsisizm hem psikolojik hem de kültürel bir durumdur.
Narsist kişilik kendisini abartır; sadece iyi değil, en iyi olduğunu sanır.
Bencil, açgözlü, “önce ben” tavrı içinde olan ve çoğu zaman “yalnızca ben” şeklinde düşünen bir birey olarak tasvir edilir.
Narsist, gerçek benliğini değil, imgesini sever.
Aşağılanmaktan çok büyük korku duyar; çünkü ihtişamlı imgeleri, altta yatan yetersizlik duygusunu gizler.
Güç açlığı çekmelerinin altında yatan şey aşağılık kompleksidir. Bu aşağılanmayı güç yoluyla yok edebileceklerine inanır. Bu nedenle güç uğruna her şeyi yıkabilir.
Başkalarına karşı merhametsiz, istismarcı, sadist ya da yıkıcı olabilir.
Duygusuzdur. Zafer ya da yenilgi, hayat memat meselesi olarak görüldüğünden duygulara yer yoktur.
Kibirlidir; sıradan insana tepeden bakar; aşağılar sürekli.
Özgüven eksikliği kayıtsızlığa yol açar.
Fantezi dünyasında yaşar.
Şöhrete, haysiyetten daha fazla hayranlık duyar.
Başarı, saygıdan önemli hale gelir.
Ne hissettiklerinden çok nasıl göründükleriyle ilgilidir. Başkalarının onu mükemmel biri olarak görmelerine ihtiyaç duyar.
Herhangi bir suçluluk ya da vicdan azabı belirtisi göstermeden yalan söyler, aldatır, çalar hatta cinayet işlerler.
Davranışları genellikle kendilerine zarar vermeye yöneliktir; çünkü tek amacı vardır, kazanmak!
Bu davranışın altında yatan dürtüler, erken çocukluk döneminde yaşanan, çok travmatik ve aşırı bunaltıcı deneyimlerden kaynaklanır.
Aslında narsistin içinde; çaresiz, sevgiden yoksun korkmuş bir çocuk vardır.
Maalesef…
Ümitsiz, korkmuş ve kayıp insanlar kurtarıcıymış gibi onlara yönelirler…

Adının önemi yok

Evet, neden diyalog kuramıyoruz?
Gücün büyük bir öneme sahip olduğu toplumlarda, liderler kolaylıkla paranoid özellikler kazanabilirler.
Açayım…
Paranoid kişilik bozukluğu; başkalarından kuşkulanmak ve onlara karşı giderek artan güvensizlikle tanımlanır.
Bunlar, başkalarının amaçlarını daima kötü niyetli olarak yorumlar. Çünkü…
Paranoyak için hiçbir şey göründüğü gibi değildir. “Masum görünüşlü gerçeklerin”kendisini şaşırtmasına izin vermediğini sanır! Onların iç yüzünü görebildiğini iddia eder!
Ve:
Sürekli gizli anlamlar çıkarmaya çalışır; oralarda bir yerde olduğunu bildiği düşmanları hakkında ipuçları arar. Tezini destekleyen en ufak bir ip ucuna dört elle sarılır.
Tersi olan en güçlü kanıtları, kendisini sahte bir rahatlığa yönlendirecek düzmece olgular gibi görerek bir kenara atar.
Evet, paranoyak bunlara kanmayacak kadar akıllıdır; yüzeyde çelişkili görünen gerçekler, olsa olsa düşmanlarının ne denli zeki ve kötü niyetli olduğunu kanıtlamaktadır! Yani..
O, tehlikenin orada olduğunu bilir!
Muhalifleri ya da hasımları yoktur; sadece düşmanları vardır ve düşmanlar hemen yok edilmelidir.
Hiçbir itiraza tahammül göstermez. O gerçeği bilmektedir.
Mücadeleci, sinirli, huysuz, aşırı alıngan, kavgacı, tartışmacı, kolay incinen, ve aşırı şekilde savunmacıdır.
Sürekli tehdit altında ve tehlikede olduğunu düşünür.
Düşmanlar topluluğunun odak noktası olmak paranoyağa büyük önem -güven kazandır. Düşmana ihtiyaç duyar.
Uzatmayayım. O…
“Her şeyi yapabilir”
“Her yerde görünebilir”
“Her şeyi bilir”
İtibarıyla, diyaloğa ihtiyaç duymaz.
Evet…
Adları değişik olabilir.
Çeşitli ideolojilere sahip olabilirler.
Sonuçta…
Ne koalisyon hükümeti kurdururlar ne de kanı durdururlar…
Öteki, hep düşman hedeftir!..
Diğer yandan…
Diyalog kültürü geliştikçe, barış dili gelişir ve insanlar/toplumlar bir arada yaşayıp başarılı olur. Yani…
Aslında yaşadığımız şudur:
Sınava giriyorsunuz, soruyu okuyorsunuz, yanıtını biliyorsunuz ama doğru yanıt şıklarda yok!
Bir türlü sınıfı geçemiyorsunuz; hepsi bu…


Soner Yalçın
SÖZCÜ Gazetesi



Haber Habere
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner80

banner87

OLAĞAN DİYORLARDI, OLAĞANÜSTÜ KONGREYE GİDİYORLAR!
Daha önce olağan kongre yapılacağı ifade edilen AKP’de bunun aksine olağanüstü kongrenin 21 Mayıs’ta...

Haberi Oku