Gündem:
SÜHEYL BATUM FIRTINASI...!
SEVGİLİ DOSTLAR,,,

Ekmeleddin İhsanoğlu'nun CHP tarafından "çatı aday" olarak gösterilmesi konusundaki itirazımın nedenlerini Derli toplu ve SON KEZ sizlerle paylaşmak icin yazma geregini duydum. Başka kaynaklardan okumak zorunda kalmayın diye.

Bunun çok yararı da olacak.

Çünkü 10-15 yıldır alıştığımız "algı yaratma yöntemi ile kandırma" çabaları yine aynı sekilde başladı. 

Farklı gibi görünen aktörler, farklı televizyonlar, farklı gazeteciler, farklı yazarlar, (üstelik bazıları da sizlerden görünenler) aynı hedefe kilitlendiler; Saçma sapan, yalan yanlış bir sürü bilgi ve sözüm ona aptalca analizlerle, kafaları karıştırma ve sizleri ikna(!) etme hedefine.

SORU 1) Tek başına CHP'nin adayı nasıl seçim kazanacak diye soranlar var. Bu nedenle ortak aday çıkarılması neden yanlış olsun diyorlar?

Bu soruyu soran iyi niyetliler dışında, çoğunun yanıtı bildiğine, ama "oyunun içinde oldukları" için yalan söyleme yolunu seçtiklerine eminim.

Çünkü tabii ki ortak aday seçilebilirdi. Hatta seçilmeliydi de. 

Ama insaf edin CHP- MHP ve diğer partilerin üzerinde anlaşabilecekleri tek aday siyasal İslamcı, Rabıtacı, siyasal islamın parasal kaynaklarını sağlayan Vakıfların yoneticisinden başkası olmaz mıydı? Olamaz mıydı?

Olamazdı diye iddia edenler, bunun nedenini açıkça açıklamadan, ikna olmamız mümkün değildir. 

Hatta daha aday belirlenmeden önce de ileri sürdüm. Neden Mehmet HABERAL olmasındı? Akademik kariyer ise, akademik kariyer. Dünyaca ün kazanmak ise, o da var. Uluslararası saygınlık ise, o da var. Her kesimden oy alabilecekse, alır. Ama sakın bir tek şeyi eksik demesinler; uluslararası oyunun, projenin icinde değil. 

Neden Murat BAŞESGİOĞLU olamazdı, neden İlhan KESİCİ olamazdı ? Neden Sami SELÇUK olamazdı?

Bir anlatsınlar görelim, duyalım bakalım !

SORU 2) İhsanoğlu'na karşı çıkanlar, onu tanımıyormuş, tanıyınca çok seveceklermiş. Bunu ileri sürenler de var.

Bunu da cok ciddi bulmuyorum. Önemli olan sevip, sevmemek değil, kendimize damat ya da baba aramıyoruz. TC'ne cumhurbaşkanı seçiyoruz. 

Yeter ki, Uğur Mumcu'nun yazdığı Vakıfların icinde yer aldığı yalan olsun. Bize onu söylesinler yeter. 

Yeter ki Türkiye'de 1980 ler sonrası CIA desteği ve parası ile, Siyasal Islam üzerinden Türkiye'yi teslim alan şeriatçı oluşumlara gerekli finansı sağlayan Vakıfların yöneticisi olduğu yalan olsun. 

Yeter ki Uğur Mumcu'nun, Soner Yalçın'ın, Yılmaz Özdil'in ve digerlerinin tüm yazdıkları gercek dışı olsun.

Bunlar bize yeter!

Yoksa oyunun bir parçası olarak, hemen bazı gazetelerde verdigi, düzmece Atatürk sevgisi demeçlerine ne gerek var. (zaten zorlama olduğu da, ikna oyunun bir parçası olduğu da çok açık anlaşılıyor, o da ayıp, kişiliğine, akademik kariyerine yazık)

SORU 3) İhsanoğlu'na karşı çıkanların Baykal'cılar, Ulusalcılar, olduğu, onlar dışında herkesin memnun olduğu söyleniyor. Bunu yazan, iddia edenler var.

Tabii ki, algı yaratarak kandırma yöntemini uygulayan gazeteci, yazar, sözde aydınlara, siyasetçilere bir şey söylemeye gerek yok.

Türkiye'nin son 15 yılını izleyen herkes, bunların yöntemlerini ve söylediklerini, sahtekarlıklarını gördü. Ünlü (!) anchorman'lerden tutun, CIA ajanı gazetecilere kadar, RTE'nin uçağında gezdirdiği, midesinden bağladığı gazeteci, akademisyen, yazarlardan tutun, bunlara heves eden yeni yetmelere kadar, bunların ne olduğu belli, açıkta.

Ama bunlara inananlar da olabilir. Tek şey söyleyeyim. Kesinlikle doğru değil. Bunu söyleyenler, şu anda baskı altında olan milletvekillerine ya da yöneticilere değil de, örgütlere, seçmenlere yani "aile üyelerine" bir sorsunlar bakalım. 

Aldıkları yanıtı sonra konuşuruz.

SORU 4) Mansur Yavaş' a neden bir şey söylemediniz diyenler var. 

Bu soruyu soranların da, iyi niyetli bir kaçı dışında, yanıtı bildiğine ama "oyunun içinde oldukları" için yalan söyleme yolunu seçtiklerine eminim.

Çünkü hiç bir gün, Cumhurbaşkanı mutlaka CHP milletvekillerinden biri olsun düşüncesi içinde olmadım. Üstelik bunu açık açık da söyledim. 

Hatta Yalova ve Mahmudiye secimlerinden sonra açıkça yazdım.

Görüntü cok açıktı. Mahmudiye ve Yalova seçimleri cok açık göstermişti ki, AKP seçmeninden (hele bu dönemde) oy almak cok zordu. Yapılması gereken, CHP-MHP-DP -İP ve diğer partilerin bir aday üzerinde anlaşması idi.

Bu sayede tekrarlanan Yalova seçiminde de, Mahmudiye'de de, AKP aynı oyu almasına karşın kazandık. Yapılması gereken yine aynı şeydi. 

Ama bunun icin bir çok aday çıkabilecek iken, aynı RTE çizgisinde olan bir siyasal islamcının gösterilmesi zorunlu muydu? Neden zorunluydu?

Ve açıkça söylüyorum, DOĞRU BİR ADAYDA birleşilmesi durumunda başarı şansı da çok yüksekti. 

Zaten inanıyorum ki, "birileri" bu gerçeği gördükleri icin, oyun bozulmasın, her durumda siyasal islam projesi sekteye uğramasın diye, CHP'ye de etki edip, Sayın İhsanoğlu'nu aday gösterttiler. Hem de dikkat edin MHP' ye bile değil, CHP'ye

SORU 5) Yanıtlanması gereken SON soru da şu; birileri "ne var, önemli olan RTE'ye karsı mücadele etmek, o mu kazansın" diye soruyorlar.

Bu soru da yanlış. Maalesef inandığını söyleyen dürüst gazeteciler de, partililer de, Cumhuriyet yanlıları da olabiliyor.

Oysa gerçek şu; Türkiye Cumhuriyeti, özellikle bu bölgede o zamana kadar olmayan, pırıl pırıl parlayan bir model yaratmıştır. "Demokratik, laik, sosyal, bağımsız bir Cumhuriyet" modeli.

Ve yıllarca bazıları, bu modelin karşısına farklı bir model çıkarmaya çalıştılar.

"Yeşil kuşak" projesinden başlayarak, siyasal islam projesi, mikro milliyetçilikler projesi, hatta Arap Baharı ve BOP projeleri de, bizim "demokratik, laik projemizin" karşısına çıkarılan projelerdir.

Bu projelerin tümü uygulandıkları ülkelerde, CIA desteği ile de inanılmaz değişikliklere yol açtı. 

Örneğin Hüsnü Mübarek, Mısır'da 2005 yılında oyların yüzde 88,6 sini aldı. Sonra tam tersini Mursi aldı. Daha sonra da onu idama mahkum eden Sisi yüzde 99 aldı.

Yine örneğin Gürcistan'da devrim sonrasında, halk, sözüm ona Şevardnadze'yi bile istemeyip, hiç tanımadıkları, ABD'de avukatlık yapan Saakaşvili'yi işbaşına getirmek(!) istedi(!)

Yine örneğin Libya'da, halk, Kaddafi'yi linç edip, yerine hiç tanımadığı, 40 yıldır ABD'de yaşayan Abdurrahim El Keib'i getirmek istedi(!)

Ne tesadüf(!) değil mi? Size tanıdık geldi mi dersiniz?

Ama bu projeleri yapan "laboratuvarların yöneticileri" ya da CIA, Türkiye'de ise, hep şaşırdılar.

Baktılar ne olursa olsun, "Atatürk ve Cumhuriyet projesinden" vazgecmeyen bir kitle var. Evet yüzde 20 olabilir, yüzde 25 ya da 30 olabilir. Ama hiç vazgeçmiyor. 

Evet bu kitle, iktidar olamıyor. Ama en azından 1 Mart tezkeresini geçirtmiyor. Suriye'ye müdahaleyi engelliyor. Öcalan'ın "Türkler, Kürtler, Araplar, bizi birbirimize bağlayan tek bağ islam birliğidir, ulus devlet yerine islam birliğine dayalı bir yeni devlet kuralım" söylemini reddediyor. Bir daha ağzına almasına bile engel oluyor.

Bu kitle, bu yüzde 20, 25, 30 hiç korkmuyor ve geri adım atmıyor da! "Al senin o ılımlı islam projeni, BOP projeni, Cumhurbaşkanı uçaklarını, kömürlerini, makarnalarını, başına çal, bana demokratik, laik, bağımsız Cumhuriyet modeli yeter" diyor.

İşte önemli olan CHP ve MHP ve diğer partilerin bu "demokratik, laik Cumhuriyet modelini" temel alan bir kişiyi ortak aday göstermeleri idi. 

Yani RTE' nin de içinde olduğu siyasal islam görüntülü küresel sermaye modeline karşı "Atatürk Cumhuriyeti" modeline sahip çıkan birini aday göstermeleri.

Ve böylece başarı şansı da cok yüksekti. 1 Haziran secimleri bunu açıkça göstermişti. O kadar güçlü olduğu iddia edilen RTE, üstelik partisi iktidarda iken, yerel yöneticiler genel olarak iktidara bağlı iken, Yalova ve Mahmudiye'de, Çorum'da kaybetmişti. 

Nitekim Atatürk ve arkadaşları da, bu Cumhuriyet modelini kurarken, devrim yasalarını yaparken, birilerinin "biz yapamayız, gelin Amerikan ya da İngiliz mandasını kabul edelim, gelin biz halife olup, halifeliği devam ettirelim" taleplerini görmezden gelmişlerdi, itibar etmemişlerdi.

Ama bugün ne yapılıyor? Biz normal birini seçtiremeyiz, gelin başka bir siyasal islamcıyı aday gösterelim, bari onunla vuralım" deniyor.

Yani Atatürkün partisi, Atatürkün yapmadığını yapıyor. Yani bir anlamda "bırakın cumhuriyeti, ilk önce halifeyi biz secelim, sonra işimize bakarız, Cumhuriyeti o zaman kurarız" demiş oluyor. 

Aynen böyle denmiş oluyor.

İşte bu nedenlerle bu projeye de, uygulanmasına da, adayına da karşıyım. Ve Cumhuriyetçilerin, Cumhuriyete gönül vermiş insanların, CHP'lilerin de büyük çoğunluğu eminim ki karşılar.

Şimdi tüm dostlarıma, bu sorulara ve verdiğim yanıtlara bir de bu gözden bakmalarını rica ediyorum. Yeter ki, "malum koronun" algı yaratma ve kandırma yöntemlerine kapılmasınlar. Aldanmasınlar.

Çünkü göreceksiniz, Balyoz davasında olduğu gibi, mutlaka kazanacağız. Belki yarın, belki yarından da yakın...


Prof.Dr.Süheyl Batum
https://www.facebook.com/Prof.Dr.Suheyl.Batum



Haber Habere
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Misafir Avatar
ipek ekşi bulut 3 yıl önce

O kadar açık ve net anlattınız ki ....ama bu nedenler tv de asla konuşulmuyor .Peki biz neye ve kime oy verelim.Bilgi yok anlatım yok.Chp içinde bölünmüş .Bu tıpkı Osmanlının parçalanma döneminde ki mandaçılk isteyen teslimiyetçi duruma benziyor.

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner80

banner87

TBMM BAŞKANI BELLİ OLDU
AKP İstanbul Milletvekili İsmail Kahraman, 289 oyla yeniden TBMM Başkanı seçildi...

Haberi Oku