Önce şu son zamanlarda beynimizi ateşe veren haberlere bir göz atalım…
Biliyorsunuz, yıllar sonra istihbarat üst düzey yetkilisi Kâşif Kozinoğlu’nun Silivri’de şüpheli ölümü dosyası yeniden açıldı! Hatta mezarı açılarak Kozinoğlu’ndan geriye kalanlar Adli Tıp’ta otopsiye bile götürüldü…
Birçok kişi gözaltına alındı, tutuklananlar oldu. Onlardan ikisi kimdi peki?
-Dönemin FETÖ’cü Başsavcısı Ali İşgören ve Silivri Cezaevi Savcısı Necip Doğan!
Devam edelim; Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, 2022-2024 tarihleri arasında farklı adliyelerde rüşvet dağıtıldığı ve davalara müdahale edildiği iddiasıyla soruşturma başlattı. Beş kişi tutuklandı. Gözaltına alınanlardan birinin de Avukat Buket Tekışık olduğu ortaya çıktı. Bu hanımı şuradan hatırlayacaksınız: savcı odasında fotoğraf çektirip, “Ben kaybetmem, hallederiz” pozu vermişti! Kimlere, hangi davalar için rüşvet verildiğini, müdahale edildiğini henüz bilmiyoruz!
Batık fon krizinde, 500 bini aşkın kişinin 1 trilyon lira civarındaki yatırımının nasıl “lüp edildiği” medyada günlerdir anlatılıyor! Ancak, bu paralar nasıl bulunacak, alınacak, sahiplerine iade edilecek onu duyamıyor, okuyamıyoruz!
Bazı uzmanlar, pek umutlu değil maalesef. Devletin, borsa yönetiminin gözü önünde gerçekleşen dolandırıcılık mutlu sonla bitecek mi, küçük yatırımcı kurtarılabilecek mi sorularına verilen yanıtlar da bunu gösteriyor:
-Gitti, gider, üzerine bir bardak su!
Uzun yıllar önce “Bankerler faciası” ya da özellikle yurtdışıdaki yurttaşlarımızdan toplanan milyarların akıbeti de aynen böyle olmuştu… Hatta pişkin bir banker bozuntusu aynı sözcükleri kullanmıştı:
-Üzerine bir bardak soğuk su içsinler!
Yargının güven endeksi yerlerde sürünüyor!
Mesela, muhalefetin yolsuzluk, irtikap, ihalede rüşvet gibi “gizli tanık” enflasyonlu davalarında kriz üstüne kriz yaşanıyor, o tanıklar suçlamalarından, itiraflarında vazgeçiyorlar! İddianamelere ek iddianameler düzenleniyor!
-Örnek o kadar çok ki!
Yukarıdaki örnekleri özellikle seçtim; çünkü bu yaşadıklarımızı daha iyi anlayabilmek için temel bir soruyu açıkça sormak gerekiyor:
-Yargımızın, hukukumuzun durumu ne merkezde?
Açtım, 2025 yılında “Yargıya Güven Endeksine” baktım. Durum hiç iç açıcı değil! Mesela Mayıs 2025 itibarıyla Panorama Araştırmaya göre halkın yargıya güveni yüzde 27’ye düşmüş. 2024’e göre yüzde 33 gerilemiş!
Biraz daha açalım; Gündemar Araştırma’nın Ekim 2025’te “Yargı ve adalet sistemi kötüye gidiyor” diyen araştırma sonuçlarına bakalım...
Öncelikle şunu söylemek gerek: Ülkemizde her dört kişiden üçü yargıya güvenmiyor! Partilere göre dağıtıldığında da durum felaket:
-AKP seçmeni: Yüzde 43, MHP seçmeni: Yüzde 63, CHP seçmeni: yüzde 93, İYİ Parti seçmeni: Yüzde 83, DEM Parti seçmeni: Yüzde 88 yargıya güvenmiyor!
Bir hukukçu dostuma bu verilerle ilgili düşüncelerini sordum, gülümseyerek şu yanıtı verdi:
-Bunlar epey eskimiş! Bugün durum daha da beter!
Berlin’deki hakimler!
Nefesiniz kesildi, içiniz acıdı değil mi?
-Benim aklıma ise tee 276 yıl öncesi geldi!
Daha önce bu köşede yazmıştım; 1750 yılında Prusya Kralı Büyük Friedrich ile değirmenci Sans-Soici arasındaki o inanılmaz tartışmayı anımsadım… Bir bölümünü paylaşmak isterim…
Kral, Potsdam ormanlarında gezinirken bir tepeyi görünce adeta âşık olur ve tam o noktaya bir yazlık saray yaptırmaya karar verir. Ancak orada bir değirmen vardır ve sahibi de orayı satmamaya kararlıdır. Adamları ne yaparlarsa yapsınlar, ne kadar para verirlerse versinler değirmenci hep “hayır” der. Bunu duyan Friedrich çok kızar ve adamı saraya çağırır. Aralarında tarihe kazınan şu konuşma geçer:
Sans-Soici: Satmıyorum!
Kral: Unutma ki ben kralım, istersem zorla alırım!
Değirmenci biraz hüzünlü, biraz acıyan gözlerle krala bakar ve şöyle der:
-Asıl sen unutma ki BERLİN’DE HAKİMLER VAR! Hiçbir güç, hiçbir siyaset, hiçbir iktidar, kral bile olsa adaletten üstün değildir. Hiç kimse adaletin üstüne çıkamaz, orada oturamaz!
Peki sonra ne oldu?
-Potsdam’da o saray yapıldı!
Hem de o değirmenle yan yana! Yüzyıllarca adaletin simgesi olarak gösterildi! Kral sarayına değirmenci Sans-Soici adını verdi. Büyük Friedrich’in şöyle söylediği rivayet edilir:
-Adalet her sabah bana sıcak bir ekmek kokusuyla gelirdi!
Berlin’e yolu düşenler o şahane sarayla, mütevazı değirmenin bugün de sarmaş dolaş ayakta olduğunu görebilirler…