BİZE BU SAVAŞIN GEREKÇESİNİ ANLATIN!..
Halbuki, önceki günden beri yapılan açıklamalarda bir anlaşma sağlandığı, en azından 5 Mart’ta AKP’li Cumhurbaşkanı’nın Moskova’da Putin ile görüşeceği bildirilmişti. Hatta Cumhurbaşkanı, “Orada çözeriz, ateşkes ya da başka bir şekilde yoluna girer” mealinde bir açıklama dahi yapmıştı!..
O halde ne oluyor? Anlaşıldığı kadarıyla taraflar bu görüşme öncesi İdlib’de mevzi kazanmaya, kendi durumunu güçlendirmeye çalışıyor. Türk uçakları, Suriye hava sahasına girmeden sınırdan atışlar yapıyor… Bu arada Rusya, hava sahası kapalı bölgede Türk uçaklarının güvenliğini garanti edemeyeceğini de açıkladı!..
–Ve biz, bize anlatıldığı ya da gösterildiği kadarının dışında ne olup bittiğini bilmiyoruz!..
O sahada İran destekli milisler de var mesela. Onlarla bir yakın temas, İran’la bir savaş riski oluşturabilir mi? Bu soruya yanıt eski Dışişleri Bakanı Şükrü Sina Gürel’den geldi:
–ABD ve İsrail’i çok memnun edecek gelişmeler olabilir. İran’la karşı karşıya gelebiliriz?
Büyük Ortadoğu Projesi çerçevesinde eninde sonunda Türkiye ile İran’ın karşı karşıya getirilebileceği tüm uzmanların, stratejistlerin dikkat çektiği bir durumdu… Şimdi böyle bir tehlikenin doğması en çok kimi mutluluktan uçurabilir sorusunun yanıtını en kısa ve net biçimde vermiş Gürel!..
Sayın Türk medyasından öğrenemediklerimiz için
dünya medyasını taramak günlük işlerimizin en önemli kısmını oluşturmaya başladı!.. Bir de internet, sosyal medya tabii… Dün internette bir alıntıya rastladım; “Suriye gerçeğini” sakınmadan ve en doğru biçimiyle gözler önüne seriyordu… Bir bölümünü alıntılanmak, bize
algılatılmaya çalışılan duruma ışık tutabilir…
“Suriye gerçeği budur!”
Uzun bir metin, ancak bazı maddelerini paylaşacağım:
“Hem ‘Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılıyız” deyip hem de yerel muhalif CİHATÇI çetelerle işbirliği yapmamız tam bir oksimorondur…
Şu politikalar ile bir zamanlar biz hasta adamken topraklarımız üzerinde hesaplar yapan çakal emperyallerden ne farkımız var?.. Emperyalizmcilik mi oynayacağız?. Bu halimiz ile mafya babalarına sövüp sayan ama içten içe mafya Babası olmak isteyen ve güce tapan şizofrenik bir ruh halinde olduğumuz gibi bir resim yok mudur ortada?
Ülkemizin hatırı sayılır bir çoğunluğu bu harekatın meşruiyetine ikna olmuş değildir. BEKA ikna edici bir gerekçe değildir. Nasıl bir Beka’dan bahsedildiği de belli değildir. Beka kavramının içi boşaltılmış, yerel seçimlerde bile kullanılır olmuştur…
Lider herkesin kendisi gibi düşünmesini istemekte, tersini düşünenleri vatan haini ilan etmektedir…. Vatan hainliği çok sıradanlaşmıştır. Ve bu durum gerçek vatanseverleri çok üzmektedir,,,
“Suriye halkı bizi davet etti” deniyor. Kim bu halk? Lideri kim ne zaman davet etti? Cihatçı çeteler mi Suriye halkını temsil ediyor? Bu durumda biz komşudaki yangını söndürmeye mi gittik, ateşi harlamaya mı?.
Kurucu lider ‘Yurtta sulh, cihanda sulh” diyor, onun hiç mi hatırı yok? Ömrü cephelerde geçmiş bir adam bu lafı neden söylemiş olabilir? Bu laf aynı zamanda bir ilkedir ve Cumhuriyet’in temel felsefesidir. Bu sayede yıllardır bu ülke istikrar ve barış adasıydı, bir de şimdiki halimize bak…
BOP Eşbaşkanı olduğunu kendi ağzıyla deklare etmiş bir liderin emir komutasında böyle büyük harekatlara katılmamız ne kadar doğrudur? Neredeyse her büyük siyasi olayda kaldırıldığını ifade eden, kitap okumayan, tarih, strateji, taktik nedir bilmeyen bir lidere n kadar güvenebiliriz? Etrafında akil adamlar var mıdır? Varsa bile onların sözünü ne kadar umursamaktadır, bilebiliyor muyuz? BOP projesinin Suriye’nin kuzeyinde, Akdeniz’e çıkışı olan, ABD ve İsrail’in müttefiki bir Kürdistan kurmak olduğunu bilmiyor musunuz?
“Tarihden hiç mi ders alınmıyor?”
“Bir kifayetsizlik örneği olarak, hava kuvvetleri desteği olmadan sadece yakın kara ateş denk unsurları ve birkaç SİHA ile koskoca ordumuzu yabancı bir ülkenin topraklarına sürmek ile, Enver Paşa’nın yetersiz silah ve teçhizatla kış şartlarında 90 bin askeri Ruslara karşı Allahüekber Dağlarına sürmesi arasında ne fark vardır?
Tarihten hiç mi ders alınmamaktadır? Binlerce kitap okumalarına yerel yok, sadene Sun Tzu’yu okusalar böyle fahiş hatalar yapmazlardı.
Harekatın siyasi ve askeri hedefi belli değildir. Ben şu ana kadar “misliyle karşılık vermek” dışında bir hedef göremedim…
F-35, PATRİOT ve S-400 saçmalıklarına, milletin parasının çar çürük edilmesine, yediğimiz kazıklara girmek bile istemiyorum…
Ve son olarak; hani biz ensardık, hani mazlumların yanında, zulmün karşısında ezilenin dostu Müslümanlardık? Hani Suriyeliler bizim kardeşimizdi!.. Batı ile anlaşmazlığa düştüğümüz ilk fırsatta adamları çoluk çocuk kış günü Ege’nin soğuk sularına insan tacirlerinin vicdansızlığına siyasi malzeme olarak kullanmak üzere terk etmedik mi?
Şu ana kadar dış politikada yaptığımız doğru dürüst hiçbir şey yok.
-Suriye’de ne işimiz var, kimse bilmiyor. NOKTA!..”
Bu bir Türkiye Cumhuriyeti yurttaşının çığlığı…Yanıt verilmeyen, daha da beteri hakaret edilen diğer milyonlar gibi!..
-Susmak, hakaret etmek, “hain” ilan etmek yanıt değildir!..
https://twitter.com/umit_zileli