Gündem

"BU NASIL BİR DENGE? BU NASIL BİR VAHŞET? BU NASIL BİR TALAN?"

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, BTP İstanbul İl Başkanlığı tarafından düzenlenen iftar programında konuştu.

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, “Bugün ülkenin bütçesine baktığınızda yıllık gelirinin yüzde 90'ı vergi ve cezalardan oluşuyor. Bu adaletsizliği ortadan kaldırmanın yolu tek bir şey var arkadaşlar: Neyi verdilerse geri alacaksınız. Tonlarca altını Kanadalı firma alıp çıkarıyor ama vatandaş evladının düğününde çeyrek altın takamıyor. Böyle bir şey olabilir mi? Bu nasıl bir denge? Bu nasıl bir vahşet? Bu nasıl bir talan? Kimin o altın? O yabancı firmanın alıp götürdüğü altın sizin” dedi.

Hüseyin Baş, BTP İstanbul İl Başkanlığı tarafından düzenlenen iftar programına katıldı. Kur'an tilavetiyle başlayan programda; partiye üye yapma kampanyasında dereceye girenlere ödülleri verildi.

Baş, iftar sonrası yaptığı konuşmada, şunları kaydetti:

“Bu kadar bolluk varsa neden bu vahşet yaşanıyor”

“Amerika ve İsrail ittifakının İran'a malum açtığı bir savaş var. Dünyada öyle bir eşik aşıldı ki, koca koca devletlerin meşru hükümetlerinin başındaki insanlar birilerinin canını sıkıyor diye gece yataklarından alınabiliyor veya kafalarına bomba atılabiliyor. Dünya böyle bir eşiği açtı. Bunlar olacak işler değildi. Yani herhalde Hitler bunu yapmadı. Bir yanda kan, vahşet, açlık, gözyaşı varken bir tarafta da bakıyorsunuz dünya nimetleri bu kadar zenginliğe hiçbir zaman ulaşmadı. Bu kadar bolluk varsa neden bu vahşet yaşanıyor?

“Altta kalanın canı çıksın”

Sorsak herkes adalet istiyor. Geçenlerde yeni Adalet Bakanımız Sayın Akın Gürlek bile adalet istiyor. Sanki ben tesis edeceğim adaleti… Herkesin bunları istediği bir ortamda, bu adaletsizliğin, bu savaşın, bu eşitsizliğin yeri nedir diye sorduğunuzda, devreye giren temel bir faktör var. Nedir o arkadaşlar? İnsan. İnsanın olduğu yerde bunlar yaşanıyor. Peki insanın böyle olduğu bir düzlemde bir dünya sisteminin, bir ekonomik sistemin, bir sosyal sistemin ne olması gerekiyor dediğimizde kapitalizmin cevabı şu oldu; Altta kalanın canı çıksın. Peki buna mukabil Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli'nde nasıl bir cevap verdi? O, 'Eğer toplumların menfaatlerini ve ülkelerin menfaatlerini insanların şahsi menfaatleriyle örtüştürebilirsen hem insan yaşar hem devlet yaşar' dedi. Bu felsefe, Şeyh Edebali'nin adını Milli Ekonomi Modeli diye koymadığı felsefe. Bu felsefe, Atatürk'ün adını Milli Ekonomi Modeli diye koymadığı felsefe ama bu felsefe onlarla aynı felsefe.

“Bu dünyaya adaleti birisi getirecekse o Türk'ün adaleti olacak”

Önümüzde bir dünya savaşı ihtimali var. Bu savaşı engelleyebilecek dünyadaki tek güç Türk'ün gücü. Dolayısıyla herkesin sorumluluklarının farkına varıp gereğini yerine getirmesinin tam da vaktidir. Aksi halde biz eğer Trump'tan demokrasi beklersek, biz eğer Netanyahu'dan barış beklersek, biz Avrupa'nın adaleti getirmesini beklersek çok bekleriz. Onlar adaleti ancak kan ve vahşetle getirecek. Bu dünyaya adaleti birisi getirecekse o Türk'ün adaleti olacak. Bunları hamaset olsun diye söylemiyorum, bir hakikati ortaya koymak için söylüyorum.

“Bugün devletimiz yönetenlere büyük sorumluluk düşüyor”

O yüzden bugün hem bizlere, hem devletimizi yönetenlere çok büyük sorumluluklar düşüyor. Herkes üzerine düşeni yapmalı. Önce öyle bir model kendi ülkemizde inşa etmeli ve göstermeliyiz ki, bütün dünya buna öykünmeli, bütün dünya bunu örnek almalı. Önce o modeli kendi ülkemizde hayata geçirmeliyiz. Bu modelin ilk harfi nedir desek oraya da adalet yazarız. Nerede adalet? Adliyede adalet, sokakta adalet, esnafta adalet, emeklide adalet, işçide adalet, sistemde adalet. Her yere adaleti gelmediği müddetçe hiç kimse hiçbir yerde huzur bulamayacaktır. Türkiye'ye getirmemiz gereken ilk şey adalettir. Bunun ilk atılacağı adım da gelirde adalet.

“Devletin elinde ekonomiyi yönlendirecek argümanlar olmalı”

Dünya nüfusunun yüzde 10'u dünya zenginliklerinin yüzde 90'ına sahip. Yüzde 10'un çöpe attığı yiyecek dünyadaki bütün açlığı bitirecek kadar fazla. Böyle bir adaletsizlik. Kim devreye girecek bu adaletsizliğin çözümü için? Devlet devreye girecek. Nasıl girecek? Devletin elinde ekonomiyi yönlendirecek argümanlar olacak. Bu argüman olmadan devlet nasıl adaletsizliği çözebilir? Eğer piyasayı yönetecek argüman elinizde yoksa adaletsizliği ortadan kaldırmak için yeni bir adaletsizliğe ihtiyacınız var. Nasıl? Hiç günahı olmayan bir adama fazla vergi yapıştırırsın, markete gidersin ceza kesersin. Başka bir adaletsizlikle adalet temin etmeye çalışırsınız. Niye? Çünkü elinizde bunu çözecek hiçbir argüman kalmamıştır. Bu argümanlar nelerdi? SEKA'ydı, Petkim'di, Tekel'di, şeker fabrikalarıydı.

“Cumhuriyet'in zenginliği olan yüzlerce fabrika değerinin kat kat altına bu ülkede elden çıkarıldı

Bunun gibi Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet'in zenginliği olan yüzlerce fabrika değerinin kat kat altına bu ülkede elden çıkarıldı. Şimdi ekonomi adaletsiz. Devlet niye bir şey yapmıyor? Çünkü bir şey yapması için yeni bir adaletsizlik yapması lazım. Başka yolu yok. Emekliye niye 20 bin lira veriyor? Bugün bayram geliyor, ikramiye konuşuluyor. 4 bini 5 bin yapamayan bir hükümet. Nasıl yapsın? Elinde para yok. Çünkü sana 5 bin lira vermesi için devletin senden daha fazla vergi alması ve sana ceza kesmesi gerekiyor. Bugün ülkenin bütçesine baktığınızda yıllık gelirinin yüzde 90'ı vergi ve cezalardan oluşuyor.

“Bu adaletsizliği ortadan kaldırmanın yolu, neyi verdilerse geri alacaksınız”

Bu adaletsizliği ortadan kaldırmanın yolu tek bir şey var arkadaşlar: Neyi verdilerse geri alacaksınız. Benim altın madenim var. Tonlarca altını Kanadalı firma alıp çıkarıyor ama vatandaş evladının düğününde çeyrek altın takamıyor. Böyle bir şey olabilir mi? Bu nasıl bir denge? Bu nasıl bir vahşet? Bu nasıl bir talan? Kimin o altın? O yabancı firmanın alıp götürdüğü altın sizin. Daha 10 sene öncesine kadar iktidar yetkilileri ‘Bizim yeraltı kaynaklarımız yok’ diyen yöneticilerdi. Bugün bakıyorsunuz ülkenin her yerinden petrol fışkırıyor, doğal gaz fışkırıyor. Var mı? Gerçekten var. Fazlası var. Bu ülkenin her türlü zenginliği var. Ama ne yapıldı? 80'lerden beri başlayan bir özelleştirme furyasıyla, özellikle 2002’den sonra inanılmaz hızlandırılarak elimizden çıkarıldı. Bize ne kaldı? Vergi ve cezalar... Dolayısıyla devletin gelirdeki adaletsizliği çözmesinin tek yolu yeni bir adaletsizlik oldu. Bu adaleti tesis edecek Türkiye'de bir tane siyasi parti var: Bağımsız Türkiye Partisi. Bu adaleti başka hiç kimse tesis edemez.”