Gündem:
ODATV KOMPLOSUNU CEMAAT VE HÜKÛMET EL ELE KURMUŞTUR!
ODATV KOMPLOSUNU CEMAAT VE HÜKÛMET EL ELE KURMUŞTUR!

Odatv Davası’ndaki hukuksuzluklar soruşturma konusu oldu. Komplo soruşturması; Odatv avukatlarından Hüseyin Ersöz’ün Odatv soruşturması sürecinde dijital belgeleri incelemeleri için görevlendirilen 8 polis bilirkişisi hakkında yaptığı suç duyurusu üzerine başladı. 

Söz konusu soruşturma kapsamında; Odatv Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan İstanbul Adliyesi’ndeki Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu savcılarından Cumali Karakütük’e ifade verdi.

İŞTE BARIŞ PEHLİVAN’IN SAVCIYA VERDİĞİ YAZILI İFADESİNİN TAM METNİ

“Ben Odatv Genel Yayın Yönetmeni’yim. Bu görevime devam ederken, 14 Şubat 2011 tarihinde Odatv soruşturması kapsamında gözaltına alındım ve akabinde tutuklandım. Tutukluluğumun 20. ayına girdiğim gün; 14 Eylül 2012 tarihinde o zaman yargılandığım kapatılan İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tahliye edildim. 

Gözaltına alındığım günden bugüne temelde hep aynı şeyi söyledim: “İçinde polis, savcı ve hakimlerin de bulunduğu bir çete tarafından komployla hapse atıldım. Yargılanan ben değil, gazeteciliktir.”

Bu komplonun ayrıntılarını anlatmak istiyorum: 

Odatv davasının iddianamesine göre; suçlanmamıza gerekçe gösterilen temelde 13 adet dijital dosya var. Daha önce görmediğimiz bu dijital dosyaların; benim, Odatv’nin ve şimdiki Odatv Ankara Haber Müdürü Müyesser Yıldız’ın bilgisayarlarından çıktığı iddia ediliyor. Ve tüm bunlar, bizler gözaltına alındıktan sonra bilgisayarlarımızdan çıkıyor. Yani, gözaltına gelindiğinde “terör örgütü üyeliği” suçlamasına ilişkin elde hiçbir delil yok. 

İNSAN KENDİ KOYSA BU KADAR KOLAY BULUR

Şunu vurgulamak isterim; Odatv’nin ait olduğu Proje-CT adlı şirket bir prodüksiyon firmasıdır. Yani; haber programları, belgeseller, televizyon dizileri gibi prodüksiyon alanlarında faaliyet gösterir. 

Polisler 14 Şubat 2011 tarihinde yaptıkları ilk gözaltı operasyonu sonucunda; 35 ayrı bilgisayar hard diski, 3095 DVC Pro/Betacam arşiv kaseti, 1906 CD/DVD, 471 Mini DV kaset ve 21 VHS kasete el koydu. 

Ve iddiaları o ki; tutuklanmama gerekçe gösterilen imzasız dijital word sayfalarını, milyonlarca veri içinden 48 saatten kısa sürede hemen buldular! Bu teknik olarak imkansıza yakındır. İnsan ancak kendi koysa bu kadar kolay bulur. Ve zaten gerçek şu ki; polislerin de içinde olduğu devlet içindeki çete, bilgisayarlarımıza kendi koydukları dosyaları hemen ortaya çıkardılar. 

BİLGİSAYAR İNCELENMEDEN İÇİNDEKİLER BİLİNİYORDU

Bunu kanıtlayacak birçok olgu var; ama sadece çarpıcı bir örnek vereyim:

3 Mart 2011: Gazeteci Müyesser Yıldız, Odatv soruşturmasının 2. dalgasında Ankara’da gözaltına alındı. Polisler el koydukları materyallerle birlikte, Gazeteci Yıldız’ı İstanbul Emniyeti’ne getirdi.



5 Mart 2011 / Saat 23:50: Müyesser Yıldız’ın emniyet ifadesi alınmaya başlandı. Gazeteci Yıldız susma hakkını kullansa da, tüm sorular soruldu, tutanak altına alındı. Odatv iddianamesinin 25’inci ek klasöründe bulunan ifade tutanağında; Müyesser Yıldız’ın bilgisayarında “Ulusal Medya 2010”, “SY”, “Hanefi” ve “Hocadan Notlar” adlı dokümanların bulunduğu belirtiliyor. İstanbul Emniyeti Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nce alınan ifadede; 11 ayrı soruda bu dokümanların gazeteci Yıldız’da da bulunduğu ayrıntılı olarak vurgulanıyor. 

6 Mart 2011 / Saat 00:30: Müyesser Yıldız’ın emniyet ifadesi bitti. İfadenin bittiği saat, tıpkı başlama saati gibi tutanağa yazıldı. 


6 Mart 2011/Saat 00:40: Emniyet ifadesinin bir örneğini, Müyesser Yıldız’ın avukatı aldı. Avukatın ifade örneğini teslim aldığı saat de tutanağa yazıldı. Yine Odatv iddianamesinin 25’inci ek klasöründe yer alıyor. 


6 Mart 2011/Saat 01:00: Müyesser Yıldız’ın bilgisayarının incelenmesi ve söz konusu dokümanların bulunması gerçekleşti. Konuyla ilgili dijital ön inceleme tutanağı, tarih ve saat verilerek imza altına alındı. Tutanak yine 25’inci ek klasörde yer alıyor. 


Buna göre; Odatv davası sanıklarından Müyesser Yıldız’ın ifadesinin alınmaya başlanmasından 1 saat 10 dakika, ifadesinin bitmesinden yarım saat sonra bu dokümanlar, bilgisayarda bulunmuş görülüyor. 



Peki nasıl oluyor da; daha bilgisayarı dahi incelenmeden, bilgisayarının içindekilere dair 11 ayrı soru soruluyor? 

TÜBİTAK RAPORUYLA ORTAYA ÇIKANLAR

TÜBİTAK, Odatv davası kapsamındaki dijital verilere dair 24 Ağustos 2012 tarihinde bir rapor hazırlamıştır. 

Bu TÜBİTAK raporunun sonuç bölümüne göre; 3 delil bilgisayarını da (yani benim bilgisayarım, Odatv’nin bilgisayarı ve Müyesser Yıldız’ın bilgisayarı) özel olarak hedef almış ve başarıya ulaşmış sosyal mühendislik saldırısı yapılmıştır. 

Aynı raporun 292. ve 293. sayfalarındaki tespite göre; bu 3 delil bilgisayarını özel olarak hedef alan sosyal mühendislik saldırıları sonucu bilgisayarlarımıza uzaktan yönetim ve dosya atma özelliği bulunan zararlı yazılımlar konulmuş.

Yine aynı sayfalarda yazdığına göre; bu uzaktan yönetim ve dosya atma özelliği bulunan zararlı yazılımlar “çalışmış”.

Soru şu: Uzaktan yönetim ve dosya atmaya programlı bir yazılım için “bilgisayarda çalışmış” demek ne anlama gelir? 

Yanıt: “Bilgisayar uzaktan yönetilmiş ve bilgisayara uzaktan dosya atılmış” demektir.

Yani söz konusu 3 bilgisayar da bu zararlı yazılımlar aracılığıyla uzaktan yönetilmiş ve bu zararlı yazılımlar aracılığıyla içlerine dosya atılmış.

Keza; TÜBİTAK raporunun sonuç bölümünde 2 kez vurgulanan bu durum, raporun 259. sayfasındaki şu tespitten kaynaklanıyor: “Bu zararlı yazılımlar vasıtasıyla ilgili bilgisayarlara uzaktan dosya aktarma işleminin yapılmış olması mümkündür.”

TÜBİTAK hazırladığı raporun son paragrafında; iddianamedeki “suç delili” denen dijital dosyalarla ilgili Delil 3 bilgisayarı (yani Müyesser Yıldız’ın bilgisayarı) için şöyle diyor: “Delil 3 bilgisayarındaki dosyaların zararlı yazılım vasıtasıyla gönderilmiş olma ihtimali güçlüdür.” Yani, iddianamedeki delil dosyalarının “Müyesser Yıldız’ın bilgisayarına zararlı yazılım vasıtasıyla gönderilmiş olma ihtimali güçlüdür.” diyor TÜBİTAK. 

Müyesser Yıldız’ın bilgisayarına o dosyaları zararlı yazılımla gönderen saldırganın, aynı dosyaları benim ve Odatv’nin bilgisayarına da gönderdiği TÜBİTAK raporu okunduğunda anlaşılacaktır. 

TÜBİTAK raporunu baz alarak, elimizdeki olguları toparlarsak…

- 3 ayrı bilgisayara; yani benim, Odatv ve Müyesser Yıldız’ın bilgisayarına sosyal mühendislik saldırısı yapılıyor.

- Bu 3 bilgisayara yapılan saldırının kaynağı Jangomail.

- 3 bilgisayara da yapılan saldırı mail yoluyla gerçekleştiriliyor.

- 3 bilgisayara da atılan mailler tuzak içerikli, yani bir gazetecinin ilgilenebileceği türden mailler.

- 3 bilgisayara da yapılan saldırı tarihi ve saati aynı. Yani 5 Şubat 2011 gecesi.

-3 bilgisayara bu saldırıda gönderilen virüs dosyasının adı aynı. Yani Svchost.exe.

- 3 bilgisayara da bu saldırı sonucu yüklenen trojan türü aynı. Yani Bandook RAT.

- 3 bilgisayara da yerleştirilen bu Bandook RAT, bilgisayarları uzaktan yönetmeye ve bilgisayarlara dosya yüklemeye programlı bir zararlı yazılım.

- 3 bilgisayara da saldırı sonucu yüklenen bu zararlı yazılım 3 bilgisayarda da aktif olarak çalışmış. Yani 3 bilgisayar da uzaktan yönetilmiş ve 3 bilgisayara da dosya atılmış.

- 3 bilgisayardan biri olan Müyesser Yıldız’ın bilgisayarına atılanlar iddianamedeki dosyalar.

Ve iddianamedeki aynı dosyalar diğer 2 bilgisayarda da var. Ve yine TÜBİTAK’a göre ilgili dosyalar üzerinde bizler hiçbir işlem gerçekleştirmemişiz.

VİRÜSLER ÇALIŞIRKEN POLİSLER İZLEDİ

Bir ekleme yapmalıyım: 

3 Şubat 2011’de Odatv bilgisayarlarına virüs saldırısı başladı.

Yine TÜBİTAK raporuna göre; bilgisayarlara dosya yüklemeye programlanmış virüslerle yapılan bu saldırı başarısız oldu.

4 Şubat 2011 günü Odatv bilgisayarları hakkında polis e-posta izleme kararı aldı.

TÜBİTAK raporuna göre; 5 Şubat 2011’de yeni virüs saldırısı gerçekleşti.

Polis tarafından izleme kararı alınan e-posta adreslerine yapılan saldırı, bu kez başarılı oldu.

TÜBİTAK’a göre uzaktan dosya yüklemeye programlı bu virüsler bilgisayarların içinde aktif olarak çalıştı.

Buna göre; virüsler Odatv bilgisayarlarında çalışırlarken polisler bilgisayarları izliyorlardı.

O polisler, söz konusu mail adreslerini takibe almaya başladıktan 1 gün sonra başarıya ulaşan virüs saldırısını görmedi mi? Gördüyse, neden raporlaştırmadı?

O takibe alma, işi sağlam kazığa almaktı, yani bir gün önce başarısız olan virüs saldırısının başarıya ulaştığını görmek için miydi?


AMAÇ: GAZETECİLİĞİ SUSTURMAK

Odatv iddianamesinin özünü anlatacak bir istatistiği aktarmalıyım: 134 sayfalık Odatv iddianamesinde; 361 kez “haber” kelimesi, 280 kez “kitap” kelimesi, 53 kez “yazı / köşe yazısı” kelimesi, 26 kez “röportaj” kelimesi, 5 kez de “makale” kelimesi geçmektedir. Bununla birlikte; yine bu 134 sayfalık iddianamede 111 kez “Fethullah Gülen ve Cemaat” kelimeleri kullanılmaktadır.

Sonuç olarak… 

Odatv Davası; Gülen Cemaati’ne mensup Emniyet ve Yargı içindeki örgütlü çetenin, hükümetin desteği ve kamuoyu yönlendirmesiyle gerçekleştirdiği bir komplo davasıdır.

Ben ve bu soruşturma kapsamında şikayetçi olan diğer gazeteciler, hakkımızda üretilen sahte delillerle bu komplonun mağdurlarıyız.

Başta; bu komployu gerçekleştiren çetenin Emniyet ve Yargı ayağı olmak üzere hakkımızda suç uyduran tüm şüphelilerden şikayetçiyim.

Hakkımızda sahte delillerle dava açılmasına neden olan kişilerin amacı; gazeteciliği susturmaktır. Yargılanan biz değil; haberlerimiz, kitaplarımız, yazılarımızdır.

Avukatım Hüseyin Ersöz’ün Başsavcılığınıza sunmuş olduğu 20 Ağustos 2014 tarihli şikayet dilekçesini aynen tekrar ediyorum. Ve şüphelilerin cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmasını talep ederim.

Barış Pehlivan"


ODA TV
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner80

banner87

YSK'dan SEÇİM AÇIKLAMASI
Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Sadi Güven, İstanbul seçimiyle ilgili açıklama yaptı...

Haberi Oku