İSTANBUL'a İHANET EDENLER!

İSTANBUL'a İHANET EDENLER!

MHP lideri Devlet Bahçeli önceki gün yine esti, gürledi…

Mesela, Trabzon’da sahneye çıkartılıp, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na “hain” diye hakaret eden 10 yaşındaki çocuktan söz ederken, “Bunları bu çocuğa düşündüren nedir?” diye sormayı ihmal etmedi… O sırada, o çocuğun “Hain sözcüğünün anlamını bilmiyordum, özür dilerim” dediğini henüz bilmiyordu zannımca! Burada soru şu o halde:

Bu çocuğa anlamını bile bilmediği “hain” sözcüğünü söylemesini kim öğütlemişti acaba?

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu için balıkçıda yemek yemesi ile ilgili epey konuştuktan sonra da şöyle dedi:

– İstanbul’da geçen hafta yaşananlar başka bir ülkede yaşansaydı o belediye başkanı bir gün bile görevde kalmazdı. Dileğimiz büyükşehir belediye başkanının görevinden affını bir an önce talep etmesi, İstanbul’un önünü açmasıdır.

Bu çağrıyı duyunca, aklıma daha geçen yaz Türkiye’yi ağlatan orman yangınları sırasında AKP’li Cumhurbaşkanı’nın katıldığı yemek, art arda şehitler verilirken ertelenmeyen, halay çekilen düğünler geldi!

Bir de, 2017 yılında Cumhurbaşkanı’nın Uluslararası Şehir ve Sivil Toplum Kuruluşları Zirvesinde söyledikleri:

– İstanbul gerçekten müstesna bir şehirdir. Ama biz bu şehrin kıymetini bilmedik, biz bu şehre ihanet ettik, hâlâ da ihanet ediyoruz. Ben de bundan sorumluyum…

İmamoğlu’na “İstanbul için ne yaptı?” diye saldıranların ihanetini açıkça ortaya koyan o kadar çok eylem vardı ki! Ben, 2018’de dünya çapında yapılan bir araştırmada ihanetin sonucunun gayet açık sergilendiği yazımdan bir bölümü paylaşmaya karar verdim…

İşte “Megaköy” haline getirilen İstanbul’un sefaleti!

Bir zavallı Megaköy: İstanbul!..

Ev kiralama sitesi Spotahome dünya genelinde yaptığı “Dünyanın en sağlıklı kentleri” araştırmasını açıkladı…

Öncelikle kriterlere bakalım; kentlerdeki yeşil alanlar, spor tesislerinin kalitesi, hava ve su kirliliği, ortalama ömür beklentisi, obezite oranı, iş-özel hayat dengesi gibi 10 kriter baz alınarak, dünyadaki 89 kent en iyiden başlayıp sıralanmış…

İlk 10’a giren “Dünyanın sağlıklı kentleri” sıralamasında tüm kriterlere en büyük uyumu sağladığı gerekçesiyle birincilik Amsterdam’ın… Onu Oslo ve Rotterdam kentleri izliyor. İlk 10’un sekiz tanesi Avrupa, ikisi ise Avustralya’dan.. Almanya’nın Münih ve Berlin kentleri, Avustralya’nın Adelaide ve Perth kentleri, Avusturya’nın Viyana ve Estonya’nın Tallinn kentleri de ilk 10 içinde yer alıyor…

Gelelim son zavallı 10 kente… Sıralamaya Türkiye’den giren üç kentten Bursa, 72. sırada yer alıyor… İzmir 83, İstanbul ise 88. sırada yani sondan bir önce!.. Son Sırada ise Fas’tan Casablanca yer alıyor!..

Son 10’da yer alan kentlerin ilk sırasında Malezya’nın başkenti Kuala Lumpur, hemen altında  Manchester, 82. sırada Mısır’ın başkenti Kahire, arkasında İzmir, sonra  Bogota, İstanbul’un iki üstünde Şanghay ve Sao Paulo bulunuyor!..

89 ülke arasında 88’inci olmak da bir bakış açısıyla ilginç bulunabilir tabii!.. İstanbul baz alınan kriterlerin hepsinde eksi puanlarda kalıyor… Aslına bakarsanız hangi kriteri eklerseniz ekleyin, İstanbul’un son sıralara demirlemekten kurtulamayacağı da aşikar!..

Araştırma gayet bilimsel ve doğru ancak İstanbul açısından eksik!..

İstanbul her açıdan nal topluyor!..

İstanbul’un gerçek nüfusu kimine göre 20, kimine göre 25 milyonu çoktan geçmiş durumda!..

Siz, daha nüfusu üzerinde bile fikir birliği olmayan mega-kent gördünüz mü, Tanrı aşkına!..

Bakın yukarıdaki yeşil alan oranı araştırmasında bırakın dış dünyayı, mesela Bursa’nın puanı 8.28, İzmir’in ise 4.28 oldu. İstanbul’un yeşil alan oranı ne biliyor musunuz?

Yalnızca 1.32!..

Bence biraz torpil geçilmiş gibi sanki; hiç uçakla inerken İstanbul’u seyrettiniz mi? İnanın insanın içi acıyor!..

Pekii, İstanbul’un denizi mi temiz? Hayır!.. Trafiği mi düzenli? Hayır! Şehircilik anlayışı ileri düzeyde mi? Tabii ki hayır!… Bir kültür-sanat başkenti mi? Öyle olması lazım hem de açık ara ancak orada da nal topluyor!.. Tarihi yerlerin, müzelerin İstanbul ahalisi tarafından ziyaret edilme oranı yüzde kaç acaba diye korkudan soramıyorum!.. Kütüphanelerini kaç kişinin ziyaret ettiğini ne siz sorun ne de ben söyleyeyim!.. Kitap okuma, gazete okuma, tiyatroya, baleye, operaya gitme oranları yüzde 1-2’lere ulaşmıyor bile!..

Demem o ki, biz aslında kocaman, uçsuz bir bucaksız bir köyde yaşıyoruz!..

Ne doğru dürüst bir şehir planlaması, ne akla yakın bir yerleşim politikası, ne de bir toplum entegrasyon planı bulunan, insanlarının ezici çoğunluğu işyeri ve eve hapsolmuş, ailesini, çoluğunu çocuğunu bırakın restorana, sinemaya, bir çay bahçesine bile götüremeyen, bütün yapabildiği evde televizyon seyretmekle sınırlı milyonların yaşadığı yere kent denilebilir mi?..

En akılcı ve acil soru budur!..

Bir de hiç sıkılmadan şimdiki yönetimi hem her türlü şekilde engellemek için uğraş vermeleri, sonra da suçlamaları yok mu, insan utanıyor! Bu tablo karşısında debelenmek, feryat etmek, ağlamak serbest!.. Dilerseniz göbek de atabilirsiniz…

Hadi, eller havaya!..

https://twitter.com/umit_zileli