VATANA MİLLETE HAYIRLI OLSUN!..

VATANA MİLLETE HAYIRLI OLSUN!..

Başbakan, Sivas katliamı davasının zamanaşımına uğradığını öğrenince şöyle dedi:

-Milletimiz, ülkemiz için hayırlı olsun...

Çok doğal, çok hayırlı bir durum hakkında yorum yapar gibi!.. Ama hiç şaşırtıcı değil, 2 Temmuz 1993'te insanlar cayır cayır yanarken zamanın başbakanı Tansu Çiller ne demişti:

-Çok şükür otelin dışındaki halkımız yangından zarar görmedi...

Ehh, aradan 19 yıl geçip, insanlık suçu işlemiş katiller hâkim tarafından "kamu görevlisi değil, sivil vatandaşlar oldukları" gerekçesiyle özgür kılınınca, Başbakan da haliyle "hayırlı olsun" deyip ekledi:

-Yıllar yılı içerde olan vatandaş, içlerinde kaçak olanlar vardı. Bilemiyorum tabii onlar da var..

O kadar yıl üzülmüş besbelli...

Şeyh Said çalışmaları

Aynı gün, aynı sıralar..

Ankara'daki mahkemede Sivas katliamı için zamanaşımı kararı verilirken, yakılan aydınların yakınları dışarda cop ve biber gazıyla bi güzel benzetilirken, Diyarbakır'da Mustazaf-Der Genel Başkanı ve beraberindeki heyet Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir'i makamında ziyaret ederek topladıkları 110 bin imzayı teslim etti...

-Şeyh Said'in adının, asıldığı Dağkapı Meydanı'na verilmesini istiyorlardı!..

1925 yılında, henüz 3 yaşındaki Cumhuriyet Musul-Kerkük'ün Misak-ı Milli sınırları içine dahil edilmesi için kıyasıya bir çaba içindeyken, "Şeriat isterük" naralarıyla ve tam da İngilizlerin istediği biçimde isyan eden Şeyh Said, Türk ordusunu uzun süre uğraştırmış, Genç ve Bingöl'ü ele geçirmiş, hatta Diyarbakır'ı bile kuşatmış ama sonunda binlerce insanın kanı döküldükten sonra yakalanmış ve 46 arkadaşıyla birlikte Diyarbakır'da idam edilmişti... Başkan Osman Baydemir, kararın olumlu olacağını şu sözleriyle ilan etti:

-Şeyh Said ve arkadaşları için kimseden itibar talep etmiyoruz. Onların halkımızın da, benim şahsımın da yüreğinde ve zihninde itibarı çok yüksektir. Özür dilenmesini istiyoruz.

Baydemir, "Milletimiz, ülkemiz için hayırlı olsun" dedi mi bilemiyorum!..

Peki, diğerlerine yazık değil mi, onların canı can değil mi?.. Tez zamanda Dersim İsyanı'nın elebaşı, İngilizlere "Dersim Generali" imzasıyla mektup yazıp yardım dilenen Seyit Rıza'nın adının hem asıldığı Elazığ çarşısına hem de Tunceli'nin en geniş meydanına verilmesi gerekmez mi?..

O zaman, Kuvayi Milliyecilere, Mustafa Kemal'e "eşkıya, haydut, katli vacip" diye yazılar döktüren, Dahiliye Nazırı, "Artin" lakaplı Ali Kemal'in suçu ne?.. Onun adının da bakanlık yaptığı binanın bulunduğu caddeye verilmesi vefa duygularına uygun düşmez mi?..

Ali Kemal deyince aklıma geldi; Damat Ferit'in, Padişah Vahdettin'in, sürgün edilen 150'liklerin ruhları incinmez mi?.. Nasıl olsa cadde, sokak bol, her birinin adını şööle yaldızlı biçimde en son kaçtıkları noktalara versek fena mı olur?..

Nasıl söylesem, şu zamanaşımından yırtan Sivas Katliamı sanıklarının isimleri diyorum... Ama daha çok yeni tabii, onlarınkini de bi dahaki sefere inşallah... Tabii, topunun isimlerinin altına aynı vecizeyi koymak şartıyla:

-Milletimiz, ülkemiz için hayırlı olsun...

Bu yazıyı yıllar önce, İngiliz işbirlikçisi Şeyh Said'in heykelinin yapılacağı haberi üzerine "bari kim olduğu bilinsin" düşüncesiyle kaleme almıştım. Bilumum hain tayfasının isimlerinin ne zaman caddelere, binalara verileceğini sormuştum, sanki biliyormuş gibi!..

Tunceli Üniversitesi'nin önündeki caddeye "Seyit Rıza" adı verildi. Hem de Rektör eliyle!.. Tabii, Seyit Rıza'nın torununun torunu da oradaydı, kurdelayı rektörle birlikte kestiler bi güzel... Rektör bey, "yapılan yanlışlardan" da söz ettiği konuşmasında daha neler neler yapılacağının da işaret fişeğini çaktı!.. Ehh sırada kimler var tek tek söyleyemem ama, örneğin Dolmabahçe Sarayı'nın önündeki caddeye hangi ismin layık görüleceğini öngörebilirim:

-İngiliz Malaya zırhlısıyla kaçan Padişah Vahdettin!..


https://twitter.com/umit_zileli