ÇATIŞMA, BOMBA, DİYALOG ÇIKMAZI!..

ÇATIŞMA, BOMBA, DİYALOG ÇIKMAZI!..

Türkiye terör kaosundan bir an önce kurtulmalı... Analar artık ağlamamalı... “Barış” ve huzur gelmeli... Silahlar hemen bırakılmalı, süresiz “ateşkes” sağlanmalı, “eylemsizlik” süreci başlamalı ve PKK vakit geçirmeden geri çekilmeli...
Türkiye yıllarca bu beklentileri konuştu... Sonunda PKK’nın tam da erimeye başladığı bir dönemde, AKP ile örgüt arasında, 2013’ten itibaren “açılım” tartışmaları başlatıldı...
İşte bu süreç, Kandil-İmralı-Ankara-Oslo hattında zaman zaman sohbet havasında yürütülürken, sonunda PKK geri çekileceğini iddia etti!..
Devlet de sürece güvenmiş olmalı ki, AKP hükümetinin talimatı üzerine valiler terör operasyonlarını durdurdu, devlet meydanı boş bıraktı...
Hep birlikte izledik bu şaşırtıcı dönemi... Tek beklentimiz vardı, “huzurun sağlanması ve anaların ağlamaması...” Peki ne oldu sonuçta?..
Sonuç; AKP’nin gafletinin yarattığı yıkım ve PKK’nın yeniden toparlanma tiyatrosundan geriye kalan kanlı karmaşa...
Daha vahim manzara ise bir ihanet enkazı gibi ortada; en az 11 ilçe savaş alanına dönmüş, yıkılan binlerce ev, milyonlarca liralık zarar, toplumdaki korku, kaos, canlı bomba eylemleri ve bitmeyen saldırılar...
Velhasıl ortada öldürülen 4500 PKK’lı ve 400’e yakın şehit... Yani “Kürt meselesi”nden siyasi olarak nemalanan gafiller yüzünden anaların ağıtları büyümekten ileri gitmedi...
Yukarıda tasvir edilen vahim manzara ve kanlı sonuçları göz ardı edilirse, Güneydoğu meselesinin gidişatı ve teröre bakış açısı, hatta “çözüm” yolları konuşulurken kesinlikle doğru bir yaklaşım ortaya konulamaz...
Zaten aşağıda okuyacağınız karmaşa tablosu ve devletin tepelerinde yaşanan görüş ayrılıklarıyla PKK’nın dayatmacı tavrı da “açılım” çıkmazının bir kez daha derinleştiğini kanıtlamış olacak.

Devletin ikilemi!..

Evet, Türkiye yine 3 yıl öncesindeki Güneydoğu, PKK ve terör tartışmalarına dönüyor... Üstelik yine PKK’nın büyük darbe aldığı bir dönemde!..
Başbakan Davutoğlu, “PKK, 2013 Mayısı öncesine dönerse bir değerlendirme yapılabilir” dedi...
Cumhurbaşkanı Erdoğan ise “Onlarla konuşulacak, müzakere edilecek bir şey yok, PKK süreci suistimal etti “ diyerek tam tersi bir tutum sergiledi...
Tam da anladığınız gibi, konu “açılım” ve yeni bir “çözüm süreci” tartışması...
AKP iktidarındaki “açılım” şaşkınlığı terörle mücadelede nasıl bir gaflet süreci yarattıysa, şimdi de “açılım”la ilgili görüş ayrılığı yeni bir kaosu haber veriyor...
Hiç şaşırmayınız, bu kaos yalnızca terörle mücadelede kargaşaya yol açmayacak aynı zamanda ülkeyi bir kez daha sonuçsuz bir tartışmanın ortasında gerdikçe gerecek...
Diğer yandan 4500 PKK’lının öldüğü ve 400’e yakın güvenlik görevlisinin şehit olduğu bir karmaşa ve tehdit döneminde “açılım”ı yeniden konuşmak aslında havanda su dövmekten de ileri gitmeyecek...

Huzur ne zaman?..

Kimse yanlış anlamasın; ülkenin bir an önce huzura kavuşması, terörün durması ve anaların ağlamaması için yıllar boyunca çok konuştuk ve çok yazdık...
32 yıldır terörle mücadele edilen bir ülkede, şiddetle bir yere varılamayacağı da kanıtlandığına göre, huzur halen bir numaralı yaşamsal beklentimiz...
Ancak gerçeği, bizzat “açılım” taraflarının gergin açıklamaları üzerinden yorumlasanız bile, Güneydoğu kaosunun daha uzun yıllar süreceği de görülüyor...
Çünkü yalnızca Erdoğan’ın “yeniden müzakere” konusunda örgüte rest çekmesi değil, PKK’nın karşılanması neredeyse imkansız beklentileri de “açılım”ın yeniden başlatılmasına izin vermiyor...
Söyler misiniz; PKK yöneticisi Murat Karayılan daha geçen hafta “Öcalan özgür olmalı ve özerklik beklentimiz karşılanmalı. Aksine mücadelemiz devam edecek” şeklindeki açıklaması ortada dururken, hükümet ile Erdoğan neyi tartışıyor acaba?..
Ve de söyler misiniz; Kürt yurttaşlar bile terörün yol açtığı yıkımlara isyan ederken, metropollerde sivilleri hedef alan intihar saldırıları tüm çevrelerde nefret uyandırırken, bu kadar kaos, kargaşa, terör ve kayıpların ardından devlet ve hükümet “açılım”a doğru yeniden açılsın mı, açılmasın mı?.. Yanıtlarınızı bekliyorum...

Yeni örgüt HBDH!..

9 örgütün PKK ile işbirliği yaptığı ve “Halkların Birleşik Devrim Hareketi (HBDH) adı altında birleştiğine ilişkin haberler daha geçen haftalarda medyaya yansımıştı...
Ve önceki gün Milliyet gazetesinde yayımlanan bir haberde ise bu örgütlerin 23 Mart’ta PKK’lı Duran Kalkan başkanlığında Suriye’nin Lazkiye kentinde toplanarak eylem kararı aldığını yazmıştı...
Önceki gün bu köşeye aktardığımız gelişmelerin üzerinden 24 saat geçmeden “HBDH”nin harekete geçtiğini gösteren çok şaşırtıcı bir haber medyaya yansıdı...
Çünkü “HBDH” içinde henüz faaliyete başlayan MLKP’nin İzmir’de eylem hazırlığında olduğu ortaya çıktı!!! Bakınız konuyla ilgili haberde hangi bilgiler vardı;
“İzmir’de bombalı saldırı hazırlığında bulunan terör örgütü Marksist Leninist Komünist Parti (MLKP) üyesi 1’i kadın 3 kişi yakalandı. Kobani’de bomba eğitimi aldıkları belirlenen teröristlerini hücre evi olarak kullandığı adresteki aramalarda, bomba yapımında kullanılan malzemeler ele geçirildi. Güvenlik güçlerine yönelik saldırı hazırlığı yaptıkları belirlenen teröristlerin üzerinden başkaları adına düzenlenmiş sahte kimlikler çıktı.”
Bu haber sıradan bir terör haberi değil aslında... Bu bilgiler terör unsurlarının entegre olur olmaz, eylem kararı, planı ve uygulamasında ne kadar hızlı ve donanımlı hareket ettiğini de gösteriyor...
Daha 15 gün önce “güç birliği” karar almış örgütler bu kadar acele ve pervasızca hareket edebildiklerine göre, terörle mücadele açısından Türkiye’nin işi tahmin edildiğinden daha zor değil mi?..


https://twitter.com/FARACYAZIYOR
https://www.facebook.com/mfarac