GİZLİ DOSYAYI KİM SIZDIRDI?..

GİZLİ DOSYAYI KİM SIZDIRDI?..

Hırsızlık, rüşvet ve yolsuzluk tartışmaları bugünlerde terör kabusunun gölgesinde kaldı... Şimdi ise bambaşka bir terör dalgası var!.. Milyonlarca insanın en özel bilgilerini vuran bu siber terör dalgası giderek büyük bir toplumsal kabusa dönüşüyor...
Bu kabus devlet yetklililerinin farklı açıklamalarıyla da ne yazık ki büyüyor... Çünkü kimsenin kimseden haberi yok... Tam bir laçkalık başını almış gidiyor ve kimse yurttaşları rahatlatacak bir açıklama da yapamıyor;
Çünkü Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, “50 milyon Türk vatandaşının kimlik bilgilerinin çalındığı haberi doğru değil. Bu, bildiğimiz bir konudur, geçmişte yaşanmış bir hadisedir”diyor...
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ise “Nereden sızdı, nasıl sızdı bilmiyorum. Bu sızmanın araştırılması lazım. Öyle zannediyorum ki bu haberlerin çıkmasının ardından adli ve idari takip başlamıştır” diyerek kuşkuları büyütmekten ileri gidemiyor...
Velhasıl karmaşa ve kaosu büyüten tuhaf ve çelişkili açıklamaların gölgesinde, ülkede devletin olmadığını, kişi hak ve özgürlüklerinin büyük tehdit altında olduğunu gösteren mahremiyet sorunu toplumu paranoyak hale getiriyor...
Yurttaşların hangi özel bilgileri çalındı, gasp edilen bu bilgilerle yurttaşlar sosyal ve ekonomik alanda nasıl bir tehdit yaşayacaklar, ne kadar zarar görecekler ve ne tür sorunlarla karşılaşacaklar kimse bilmiyor?.. Bilinen tek gerçeği gazeteler dünkü manşetlerine şöyle yansıtmışlardı;
“E-sızıntıda büyük tehlike, kimliğimizi de FETÖ çalmış, gizli bilgiler işportada, dolandırıcılara dikkat, kimlik krizi, belgeler TUSKON’dan, şeffaf Türkiye, suçlu disket, kimlik alarmı...”

Gladyo işbaşında!..

Evet, medya 50 milyona yakın yurttaşın kimlik bilgilerinin çalınmasının ardından memleketin ne hale geldiğini işte bu başlıklarla sorgulamıştı...
O halde AKP iktidarı istediği kadar “kişisel verileri koruma” iddiasıyla yasa çıkartsın... İktidar istediği kadar ayyuka çıkan veri sızdırma rezaletini örtbas etmeye çalışsın, bu memlekette kişi hak ve özgürlükleri üzerindeki tehdit giderek daha da ürkütücü boyutlara ulaşıyor...
CHP Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen’in konuyla ilgili geçtiğimiz şubat ayında Aydınlık’a yaptığı açıklama unutulmadı.. “AKP kişisel verileri koruma adı altında kendi gladyosununu kuruyor” demişti Pekşen!..
Ancak bu vahim açıklamadan çok önce mahremiyeti vuran “gladyo” meğerse işbaşındaymış...
Peki; kaset, kayıt, montaj, şantaj kıskacının siyaseti bile dizayn ettiği bir ülkede, teknolojiyi kişi mahremiyetini vurmak için kullanan “gladyo”nun neler yaptığını biliyor muyuz acaba?..
Bu sorunun yanıtları, bir “Türk hacker”in açıklamalarında da çarpıcı biçimde dışa vurdu...

Pazara düşen mahremiyet!..

İşte Tamer Şahin adlı hackerin Vatan gazetesinden Funda Korkmaz’a anlattıkları... Bakınız milyonlarca kişinin özel bilgileri pazara kadar nasıl düşmüş;
“Türkiye’de maalesef kişisel bilgilerin kullanımı çok başıboş bir noktada. Yayınlanan bilgilere gelecek olursak aslında bu konu çok ironik. 2009 yılında siyasi partilerle yasal izinler çerçevesinde paylaşılan bilgiler bunlar. Oy kullanabilecek 18 yaşını doldurmuş yaklaşık 50 milyon yetişkin T.C. vatandaşına ait detaylı kişisel bilgiler o dönemde kötü niyetli biri veya birileri tarafından sızdırıldı. Sızdırılan veri ise bir paket program haline getirilip satılmaya başlandı. Önce bir kaç bin TL fiyatla satılan 50 milyon kişinin kişisel bilgileri sonra 600 TL’ye kadar düştü. Bu paket programı avukatlar, icra daireleri, finansal bazı işler yapan kişiler satın alıyordu. Yıllardır el altından dağıtılıyordu. Sonrasında birileri bunu internette herkesin erişebileceği bir sitede yayınladı. Farklı gibi gözüken tüm bu sızıntıların hepsinde 2009 yılındaki veriler var.”
“50 milyon yurttaşın kimlik bilgileri internette”şeklindeki haberler medyaya yansıdığından itibaren herkeste bir kuşku, bir panik havası var ki düşman başına!.. Maşallah ne kadar güven içinde yaşıyoruz değil mi?..

Burası Muş’tur!..

“Değerler eğitimini nasıl veriyorsun?”, “Batıyla ilgili neler öğretiyorsun”, “Bu öğrettiklerini dinimize bağlıyor musun?” “Daha önce hiç mevlit dinledin mi”, “Bismillahirrahmanirrahim’in İngilizcesi nedir?”, “Çocuklara hiç ilahi ögrettin mi ya da dini çizgi film izlettin mi?”, “Şarap ve kilise kelimelerini nasıl öğretiyorsun”, “Allah’ın varlığını bize kanıtla...”
Şeriatla yönetilen bir ülkede, mollaların medrese öğrencilerine sorduğu sorular değil bunlar...
Bunlar, Milli Eğitim Bakanlığı “Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği”yle birlikte, aday öğretmenlikten asli öğretmenliğe geçiş sınavındaki ahiret sorularıymış...
Eğitim-İş Genel Başkanı Veli Demir, Muş’un bir ilçesinde 24 Mart’ta yapılan sözlü sınavda öğretmenlerin işte bu sorulara muhatap olduğuna dikkat çekmiş...
Demir, “Okul müdür ve yardımcılarının görevlerine son vererek tamamen yandaş atama modeli var eden AKP hükümeti, bütün kurumları kendine biat eden idarecilerle doldurmuştur. Öğretmenler şimdi de yandaş idarecilerin performans değerlendirmesine tabi tutulmaktadır” diyerek bu başıboşluk ve yandaşlık baskısına tepki göstermiş...
Hadi diyelim Milli Eğitim Bakanlığı bu tür vahim uygulamalara göz yumuyor... Peki, Muş’ta devletin bir valisi var mı?.. Bu skandal sınavlardan haberdar mı, yandaşların resmi sınavları ciddiyetten uzaklaştırmasına müdahale edecek mi acaba?..

https://twitter.com/FARACYAZIYOR
https://www.facebook.com/mfarac