SUÇ, GÜÇLE AKLANIR mı?

SUÇ, GÜÇLE AKLANIR mı?

Her şeye rağmen ülkemizin zenginliğiyle gurur duyuyorum! İşsiz sayımız 6 milyona ulaşmış, eğitimli işsizlik tavan yapmış, açlık ve yoksulluk sınırı alıp başını gitmiş, işsizlik nedeniyle intiharlar, boşanmalar, cinayetler artmış. Hepsi palavra inanmayın sakın! Eğer ülkemiz böylesi dar boğazda, ekonomik sıkıntı yazılıp çizildiği boyutlarda olsaydı (geçenlerde yazdım özet olarak yineleyeyim) Abdullah Gül’e 55 koruma, 45 personel, 18 araç tahsis edip, Ahmet Davutoğlu’nun emrine 108 personel, 34 araç verir miydik? Ya da Beştepe’nin ağız uçuklatan masraflarını nasıl karşılardık? 

Yine Meclis eski başkanlarına en pahalısından araç verebilir miydik? Hele de şu andaki başkanın görev süresi dolduğunda kullanması için daha şimdiden 955 bin liralık bir araba alıp, garaja çekip, üstünü de brandayla örter miydik? Malum ülkede araba sıkıntısı var, galerilerde araba yok, günü geldiğinde maazallah o marka olur olmaz, bulunur bulunmaz şimdiden işi garantiye almak varken, riske atmak niye?

Siz boş verin! Antidepresan satışlarının yüzde 300 patlamasına, okul bitiren gençlerin iş bulamama kâbusuna, kredi kartı borcunun yol açtığı sorunlara, güvensiz sokaklara, okullarını vermemek için direnen liselilere ve mutfaktaki yangınla başa çıkmaya çalışan kadınların gözyaşlarına. Yine boş verin! Kadınların eğitiminde 142 ülke arasında 130. sırada yer almamıza. Son 6 yılda “çocuk gelin” sayısının 232 bini bulmasına.Bunlar kayda alınacak şeyler zaten değil…

Tarih dersi vermeye kalkanlar, tarihten ders alsalardı. Ya da şairin; “Nerede bir insan ölse/ Oralı olur yüreğim/ Olmalı zaten/ Olmazsa, insan olmaz yüreğim” dizelerini ezber etselerdi, Musul’da, Suriye’de, Başika’da olmazdık! Veya binlerce insanın emeğini ve enerjisini birleştirdiği AKUT’tan rahatsız olmazlardı! En azından hukuk fakültelerinde hukuk konuşmayı yasaklamazlardı.

Şu anda önemli olan sürekli itaatin, devamlı sadakatin, kesintisiz biatin, eksiksiz uyumun, sınırsız boyun eğmenin hedeflendiği başkanlık meselemizdir! Yine şu anda önemli olan önceleri adım adım sonra koşar adım duyurdukları ve buyurdukları Türk tipi başkanlığıniçerdikleridir. Satırbaşlarıyla Türk tipi başkan neler mi yapacak? Meclisi nedensiz feshedebilecek, seçimlerin yenilenmesine karar verebilecek, bakanları, büyükelçileri, rektörleri hiç bir denetime tabi olmadan atayabilecek. OHAL ilan edebilecek, başkanlık kararnameleri çıkarabilecek, AYM, HSYK, Danıştay üyelerinin yarısını atayabilecek. Eksik kaldı mı bilmiyorum!

Bildiğim o ki daldan dala atlayarak da olsa yazının sonuna geldik. Birkaç soruyla noktalayalım. Yarı başkanlığın fiilen uygulandığı ülkemizde iktidarın önerdiği ve istediği başkanlık şeklinin dünyada örneği yokmuş olsun bize ne? Dünya liderliği nasıl olurmuş?Ümmete önderlik nasıl yapılırmış? Başkomutan ve reis kime denirmiş? Bu tarifsiz ve sınırsız ısrarın temelinde yatan neymiş? Virtüöz kimmiş? Tüm bunların cevabınıve neyin ne olduğunu, ya da nasıl olacağını dünya bizden öğrenir. Fena mı?

Daha fazla daralmamak için şimdi ben susuyor ve yazıyı Küba atasözüyle noktalıyorum.“Bazı insanlar o kadar fakir ki sadece paraları var.” Küba atasözü ne demek istiyor acep?