BİR 90 YILDIR GİDİYOR!

BİR 90 YILDIR GİDİYOR!

Eşi çıkıp; “90 yıllık enkazı kaldırdık” diyor.
Sözcüsü durur mu? “90 yıllık parantezi kapatıyoruz” diye devreye giriyor.
Baaayan vekil; “90 yıllık reklam arası bitti” diyebiliyor.
Bir milli eğitim müdürü; “İlk kez ülkemizi geri almak için bu kadar yaklaştık. Bu 90 yıl sonraki ilk dönüm noktamız” diye açıklama yapıyor.
Bir başkası aşka gelip; “Ya sandıkları patlatıp Osmanlının torunları olarak masaya yumruğumuzu vurup, sahaya ineceğiz. Ya da bir 90 yıl daha sürünmeye devam edeceğiz” diye havaya giriyor.
Partisinin il başkan yardımcısı olan zat; “Eğer yüzde 50’yi geçemezsek ve bu referandum oylamasında başarısız olursak gerisini düşünemiyorum” diyor.
Başbakan 90 yıl çok konuşuldu ben farklı bir şey diyeyim kabilinden; “Değişime direnenler yok olacak” diye noktayı koyuyor.
Bizde kendilerini yaratıcılık budur deyip kutluyoruz!

Bu arada “iç savaş çıkar” çığırtkanlarına, silahlı gösteri yapanlara, hayır diyenleri terörle özdeşleştirenlere hiç girmiyorum!

Aydınlıktan, uygarlıktan, huzurdan, barıştan, emekle var edilen Cumhuriyetimizden vazgeçmeyenler ise nerde durduğunu, ne diyeceğini, ne demeyeceğini gayet iyi biliyor…

Son 15 yılda ülkenin değişen yüzü, yolsuzluk algısında aldığı yol ortada. Yolsuzlukta 176 ülke arasında 75. sıradayız, hukukun üstünlüğünde 113 ülke arasında 99. sıradayız. Adam kayırıp kollamada, eş- dost kayırmacılığında rakip tanımıyoruz. Katar’ı kara günü dostu sayıyor, gelişmiş batıya sırtımızı dönüyoruz.

Cenahın el üstünde tuttuğu, toz kondurmadığı, nadide yetişmiş seçkin figürler hiçbir fırsatı kaçırmadan kaleleri içten fethederek, kendi içinde para pare olsa da hissettirmeyerek konuşup dururken, tek millet, tek devlet, tek bayrak, tek vatandan, tek parti tek lidere doğru hızla yol alıyoruz.

Ahali derdini kime anlatsın? Vekil çaresiz, yargı yanlı, yöneticiler hem partili hem tarafsız, oy verenler mahcup, gazeteciler içerde, yasıl kılıflar dünden hazır.

Veee malum basın bas bas bağırıyor; “Göstereceğiz, görecekler, az kaldı el mi yaman bey mi yaman” diye! (siz bey yerine reis koyabilirsiniz).

Tam da burada birileri hemen durumdan vazife çıkarıp benzin bidonuna yapışıyor!

Bu ülkenin geleceği için çırpınan babalar, yaşadıkları çağlayanları durgun bir çöle çeviren analar, yaşadığı her şeye rağmen mutsuzluğunu perdeleyen ve gölgeleyen kadınlar, ne zaman başı sıkışsa Atatürk’e sarılan milyonlar daha neler olacak endişesiyle bekleyip duruyor.

Şimdi dudak kenarına acı bir gülümseme yerleştirip beklemek yerine, safları sıkıştırıp, ülkemizin hayrına olacak şeyler için her zamankinden daha çok çalışma zamanıdır…