GÖLGE DÜŞER mi? YOK CANIM NİYE DÜŞSÜN! BATI BU…

GÖLGE DÜŞER mi? YOK CANIM NİYE DÜŞSÜN! BATI BU…

OHAL gölgesinde ve KHK’ler rüzgârında oldu - bittiye gelen bir oylamayla sonuç alındı. Şaibeli bir sayı desemde, eşitsiz, hakkaniyetsiz bir kampanya diye ilave etsem de, 10- 0 önde başlanan bir maç gibiydi diyeaçıklama yaparak ilerlesem de yine de içimden geçenleri tam anlamıyla dile getiremem.

Ama baştan başarılı olduklarını teslim ve kabul ederim! Yıllardır ekilen tohumların tuttuğunu, hınç, öfke, nefret dilinin iyi işlendiğini, aynı ülkede iki ulus yaratmanın başarıldığını,bununla gurur duyulabileceğini söyleyebilirim mesela…

Yükselen sesler, sallanan parmaklar, oluşturulan ayrıştırıcı dille gelinen noktayı görünce aklımayine ve yeniden uzlaşmaya dayanmayan, oy ile dayatılan son 15 yılın seçimleri geliyor mesela. Her seferinde şaşırtmayan ama giderek güveni çok sarsan seçimler…

Şimdi batıya kulak verme ve söylenenleri not alma zamanıdır!

İlk örnek: Avrupa Parlamentosu Türkiye raportörü Kati Piri’den; “Türkiye’deki tüm demokratlar için üzücü bir gün. Denetim sistemine saygı göstermeyen bir anayasayla Türkiye’nin AB üyesi olamayacağı açık.”

İkinci örnek: Avrupa Konseyi Genel Sekreteri ThorjbornJagland’dan; “Sonucun yakın farkla çıkması ışığında Türkiye liderliği bundan sonraki adımlarını dikkatli düşünmeli”

Bir örnek daha: Alman Sosyal Demokrat Parti Genel Başkanı ve başbakan adayı Martin Schultz’dan; “Referandumun kılpayı farkla sonuçlanması Erdoğan’ın Türkiye olmadığını gösterdi.”

Hadi bir örnek daha: ABD’Li düşünce kuruluşu Dış İlişkiler Konseyi’nin Türkiye uzmanı Steven Cook’dan; “ Erdoğan sadece referandumu kazanmadı, ülkenin modern tarihinin bir devrini tamamen kapattı. Huzur içinde yat Türkiye!”Ve diğer örnekler;

Almanya Der Spiegel Dergisi; “ İkiye bölünmüş ulus.”

AGİT; “Referandum uluslararası standartların gerisinde kaldı.”

New York Times; “Türkiye’de demokrasi kaybetti”

Financial Times; “Erdoğan, reform değil, kavga vaat ediyor. Ülkenin yarısını artık kesin olarak kaybetmiştir.”

Washington Post; “Çirkin zafer!”

Le Monde; “Erdoğan, ülkeyi yönetilemez noktaya getirmiş bir gerileme sürecine sokmuştur”

Zeit; “ Erdoğan kazandım dedi. Gerçekten kazandı mı?”

Ortadoğu Uzmanı Yazar Patrick Cockburn; “Erdoğan’ın referandum zaferi Türkiye’yi çok sayıda düşmanı için av haline getirecek.”

Merkel; “Sonuçlar Türk halkının bölündüğünü gösteriyor.”

İtalyan siyasetçi PierroFassino; “Özgürlük, laiklik, demokrasi ve hukuk devletine dayalı bir toplumda yaşamak isteyen ve bakışını Avrupa’ya doğrultan Türkiye öyle küçük bir azınlık değil ülkenin yarısı. O Türkiye’nin yanında durmak ve yalnız bırakmamak boynumuzun borcudur.”
Bütün bunlar ne anlama geliyor? Fark ettiniz sanırım.

Bizimle başladım batıyla bitirdim. Çünkü bu referanduma ilişkin daha doğrusunu, daha anlamlısını, daha iyisini bu kafa ve moralle bulup yazamam. Şaibeli değilse, hile hurda yoksa,gölge düşmemişse eloğlu niye konuşsun ki? Sözü de, yazıyı da uzatıp okuruma saygısızlık yapacağıma özetlerim olur biter.

Hani bizde “bu da geçer” diye bir laf vardır ya! Mühim olan delmeden geçmesidir! Biz artık şaşırmıyor ama her gün daha çok üzülüyoruz. Gözümüze sokulan yol, köprü, havaalanı gibi gelişmişlik ve çağdaşlık saydıklarını sadece inşaat olarak görüyor ve inşaat noktasında (!) yeri göğü inletmelerini anlamakta gerçekten zorlanıyoruz. 

Bu durumda BATI ne yapsın? Bazen çan çan konuşacak! Bazen de çatır çatır çatlayacak!