USULCA DERDİMİ ANLATAYIM DEDİM!

USULCA DERDİMİ ANLATAYIM DEDİM!

Üniversitelerin radyo- televizyon- sinema bölümlerinin işi zor ki ne zor! Neden derseniz…

Televizyonları açıyorsun donup kalıyorsun. Yanlışlıkla ekran önü yerine adliye koridorlarında, ya da mahkeme salonunda mıyım diye! Öyle ki sunucu mu, dedektif mi, adli personel mi, kolluk gücü mü, polis mi, hâkim mi, savcı mı? “Amirim mi müdürüm mü?” Anlamıyor, şaşıyor, baka kalıyorsun.

Maşallah bizim sunuculara! En çetrefil soruları hemen çözüyor, kayıpları arayıp buluyor, ayrılanları kavuşturuyor, küsleri barıştırıyor, kavgaları bitiriyor, suçluları buluyor, cinayetleri çözüyor katilleri şıp diye yakalıyorlar. Sonra da ekranda sarılmalar, ağlaşmalar, gözyaşları, bazen de hakaretler ve mutlu son! İyisi mi üniversitelerin bu bölümlerindeki derslere ya kolluk kuvvetleri girip, şimdiden öğrencileri yarınlara hazırlasın. Ya da sunucular o derslere girip deneyimlerini paylaşsın…

Ben derdimi usulca anlatıp, önerimi de açıkladım!

Sırada başka dertler var! Et geldi, halkımızın yüzüne kan geldi, midesi et görünce keyfi de yerine geldi ya! Keyfimizin tamamlanması için yetkili kurum ve kuruluşlara sesleniyoruz! Etten sonra ucuz benzin, ucuz mazot, ucuz ilaç, ucuz elektrik, ucuz meyve suyu, limonata, soda da ithal edilse çok sevineceğiz ve gece gündüz dua edeceğiz…

Ucuzunu ithal etmezseniz limonata, meyve suyu ve sodaya lüks ve özel tüketim vergisi(ÖTV) koyduğunuz için, daha fazla limon gibi sıkılmamak için evde yapmanın yollarını arayacağız! Sonra da para biriktirip kendimize ÖTV’siz olan elmas ve yat alacağız! (Hanımların dikkatine!)

Nasılsa ekonomi coşmuş uçuyor. Mardin’de 200 kişinin alınacağı çağrı merkezine 5 bin kişi başvuruyor, dış açık 9 ayda 77 milyar dolar artıyor, hayatımızın her santimetrekaresine hoyratça dalanların hayalleri uğruna şehir hastaneleri sır sözleşmelerle şehrin dışında yapılıyor! Eğer bu konulara kestirme bir yanıt ya da yorum isterseniz bizde yok der, işin uzmanlarına bırakırız…

TÜSİAD Başkanı; “Güven eksikliğini telafi edemezsek, yatırımcının önüne açık ve net bir yol haritası koymazsak büyümeyi sürdüremeyiz” diyor.

Tescilli Markalar Derneği Başkanı; “OHAL nedeniyle hızlı değişen kanunlar ve bir gecede değişen uygulamalar yabancıyı ürkütüyor” diyor.

TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı; “Siyasetin, ekonominin ve toplumsal hayatın normalleşmesini sağlamak itibarımızı artıracaktır. OHAL olağanlaşmasın” diyor.

Bu sözleri üstüne alan, durumdan vazife çıkaran ve kendine pay çıkaran olur mu? Hem emin değilim, hem de bilmiyorum! Bildiğim o ki; 150 bin öğrencinin dersliği ve öğretmeni yok. Kültür ve sanata para harcamıyoruz ayırdığımız bütçe neredeyse yok düzeyinde. Bağırıp çağırmadan, sesimizi yükseltmeden konuşmayı bilmiyoruz. İçişleri bakanlığı verilerine göre bugüne dek 29 bin Suriyeli suça karışmış. Ayda en az 300 yabancı uyruklu mahkûm olarak cezaevine giriyor. Veeee iktidarın yazdıklarımızın kırıntısına dahi tahammülü yok.

Özetle; duvar duydu, taş duydu. Duyması gerekenler kapı duvar…