MENŞE ŞAHADETNAMESİ…

MENŞE ŞAHADETNAMESİ…

Merkezi hükümette şarbon var!

Evet! Brezilya’dan ithal edilen büyükbaş hayvanlarda şarbon hastalığı görüldü. Bölgedeki diğer hayvanlar aşılanmaya başlandı, köyler, yollar, sokaklar karantinaya alındı, görevliler her tarafı ilaçlıyor. Etraf toz duman koku içinde…

Görüntü bir yönetim perişanlığının açık seçik fotoğrafı! Görüntü iktidarın tarım politikasının net iflasıdır. Nokta…

Çocuktum, yaz aylarının başlamasıyla beraber Kars’ta büyük ve küçükbaş hayvan alımı satımı da başlardı. Evimiz hayvan borsasısın yakınında idi. Bu ticaret sabahtan öğlene kadar “Hayvan Borsası’nda” öğleden sonra da kahvelerde, hanlarda, otellerde sürüp giderdi. Bu alışverişe hemşerimiz tüccarların yanında Gaziantep’ten, Mersin’den, Amasya’dan gelen celepler de katılırdı.

O celeplerin aracılığın da hemşerim “Cambazlar” yönetir, yönlendirirdi komisyon karşılığında. Hayvanlar besi için, kesim için, damızlık için ve de ihraç etmek için alınırdı.

Kars’a hayvanlarını satmak için gelen köylülerin yanlarında bulundurmaları zorunlu olan bir de evrak olurdu mutlaka. İşte o evraka “Menşe Şahadetnamesi” denirdi. Deyim; gerek Türk Dili Kurumu, gerekse Osmanlıca sözlüklerinde aynı anlamı taşıyor. “İyilik kâğıdı” O kâğıtta zikredilenler de şöyle idi; “Köyümüzde bulaşıcı hastalıklar yoktur.” Altında mühür, imza, köy muhtarı, nahiye müdürü…

Yaz sona irip kış ayları başlayınca büyük ve küçükbaş hayvanların bir kısmı, yetkili tüccarlar tarafından “Canlı Hayvan İhracatçıları Birliği” aracılığıyla Rusya’ya, İran’a satılırdı.    

O alım satım işleri ile ilgili olaylar, bütün ayrıntıları ve renkleriyle hala belleğimdedir. Dahası ve en önemli yanı o yıllara ait hiçbir bulaşıcı hastalık ve karantina olayı hatırlamadığımdır.

Gerçekte “Menşe Şahadetnamesi” yıllardan beri ülkenin ve yurttaşın gündemindedir. Ne var ki bu defa başka cepheden patlak verdi. Zira yıllardan beri kullanım süresi uzatılmış ürünler, ilaçlanmış, hormonlanmış, katkı maddesi ilave edilmiş, DNA’sı değiştirilmiş gıdalar yiyoruz. Menşei meçhul daha bir yığın ürünler var raflarda, tezgâhlarda renk renk çeşit çeşit…

Dünyanın 7.sınıf ülkelerinden kıyma alıyoruz, sakatat alıyoruz. Sarı samandan yeşil mercimeğe, siyah buğdaydan beyaz pirince kadar 120 ülkeden 140 çeşit ürün ithal ediyoruz.

Artık merkezi hükümette, Gölbaşı’nda şarbonlu etimiz de var. Güle güle kullanın…

Bu şarbon skandalının tüm ilgilileri uyarmasını dileriz. Zira ülke gerek yerli ve gerekse yabancı olan menşei, mahiyeti meçhul binlerce ürünün bombardımana altındadır. Ne yiyip ne içtiğimizi bilmiyoruz…

Sonuçta bu şarbon olayı gösterdi ki; Yeni Cumhuriyet, Eski Cumhuriyet’in çok gerisinde kalmıştır. Yeni Cumhuriyetin gerçek Cumhuriyetten öğreneceği çok şey vardır…