“MALUM ZAT” FENA SUÇLUYOR

“MALUM ZAT” FENA SUÇLUYOR

Pandorra’nın Kutusu açılmıştır. O kutunun diğer adı da AKP Kutusu’dur. 17 yıldır ülkeyi yöneten zihniyet ile o zihniyetin yaptığı işler doludur o kara kutuda.

Kutudan ilk çıkan da “Malum Zat!” olmuştur.

Kimdir o malum zat?

AKP Lideri Erdoğan’ın adını anmayıp küçümsemek ve aşağılamak için Malum Zat dediği siyasetçi… Yani Ahmet Davutoğlu…

Erdoğan şimdi onu yolsuzluk yapmakla suçlamaktadır. Bunu da Davutoğlu ve arkadaşlarının kurduğu Şehir Üniversitesi üstünden yürütmektedir. Sayın Erdoğan, Davutoğlu’nun kuruluşunda yer aldığı Şehir Üniversitesi için de devlet arazisini tahsis etmiş. Şimdi, “Davutoğlu Başbakan olunca bu araziyi üniversiteye verdi!” diye suçluyor. Yetmiyor, suçlamalarına Halk Bankası’nı dolandırmayı da ekliyor.

Peki o sırada devleti yöneten Sayın Erdoğan değil miydi? Bu işlemleri bilmiyor muydu? Niye engel olmadı?

YOLSUZLUK İTHAMINDA BULUNDU

Davutoğlu geçen Cuma günü AKP Lideri Erdoğan’a cevap verdi. Hem de çok sert bir cevap… Erdoğan’ı ''En temel nezaket kurallarına dahi uymayan üslubla konuştu” diye eleştirerek…

Çok sert; çünkü Sayın Erdoğan’ı “devlet ahlakı meselesi” diye eleştirmektedir.

Konuşmasında cümlelerin içine gizlediği suçlamalara yenilir yutulur gibi değildir.

*Davutoğlu’na göre, Erdoğan, devleti husumetle yönetmektedir.

*Kamu kaynaklarını kendi çıkarları için kullanmaktadır.

*”Ekonomik servet oluşturma bakımından milletimiz çok iyi bilmektedir”, diyerek Erdoğan ve yakın çevresini haksız servet edinmekle suçlamaktadır.

*”Kızıma, oğluma, damadıma, gelinime bırakacağım bir eğitim kurumu yok” diyerek de sanırım Erdoğan ailesinin kurduğu TÜRGEV’e verilen Başakşehir’deki muazzam büyüklükteki araziye İbni Haldun Üniversitesi adlı aile üniversitesinin kurulmasına göndermede bulunuyor.

*“Üniversiteyi üniversite yapan araziler ve binalar değil bilim insanları ve öğrencilerin oluşturduğu sosyal iklimdir. Her gördüğü araziye dolar hesabı ile değer biçenler bunu anlayamazlar.'' sözleri de Erdoğan’a dolarcılık suçlaması yöneltmektedir.

MEYDAN OKUDU

Davutoğlu, 24 Ağustos’ta Erdoğan tarafından gelen suçlamalara cevap vermiş ve “Terörle mücadele konusunda defterler açılırsa birçok insan insan yüzüne çıkamaz. Bizi bugün eleştirenler insan yüzüne çıkamazlar, açık söylüyorum." demişti.

Üniversite arazisi üstünden dolandırıcılıkla suçlanınca yine açık ve sert karşılıklar verdi.

Diyor ki:

*Bu iş bir milat olsun… Madem ki bu ülkeye hizmetten gayrı hiç bir hedef gütmemiş ve bütün bir ömrünü buna adamış bir başbakana ‘dolandırıcılık’ iftirasında bulunulmuştur, o zaman:

*Şu anda görev yapanlar da dahil olmak üzere

*yaşayan bütün Cumhurbaşkanları, *Başbakanlar, *kamu bankalarının bağlı olduğu bakanlar ve *özelleştirme yüksek kurulunda görev yapmış yetkililerin ve *onların birinci ve *ikinci derece hısımlarının ve *akrabalarının *mal varlıklarını ve *bu varlıklardaki değişimi,

*bu kişilerin siyasete girdikleri/devlet görevi üstlendikleri günden bugüne kadar araştırmak ve soruşturmak üzere TBMM’nde gerekli komisyonlar oluşturulmalı ve Sayın Cumhurbaşkanı’nın ifade ettiği vechile yetimlerin hakları son kuruşuna kadar korunmalıdır.

'*Ayrıca bu komisyonlarda kamu bankalarının, *Şehir Üniversitesi de dahil olmak üzere hangi vakıflara ve şirketlere nasıl kredi verdikleri, *hangi şirketlerin borçlarının yapılandırıldığı, *kimlerin hangi yöntemlerle kurtarıldığı, *kimlerin ise batmasına seyirci kalındığı şeffaf bir şekilde ortaya konmalıdır.'

'*Bu araştırma ve soruşturma neticesinde objektif hukuki kriterlerle izah edilemeyen *varlıklar ve *kaynaklar Hazineye intikal ettirilmeli.

Yani diyor ki: Ülke yönetiminde yer almış yaşayan siyasetçilerin ve büyük bürokratların mal varlıkları araştırılsın; eğer bu servetlerinin yasal kaynağı bulunamaz ise mallarına el konulsun ve hazineye aktarılsın.

Bu cümlelerin tümünde AKP Lideri Erdoğan’a göndermeler vardır ve kendisi dolaylı olarak suçlanmaktadır. Suçlamaların büyük ölçüde parasal işlerle ilgili olduğu da dikkatlerden kaçmamaktadır.

***

Davutoğlu daha sonraki cümlesinde bugün Türkiye’de gerçek hukuk devletinin, demokratik hakların ve özgürlüklerin, adaletin ve şeffaflığın olmadığını da vurguluyor ve yakın dönemde bu iktidarın giderek hakların yeniden kazanılacağını da dolaylı olarak vurguluyor.

Ahmet Davutoğlu, dış politikadaki yanlışlarına karşın, partideki gücünü ve başbakanlıktaki dönemini servet edinmek ve yolsuzluk yapmak için kullanmadı. O yüzden böyle rahat konuşuyor. Ve anlaşılıyor ki buna benzer tartışmalar ileride daha da şiddetlenecektir.

Bütün bunlar, demokratik Türkiye’nin yeniden yaratılması yönünde atılan adımlardır. Ve Sayın Davutoğlu böyle devam ederse demokrasi mücadelesinde adı hatırlanacak siyasetçiler arasına girecektir.

https://twitter.com/r_zelyut