Efes Acilen Silkelenmeli

EFES ACİLEN SİLKELENMELİ

Bu haftanın en sinir bozucu basketbol olayı gururumuz Efes'in Madrid'de aldığı ağır yenilgiydi. Daha doğrusu yenilginin şekliydi. Tamam "Real Madrid'i sahasında yeneriz" gibi bir iddia gerçekçi olmayabilir ama ülkemizin en kariyerli takımıydı Efes.

Kabul; Real Madrid geçen sezonun Euroleague finalistiydi ve Avrupa Basketbol Şampiyonası'nın üçüncüsü İspanya'nın en formda oyuncularından Sergio Rodriguez, Rudy Fernandez, Sergio Llull filan onlardaydı, ama koçları maçtan önce Efes'e övgüler yağdırıp ne kadar önemli bir takımımız olduğunu anlatmıştı.

Ancak umutlarımız 1 periyot bile sürmedi. Periyot başındaki kabul edilebilir fark periyot sonunda ciddi sorun boyutuna gelmişti. İkinci periyotta Sergio Rodriguez faktörü ortaya çıktı. Devre bittiğinde fark vahim boyutlara gelmişti. Bir devrede bu kadar farkı, hele deplasmanda Real Madrid gibi bir takımdan yerseniz artık maçı kazanma beklentiniz kalmaz.
 
Peki ne yapılabilir o zaman? Örneğin uzun aradan faydalanıp herkese bir ayar çekilir. Periyotlar ayrı ayrı düşünülüp ayrı ayrı kazanılmaya çalışılarak oyuncuların önüne yeni hedef konur. Ya da oyun yavaşlatılıp zaten kazanma potasındaki rakip uyutulur, maç sonuna kadar durum idare edilir. Veya deli gibi savunma yapılıp rakip baskı altına alınır. Biz daha ölmedik mesajı verilir. Fark kapanmasa bile bu sefer onlar durumu idare etmeye çalışır. Veya, veya, veya... Ne bileyim bir sürü fikir söylenebilir. Peki aslında Efes ne yaptı dersek, aslında hiçbirşey.
 
Bu duruma Oktay Mahmuti yorumu şöyle: "Kaybetmek hayatın bir parçası ama bizim burada gösterdiğimiz tavır farklı bir şey." Sevgili Oktay Mahmuti durumu tanımlayamamış "farklı bir şey" diyebilmiş.
 
Rakip takımın biraz da erken fark yapmanın getirdiği moralle olsa gerek %56 üç sayılık, %55 iki sayılık atmasına birşey diyemeyiz. Doğru dürüst savunma yapmadık demiyelim de onlar iyi gününde olmuş olsun. Hadi moralimiz bozuldu bizim şutlar da ondan girmemiş olsun (%25 üç sayı, %41 iki sayı).
 
Peki bize faul yapmayacakları kadar etkisiz oynamak da neyin nesi? Toplam 3 faule maruz kalmışız. Üstelik oyun düzenimiz bozulunca gereksiz birebir oyunlarla şansımızı denedik. Bu düzeyde bir maçta bu nasıl bir beceriksizliktir ki adamlar faul bile yapmadan işi halletmişler. Oktay Mahmuti bu tablonun baş sorumlusu olabilir. Ama oyuncuların sorumsuzluğu yabana atılamaz. Efes gibi bir markaya layık olamayacaklarsa ayrılmak boyunlarının borcudur.

Bütün bu olumsuzluklara rağmen soğukkanlı olmak ve gelecek maçlara büyük bir enerji ve güçle asılmak lazım. Çünkü rakibin koçu Pablo Laso’nun dediği gibi; “Efes hala güçlü ve önemli bir takım.”

Sağlıkla kalın...