Önceki gün “Allem ettiler kallem ettiler…” başlıklı yazıma şöyle başlamıştım:
-Valla, bana sorarsanız iktidara şapka çıkarmak lazım!
Niçin böyle demiştim peki? Partileri, belediyeleri “silkelemekteki” hırsı, cüreti, stratejik ve taktik başarısı nedeniyle tabii, hatta bir de “bravo” çekmiştim…
Ama vazgeçtim! Önceki gün yaşanan olağanüstü transferi gördükten sonra “yok” dedim, bu başka, bambaşka bir zekâ, öyle sıradan geçiştirilemez!
Siz dünyanın herhangi bir ülkesinde, bir iktidar seçime bile “nasıl olsa kazanamam” diye girmediği bir yerde o belediyeyi şakkadak partisine kattığını gördünüz? Göremezsiniz çünkü yok! Dünyada görülmemiş, kimsenin aklının kıyısından geçmemiş bu müthiş başarıyı da AKP kazandı! Hani diyorlar ya “Yaparsa AKP yapar”, hah işte aynen öyle…
Tabii ben bu zekâ dolu stratejiyi görünce şöyle düşündüm:
-Olsa olsa, “şimdi zahmet etmeyelim, sonra nasıl olsa alırız” diye düşündüler herhalde!
Düşündükçe hayretlere gark oluyorum; öyle bir transfer yaptı ki iktidar, Foça Belediye Başkanı kadıncağız daha rozetini bile takmadan Cumhurbaşkanı’nın AKP’li kadın belediye başkanlarıyla yaptığı toplantıda buluverdi kendini! Foça halkı CHP’den yüzde 49,6 oyla seçilen Saniye Bora Fıçı’nın iktidar partisine katıldığını o toplantının fotoğrafını görünce anladı!
-Bakar mısınız stratejinin büyüklüğüne, taktik kondisyonun muhteşemliğine!
“Ortak payda Foça”
Ağabeyinin ateş püskürerek “benim için artık yok hükmündedir” dediği Saniye Hanımefendi’nin hakkını da yememek lazım; kardeşim ne ara hem de ilan bile edilmeden o toplantıya katıldın, Cumhurbaşkanı’na övgüler sıralayıp rozetini taktın bravo yani…
Ayrıca, AKP’ye geçtikten sonra yayınladığı bir mesaj var ki “helal olsun” cinsinden: Cumhurbaşkanı’na şükranlarını sunduktan sonra şöyle seslendi Foça halkına:
-Bu karar geçmiş emeğe ya da birlikte yürüdüğümüz yol arkadaşlarımıza bir mesafe koyma adımı asla değildir… Sandıkta iradesini ortaya koyan her bir Foçalının iradesi başımın tacıdır. Kapımız da gönlümüz de hemşerilerimize sonuna kadar açıktır…. Bizim anlayışımızda ötekileştirme değil, ortak paydamız olan Foça’da birleşmek vardır.
Göz yaşartıcı değil mi? Gerçi, son cümledeki “Ortak payda Foça” sözcüklerini anlayamadım ama olsun, Durumu anlayan Foçalılar verir yanıtını nasıl olsa…
Bu arada benim de “payda” sözcüğünü her duyduğumda aklıma nedense “paydaş” sözcüğü gelir. Bir aralar çok meşhur olmuştu; hatırlayacaksınız, AKP İstanbul eski İl Başkanı Aziz Babuşçu 2013 yılında en başından beri sadakatle partiye büyük destek veren solcu eskisi döneklerle liberal tipleri kapının önüne koyarken “Artık liberal paydaşlarla yollarının ayrıldığını” ilan etmişti, sanırım takıntım oradan kalma!
Kuyruklu yalan!
Madem iktidar partisiyle başladık, o halde devam edelim…
Biliyorsunuz AKP, halkın parasıyla yapılan köprüleri satışa çıkardı gerekçe olarak da şunu gösterdi:
-Boğaz köprülerinin ağır bakım masrafı çok yüksek. Biz bu masraf yükünden kurtulmak için köprüleri özelleştiriyoruz!
Çok sevdiğim bir atasözü vardır:
-Yalancının mumu yatsıya kadar yanar!
İşte bu sözü peşine düştüğü her “yalan” konusunda dibine kadar sürdüren üstelik belgeleriyle ortaya koyan Yeni Parti Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz şak diye ortaya çıktı ve bakın ne dedi:
-Kuyruklu yalan!
Ağır suçlama vallahi! Ama ortaya belgelerini de koydu Yavuzyılmaz… Niçin kuyruklu yalandı peki? Gayet net açıkladı Deniz Bey:
-15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsünün ağır bakımları 2024 yılı itibarıyla tamamlanmış durumda. Bir sonraki ağır bakım ise 30 yıl sonra!
Bu ne demek peki? Özelleştirme programı bitip köprü ve otoyol işletmeleri yeniden devlete devredildikten sonra demek, iyi mi!
Yavuzyılmaz bununla da yetinmedi, 2024’te yapılan ağır bakım çalışmalarının tüm kalemlerini de tek tek saydı. Ve açıklamasını şöyle bitirdi:
-Bunun adı organize soygundur!
Yani pes Deniz Bey, bu zekâ küpü beyzadeleri niçin bu kadar sıkıştırıyorsunuz ki:
-O zamana kadar “kim öle, kim kala” demiş olamazlar mı?