CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Trump'a sığınanlara açıkça söylüyorum: Modern dünyanın bir parçası olmadan, haksızlıklara susarak, sadece göz yumarak Trump'tan, Amerika'dan, İsrail'den korkarak iktidarda kalacaksan olmaz. Olsun öyle iktidarınız; eğer sizi orada oturtursak bize de yazıklar olsun. Çankırı'dan, Anadolu'nun kalbinden dünyaya sesleniyorum: Trump'ın düzeni dünya düzeni olamaz. Ya bu çılgınlığa direnilecek ya da bu Trump teker teker bütün dünyanın tepesine binecek. Burada Anadolu'da Trump'ın tepesine binebileceği bir Cumhuriyet yoktur; çünkü bu Cumhuriyet kanla, mücadele ile ve emperyalizme, işgale direnerek kurulmuştur. Ne Trump'tan ne Amerika'dan korkumuz yoktur; korkanlara yazıklar olsun" diye konuştu.
CHP'nin Silivri’de tutuklu bulunan cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’na özgürlük ve erken seçim talebiyle düzenlediği "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinglerin 78'incisini Çankırı’da Belediye Meydanı’nda yapıldı. Düzenlenen bu miting, 2026 yılının da ilk mitingi oldu.
Özel, şunları kaydetti:
"Tayyip Bey, yılın ilk gününde eksi 4 derece sıcaklıkta, karın altında Çankırı'da müzenin önündeki meydandayım. Meydan tıklım tıklım. Biz buradayız; sıcak salonların adamı Erdoğan, sen neredesin? Biz millet için buradayız; yoksul için, emekli için, çalışan için buradayız. Gençlerin gelecek umudu için buradayız. Sıcak salonlardan çık, çık karşımıza. Erken seçim istiyoruz, iktidar istiyoruz, adalet istiyoruz.
"Biz tüm vatandaşlarının onurlu birer temel vatandaşlık geliri almasını savunuyoruz"
CHP olarak iktidara geldiğimizde herkesin insanca yaşayabileceği bir maaş almasını, eğer işi yoksa temel vatandaşlık maaşıyla eve giderken kimsenin eli boş gitmemesini, kasabın, manavın arka sokağından dolaşmamasını, borcunu borçla kapatmamasını, kredi kartını öbüründen çekerek dağ gibi biriken borçlardan artık bunalmamasını; Türkiye Cumhuriyeti'nin tüm vatandaşlarının onurlu birer temel vatandaşlık geliri almasını savunuyoruz. Çankırı, bu müjdeyi buradan tüm Türkiye'ye haykırıyorum. Biz bu ülkede kardeşlik ve huzur olsun istiyoruz, kavga değil. Milletin sorunları çözülsün istiyoruz ama ne yazık ki AK Parti yönetimi bunu istemiyor. O gerginlik istiyor ki yoksulluk konuşulmasın, o kavga istiyor ki işsizlik konuşulmasın, o kutuplaşma istiyor ki bu millet kucaklaşmasın, hep birlikte kurtuluşu aramasın. 2026 yılının ilk mitinginde, Anadolu'nun bağrından ve bu yarenler diyarından bütün Türkiye'ye diyorum ki; Tayyip Erdoğan'ın kutuplaştırmasına inat kucaklaşmaya, düşmanlaştırmasına inat kardeşliğe, AK Parti'nin MHP'nin seçmeniyle muhalefetin seçmeni omuz omuza vermeye, yoksulluğu yenmeye geliyoruz.
"Bu yıl ne oldu da bu yıl yüzde 17 enflasyon deyip yüzde 30'a çıktı, hedefin 2 katına çıktı?"
Yüzde 17,5 enflasyon hedefi ile yola çıkıp yüzde 30 enflasyonla yılı bitirenlere soruyorum: Bu yıl ne oldu, savaşa mı girdik, ekonomiyi allak bullak edecek afet mi oldu? Ne oldu da bu yıl yüzde 17 enflasyon deyip yüzde 30'a çıktı, hedefin 2 katına çıktı? Farkı bu milletin cebinden çıktı. Size söyleyeyim ne olduğunu: Bu ülkede maalesef 19 Mart'ta bir sivil darbe oldu. Ülkeyi seçimle kazanamayacağını görenler, geleceğin iktidarına darbe yapmaya, geleceğin cumhurbaşkanına, Ekrem İmamoğlu'na darbe yapmaya kalkıştılar. İşte bütün kriz de buradan çıktı. Karşımızda darbe kendisine yapılınca 'koşun yardım edin' deyip sonra sıkışınca rakibine darbe yapanlar var.
Özel'den Erdoğan'a "Maduro" eleştirisi: "Korkusundan bir kelime edememektedir"
Bugün dünyanın öbür ucunda bir ülkede, Venezuela'da, ülkenin liderine ve karısına Amerika Birleşik Devletleri tarafından bir operasyon yapıldı ve ülke dışına kaçırıldı. Buradan açıkça söylüyorum: Maduro seçimleri adil, güvenli yapmadığında, muhalefetin itirazlarına kulak kabartmadığında Maduro yanlış yapıyordu. O günlerde Erdoğan 'kardeşim Maduro', 'dostum Maduro' diyordu. Bugün Erdoğan'ın her lafı yiyip sustuğu, randevu almak için Boeingler verdiği, kıymetli toprak elementlerimizi feda ettiği, oğluna Amerikan malına vergi indirimi, Çin malına vergi bindirme teklif ettiği Erdoğan, Trump'ın Venezuela'ya darbesine, Maduro'yu alıp ülkesinden kaçırmasına tek kelime edememiştir. Buradan herkes görsün ki Erdoğan, Maduro yanlış yaparken de yanlışa yanlış diyememiştir. Bugün yanlış Venezuela'ya yapıldığında, bugün Amerika Birleşmiş Milletler sistemini altüst ettiğinde, bugün Amerika 400 yıl önce Vestfalya Antlaşması'ndan beri ülkeler birbirini tanıyacak, birbirinin sınırlarına saygılı olacak, iç işlerine karışmayacak, ulusal egemenliklerini tanıyacak, uluslararası hukuk dışında hiçbir ülke diğerine karışmayacak diye 400 yıllık kaideyi Trump ayaklarının altına alırken Erdoğan korkusundan bir kelime edememektedir. Bir danışmanı tweet atmış, tweetini sildirdiler.
"Biz anti-emperyalistlerin partisiyiz"
Buradan Erdoğan'a bir kez daha sesleniyorum: Sen Trump'tan korkan, meşruiyeti onun Oval Ofisi'nde arayan, doğruya doğru demeyen, sıkışınca tükürdüğünü yalayan ve cesareti olmayan bir siyasetin insanısın. Biz 6. Filoyu denize dökenlerin, Kıbrıs işgalinde hepsine kafa tutanların, biz geldiklerinde birileri kırmızı halı sererken düşman donanmasına bakıp 'geldikleri gibi gidecekler' diyen anti-emperyalistlerin partisiyiz. Buradan açıkça söylüyorum; Trump'a sığınanlara açıkça söylüyorum: Modern dünyanın bir parçası olmadan, haksızlıklara susarak, sadece göz yumarak Trump'tan, Amerika'dan, İsrail'den korkarak iktidarda kalacaksan olmaz. Olsun öyle iktidarınız; eğer sizi orada oturtursak bize de yazıklar olsun.
"Ya bu çılgınlığa direnilecek ya da bu Trump teker teker bütün dünyanın tepesine binecek"
Çankırı'dan, Anadolu'nun kalbinden dünyaya sesleniyorum: Trump'ın düzeni dünya düzeni olamaz. Ya bu çılgınlığa direnilecek ya da bu Trump teker teker bütün dünyanın tepesine binecek. Burada Anadolu'da Trump'ın tepesine binebileceği bir Cumhuriyet yoktur; çünkü bu Cumhuriyet kanla, mücadele ile ve emperyalizme, işgale direnerek kurulmuştur. Ne Trump'tan ne Amerika'dan korkumuz yoktur; korkanlara yazıklar olsun.
"Çankırılıların vicdanına sesleniyorum; AK Parti'yi eleştirenlerin hapse atılması doğru mu?"
Çankırılıların vicdanına sesleniyorum. AK Parti'yi eleştirenlerin hapse atılması doğru mu? AK Parti'ye karşı seçim kazanmak suç mu? Bakın, bir iddianame çıktı; tel tel dökülüyor, bomboş. Bütün bir yaz boyunca attıkları, TRT'den, A Haber'den, TGRT'den attırdıkları bütün yalanlar boş çıktı. Dünya kadar yalan yazılırken diyorduk ki: Getirin iddianameyi. Şimdi o iddianame çıktı, arkasında duran yok. Tayyip Bey yaz boyu arkadaşlarımıza 'hırsız' dedi, 'yolsuz' dedi; 'iddianame çıksın insan içine çıkamayacaklar' dedi. 3 Ocak günü Çankırı'da, -4 derecede insan içindeyim, Tayyip Bey. Tayyip Bey, senin gözüne bakarak söylüyorum ki; savcına güveniyorsan çık karşıma, TRT'den canlı yayınla, hodri meydan.
"Tayyip Bey, güya Çankırı kalendi. 'İstifa' diye inliyor memleket"
Tayyip Bey, güya Çankırı kalendi. 'İstifa' diye inliyor memleket. Nerede adalet, nerede cesaret? Haydi Tayyip Bey, çık karşıma, getir sandığı, görsün millet. Ülkenin her yeri yangın yeriyken biz bu ülkede yan yana, hep beraber ve güçlü olmalıyız. İçeride kavgayı bitirmeliyiz, insanlarımızı yoksulluktan kurtarmalıyız. Bunun yolu kutuplaşma yerine kucaklaşmaktır. Yılbaşında bütün partilerin liderlerini aradım. Geçen yıl Tayyip Bey'i de aramıştım, kazandığım seçimden sonra her bayram aramıştım ama bu sene 18 lideri aradım, bir tek onu aramadım. Çünkü biz yıllarca iyilik dedikçe, kardeşlik dedikçe, bu ülkenin birliği dedikçe; biz evladımızı, Gülşah'ımızı defnederken, kabir başındayken elinde mikrofon bize saldırıyordu. İyilikten anlamayan, yastan anlamayan...
"Hastaya ilişmeyiz, yas evine ilişmeyiz, mateme saygı duyarız"
Devlet Bey 90 gün hasta yattı; 90 gün ağzımızı açıp laf etmedik. Hastaya ilişmeyiz, yas evine ilişmeyiz, mateme saygı duyarız. Ama bu memleketin evladı olup da cenaze evine, yas evine saldıranı; iyi günde, kötü günde birlikte olmayanı bu millet görüyor. Ama bir yandan o istiyor diye geçen sene CHP seçimlerden 1'inci parti çıkınca 'gelin bu ülkede normalini yapalım; şehit cenazesinde el uzatmamak ne?' demiştik. 'Bizim Manisa'da AK Parti'nin mahalle başkanıyla CHP'nin mahalle başkanı cenazesini de birlikte kaldırıyor, düğününü de birlikte yapıyor' demiştik. Bu millet tarafından takdir gördü ama Tayyip Bey tarafından tepki gördü. Oylarımız düşüyor diye kavgaya sarıldı.
"2026 yılı yeni bir siyasetin miladı olacak"
Şimdi 2026 yılının ilk mitinginden açıkça söylüyorum: 2026 yılı yeni bir siyasetin miladı olacak. Bunun için üzerimize ne düşüyorsa yapacağız. Başta muhalefet partileri, her biriyle ele ele, omuz omuza, dayanışma içerisinde bu ceberrut iktidarı, halden anlamayan iktidarı, sadece kendini düşünen iktidarı değiştirmek için tüm muhalefetle kol kola, omuz omuza olacağız. Yetmez; Tayyip Bey istemiyor diye AK Partiliye düşman olacak değiliz. AK Parti'nin, MHP'nin seçmenleri ile de kucaklaşacağız.
"Tayyip Bey'e rağmen MHP ile de, AK Parti seçmenleri ile de en iyi diyalogları kuracağız"
Tayyip Bey'e rağmen MHP ile de, AK Parti seçmenleri ile de en iyi diyalogları kuracağız. Onlara yoksulluktan birlikte kurtulmanın, işsizlikten birlikte kurtulmanın yollarını, çarelerini anlatacağız. Tayyip Bey istiyor diye, o hep iktidarda kalsın diye bu millet kavga edemez. Diyorlar ki ne olacak? Şu olacak: Tayyip Bey'e rağmen bu millet kucaklaşacak, bu millet iktidara yürüyecek. Biz kavga etmeye değil, bu ülkeyi iyileştirmeye, onarmaya, güçlendirmeye geliyoruz. Bu memlekette onlar kavgayı büyüttükçe ekmek küçüldü. Biz birbirimize düşersek hepimizin sofrasından ekmek eksiliyor. Biz eksiklikleri tamam etmeye geliyoruz. Bu ülkede kavgadan iktidar çıkarmak isteyenlere, kavga ile iktidar sürdürmek isteyenlere inat; barıştan refah, refahtan huzur, huzurdan hep birlikte kalkınma çıkaracağız. 2026 yılı kimsenin kaybetmediği bir yıl olacak. Biz seçimi kazandığımızda kimse kendini kaybetmiş hissetmeyecek. Her görüşten bütün vatandaşlarımızı kucaklayacağız.
"Kutuplaşma Tayyip Erdoğan'ın kalemidir, bizim değil"
Buradan bir kez daha açıkça söylüyorum ki; kutuplaşma Tayyip Erdoğan'ın kalemidir, bizim değil. Kavga onun hesabına gelir, bizim değil. Elbette onun zulmüne boyun eğecek değiliz; ona boyun eğmek yerine başımı vermeyi göze alırım. Ona baş edecek değiliz; o istiyor diye milletle aramıza mesafe koyamayız. Bunun için Tayyip Bey'e karşı bir adım geri atmadan; atarsak bu milleti yüzyıl geri götürecek. Tayyip Bey'e karşı bir kelime eksik konuşmadan; konuşursak bu milleti susturacak. Tayyip Bey'e karşı bir santim eğilmeden; eğilirsek bu millete diz çöktürecek. Ama o istiyor diye kavga etmeden, ona rağmen; geçmişte ona oy vermiş, şimdi yokluk çeken, yoksulluk çeken, işsiz kalmış, sıkıntıya düşmüş milyonlarla kucaklaşacağız. Bu yolda ben en çok size güveniyorum. Benimle birlikte bu yolculuğa var mısınız? Kapı kapı gezmeye, partinin programını anlatmaya, seçim vaatlerini anlatmaya var mısınız? Ekrem Başkan içeride; onun yerine Cumhurbaşkanı adaylığına var mısınız? Birlikte miyiz? Haydi o zaman Anadolu, haydi o zaman güzel memleketim; hep beraber yürüyelim."
(SON)