<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>HABER HABERE Güncel Türkiye ve Dünya'dan Son Dakika Haberleri</title>
    <link>https://www.haberhabere.com</link>
    <description>7/24 Haber Doğru Haberin Adresi Dürüst Haber Tarafsız Haber Türkiye ve Dünyadan Haberler Gerçek ve Güncel Haberler Deneyimli Kadro Flaş Haberler Spor Haberleri</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.haberhabere.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 12 May 2026 03:30:06 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[VARİKOSEL TEHLİKELİ BİR HASTALIK mıdır?]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/varikosel-tehlikeli-bir-hastalik-midir-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/varikosel-tehlikeli-bir-hastalik-midir-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kısırlık yapabilmesi nedeniyle özellikle genç erkeklerin korkulu rüyası olan Varikosel hastalığı hakkında Ürolog Op.Dr. Tayfun Budak'ın görüşlerine başvurduk...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>HH:</strong> VARİKOSEL nedir?</p>

<p><em><strong>TB:</strong> Yaygın olarak bilindiği şekliyle VARİS, genellikle bacaklarda görülen toplardamar genişlemesidir. Eğer bu hastalık testis toplardamarlarında ise biz buna VARİKOSEL diyoruz.</em></p>

<p><strong>HH:</strong> VARİKOSEL TESTİS SAĞLIĞINI NASIL BOZAR?</p>

<p><em><strong>TB:</strong> Sağ ve sol her iki testisi içinde bulunduran, penisin alt kısmında yer alan gevşek-buruşuk deri torbanın adı SKROTUM’dur. Varikosel skrotum içerisinde bulunan, skrotum ve testisin kirli kanını taşıyan toplardamarların genişlemesi olarak karşımıza çıkar. Atardamarlar ki biz bunlara ARTER diyoruz, testise oksijeni yüksek taze ve temiz kanı taşırlar. Testis içerisinde kullanılan bu “temiz kan”, oksijeni tükendikten sonra yeniden temizlenmek üzere artık “kirli kan” olarak toplardamarlar tarafından geri taşınır. Eğer çeşitli nedenlerle varikosel dediğimiz bu toplardamar genişlemesi ortaya çıkarsa bu genişlemiş damarlar hem içlerindeki “zararlı-kirli-temizlenememiş” maddelerle toksik etki yaratarak hem de testisi adeta bir kalorifer ağı gibi sarıp testisin ısı dengesini bozarak faaliyet ve üretimine olumsuz etkide bulunurlar.</em></p>

<p><strong>HH:</strong> VARİKOSEL HANGİ YAŞ DÖNEMİNİN HASTALIĞIDIR?</p>

<p><em><strong>TB: </strong>Varikosel genellikle ergenlik döneminde oluşmaya başlar ve zamanla gelişir. Bazen testiste huzursuzluğa veya ağrıya neden olabilir ancak çoğu durumda hiçbir belirti veya komplikasyon da yaratmayabilir. Testisin gelişip olgunlaşmasında geri kalmasına, düşük sayıda ve kalitede sperm üretimine veya kısırlığa yol açabilir.</em></p>

<p><strong>HH:</strong> VARİKOSEL NEDEN DAHA ÇOK SOL TESTİSİ ETKİLER?</p>

<p><em><strong>TB:</strong> Anatomik olarak, her iki testisin ve skrotumun toplardamarları kasık kanalı içinden geçen kordon boyunca birleşerek genellikle tek dal halinde ana dolaşıma döner. Yine anatomik olarak tüm erkek popülasyonun ezici çoğunluğunda sol testis sağa göre biraz daha aşağıda yer almaktadır. Karın içerisinde sol böbrek de sağ böbreğe göre biraz daha yukarıda bulunmaktadır. </em></p>

<p><img alt="" height="420" src="https://haberhaberecom.teimg.com/haberhabere-com/uploads/2024/11/varikosel-olusumu.jpg" width="660" /></p>

<p><em>Sol testisin toplardamarı sol böbreğin toplardamarına dik açıyla boşalır ve gerek aradaki mesafenin uzunluğu ve gerekse bu açının dik olması da hesaba katıldığında bu kan akışı bir dirençle karşılaşarak geri döner. Oysa sağ testisin toplardamarı vena cava dediğimiz ana toplardamara geniş ve rahat bir açı ve daha kısa bir mesafeyle döndüğü için çok daha az bir dirençle karşılaşır. Bu nedenle de varikosel daha çok sol testiste görülür.</em></p>

<p><strong>HH: </strong>VARİKOSEL TOPLUMDA NE SIKLIKTA GÖRÜLÜR?</p>

<p><em><strong>TB: </strong>Varikoselin genel erkek nüfusundaki sıklığı yaklaşık %15’tir. Kısır olduğu düşünülen erkeklerin %35-40’ında muayene sırasında ele gelen varikosel bulunduğu bildirilmiştir. Anormal sperm parametrelerine sahip olanların da muayeneleri gerçekleştirildiğinde %25.4’ünde varikosel bulunduğu tespit edilmiştir.</em></p>

<p><em>Varikosel erken büluğ çağı döneminde gelişir ancak bu sırada genellikle belirti vermez. Bu nedenlerle ergenlik çağında varikoselin saptanması genellikle rutin veya tesadüfi fizik muayene sırasında olur. Erişkin çağdaki bireylerde ise varikosel üroloğa başvurduklarında, genellikle sperm tahlillerindeki bozulma ile tespit edilir. Nadiren hastanın hikayesinde testis ağrısı ya da uzun süre ayakta durmakla ve egzersizle artan ağrı da olabilmektedir.</em></p>

<p><em><strong>HH:</strong> VARİKOSELİN BELİRTİLERİ NELERDİR?</em></p>

<p><em><strong>TB: </strong>Her zaman belirti vermese de olası belirtiler arasında şunlar sayılabilir:</em></p>

<p><em><strong>Ağrı:</strong> Ayakta dururken veya günün geç saatlerine doğru gittikçe artan bir ağrı veya rahatsızlık dikkat çekicidir. Yatmak genellikle ağrıyı hafifletir.</em></p>

<p><em><strong>Skrotumda ele gelen kitle varlığı:</strong> Varikosel yeterince büyükse, neredeyse gözle bile görülebilir. Testisi saran bir solucan düğümü gibi görüntüsü vardır. Daha küçük varikosel tablolarında gözle görülemeyen bu varis pakeleri muayene sırasında dokunarak fark edilebilir.</em></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><em><strong>Testis büyüklüklerinin farklı olması:</strong> Varikoselden etkilenen testis, diğer testisten belirgin şekilde daha küçük olabilir.</em></p>

<p><em><strong>Kısırlık:</strong> Varikosel, sperm tahlilini bozarak çocuk sahibi olmayı zorlaştırabilir, ancak tüm varikoseller kısırlığa neden olmaz.</em></p>

<p><strong>HH: </strong>NE ZAMAN DOKTORA BAŞVURULMALIDIR?</p>

<p><em><strong>TB:</strong> Erkek çocuklar için yıllık doktor muayeneleri testislerin gelişimini ve sağlığını takip edebilmek için önemlidir. Planlı randevularla takip erken teşhis ve dolayısıyla hızlı tedavi yolunu açacaktır.</em></p>

<p><em>Skrotumda oluşan bir ağrılı tablo, şişme veya bir kitlenin ortaya çıkması doktora başvurmayı gerektirir.</em></p>

<p><em>Çocuk sahibi olmaya çalışan çiftlerde eğer tüm denemelere rağmen gebelik konusunda başarılı olunamıyorsa öncelikle erkeği muayeneden geçirmek hem kolay hem de doğru yoldur. Eğer kısırlığın erkek spermiogramındaki bir bozukluk veya erkek anatomisindeki herhangi bir patoloji yüzünden (örneğin; idrar deliğinin penisin ucuna değil de daha aşağıda bir başka yere açılması gibi) olmadığına karar verilirse o zaman kadın üzerinde araştırmalar yapılır.</em></p>

<p><strong>HH:</strong> VARİKOSELİ NASIL TEŞHİS EDİYORSUNUZ?</p>

<p><em><strong>TB:</strong> Öncelikle hastayı sıcak bir odada muayene ederek skrotumun gevşek olmasını sağlarız. Daha sonra gözle veya elle muayene sırasında hastalığı teşhis edebiliriz.</em></p>

<p><em>Fizik muayene bulgularına göre varikosel üç dereceye ayrılır:</em></p>

<p><em>* 1. Derece: Küçük, sadece elle muayene sırasında hasta ıkındırıldığı ele gelen</em></p>

<p><em>* 2. Derece: Orta, görülemeyen ama hasta ıkındırılmadan da elle hissedilebilen</em></p>

<p><em>* 3. Derece: Büyük, toplardamarların adeta bir solucan düğümü gibi gözle fark edilir derecede genişlemesi</em></p>

<p><em>Testisin renkli doppler ultrasonografisi fizik muayenenin güç olduğu durumlarda (obez erkek, geçirilmiş skrotal cerrahi, testisin skrotumda yüksek pozisyonda olması vb.) etkili bir araç olarak kullandığımız radyolojik inceleme metodudur.</em></p>

<p><strong>HH:</strong> VARİKOSELİN TEDAVİSİ NASILDIR?</p>

<p><em><strong>TB:</strong> Varikosel diğer varisler gibi ilerleyici bir hastalıktır. Kendiliğinden düzelmez ya da gerilemez. Kısırlık-varikosel ilişkisi her ne kadar tartışmalı olsa da varikoselin olumsuz etkilerine maruz kalan testiste kalıcı hasar meydana geldiği ve süreç içerisinde sperm yapımında bir bozulmanın oluştuğu tespit edilmiştir.</em></p>

<p><em>Varikosel tedavisi aşağıdaki faktörler bir arada ise önerilmektedir. Bu faktörler:</em></p>

<p><em>1) Varikoselin ele geliyor olması,</em></p>

<p><em>2) Bir yılı geçmiş kısırlık tablosunun varlığı</em></p>

<p><em>3) Kadın partnerin kısırlık açısından normal veya düzeltilebilir patolojiye sahip olması</em></p>

<p><em>4) Erkek partnerin sperm parametrelerinde veya sperm fonksiyon testlerinde bir ya da daha fazla anormalliğin gözlenmesi.</em></p>

<p><em>Normal sperm değerlerine sahip hastalar ve subklinik varikoseli olan hastalarda tedavi önerilmemektedir. Tedavide “Cerrahi (Varikoselektomi)” ve “Perkütan Embolizasyon” olmak üzere iki değişik yaklaşım bulunmaktadır:</em></p>

<p><em>Varikoselektomi: Varisli damarların ameliyat sırasında tek tek bağlanıp kesilmesi ameliyatıdır. Eğer ameliyat mikroskopu kullanılarak mikroskopik varikoselektomi şeklinde gerçekleştirilirse bugünkü bilgimize göre en etkili metot budur ve çok daha az nüks ve komplikasyon oranlarına sahiptir. Varikoselektomi sonrası hastaların %60 ila %80’inde sperm analizinde anlamlı iyileşme saptanmıştır. Gebelik oranları ise %20 ila %60 arasında değişmektedir.</em></p>

<p><em>Perkütan embolizasyon: Koltuk altı veya kasık bölgesinden girilerek özel bazı ilaçlarla varikoselli damarların tıkanması işlemidir.</em></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/varikosel-tehlikeli-bir-hastalik-midir-1</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 19:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2026/03/tayfun-budak-varikosel-roportaji-1.jpg" type="image/jpeg" length="20791"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[GENİTAL SİĞİLLERLE NASIL BAŞEDİLEBİLİR!]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/genital-sigillerle-nasil-basedilebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/genital-sigillerle-nasil-basedilebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[HPV virüsünün sebep olduğu, toplumda gittikçe artan sıklıkta görülmeye başlanan Genital Siğiller hakkında Ürolog Op.Dr. Tayfun Budak'ın görüşlerine başvurduk...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>HH:</strong> SON YILLARDA GİTTİKÇE ARTAN SIKLIKTA KARŞILAŞTIĞIMIZ ve TOPLUM ve AİLE SAĞLIĞINI TEHDİT EDEN KONDİLOM NEDİR?</p>

<p><em><strong>TB: </strong>Kondilom (Condyloma Accuminata) (Kondiloma Akuminata) (Anogenital Wart) (Anogenital Siğil) dediğimiz hastalık özellikle genital bölgede yerleşen siğillere verilen isimdir.</em></p>

<p><strong>HH:</strong> KONDİLOM VÜCUDUN HANGİ BÖLÜMLERİNDE GÖRÜLÜR?</p>

<p><em><strong>TB:</strong> En çok dış genital bölge derisinde, anüs çevresinde ve içerisinde, vajina içerisinde, rahim ağzında, idrar borusunun içerisinde, mesanede, skrotumda (testis derisi), ağız içerisinde (dudak, yanak, boğaz) görülürler.</em></p>

<p><strong>HH: </strong>KONDİLOMUN GÖRÜNÜMÜ NASILDIR?</p>

<p><em><strong>TB:</strong> Değişik şekil ve görünümle karşımıza çıkabilmekle birlikte aslında çoğunlukla karnabahar biçimindedirler. Genellikle yumuşak, deri renginde, kahverengi, pembe veya grimsi, nemli görünümlüdürler. Bazen bir toplu iğne başı kadar ufak ve yüzeyleri nispeten düz de olabilir.</em></p>

<p><em><img alt="Kondi̇lom 1280" height="1280" src="https://haberhaberecom.teimg.com/haberhabere-com/uploads/2026/01/kondilom-1280.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1280" /></em></p>

<p><em>Bazı hastalarda 5-10 cm. hatta daha da büyük çaplarda olup nadiren bütün bir genital bölgeyi hiç sağlam doku kalmayacak kadar geniş bir şekilde kaplayabilirler. Bazen genital bölgenin tek bir bölümünde bazen de birkaç bölümünde ve değişik büyüklüklerde bulunabilirler. Ağrılı olmayıp bir kısım hastada kaşıntı hissi verebilmektedirler. Genital temizlik, bakım veya traş sırasında, cinsel münasebet esnasında zedelenerek kolayca kanayabilirler.</em></p>

<p><strong>HH:</strong> KONDİLOMUN SEBEBİ ve ETKENİ NEDİR?</p>

<p><em><strong>TB:</strong> “Human Papilloma Virus (HPV)” adlı bir virüs bu hastalığın sebebidir. Bu virüs için tek konakçı insandır. Günümüzde artık bu virüsün 170’ten fazla alt tipi olduğu belirlenmiştir. Hastalığa en fazla sebep olan tiplerinin ise HPV-6 ve HPV-11 olduğu anlaşılmıştır. HPV-6 ve HPV-11’in anogenital kanser için düşük risk taşıdığı düşünülmektedir. HPV-16-18-31-33-35-45-52-58 gibi bazı tiplerinin ise kanser için yüksek risk oluşturduğu belirlenmiştir.</em></p>

<p><strong>HH:</strong> KONDİLOM NASIL BULAŞIR?</p>

<p><em><strong>TB:</strong> En sık olarak cinsel temas yolu ile bulaştığı bilinmektedir. Deriden deriye temas sırasında virüs vücuda derinin zayıf olduğu bir noktadan girmektedir. Tam bir cinsel ilişki olması gerekmemektedir. Sürtünme yoluyla bir münasebet veya oral seks ile de bulaşma gerçekleşebilmektedir. Doğum sırasında anneden bebeğe bulaşabildiği bilinmektedir. Nesnelerden HPV bulaşması tartışmalı bir konudur. Yine aynı şekilde inhalasyon (koterizasyon buharının solunması) yoluyla bulaşma da tartışmalıdır.</em></p>

<p><strong>HH:</strong> HASTALIĞIN HETEROSEKSÜELİTE ve HOMOSEKSÜELİTE ile İLİŞKİSİ nedir?</p>

<p><em><strong>TB: </strong>Heteroseksüel çiftlerde HPV bulaşının araştırıldığı çalışmalarda kadından erkeğe bulaşma oranının erkekten kadına bulaşma oranından daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Erkek-Erkek Homoseksüel çiftler üzerinde yapılan çalışmalarda ise penisten anüse bulaşma riskinin anüsten penise bulaşma riskinden daha yüksek olduğu belirlenmiştir.</em></p>

<p><strong>HH:</strong> HASTALIK TEMASTAN NE KADAR SONRA ORTAYA ÇIKAR?</p>

<p><em><strong>TB: </strong>Kuluçka süresinin birkaç hafta ile 8-9 ay kadar sürebildiği bildirilmekle birlikte çoğunlukla HPV bulaştıktan 2-3 ay sonra genital siğiller görülebilmektedir. Virüsün bazen yıllarca hiçbir bulgu vermeden vücutta kalabildiği de bilinmektedir yani virüs vücuda girdiği noktadan derinin alt tabakalarına doğru ilerleyerek orada sessiz bir şekilde uzun yıllar boyunca kalabilir. Netice olarak, aslında virüsün bulaştığı herkeste kondilom oluşmayabilir ve bu bireyler etrafa, cinsel münasebette bulundukları insanlara virüs saçan birer taşıyıcı haline gelebilirler. Bunların yanı sıra kondilomun ortaya çıktığı bireylerin %60-90’ının partnerinde de virüsün bulunduğunu belirtmek gerekir. Sonuçta virüsün bulaştığı kişilerin %30 kadarında siğil görülür, geriye kalan %70 populasyon ise virüsü taşıyan ancak siğil çıkmamış olan taşıyıcı gruptur. Bunlara ek olarak HPV taşıyan bir kişiyle ilişkide bulunmanın da mutlaka HPV’ün kapılacağı ve bulaşmanın gerçekleşeceği anlamına gelmediğinin altı çizilmelidir. Zira burada kişinin bağışıklık sistemi çok büyük önem taşımakta olup bazı kişilerde bağışıklık sisteminin virüsle çok daha başarılı bir şekilde mücadele edebildiği ve virüsü ortadan kaldırabildiği de bilinmektedir. Bununla birlikte tedaviye rağmen nüksün (tekrarlamanın) sık olduğu ve tedavinin tekrarlayan seanslarla uzun bir zaman alabileceği göz ardı edilmemelidir.</em></p>

<p><strong>HH:</strong> KONDİLOM EN SIK KİMLERDE GÖRÜLÜR?</p>

<p><em><strong>TB:</strong> Seksüel aktif çağda bulunan kadın-erkek herkeste oldukça yaygın olarak gözlenebildiği bilinmektedir. Yeni doğan bebeklerin boğazında ve solunum yollarında da görülebilmektedir. Bu tip bir bulaşmanın annenin virüsle enfekte doğum kanalı yolu ile gerçekleştiği düşünülmektedir. Tüm genital enfeksiyonlar arasında HPV enfeksiyonlarının görülme sıklığı her geçen gün artmakta olup gonore (bel soğukluğu) ve klamidya enfeksiyonlarından sonra 3. sırada yer almaktadır.</em></p>

<p><strong>HH:</strong> HASTALIĞIN OLUŞUMUNDA ROLÜ OLAN RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR?</p>

<p><em><strong>TB:</strong> Bu hastalığa yakalanmayı kolaylaştıran risk faktörleri şunlardır.</em></p>

<ul>
 <li><em>Çok partnerli seks.</em></li>
 <li><em>Seks hayatının erken yaşta başlaması.</em></li>
 <li><em>Hamilelik.</em></li>
 <li><em>Aynı zamanda seksüel yolla geçen başka bir hastalığın da ek olarak aynı şahısta bulunuyor olması (klamidya enfeksiyonu gibi).</em></li>
 <li><em>Stres.</em></li>
 <li><em>Bağışıklık sistemini baskılayan bir başka durumun daha aynı şahısta olması (kanser tedavisi, AIDS, organ nakil süreci gibi), veya aynı zamanda bir başka viral hastalığın daha aynı şahısta olması (herpes gibi).</em></li>
 <li><em>Tütün ve Alkol kullanımı, oldukça etkilidir.</em></li>
 <li><em>Genital bölge traşı sırasında mevcut bir lezyonun komşu bölgelere yaygınlaştırılma riski bulunmaktadır. Bu nedenle jiletle traş yerine diğer tahriş etmeyen metotlarla tüylerden arınma tavsiye edilmektedir (tüy dökücü krem, elektrikli traş makinası gibi).</em></li>
</ul>

<p><strong>HH: </strong>BU HASTALIĞA TANI NASIL KONUR?</p>

<p><em><strong>TB:</strong> Tanı, son derece tipik olan kondilomların çıplak gözle görülmesiyle kolayca konulabilir. Tanıyı kolaylaştırmak için kullanılacak bir lup gözlük veya büyüteç, çıplak gözle görülemeyecek kadar küçük olan odakların da tespitini kolaylaştırır.</em></p>

<p><em>Kadınlarda kondilom gözlenmese de HPV’ün neden olduğu rahim ağzındaki değişimler, rutin olarak yapılan PAP Smear testlerinde saptanabilir. PAP Smear’da HPV’e bağlı olduğu düşünülen doku değişiklikleri saptanacak olursa alınmış olan aynı materyalin içinde HPV’e ait DNA incelemeleri yapılarak HPV varlığı ve hangi tip HPV bulunduğu saptanabilir.</em></p>

<p><em>Erkeklerde ise görülebilen bir kondilom veya benzeri lezyon yoksa HPV’ün saptanması mümkün olamamaktadır. Erkeklerde bu virüsün taşıyıcılığını saptayabilecek bir test bulunmamaktadır.</em></p>

<p><em>HPV, kan dolaşımına geçmediğinden ne kadınlarda ne de erkeklerde kanda bu virüsün varlığını saptamak da maalesef mümkün olamamaktadır.</em></p>

<p><em>Tedavi edildikten ve tamamen yok edildikten sonra bile nüks etme riski olduğundan tedavi sonrası hastaların 1. ay sonunda rutin bir kontrole çağırılması uygundur. Böylece eğer nüks ettiyse hızlı bir şekilde onun tedavisi gerçekleştirilebilir veya nüks etmediyse bile eğer tedavi alanlarında deride bazı izler kaldıysa onları gidermek de bu şekilde mümkün olabilmektedir.</em></p>

<p><strong>HH:</strong> KONDİLOMA AKUMİNATA İÇİN AŞI VAR MIDIR?</p>

<p><em><strong>TB:</strong> Özellikle kadınların “HPV AŞISI” olmalarında büyük fayda vardır. HPV için 9 etkili tipe karşı olan aşı şu anda mevcut olan en etkili aşıdır. “9 yaşından itibaren” kız çocuklarına aşı yapılması uygun görülmektedir. Bu kadar yaygın ve endişe uyandıran bu hastalığa karşı aşı esasında standart aşı takviminde yer almalı ve devlet tarafından karşılanmalıdır.</em></p>

<p><em>Erkeklerde aşının faydası literatürde tartışmalı olsa da yine kanımca erkeklerin de aşı olmaları hastalığın bulaşmasına karşı bir direnç oluşturacaktır.</em></p>

<p><em>İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından ilk etapta sosyoekonomik yoksunluk çeken bireylere olmak üzere Mayıs 2024'te ücretsiz HPV aşı uygulamasına başlanmıştır. Aşının prensip olarak 9 – 26 yaş aralığındaki bireylere uygulanacağı belirtilmiştir. Yine kanımca eğer seksüel aktif çağda ise ve seksüel aktivitesinin 5-10 sene daha sürdüreceği varsayılıyorsa 40-45 yaşındaki bireylere dahi aşı yapılması uygundur. Aşının Sıfır, 2. ve 6. ay olmak üzere üç dozda yapılması gerekmektedir.</em></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>HH:</strong> KONDİLOM TEDAVİSİ NASILDIR?</p>

<p><em><strong>TB: </strong>Bu hastalık değişik yollarla tedavi edilebilir, bunları da şöyle sıralaybiliriz:</em></p>

<p><em><u>Üzerlerine İlaç Sürme Yoluyla Tedavi:</u> Bunlar “siğili yok etmeyi amaçlayan ve sürülebilen asit içerikli ilaçlar” ve “bağışıklık sistemini güçlendirerek tedaviyi amaçlayan sürülebilir ilaçlar”dır. İki grup ilaç da penis derisi gibi hassas ciltli bölgede maalesef kızarıklık, kaşıntı ve deride tahrişe neden olabilmektedirler. Bu nedenle kullanımlarında çok dikkatli olunmalı ve tarif edildiği şekilde özenle sürülmelidirler. Şu unutulmamalıdır ki bu ilaçların deriden oldukça kabarık olan lezyonların kökünü tahrip edebilmesi neredeyse imkânsız olup tekrarlayan sayısız tatbiklere ihtiyaç duyulacaktır.</em></p>

<p><em><u>Cerrahi Olarak Çıkarmak Yöntemiyle Tedavi:</u> Geleneksel cerrahi metotla çıkarma yöntemi ancak çok büyük olan siğillerde uygulanır zira oluşturduğu doku hasarı ve bıraktığı iz çok fazla olmaktadır.</em></p>

<p><em><u>Dondurmak Suretiyle Tedavi (Cryotherapy-Kriyoterapi):</u> Sıvı nitrojen kullanılan özel cihazlarla püskürtme yoluyla direkt olarak kondilomların üzerine tatbik edilen bir metottur. Genellikle öncesinde lokal bir anestezi de gerektirmez. Bu metotla da deriden oldukça kabarık olan lezyonların kökünün tahrip edebilmesi neredeyse imkânsız olup tekrarlayan sayısız seanslara ihtiyaç duyulacaktır</em></p>

<p><em><u>Yakılmak Suretiyle Tedavi:</u> Elektrokoter, Radyofrekans, Hyfrekatör, Lazer gibi cihazlar ile kondilomların yakılarak imhasıdır. Yeterli imhanın yapıldığından emin olunduğu müddetçe günümüzde bu metotların en etkin ve en ucuz işlem olduğu söylenebilir.</em></p>

<p><em>Tek seansta bütün odakların imha edilmesi mümkündür. Özellikle dış genital organlar dediğimiz, genital bölgenin dışarıdan görülebilen bölümlerinde oluşmuş kondilomların imhası için ideal bir yoldur. Öncesinde lokal anestezi gerekmektedir.</em></p>

<p><em>Lokal anestezi, işlemden 5-10 dakika kadar önce işlemin yapılacağı bölgeye anestezik etkili bir krem sürülerek yapılabilir. Ya da işlemden hemen önce lezyonların dibine çok ince bir enjektör ile anestezik maddenin enjekte edilmesi ile sağlanabilir.</em></p>

<p><em><a href="https://www.youtube.com/watch?v=r7FnfkifJVQ" rel="nofollow"><img alt="Kondi̇lom Youtube" height="752" src="https://haberhaberecom.teimg.com/haberhabere-com/uploads/2026/01/kondilom-youtube.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1280" /></a></em></p>

<p><em><strong>YouTube videosunu izlemek için yukarıdaki görsele tıklayınız</strong></em></p>

<p><em>Neredeyse yok denecek kadar az acı duyulur, hatta duyulmaz bile. Deriden kabarık olan siğilin ortadan kaldırılmasından sonra kökü de yakılarak o bölgede tekrarlama şansı neredeyse sıfıra indirgenebilmektedir. Uygulama kolay ve hızlı olmakta, iyileşme süreci çok uzun zaman almamaktadır. Genellikle 7-10 gün içerisinde ciltte oluşan koter defektleri başarıyla kapanmaktadır.</em></p>

<p><em>Lazer cihazı ile yapılan yakma işleminin etkinliği yüksek ve güvenli, uygulaması kolay ve çabuktur ancak pahalı bir metottur. Uygulama öncesi anestezi gerektirir. Hyfrekatör cihazların da aynı lazer gibi lezyonu kurutarak yakmakta olduğu ve hasta açısından çok daha ekonomik olduğu unutulmamalıdır.</em></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/genital-sigillerle-nasil-basedilebilir</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 15:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2026/03/tayfun-budak-varikosel-roportaji-2.jpg" type="image/jpeg" length="39705"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[HER 3 SANİYEDE BİR KİŞİYE DEMANS TANISI KONUYOR]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/her-3-saniyede-bir-kisiye-demans-tanisi-konuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/her-3-saniyede-bir-kisiye-demans-tanisi-konuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilecik'te Pazaryeri Devlet Hastanesi, Alzheimer’ın sadece bireyleri değil tüm toplumu etkilediğini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilecik’in Pazaryeri İlçe Devlet Hastanesi, 21 Eylül Dünya Alzheimer Günü ve Alzheimer Farkındalık Ayı kapsamında yayımladığı açıklamada, demansın sadece bireyleri değil tüm toplumu etkileyen ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>KÜRESEL ÖLÇEKTE ARTIŞ</strong></p>

<p>Bilecik’in Pazaryeri ilçesinde hizmet veren İlçe Devlet Hastanesi, Alzheimer hastalığına dair toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla kapsamlı bir bilgilendirme yaptı. Hastane yönetimi, demansın dünya genelinde her 3 saniyede bir kişiyi etkilediğini ve 2021’de 57 milyon olan demanslı birey sayısının 2050’de 139 milyona ulaşmasının beklendiğini vurguladı.</p>

<p><strong>YANLIŞ BİLGİLERE DİKKAT</strong></p>

<p>Demansın, toplumun yüzde 80’i ve sağlık çalışanlarının yaklaşık yüzde 65’i tarafından yaşlanmanın doğal bir sonucu sanıldığını belirten hastane yönetimi, bu yanlış bilginin hastaların hayatını daha da zorlaştırdığına işaret etti. Dünya Alzheimer Raporu 2024’e göre, demanslı bireylerin %88’i ayrımcılığa uğradığını, halkın üçte birinden fazlasının ise demans tanısı alması halinde bunu gizleyeceğini ifade ettiği bildirildi.</p>

<p><strong>BU YILIN SLOGANI: #ALZHEİMERISOR #DEMANSISOR</strong></p>

<p>Pazaryeri İlçe Devlet Hastanesi, bu yılki farkındalık çalışmalarının amacının daha çok soru sorarak daha fazla bilgiye ulaşmak ve önyargılardan uzaklaşmak olduğunu vurguladı. Böylece demansla yaşayan bireylerin toplumun bir parçası olduklarını hissetmelerinin sağlanacağı ifade edildi.</p>

<p><strong>ALZHEİMER VE DEMANS HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKENLER</strong></p>

<p>Açıklamada, bilişsel fonksiyon kaybı riskinin azaltılabileceği; fiziksel aktivite eksikliği, sağlıksız beslenme, diyabet, depresyon ve sosyal izolasyon gibi faktörlerle mücadele edilmesi gerektiği belirtildi. Yakın olayları unutma, zaman kavramını yitirme, konuşmada zorlanma gibi belirtilerin erken dönemde fark edilmesi gerektiği vurgulandı.</p>

<p><strong>VATANDAŞLARA ÇAĞRI</strong></p>

<p>Pazaryeri İlçe Devlet Hastanesi, 65 yaş ve üzeri vatandaşların aile hekimliği birimlerinde yapılan yaşlı izlem programı kapsamında demans yönünden değerlendirildiğini hatırlatarak, tüm vatandaşları bu hizmetten faydalanmaya davet etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İGF</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/her-3-saniyede-bir-kisiye-demans-tanisi-konuyor</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Sep 2025 09:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2025/09/her-3-saniyede-bir-kisiye-demans-tanisi-konuyor.webp" type="image/jpeg" length="81751"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[GECE SAATLERİNE DİKKAT! KALP KRİZİ RİSKİ ARTIYOR...]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/gece-saatlerine-dikkat-kalp-krizi-riski-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/gece-saatlerine-dikkat-kalp-krizi-riski-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kalple ilgili rahatsızlıkların gece saatlerinde oluşma riskinin arttığını açıklayan Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nermina Alagiç önerilerini şöyle sıraladı...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kalple ilgili rahatsızlıkların gece saatlerinde oluşma riskinin arttığını açıklayan Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nermina Alagiç, 03.00-07.00 saatleri arasında kalp krizi veya ritim bozukluğu tehlikesinin arttığını, bunun nedeninin de vücudun uyku düzenini ayarlayan biyolojik saatin sirkadiyen ritmin etkileri olduğunu kaydetti. Dr. Alagiç, özellikle bu saatlere dikkat edilmesini istedi.</p>

<p>Sirkadiyen ritim yani vücudun doğal biyolojik saatinin bozulması, kalp damar sistemi üzerinde çok yönlü olumsuz etkilere neden olabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özellikle gece vardiyasında çalışanlar ve farklı zaman dilimlerine seyahat ederek sıklıkla jet lag yaşayanlar çoğunlukla uykusuz kalır, düzensiz beslenir dolaysıyla da stres hormonları yükselir. Vücut saatinin sürekli bozulmasının, uzun vadede kalp hastalıkları riskini artıracağına dikkat çeken Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nermina Alagiç, “Tütün kullanımı, hareketsiz yaşam, yüksek kolesterol, obezite gibi risk faktörlerini en aza indirerek sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla kalp sağlığını korumalıyız” dedi.</p>

<p><strong>ERKEN MÜDAHALE HAYAT KURTARIYOR</strong></p>

<p>Kalp krizinde müdahale zamanlamasının çok kritik olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Alagiç, Yalnızca hayata tutunmak için değil kriz sonrasında kalp yetmezliği yaşamamak için de zamanlamanın önemine vurgu yaptı.</p>

<p>Özellikle gece saatlerinde gelişen semptomlarda hastaların zaman kaybetmeden hızlıca sağlık merkezine başvurmalarının şart olduğunu dile getiren Uzm Dr. Alagiç, "Bu belirtiler; göğüste sıkışma, baskı, yanma tarzında ağrı, ağrının sol kola, çeneye veya sırta yayılması, nefes darlığı, soğuk terleme, baş dönmesi, bayılma, çarpıntı, bilinç değişikliği veya panik hissi olarak sıralanabilir. Hastaların ambulans arandıktan sonra efor sarfetmemeleri gerekir. Sarf edilen efor kalbi daha fazla çalıştıracağı için durumu kötüleştirebilir. Ayrıca fenalaşan ve ambulansı çağıran kişinin, tek başına yaşıyorsa müdahalenin gecikmemesi için dış kapıyı açık bırakması önerilir” diye konuştu.</p>

<p>Gece saatlerinde meydana gelen kalp krizinin bir başka sorumlusunun uyku apnesi olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Alagiç, uyku apnesi, kalp damar sağlığı için ciddi bir tehdit oluşturur ve mutlaka tanı alıp tedavi edilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Uzm. Dr. Alagiç, gece saatlerinde kalp sağlığını korumak için şu öneri paylaştı:</p>

<ul>
 <li>Sirkadiyen ritmin korunması için her gün aynı saatte uyuyup uyanmaya özen gösterilmeli.</li>
 <li>Yatmadan önce ağır yemekler, alkol ve kafein tüketiminden uzak durulmalı.</li>
 <li>Fiziksel aktivite genel sağlık için çok önemli olsa da zamanlamasına dikkat edilmeli. Uyku saatine yaklaştıkça bedensel faaliyetlerden kaçınılmalı.</li>
 <li>Nefes egzersizi ve meditasyon gibi stres yönetimi teknikleri ile günlük yaşamın gerginliği azaltılmalı.</li>
 <li>İlaç kullanan özellikle gece hipertansiyonu olan kişilerde, gece dozlarına dikkat edilmeli.</li>
 <li>Uyku apnesi gibi uyku bozuklukları olan hastalar polisomnografi yani uyku testine başvurulabilir.</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İGF</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/gece-saatlerine-dikkat-kalp-krizi-riski-artiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Sep 2025 14:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2025/09/gece-saatlerine-dikkat-kalp-krizi-riski-artiyor.webp" type="image/jpeg" length="81234"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İZMİR'de BELEDİYE'den VATANDAŞLARA HIV TESTİ DESTEĞİ]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/izmirde-belediyeden-vatandaslara-hiv-testi-destegi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/izmirde-belediyeden-vatandaslara-hiv-testi-destegi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediyesi, Sağlık Bakanlığı iş birliği ile kimlik bilgisi paylaşımı olmadan ücretsiz HIV testi hizmeti vermeye başladı...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı, Sağlık Bakanlığı ile iş birliği yaparak önemli bir toplum sağlığı hizmetine başladı.</p>

<p>Bu kapsamda gizlilik esasına dayalı olarak açılan Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezi’nde, kimlik bilgisi paylaşılmadan anonim şekilde ücretsiz Human Immmunodeficiency Virus (HIV) testi yapılıyor.</p>

<p>Parmak ucundan alınan bir damla kan ile yapılan testin sonucu, yaklaşık 20 dakika içinde kişiye bildiriliyor.</p>

<p>Test hizmetinin yanı sıra HIV ve diğer cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar hakkında danışmanlık hizmeti de sunuluyor. Bu sayede hem hastalıklar hakkında bilinçlenme hem de korunma yöntemleri hakkında bilgi edinme imkanı doğuyor. Uzman sağlık personelinin verdiği danışmanlık hizmeti, testi yaptıran kişilerin sorularını yanıtlayarak erken teşhis ve tedavi sürecine destek oluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hizmet, İzmir Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı ile Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü arasında imzalanan iş birliği protokolü kapsamında yürütülüyor.</p>

<p>Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezi ile ilgili detaylı bilgi ve randevu almak için 0232 294 22 47 numaralı telefon aranabiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İGF</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/izmirde-belediyeden-vatandaslara-hiv-testi-destegi</guid>
      <pubDate>Thu, 31 Jul 2025 09:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2025/07/izmirde-belediyeden-vatandaslara-hiv-testi-destegi.webp" type="image/jpeg" length="95670"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[TÜRKİYE BÖBREK NAKLİNDE DÜNYADA İLK SIRADA]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/turkiye-bobrek-naklinde-dunyada-ilk-sirada</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/turkiye-bobrek-naklinde-dunyada-ilk-sirada" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Organ Nakli Koordinatörleri Derneği Başkanı Bilal, Türkiye'nin dünyada canlı vericili nakillerde böbrekte ilk, karaciğerde ikinci sırada yer aldığını belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Akdeniz Üniversitesi Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Merkezi Organ Nakli Koordinatörü ve koordinasyon birimi sorumlusu da olan öğretim görevlisi Bilal, AA muhabirine, son dönemde organ naklinde hareketlilik olduğunu söyledi.</p>

<p>Yapılan bağışların organ bekleyen hastaların ihtiyacını karşılayamadığını dile getiren Bilal, "Sağlık Bakanlığının ulusal bekleme listesinde 35 binin üzerinde hasta bulunuyor. Bunun 25 bin civarındaki böbrek bekleyenler. Onun dışında kalp, akciğer, karaciğer, kompozit dokular bekleyen hastalarımız var. Dünya bazında baktığımızda kadavradan organ bağışında oldukça gerideyiz. Bunca çabaya rağmen ülkemizde ölümden sonra organ bağışlama kültürü henüz tam olarak yerleşmedi." diye konuştu.</p>

<p>Bilal, küresel salgın ve deprem gibi toplumsal olayların organ bağışını derinden etkilediğini vurgulayarak, "Dünyada canlı vericili böbrek ve karaciğer naklinde bir ve ikinci sıradayız. Geçmiş yıllara baktığımızda 2025'te organ bağışı konusunda hareketliliğimiz var. Bu da çok sevindirici. İleriye yönelik daha iyi olacağını gösteriyor." dedi.</p>

<p>Geçen sene beyin ölümü olan kişilerden organ bağışlama oranının yüzde 17,5 olduğunu bildiren Bilal, yoğun eğitim çalışmaları sayesinde bu rakamın 2025'in ilk 6 ayında yüzde 22,5'a çıktığını kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>- "Hayattayken organ bağışı vasiyetinde bulunun"</p>

<p>Tüm organ nakli koordinatörlerinin ülke genelinde canla başla çalıştığına dikkati çeken Bilal, Antalya'nın, Türkiye'nin 9 bölge koordinasyon merkezi arasında organ bağışı oranı en yüksek bölge haline geldiğini anlattı.</p>

<p>Bilal ilk üçte Antalya, Bursa ve Samsun'un yer aldığını açıkladı.</p>

<p>Türkiye'nin tüm canlı vericili organ nakillerinde dünyada birinci olduğunu belirten Bilal, "Organ bağışlamak büyük bir iyilik. Ama ölmüş bir yakınınızın, tanımadığınız insanlara organını bağışlamak en büyük erdem. Yani maddi olarak ölçülebilir bir iyilik değil yani. O yüzden herkesin hayattayken, öldükten sonrası için organ bağışı vasiyetinde bulunması önemli." ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/turkiye-bobrek-naklinde-dunyada-ilk-sirada</guid>
      <pubDate>Fri, 18 Jul 2025 10:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2025/07/saglik-gorseli.jpg" type="image/jpeg" length="76065"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[VOLKAN KONAK'ın KAYBI ALARMA GEÇİRDİ!]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/volkan-konakin-kaybi-alarma-gecirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/volkan-konakin-kaybi-alarma-gecirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmit Belediyesi, ani kalp durmalarına karşı ASELSAN tarafından üretilen elektroşok cihazlarını temin ettiğini kamuoyuna duyurdu...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İzmit Belediyesi, ani kalp durmalarına karşı farkındalık yaratmak ve etkili ilk yardım müdahalesini mümkün kılmak amacıyla ASELSAN tarafından üretilen elektroşok cihazlarını temin ettiğini kamuoyuna duyurdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İzmit Belediyesi, ani kalp durmalarında ilk müdahalenin önemine dikkat çekerek, Yunus Emre Kültür Merkezindeki nikah salonuna ve Belsa Plazaya elektroşok cihazları yerleştirdi. Volkan Konak’ın ani ölümü ve benzeri olaylardan yola çıkarak, bu tür cihazların özellikle ilk beş dakikada hayati önem taşıdığı vurgulandı.</p>

<p>Belediye, Aselsan üretimi olan bu cihazların kullanımı için personellerini eğitti ve bu cihazların yaygınlaşması için ruhsat koşullarına dahil edilmesini planlıyor.</p>

<p><strong>VOLKAN KONAK’ın KAYBI FARKINDALIK YARATTI</strong></p>

<p>İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, “Rahmetli Volkan Konak sahnede kalp krizinden vefat etti. Biz göreve geldiğimizde ilk konserimiz Volkan Konak konseriydi. Muhteşem bir konser etkinliğine imza atmıştık. Ne yazık ki kendisini çok ani bir şekilde kaybettik. Volkan Konak’ın ani kaybı bizlere kalp krizleriyle ilgili bir farkındalık kazandırdı" dedi.</p>

<p>Ani kalp durmalarında ilk 5 dakikadaki müdahalenin çok önemli olduğunu belirten sağlıkçıların sözünün altını çizen Başkan Hürriyet, "Bu müdahale çok kıymetli. Bu sayede hayatta kalma oranı yüzde 50 ile 70 oranında arttığı söyleniyor. Müdahale geciktikçe, yani her 1 dakika kayıpla, yaşama tutunma şansı yüzde 10 ila yüzde 12 düşüyor. Biz bir etkinliğimizde basın mensubu bir arkadaşımızı ani kalp durması neticesinde kaybetmiştik. Ambulans gelene kadar çok zaman geçmişti. Yurt dışında otobüs duraklarından kiliselere kadar birçok kamusal alanda mobil elektro şok cihazından bulunduğu ifade edildi. Bizde bu cihazı araştırmaya başladık. Bu cihaz önemli bir cihaz. Bu cihazı ASELSAN üretiyor. Hemen ASELSAN ile bağlantıya geçtik. ASELSAN tarafından geliştirilen bu cihazlarda, Türkiye’de yalnızca bu modelde bulunan özel bir modül bulunuyor. Bu sayede cihazın nerede olduğu anlık olarak ASELSAN ve Sağlık Bakanlığı tarafından takip edilebiliyor" diye konuştu.</p>

<p><img height="562" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/07/10/izmit-belediyesinden-hayat-kurtaran-adim-2-1752138418-845-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>BU TEKNOLOJİ SADECE ASELSAN’da VAR</strong></p>

<p>Söz konusu teknolojinn şu an Türkiye’de yalnızca ASELSAN’ın geliştirdiği cihazlarda olduğunu belirten Başkan Hürriyet, "Biz 2 tane aldık. Birini Dolphin’deki Yunus Emre Kültür Merkezimizde birini de Belsa’ya yerleştirdik. Bu nedenle, 19 personelimize ASELSAN tarafından eğitimler verildi. Biz ruhsat verdiğimiz işyerlerinde bu cihazı zorunlu kılmayı düşünüyoruz. Çalışmalarımız sürüyor. Birçok kurum bilsin ki yaygınlaşsın derdindeyiz. Sadece biz yaptık değil, herkes bundan bir şekilde nasibini alsın, dersini alsın ve bu aletten her yerde olmalı. Otobüs duraklarından, düğün salonlarına, restoranlardan, otellere kadar. birçok yerde bu aletin artık yaygınlaştırmak istiyoruz" dedi.</p>

<p><strong>DOKTOR AYCAN CAN UMUT CİHAZIN KULLANIMINI ANLATTI</strong></p>

<p>Öte yandan İzmit Belediyesi Doktoru Aycan Can Umut elektroşok cihazının kullanımıyla ilgili olarak bilgi verdi. Doktor Aycan Can Umut, Otomatik Eksternal Defibrilatörün teknik kullanımını ve özelliklerini detaylı olarak anlattı.</p>

<p><img height="562" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/07/10/izmit-belediyesinden-hayat-kurtaran-adim-4-1752138400-721-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Cihazın tam otomatik olduğunu, sesli ve görsel komutlarla yönlendirme yaptığını ve yanlış kullanım ihtimalinin olmadığını belirtti. Petlerin yerleştirilmesi, hastanın bulunduğu zeminin kuru olması, yara veya kıllı bölgeler için önlemler gibi önemli uygulama detaylarını aktardı. Ayrıca cihazın hayati verileri ambulans ekiplerine önceden iletmesiyle tıbbi müdahaleyi kolaylaştırdığını vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İGF</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/volkan-konakin-kaybi-alarma-gecirdi</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Jul 2025 12:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2025/07/volkan-konakin-kaybi-alarma-gecirdi.webp" type="image/jpeg" length="31170"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AKCİĞER KANSERİNDE YAPAY ZEKÂ DÖNEMİ BAŞLADI]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/akciger-kanserinde-yapay-zeka-donemi-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/akciger-kanserinde-yapay-zeka-donemi-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AstraZeneca ve Qure.ai, Türkiye dahil 20 ülkede 5 milyon grafiyi yapay zekâ ile tarayarak erken teşhis imkânı sundu. Amaç: daha fazla hayat kurtarmak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p data-end="131" data-start="73"><strong>AKCİĞER KANSERİNDE YAPAY ZEKÂ DÖNEMİ BAŞLADI</strong></p>

<p data-end="661" data-start="297">2022 yılında 1,8 milyondan fazla insanın yaşamını yitirdiği akciğer kanseri, dünya genelinde en ölümcül hastalıklar arasında yer alıyor. AstraZeneca, bu tabloyu tersine çevirmek amacıyla sağlık teknolojisi şirketi Qure.ai ile iş birliğine giderek erken teşhis için yapay zekâ destekli taramalarda yeni bir dönemin kapısını araladı.</p>

<p data-end="970" data-start="663">Türkiye’nin de dahil olduğu 20'den fazla ülkede toplam 5 milyon akciğer grafisi analiz edildi. Tarama sonucunda yaklaşık 50 bin kişide potansiyel risk taşıyan akciğer nodülleri tespit edildi ve ileri tetkiklere yönlendirmeler yapıldı. Türkiye’de 3 farklı merkezde 200 binden fazla akciğer grafisi incelendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p data-end="1279" data-start="972">Geliştirilen qXR teknolojisi sayesinde yapay zekâ, grafilerde kanser riski taşıyabilecek bölgeleri hızlı ve etkin biçimde belirliyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun “1 Milyar Hayatı İyileştirme” vizyonuna dahil edilen bu proje, özellikle sağlık hizmetlerine erişimin kısıtlı olduğu bölgelerde büyük önem taşıyor.</p>

<p data-end="1602" data-start="1281">AstraZeneca Uluslararası Onkoloji Başkan Yardımcısı Ti Hwei How, “Qure.ai ile yaptığımız bu çalışma, erken teşhisin hayat kurtardığını somut biçimde ortaya koyuyor. Yapay zekâ destekli bu yöntem hem etkili hem de ekonomik. Uygulamanın yaygınlaşması için dünya genelindeki sağlık otoriteleriyle iş birliği içindeyiz” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İGF</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/akciger-kanserinde-yapay-zeka-donemi-basladi</guid>
      <pubDate>Wed, 11 Jun 2025 15:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2025/06/akciger-kanserinde-yapay-zeka-donemi-basladi.webp" type="image/jpeg" length="37961"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ŞEHİR HASTANELERİNE 4 AYDA 42,5 MİLYAR LİRA ÖDENDİ]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/sehir-hastanelerine-4-ayda-425-milyar-lira-odendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/sehir-hastanelerine-4-ayda-425-milyar-lira-odendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP'li Ateş, şehir hastanelerine 2025'in ilk dört ayında 42,5 milyar lira ödendiğini, kaynakların sağlık hizmeti yerine bina kiralarına aktarıldığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p data-end="135" data-start="71"><strong>ŞEHİR HASTANELERİNE 4 AYDA 42,5 MİLYAR LİRA ÖDENDİ</strong></p>

<p data-end="800" data-start="316">CHP Bolu Milletvekili Türker Ateş, şehir hastanelerine aktarılan yüksek ödemelerle ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Ateş, 2025 yılının ilk dört ayında 18 şehir hastanesine toplam 42 milyar 580 milyon lira ödeme yapıldığını belirtti. Sağlık Bakanlığı’nın bu dönemde harcadığı her 100 liranın yaklaşık 13 lirasının şehir hastanelerine gittiğini ifade eden Ateş, "Bu yüksek ödemeler sağlık sisteminin diğer alanlarını kaynak yetersizliğine sürüklüyor" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p data-end="1169" data-start="802">Ateş, şehir hastanelerinin bütçeye ağır yük bindirdiğini vurgulayarak, “8 bin aile hekimliğine 36 milyar lira ayrılırken, yalnızca 18 şehir hastanesine 42,5 milyar lira harcandı. Sağlık hizmetleri yerine bina ve kira ödemelerine öncelik veriliyor. Vatandaş randevu bulamıyor, doktor sıkıntısı yaşıyor. Aile sağlığı merkezleri kaynak yetersizliğinden zorlanıyor” dedi.</p>

<p data-end="1443" data-start="1171">Sayıştay raporlarında şehir hastaneleriyle ilgili usulsüz ödemelerin de yer aldığını hatırlatan Ateş, “Sağlık Bakanlığı bütçesini müteahhitlere değil, doğrudan sağlık hizmetine ayırmalı. Bu sistem kamu zararı üretiyor ve halk sağlığını tehdit ediyor” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/sehir-hastanelerine-4-ayda-425-milyar-lira-odendi</guid>
      <pubDate>Mon, 09 Jun 2025 09:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2025/06/sehir-hastanelerine-4-ayda-425-milyar-lira-odendi.png" type="image/jpeg" length="67950"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DONDURMA DİŞ SAĞLIĞINI ETKİLER: AŞIRI TÜKETMEYİN]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/dondurma-dis-sagligini-etkiler-asiri-tuketmeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/dondurma-dis-sagligini-etkiler-asiri-tuketmeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Soğuk hassasiyeti, dolgu ya da ortodontik tedavi görenlerde dondurma dikkatle tüketilmeli. Diş hekimi önerisi alınmadan tüketmek riskli olabilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>DONDURMA DİŞ SAĞLIĞINI ETKİLER: AŞIRI TÜKETMEYİN</strong></p>

<p>Yaz aylarının vazgeçilmezi dondurma, diş sağlığı açısından bazı riskleri de beraberinde getirebiliyor. Dr. Öğr. Üyesi Elif Ayşe Tamtekin Erdoğan, özellikle soğuk hassasiyeti bulunan kişilerin ve diş tedavisi görenlerin dondurma tüketirken dikkatli olmaları gerektiğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="500" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/05/21/1747820947-elif-ay-e-tamtekin-1747831847-929-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p data-end="978" data-start="602">Şeker içeriği yüksek, yapışkan yapıya sahip dondurmaların çürük riskini artırabileceğini ifade eden Erdoğan, braket kullanan kişilerde bu tür dondurmaların hasara yol açabileceğini vurguladı. Soğuk dondurmaların hassas dişlerde ani ağrılara yol açabileceğini belirten Erdoğan, “Dondurma yavaş ve küçük porsiyonlarla tüketilmeli, mümkünse ağızda biraz ısıtılarak yenmeli” dedi.</p>

<p data-end="1442" data-start="980">Dondurmanın içeriğindeki kalsiyum ve fosfatın diş minesini destekleyebileceğini de hatırlatan Erdoğan, düşük şekerli veya şekersiz süt bazlı dondurmaların daha az risk taşıdığını kaydetti. Erdoğan ayrıca, dondurma sonrasında ağız hijyenine dikkat edilmesini, ağzın suyla çalkalanmasını ve diş fırçalamak için en az 30 dakika beklenmesini önerdi. Diş ipi, ağız gargarası veya şekersiz sakız gibi ek önlemlerle ağız içi asit dengesinin korunabileceğini ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İGF</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/dondurma-dis-sagligini-etkiler-asiri-tuketmeyin</guid>
      <pubDate>Wed, 21 May 2025 16:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2025/05/dondurma-dis-sagligini-etkiler-asiri-tuketmeyin.webp" type="image/jpeg" length="93001"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SGK, 130 İLACI DAHA GERİ ÖDEME LİSTESİNE ALDI]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/sgk-130-ilaci-daha-geri-odeme-listesine-aldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/sgk-130-ilaci-daha-geri-odeme-listesine-aldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SGK, 2025'te 27’si kanser ilacı olmak üzere 130 ilacı daha geri ödeme kapsamına aldı. SMA ilacı da listeye girdi. Amaç: Erişimi kolay, kaliteli sağlık hizmeti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<article data-scroll-anchor="true" data-testid="conversation-turn-16" dir="auto">
<p data-end="45" data-is-last-node="" data-is-only-node="" data-start="0"><strong>SGK, 130 İLACI DAHA GERİ ÖDEME LİSTESİNE ALDI</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</article>

<p data-end="828" data-start="464">Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), Sosyal Güvenlik Haftası kapsamında yaptığı duyuruyla sağlık hizmetlerinde erişimi kolaylaştırmaya yönelik yeni bir adım attı. 2025 yılı içerisinde toplam 130 ilacın daha geri ödeme listesine alındığını açıklayan SGK, bu ilaçlardan 27’sinin kanser tedavisinde kullanılan kritik ilaçlar olduğunu belirtti.</p>

<p data-end="1048" data-start="830">Kurumdan yapılan açıklamada, özellikle nadir hastalıklar ve kronik rahatsızlıklar için erişimi zor olan ilaçların kamu tarafından karşılanmasının hem hasta yakınlarını hem de sağlık sistemini rahatlattığı vurgulandı.</p>

<p data-end="1270" data-start="1050">Yeni listeye giren ilaçlar arasında SMA hastası çocuklar için evde kullanım kolaylığı sağlayan bir ilacın da yer aldığına dikkat çekildi. Böylece hem tedavi sürecinin konforu artacak hem de hastaneye bağımlılık azalacak.</p>

<p data-end="1502" data-start="1272">Açıklamada şu ifadeye yer verildi:<br data-end="1309" data-start="1306" />
“Sağlık hizmetlerinde attığımız yeni adımlar ve geri ödeme listesine eklediğimiz birçok ilaç sayesinde sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırıyor, hizmet kalitesini her geçen gün artırıyoruz.”</p>

<p data-end="1745" data-start="1504">SGK’nın toplam ilaç sayısını 8 bin 992’ye yükselten bu adım, halk sağlığına yönelik kamusal destek politikasının sürdürüldüğünü gösteriyor. Kurumun paylaştığı verilere göre 2025 yılı itibarıyla sadece bu yıl eklenen ilaç sayısı 130’a ulaştı.</p>

<p><img height="749" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/05/19/gre6gy9xaaevhju-1747640715-940-x750.jpeg" width="750" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İGF</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/sgk-130-ilaci-daha-geri-odeme-listesine-aldi</guid>
      <pubDate>Mon, 19 May 2025 16:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2025/05/sgk-130-ilaci-daha-geri-odeme-listesine-aldi.webp" type="image/jpeg" length="52793"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SAĞLIKÇILAR 1 MAYIS'TA TAKSİM'DE]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/saglikcilar-1-mayista-taksimde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/saglikcilar-1-mayista-taksimde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İnsanca yaşam, güvenceli çalışma ve adil sağlık sistemi talepleriyle sağlık çalışanları, 1 Mayıs’ta Taksim’de buluşarak seslerini yükseltecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>SAĞLIKÇILAR 1 MAYIS'TA TAKSİM'DE</strong></p>

<p data-end="816" data-start="397">1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü, Türkiye’de emek mücadelesinin ve dayanışmanın en önemli günlerinden biri olarak kutlanmaya hazırlanıyor. Sağlık Hizmetleri Sendikası (SAHİM-SEN) öncülüğünde sağlık emekçileri, bu yıl da İstanbul Taksim'de bir araya gelecek. Sağlık çalışanları, insan onuruna yaraşır yaşam koşulları, güvenceli iş ortamı ve daha adil bir sağlık sistemi için taleplerini dile getirecek.</p>

<p data-end="1247" data-start="818">Taksim Cumhuriyet Anıtı önünde başlayacak etkinlik, Kazancı Yokuşu'na bırakılacak karanfillerle son bulacak. Etkinlikte, sağlıkta şiddetin artarak devam etmesine de dikkat çekilecek. SAHİM-SEN Genel Başkanı Özlem Akarken yaptığı açıklamada, "Sağlıkta şiddet sadece bizi değil, tüm toplumu etkileyen bir sorun. Şiddetin önlenmesi için etkin yasalar çıkarılmalı ve sağlık çalışanlarının güvenliği tam anlamıyla sağlanmalıdır" dedi.</p>

<p data-end="1567" data-start="1249">Akarken, mevcut sağlık sisteminin hekimleri hızla hasta bakmaya zorladığını, bu durumun hem sağlık hizmetlerinin kalitesini düşürdüğünü hem de sağlık çalışanlarını üretim bandında çalışır gibi görmeye zorladığını vurguladı. “Bizler, bilimsel tıp uygulamalarına uygun bir sağlık sistemi istiyoruz" ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p data-end="1953" data-start="1569">Sağlık çalışanlarının ekonomik ve sosyal haklarına da değinen Akarken, maaşların insanca yaşam koşullarına göre düzenlenmesi, nöbet ücretlerinin artırılması, personel eksikliğinin giderilmesi ve özlük haklarının güvence altına alınması gerektiğini söyledi. Ayrıca, ek gösterge düzenlemelerinin gözden geçirilmesini ve emeklilik haklarının iyileştirilmesini talep ettiklerini belirtti.</p>

<p data-end="2119" data-start="1955">"Emek, asla görmezden gelinmemeli" diyen Akarken, sağlık çalışanlarının hak mücadelesinin 1 Mayıs'ta Taksim Meydanı’nda güçlü bir şekilde haykırılacağını vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İGF</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/saglikcilar-1-mayista-taksimde</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Apr 2025 17:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2025/04/saglikcilar-1-mayista-taksimde.webp" type="image/jpeg" length="75880"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DOWN SENDROMU HASTALIK DEĞİL FARKLILIK]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/down-sendromu-hastalik-degil-farklilik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/down-sendromu-hastalik-degil-farklilik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Down sendromunun hastalık değil, kromozomal farklılık olduğunu vurgulayan uzmanlar, doğru eğitim ve terapilerle Down sendromluluların gelişebileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Down sendromunun konuşma gecikmesi, sosyal etkileşim farklılıkları ve bazı sağlık risklerini beraberinde getirdiğini aktaran Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, “Down sendromlular doğru bir eğitim, ergoterapinin de içinde yer aldığı terapilerle beraber daha yavaş olsa da son derece güzel bir gelişim sağlayabiliyorlar” dedi.</p>

<p>İleri anne yaşının, en büyük risk faktörlerinden biri olduğuna dikkat çeken Kilit, 35 yaş sonrası down sendromlu bebek doğurma olasılığının arttığını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, Down sendromunun bir hastalık değil, kromozomal bir farklılık olduğunu vurgulayarak, genetik sebepleri, etkileri ve uygun eğitim ile Down sendromlu bireylerin gelişim gösterebileceğini anlattı.</p>

<p>Normalde bir insanda 46 tane kromozom bulunduğunu, Down sendromlu bireylerde ise 21’inci kromozomda bir anneden bir babadan gelen 2 değil 3 kromozom olduğunu aktaran Kilit, “Yani artı bir kromozomun söz konusu olduğu bir kromozomal farklılıktır. Down sendromlu bireylerde yüz görünümü olarak farklılıklar bulunabilmekle birlikte maalesef kalp hastalıklarına daha fazla yatkınlık olabiliyor. Konuşma ve işitme konusunda problemler yaşayabiliyor ve ilerleyen zamanlarda Alzheimer riskinde bir artış söz konusu olabiliyor. Gelişim ve psikiyatrik olarak bakıldığında Down sendromlular doğru bir eğitim, ergoterapinin de içinde yer aldığı terapilerle beraber daha yavaş olsa da son derece güzel bir gelişim sağlayabiliyorlar.” şeklinde konuştu.</p>

<p>Down sendromlularda bilişsel olarak sosyal alanlarda, yürütücü işlevlerde ve zihin kuramında bazı gerilikler görülebildiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, “Otizmli bireylerle kıyaslandığında Down sendromunda taklit, jest ve mimiklerin kullanımı, sosyal etkileşim çok daha fazla olabiliyor. Zihin kuramı bazında bakıldığında insanların duygu ve düşüncelerini anlama, kendininkinden farklı duygu ve düşüncelerin ayrımına varma, kendi duygu ve düşüncelerini ifade etme konusunda bazı gerilikler görülebiliyor.” dedi.</p>

<p>Kilit, down sendromunda konuşma gecikmesi ve konuşmada yaşanan problemlerin de bilindik gerçekler olduğuna dikkati çekerek, “Erken yaşlarda özel eğitim başta olmak üzere, terapilere başlanırsa Down sendromlu bireylerin yazar olabildikleri, normal zekâ kapasitesine sahip bireyler haline bile gelebildikleri, okuma yazma alanı başta olmak üzere üniversiteler bitirebildikleri de bilinen gerçeklikler. O yüzden Down sendromunu bir hastalık olarak değil; kromozomal bir farklılık olarak görmek gerekir. Sabırla, onlara uygun bir eğitim stiliyle ve terapilerle her şeyi yapabilecek bireyler haline gelebilecekleri hiçbir zaman unutulmamalı" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İGF</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/down-sendromu-hastalik-degil-farklilik</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Mar 2025 18:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2025/03/agency/igf/down-sendromu-hastalik-degil-farklilik.webp" type="image/jpeg" length="38539"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[MİDE KANSERİNDE YENİ TEDAVİLER YAŞAM SÜRESİNİ UZATIYOR]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/mide-kanserinde-yeni-tedavi-yontemleri-yasam-suresini-uzatiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/mide-kanserinde-yeni-tedavi-yontemleri-yasam-suresini-uzatiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mide kanseri alanında çalışan konusunda uzman 200'ü aşkın hekim, İstanbul'da düzenlenen uluslararası sempozyumda buluştu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>MİDE KANSERİNDE YENİ TEDAVİLER YAŞAM SÜRESİNİ UZATIYOR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye'de ve dünya genelinde son yıllarda hızla yaygınlaşarak en sık görülen kanserler arasında 5’inci sırada yer alan mide kanseri, erken teşhis için etkin bir tarama yöntemi olmadığından genellikle ileri evrede tespit ediliyor. Bu durum hastalığın tedavi sürecini zorlaştırırken, yaşam kaybı riskini de artırıyor.</p>

<p>Türkiye'de en çok ölüme yol açan 3’ncü kanser türü olan mide kanserinin giderek artan görülme sıklığına dikkat çekmek, hastalığa karşı daha etkin bir mücadele planı oluşturmak ve tedavide güncellenen yaklaşımları tartışmak amacıyla 12 ülkeden 200’ü aşkın uzmanın katılımıyla “Gastroözofageal Bileşke Kanserinde Güncel Yaklaşımlar: Multidisipliner Perspektifler ile Tedavi ve Gelecek Vizyonu Sempozyumu” İstanbul'da gerçekleştirildi.</p>

<p>Sempozyum Düzenleme Komitesi Üyesi, Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Erman Aytaç, 2024 yılında mide kanseriyle ilgili ortaya çıkan önemli bilimsel verilerin, tedavi yaklaşımlarının yeniden değerlendirilmesini gerekli kıldığını belirterek, Acıbadem Üniversitesi Gastrointestinal Onkoloji Ünitesi’nin öncülüğünde gerçekleştirdikleri toplantı ile hem bilim dünyasına hem de toplum sağlığına önemli katkılar sunmayı hedeflediklerini belirtti.</p>

<p><img height="500" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/03/09/1741349654-prof-dr-erman-ayta-1741522951-291-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Prof. Dr. Aytaç mide kanserinin tedavisinde son yıllarda çok önemli gelişmeler yaşandığını belirterek, özellikle cerrahi, ilaç tedavileri, immünoterapi ve radyoterapi alanında hastalar için daha etkili ve konforlu yöntemlerin kullanılmaya başlandığını söyledi.</p>

<p>Mide kanserinde yeni tedavi yaklaşımlarının ele alındığı sempozyumun konuşmacıları arasında bu alanda yaptıkları çalışmalarla bilinen Avrupa Medikal Onkoloji Derneği’nin (ESMO) Sindirim Sistemi Kanserleri Araştırma Başkanı, Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Sara De Dosso da vardı. Prof. Dr. Sara De Dosso da konuşmasında, mide kanseri tedavisinde çığır açan gelişmelerden birinin immünoterapi olduğunu vurguladı.&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İGF</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/mide-kanserinde-yeni-tedavi-yontemleri-yasam-suresini-uzatiyor</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Mar 2025 16:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2025/03/agency/igf/mide-kanserinde-yeni-tedavi-yontemleri-yasam-suresini-uzatiyor.webp" type="image/jpeg" length="74732"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[UZMANLARDAN UYARI: SOSYAL MEDYA DİYETİ YAPIN!]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/uzmanlardan-uyari-sosyal-medya-diyeti-yapin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/uzmanlardan-uyari-sosyal-medya-diyeti-yapin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre, sosyal medyanın aşırı kullanımı, beyin fonksiyonlarını durduruyor ve beyin ölümünü gerçekleşiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>UZMANLARDAN UYARI: SOSYAL MEDYA DİYETİ YAPIN!</strong></p>

<p>İzmir Artemis Lions Kulübü’nün Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Sağlıklı Yaş Alma Merkezi’nde düzenlediği seminerde, uzman Psikolog Hülya Öznehir Çintan, katılımcılara, sosyal medya ve beyin ilişkisini anlattı.<br />
&nbsp;<br />
Günümüzde sosyal medyanın, hayatın vazgeçilmez bir parçası haline geldiğine dikkat çeken Çintan, aşırı sosyal medya kullanımının beyin fonksiyonları üzerinde ciddi olumsuz etkileri olduğunu ve hatta "beyin ölümüne" yol açabileceğini belirterek, şu bilgileri verdi:</p>

<p><strong>AŞIRI İLETİŞİM VE BEYİN FONKSİYONLARI</strong></p>

<p>“Bu durum, dikkat dağınıklığına, odaklanma sorunlarına ve hafıza zayıflamasına neden olabiliyor. Ayrıca, sürekli bildirimler ve mesajlar, beynimizi sürekli tetikte tutarak stres seviyemizi artırıyor ve uyku düzenimizi bozabiliyor. Sürekli değişen içerikler, aşırı bilgi yüklemesi, yeni bilgilerin hafızaya kaydedilmesini zorlaştırıyor ve mevcut bilgilerin hatırlanmasını güçleştiriyor. Ekran karşısında geçirilen uzun saatler, uyku düzenimizi bozuyor ve uyku kalitemizi düşürüyor. Sanal dünyada geçirilen uzun saatler, gerçek dünyadaki sosyal ilişkilerimizi zayıflatıyor ve yalnızlık hissini artırıyor.”</p>

<p><strong>&nbsp;FİZİKSEL VE RUH SAĞLIĞINI ETKİLİYOR</strong></p>

<p>Sosyal medyanın, doğru kullanılması durumunda, faydalı olabileceğini ifade eden Çintan,“Sosyal medya kullanımımızı bilinçli bir şekilde yöneterek, hem fiziksel hem de ruhsal sağlığımızı korumamız gerekiyor” dedi.<br />
Uzman Psikolog Çintan, beyin sağlığı için sosyal medya kullanımının sınırlandırılması, sosyal etkileşimlerin artırılması ve düzenli fiziksel aktivite yapılması gerektiğini söyledi.<br />
Beyin fonksiyonları konusunda katılımcıların sorularını da yanıtlayan Çintan, bilgi ve önerilerini şöyle özetledi:</p>

<p><img height="562" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/03/03/3-4-1740985363-993-x750.jpeg" width="750" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Beyin kendisinin nasıl çalıştığına ait bilgi ve inançlara göre kendisini yapılandırır. Beyninizin sabah çalışmadığına dair bir inancınız varsa sabahları çalışmaz. Beden ve beyin bir bütün oluşturuyor. Bedensel hareketlilikler beyinsel hareketlilikleri getiriyor. Beyin açık hava ve ayaktayken daha iyi çalışır. Önemli kararlarınızı açık havada yürürken alın.”</p>

<p>Beynin yüzde 80 sudan oluştuğunu, bu nedenle beyne su takviyesi yapmak gerektiğine işaret eden Çintan, “Yeterli su içilmezse beyin kurur ve algı kalitesi düşer”dedi<br />
Çintan, beynin beslenme ile olan ilişkisi konusundaki soruları ise, “Beyin, ne ile beslenirse, alınan çıktı da o olacaktır.&nbsp; Girdilerin kalitesi çıktıların kalitesini belirler. Yani beyine çöp girerse, çöp çıkar”şeklinde yanıtladı.</p>

<p><strong>RUTİNE BİNEN ALIŞKANLIKLARINIZDAN VAZGEÇİN</strong>&nbsp;</p>

<p>Alışkanlıkların rutine binerek aklı yavaşlattığını da kaydeden Çintan, zihinsel rutinleri kırmaları, eve başka yoldan gitmeleri ve sol elle yazı yazmayı denemeleri konusunda katılımcılara önerilerde de bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/uzmanlardan-uyari-sosyal-medya-diyeti-yapin</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Mar 2025 09:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2025/03/agency/igf/uzmanlardan-uyari-sosyal-medya-diyeti-yapin.webp" type="image/jpeg" length="40621"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["GÖZ DAMLASI RAMAZANDA ORUCU BOZMAZ"]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/goz-damlasi-ramazanda-orucu-bozmaz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/goz-damlasi-ramazanda-orucu-bozmaz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göz tansiyonu hastalarının düzenli olarak kullanmak zorunda oldukları göz damlalarını Ramazan ayı boyunca kullanabilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>"GÖZ DAMLASI RAMAZANDA ORUCU BOZMAZ"</strong></p>

<p>Türk Oftalmoloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Kıvanç Güngör göz damlası kullananların Ramazan’da ilaçlarını gönül rahatlığı ile kullanabileceklerini söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Kıvanç Güngör yaptığı açıklamada Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bu yönde kararı olduğunu hatırlatarak, “Göz damlaları sindirim sistemine ulaşmadığı için orucu bozmaz. Özellikle göz tansiyonu (glokom) hastalarının göz damlasını kullanmayı bırakmasıyla birlikte gözlerin görme kaybı başlıyor ve yaşanan görme kaybını geri döndürmemiz mümkün olmuyor.” diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Göz tansiyonu ve göz kuruluğu kronik hastalıklar arasında yer aldığına dikkat çeken Güngör, uzun süreli damla tedavisine ara verilmeden devam edilmesi gerektiğine dikkat çekti.</p>

<p>Ramazan’da hastaların en çok sorduğu sorunun göz damlasının orucu bozup bozmadığı olduğunu ifade eden Güngör, "Oruç tutan kişilerin göz damlası kullanması ile ilgili Diyanet İşleri Başkanlığı’nın açıklaması var: "Göze damlatılan ilaç, miktar olarak çok az yani 1 mililitrenin 1/20'si olan 50 mikrolitre olup bunun bir kısmı gözün kırpılmasıyla dışarıya atılmakta, bir kısmı gözde, göz ile burun boşluğunu birleştiren kanallarda ve mukozasında gözenekler yolu ile emilerek vücuda alınmaktadır. Kaldı ki bu işlem yeme içme yani gıdalanma anlamı da taşımamaktadır. Dolayısıyla göz damlası kullanmak orucu bozmaz." dedi.</p>

<p>Prof. Dr. Kıvanç Güngör son olarak göz damlasını kullanmak için sahur ya da iftar vakitlerinin beklenmemesi gerektiğini ve damlaların düzenli bir şekilde saatinde kullanılması gerektiğini belirterek, tedavinin düzenli olması ve devamlılığı açısından çok önemli olduğunu söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/goz-damlasi-ramazanda-orucu-bozmaz</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Mar 2025 09:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2025/03/agency/igf/goz-damlasi-ramazanda-orucu-bozmaz.webp" type="image/jpeg" length="91958"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[MHRS'DE 69 BRANŞTA AYNI GÜNE RANDEVU]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/mhrsde-69-bransta-ayni-gune-randevu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/mhrsde-69-bransta-ayni-gune-randevu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı'nın Merkezi Hekim Randevu Sisteminde randevu bekleyen hasta sayısı yüzde 61 azaldı. MHRS, 79 branşın 69'unda aynı güne randevu verebiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<article data-scroll-anchor="true" data-testid="conversation-turn-9" dir="auto">
<p data-end="36" data-is-last-node="" data-is-only-node="" data-start="0"><strong><font><font>MHRS'DE 69 BRANŞTA AYNI GÜNE RANDEVU</font></font></strong></p>

<p data-end="36" data-is-last-node="" data-is-only-node="" data-start="0">Sağlık Bakanlığı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun talimatları ile yapılan çalışmalarda Merkezi Hekim Randevu Sistemi' (MHRS) üzerinden randevu bekleyen hasta sayısı yüzde 61 oranında azaltıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</article>

<p>Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, MHRS hizmeti verilen 79 branşın 69’unda AYNI GÜNE randevu verilebildiğinin altı çizilirken, "69 ilimizde ise aynı günde TÜM BRANŞLARDA randevu talebini karşılayabiliyoruz. Vatandaşlarımızın doğru basamaklarda etkin tedavi almaları ve takiplerinin en iyi şekilde yapılması için çalışmaya devam ediyoruz" denildi.</p>

<p><img height="937" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/03/02/glchdzlwiaa0yvz-1740921192-533-x750.jpeg" width="750" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/mhrsde-69-bransta-ayni-gune-randevu</guid>
      <pubDate>Sun, 02 Mar 2025 17:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2025/03/agency/igf/mhrsde-69-bransta-ayni-gune-randevu.webp" type="image/jpeg" length="56707"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[KANSERE KARŞI BAKAN MEMİŞOĞLU MÜJDEYİ VERDİ]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/kansere-karsi-bakan-memisoglu-mujdeyi-verdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/kansere-karsi-bakan-memisoglu-mujdeyi-verdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bakan Memişoğlu, kanser tedavisinde kullanılan (CAR-T) hücre terapisinin Türkiye'de üretimi için çalışmalara başlandığını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>KANSERE KARŞI BAKAN MEMİŞOĞLU MÜJDEYİ VERDİ</strong></p>

<p>Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, yeni gelişmeyi "Sizlere bir müjdemiz var" diyerek sosyal medya hesabından duyurdu.</p>

<p>Üreten Sağlık Modelimizin lokomotifi Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı ile yürütülen çalışmalar neticesinde "CAR-T Hücre Tedavisi"nin yerli üretim sürecini başlattıklarını açıklayan Bakan Memişoğlu, "Özellikle bazı kanserlerin tedavisinde ileri teknoloji yöntemlerden biri olan CAR-T Hücre Tedavisi'ni yerli imkânlarla üreterek vatandaşlarımızın hizmetine sunmayı planlıyoruz.&nbsp; Sağlığın bilimini ve teknolojisini üreten lider ülkelerden biri olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="414" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/03/02/ureten-saglik-1740919846-404-x750.png" width="750" /></p>

<p>Memişoğlu, bu kapsamda, öncelikli olarak CD19 CAR-T hücre tedavisinin AT101'in Türkiye'de yerel üretim altyapısı oluşturulacağını ve sonrasında hematolojik kanser tedavisi için onay sürecinin başlatılacağını açıkladı.</p>

<p>Üretim süreci ve gerekli eğitimler tamamlandıktan sonra ülkemizdeki ilk hastanın 2026 yılında tedaviye erişiminin sağlanmasının hedeflendiğini kaydeden Bakan Memişoğu, TÜSEB üzerinden "Sağlık alanında yeni bir şey üreteceğim, yeni bir vizyon ortaya koyacağım." diyen bilim insanlarımızı desteklemeye devam edeceklerinin altını çizdi.</p>

<p></p>

<figure class="wp-block-embed is-type-rich is-provider-twitter wp-block-embed-twitter">
<div class="wp-block-embed__wrapper">https://twitter.com/drmemisoglu/status/1895826520813244695</div>
</figure>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/kansere-karsi-bakan-memisoglu-mujdeyi-verdi</guid>
      <pubDate>Sun, 02 Mar 2025 17:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2025/03/agency/igf/kansere-karsi-bakan-memisoglu-mujdeyi-verdi.webp" type="image/jpeg" length="39093"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[BAKAN AÇIKLADI: AMBULANSLARIN RENGİ DEĞİŞİYOR]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/bakan-acikladi-ambulanslarin-rengi-degisiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/bakan-acikladi-ambulanslarin-rengi-degisiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bakan Memişoğlu, ambulans uygulamasında kapsamlı değişikliklere gidileceğini belirterek, nakil ambulans araçlarının renginin farklı olacağını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>BAKAN AÇIKLADI: AMBULANSLARIN RENGİ DEĞİŞİYOR</strong></p>

<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, son yıllarda 112 Acil Çağrı Merkezi sistemine yönelik çok sayıda gereksiz çağrının yapıldığını belirterek, bu durumun milyonlarca vatandaşa yönelik uygulanan sağlık hizmetinde sorunlara neden olduğunu aktardı.</p>

<p><strong>AMBULANSLARA RENK AYARI GELİYOR</strong></p>

<p>Çok sayıda sürücünün trafikte geçiş üstünlüğü olmasına rağmen ambulanslara yol vermediği belirtilirken, sosyal medyaya yansıyan olayların ardından yeni uygulamanın detaylarını Bakan Memişoğlu paylaştı.&nbsp;<br />
2026 yılı itibarıyla 112 acil ambulansları ile nakil ambulanslarının farkı renklerde tasarlanacağını belirten Memişoğlu, şu ifadeleri kullandı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“İki şey ifade etmek istiyorum, buna da özellikle vatandaşlarımızın hassasiyet göstermesinde fayda var. Birincisi gereksiz yere 112'nin aranmasını istemiyoruz. Bu, diğer insanlara haksızlık oluyor. İkincisi de ambulanslarımız için trafikte fermuar yöntemi kullanılarak yollarda geçiş verilmeli. Öte yandan ambulanslarla ilgili yeni bir mevzuat değişikliği de yaptık. 112 ambulansları yani kırmızı ambulanslarla, kronik hastaların nakillerini yapacak ambulanslar artık renk olarak ayırt edilecek şekilde farklılaşacak. Bu yılın sonuna kadar adaptasyon ya da uyum süreci verdik. Nakil ambulansların renklerini griye döndüreceğiz. Böylece içindeki gerçek acil hastaysa ancak çakarını ya da sirenini çalıştıracak. Ayrıca ambulansların kurumsal olmasını sağlıyoruz. Kişisel ambulansların olmasını istemediğimiz için böyle bir mevzuat yaptık.<br />
Onu da 2025 sonuna kadar adaptasyon süresi var. 2026'nın başından itibaren artık 112 ambulanslarıyla kronik hastanın naklini yapan ambulansların rengi ayrılacak. Ayrıca bütün ambulansları elektronik sistemlerle donattık ve içi de dahil yönetebilir hale geliyoruz. Bunu zorunlu hale getiriyoruz. Yani ambulansın içinde hangi hasta var, nereye gidiyor, hastanın durumu nasıl, komuta merkezinin bilgilenebileceği şekilde anlık olarak yönetebilir hale gelecek. Ambulansın içindeki hastanın durumu da dahil nereye gideceğini vesaire aynı zamanda emniyetle bağlantılı olarak da takip ettireceğiz"&nbsp;<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/bakan-acikladi-ambulanslarin-rengi-degisiyor</guid>
      <pubDate>Sun, 02 Mar 2025 16:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2025/03/ambulams.png" type="image/jpeg" length="49093"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[RAMAZANDA "MİDE YANMASI" YAŞAMAK İSTEMİYORSANIZ]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/ramazanda-mide-yanmasi-yasamak-istemiyorsaniz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/ramazanda-mide-yanmasi-yasamak-istemiyorsaniz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzman Diyetisyen Aslıhan Küçük Budak, Ramazan ayındaki mide yanması yaşamamak için yapılması gerekenleri anlattı...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan ayında mide yanması, özellikle uzun süreli açlık, hızlı yemek yeme, ağır ve yağlı yiyecekler tüketme gibi nedenlerden dolayı ortaya çıkar.&nbsp; Bazı insanlar oruç tutarken mide yanması yaşayabilirler çünkü gün boyunca yemek yememek, mide asidinin mide zarını tahriş etmesine ve yanma hissine neden olur.&nbsp; Ayrıca, iftar ve sahurda çok fazla yemek yenmesi de mide yanmasını yükseltir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu durumun mide veya göğüs bölgesinde rahatsızlık veya yanma hissiyle karakterize olduğunu ifade eden Uzman Diyetisyen Aslıhan Küçük Budak, mide yanmasının genellikle sindirim sistemiyle ilgili problemlerden kaynaklandığını ve ancak bazen başka sağlık sorunlarının bir belirtisi de olabildiğini söyledi.</p>

<p><img height="474" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/03/02/zzzaslihan-kucuk-8-1740897783-556-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>MİDE YANMASI YAŞAMAMAK VEYA AZALTMAK BUNLARI YAPABİLİRSİNİZ...</strong></p>

<p>Uzman Diyetisyen Aslıhan Küçük Budak, iftar ve sahurda dengeli bir şekilde beslenmeye özen gösterilmesini isterken, "Ağır ve yağlı yiyeceklerden kaçının. Daha çok lifli gıdalar, meyve ve sebzeler tercih edin. Gün boyunca yeterli miktarda su içmeye özen gösterin. Su mide asidini seyrelterek mide yanmasını azaltır. İftar ve sahurda yavaş yiyerek sindiriminizi kolaylaştırın. Hızlı yemek yemek mide yanmasına sebep olur. İftar ve sahurda büyük porsiyonlardan kaçının. Daha küçük porsiyonlar halinde yemek yemek sindirim sistemini yormaz. Oruç tutarken ağır egzersizlerden kaçının. Fazla fiziksel aktivite mide yanmasını arttırır" diye konuştu.</p>

<p>Mide yanmasına sebep olan bazı besinler ve içecekleri de sıralayan Küçük Budak; "Kızartmalar, yağlı etler, fast food ürünleri gibi yağlı yiyecekler mideyi tahriş edebilir ve mide yanmasına neden olur, Acı biber, acı soslar, baharatlı yemekler gibi baharatlı yiyecekler mide asidinin artmasına neden olabilir ve mide yanmasını şiddetlendirebilir. Portakal suyu, limonata, domates, turunçgiller gibi asidik yiyecekler ve içecekler mideyi tahriş eder ve mide yanmasını arttırır, Kahve, çay, kola gibi kafeinli içecekler mide asidini yükseltir ve mide zarını tahriş ederek mide yanmasına yol açar bununla birlikte çikolata, içerdiği kafein ve teobromin gibi maddeler nedeniyle bazı kişilerde mide yanmasına neden olur. Bunlara da dikkat edilmeli" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/ramazanda-mide-yanmasi-yasamak-istemiyorsaniz</guid>
      <pubDate>Sun, 02 Mar 2025 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2025/03/agency/igf/ramazanda-mide-yanmasi-yasamamak-istiyorsaniz.webp" type="image/jpeg" length="54747"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
