<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>HABER HABERE Güncel Türkiye ve Dünya'dan Son Dakika Haberleri</title>
    <link>https://www.haberhabere.com</link>
    <description>7/24 Haber Doğru Haberin Adresi Dürüst Haber Tarafsız Haber Türkiye ve Dünyadan Haberler Gerçek ve Güncel Haberler Deneyimli Kadro Flaş Haberler Spor Haberleri</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.haberhabere.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 18 Aug 2026 20:21:34 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[SUDA DOĞUMLA İLGİLİ BİLİNMESİ GEREKEN 4 ÖNEMLİ NOKTA]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/suda-dogumla-ilgili-bilinmesi-gereken-4-onemli-nokta</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/suda-dogumla-ilgili-bilinmesi-gereken-4-onemli-nokta" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son yıllarda anne adaylarının tercihleri arasında yer alan suda doğum, sunduğu konforlu ve sakinleştirici ortamla öne çıkıyor...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda anne adaylarının tercihleri arasında yer alan suda doğum, sunduğu konforlu ve sakinleştirici ortamla öne çıkıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Vücut sıcaklığına yakın suyun kullanıldığı bu yöntemde sıcak su kasların gevşemesine yardımcı olurken, suyun kaldırma kuvveti doğum sırasında hareket etmeyi kolaylaştırıyor. Erdem Hastanesi Çakmak'tan Kadın Hastalıkları ve Doğum, Tüp Bebek Hekimi Op. Dr. Zarife Kerimova, suda doğumla ilgili bilinmesi gereken önemli noktaları anlattı.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>36-37 derece sıcaklıktaki su rahatlamaya yardımcı oluyor</strong></p>

<p style="text-align:justify">Suda doğumda, vücut sıcaklığına yakın ısıdaki suyla doldurulan özel bir doğum havuzu kullanıldığını belirten Op. Dr. Zarife Kerimova, '36-37 derece sıcaklıktaki su, kasların gevşemesine yardımcı olarak anne adayının doğum sürecinde daha rahat hissetmesini sağlar. Sıcak su, vücutta rahatlamayı destekleyen endorfin hormonunun salgılanmasına katkıda bulunarak doğum sürecinin daha konforlu geçmesine yardımcı olabilir' dedi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Ağrı skorlaması 3/10-4/10 seviyelerine kadar inebiliyor</strong></p>

<p style="text-align:justify">Suda doğumun rahatlatıcı etkisinin ağrı eşiğini azaltabileceğine değinen Op. Dr. Zarife Kerimova, 'Yapılan çalışmalarda ve pratikte görüldüğü üzere suda doğumda ağrı skorlamasının 3/10-4/10 seviyelerine kadar indirilebildiğini görüyoruz' diye konuştu.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Suyun kaldırma kuvveti hareket özgürlüğü sağlıyor</strong></p>

<p style="text-align:justify">Suyun kaldırma kuvvetinin doğum sırasında anne adayına hareket özgürlüğü sunduğuna dikkat çeken Op. Dr. Zarife Kerimova, 'Su, anne adayının ağırlık hissini azaltarak doğum sırasında daha rahat hareket etmesine ve pozisyon değiştirmesine yardımcı olur. Biz kesi bile açmadan ve müdahale etmeden bebeğin doğumunun tamamen doğal bir şekilde suyun içerisinde gerçekleşmesini sağlıyoruz' ifadelerini kullandı.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Suda doğum öncesinde hekim değerlendirmesi gerekiyor</strong></p>

<p style="text-align:justify">Suda doğumun her anne adayı için uygun olmayabileceğini belirten Op. Dr. Zarife Kerimova, doğum öncesinde kadın doğum ekibi tarafından değerlendirme yapılmasının önemine dikkat çekti. Kerimova, 'Her anne adayı için suda doğum uygun olmayabilir. Bu nedenle öncelikle suda doğuma engel herhangi bir durumun olup olmadığı değerlendirilmelidir. Suda doğuma engel bir durum bulunmadığı takdirde doğum sürecinize bu yöntemle devam edebilirsiniz' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>KAHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/suda-dogumla-ilgili-bilinmesi-gereken-4-onemli-nokta</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 12:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2026/08/suda-dogum-jpeg.jpg" type="image/jpeg" length="23109"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[HİPERTANSİYON HASTALARINA BU SICAKLARDA 10 KRİTİK ÖNERİ]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/hipertansiyon-hastalarina-bu-sicaklarda-10-kritik-oneri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/hipertansiyon-hastalarina-bu-sicaklarda-10-kritik-oneri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aşırı sıcaklar ve yüksek nem özellikle de kalp ve damar sağlığı üzerinde çok ciddi riskler oluşturuyor. İşte hipertansiyon hastalarına 10 kritik yaz önerisi...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Aşırı sıcaklar ve yüksek nem özellikle de kalp ve damar sağlığı üzerinde çok ciddi riskler oluşturuyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Doğaç Çağlar Gürbüz, aşırı sıcakların sıvı ve mineral kaybının yanı sıra, damarlarda genişlemeye neden olduğunu, bu durumun da kan basıncında ani düşüşlere veya dalgalanmalara zemin hazırladığını söylüyor.</p>

<p>Ülkemizde her 3 erişkinden birinin hipertansiyon hastası olduğunu belirten Dr. Gürbüz 'Ancak daha da tehlikelisi, henüz teşhis almamış ve tansiyon hastası olduğunun farkında bile olmayan devasa bir kitle bulunuyor. Hipertansiyonun 'sessiz katil' olarak adlandırılmasının temel nedeni de budur. Özellikle bu aşırı sıcaklarda kan basıncı kontrolünün ihmal edilmesi; bayılma, ritim bozuklukları, böbrek yetmezliği, kalp krizi ve hatta felç gibi hayati sorunlara yol açabiliyor' diyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Doğaç Çağlar Gürbüz, aşırı sıcaklarda hipertansiyon hastalarına 10 kritik yaz önerisinde bulundu, önemli mesajlar verdi.</p>

<p><strong>Su tüketimini mutlaka artırın</strong></p>

<p>Terlemeyle vücuttan ciddi oranda su ve sodyum, potasyum gibi hayati mineraller atılır. Bu sıvı kaybı, kanın akışkanlığının azalmasına ve kalbin kanı pompalarken daha fazla yorulmasına neden olur. Tansiyon hastalarının, susamayı beklemeden gün içinde yeterli sıvı (2,5 - 3 litre) tüketmesi büyük önem taşır. Ancak kalp yetmezliği ya da böbrek hastalığı gibi rahatsızlığınız varsa mutlaka hekiminize danışarak belirlemelisiniz.</p>

<p><strong>İdrar söktürücü (diüretik) ilaçlara dikkat edin</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hipertansiyon tedavisinde sıklıkla kullanılan idrar söktürücü ilaçlar, vücuttan su ve tuz atılımını artırarak kan basıncını düşürür. Yaz aylarında terlemeyle zaten fazla miktarda sıvı kaybedildiği için, bu ilaçların dozu bazen fazla gelebilir ve tansiyonun tehlikeli seviyelere düşmesine (hipotansiyon) yol açabilir. İlaçlarınızı mutlaka kardiyoloğunuza başvurarak yaz dozu ayarlaması talep etmelisiniz.</p>

<p><strong>11:00-16:00 arası mümkünse dışarı çıkmayın</strong></p>

<p>Kardiyoloji Uzmanı Dr. Gürbüz 'Güneş ışınlarının yeryüzüne en dik açıyla geldiği 11:00-16:00 saatleri arası, tansiyon hastaları için günün en tehlikeli zaman dilimidir. Bu saatlerde doğrudan güneşe maruz kalmak, damarlarda ani ve aşırı genişlemeye sebep olarak kan basıncını hızla düşürebilir ve sıcak çarpması riskini artırır. Dışarı çıkmanız zorunluysa, mutlaka gölgeli alanları tercih etmeli, geniş kenarlı şapkalar kullanmalı ve dışarıdaki işlerinizi sabahın erken saatlerine veya akşamüstü serinliğine ertelemelisiniz' diyor.</p>

<p><strong>Beslenmenizi hafifletin, Akdeniz diyetine geçin</strong></p>

<p>Sıcak havalarda ağır, yağlı, kızartma türü ve aşırı tuzlu yemekler tüketmek, sindirim sistemini zorlarken kalbin iş yükünü de ciddi şekilde artırır. Tuz tüketiminin kısıtlanması, hipertansiyon yönetiminin olmazsa olmazıdır. Yaz aylarında zeytinyağlı yemekler, bol posalı sebzeler, taze meyveler ve hafif ızgaralardan oluşan Akdeniz tipi beslenme tarzı benimsenmelidir. Mideyi çok doldurmadan, az az ve sık sık yemek yemek tansiyon dalgalanmalarının önüne geçecektir.</p>

<p><strong>Soğuk duştan kesinlikle kaçının</strong></p>

<p>Dr. Doğaç Çağlar Gürbüz 'Serinlemek amacıyla doğrudan buz gibi suyun altına girmek, damarlarda ani bir büzüşmeye (vazokonstriksiyon) neden olur. Bu ani damar daralması, kan basıncının saniyeler içinde fırlamasına ve kalbe giden kan akışının bozulmasına yol açarak kalp krizini tetikleyebilir. Tansiyon hastaları serinlemek için mutlaka ılık suyla duş almalı, vücudu yavaş yavaş suya alıştırarak şok etkisinden tamamen uzak durmalıdır' diyor.</p>

<p><strong>Klimalı ortamlara geçişte vücudunuzu koruyun</strong></p>

<p>Dışarıdaki kavurucu sıcaktan, aniden çok düşük derecelere ayarlanmış klimalı buz gibi ortamlara girmek, tıpkı soğuk duş gibi damar sisteminde ani kasılmalara neden olur. Bu keskin ısı farklılıkları tansiyon ataklarına zemin hazırlar. İç mekanlardaki klima sıcaklığının 22-24 derece civarında, yani ideal oda sıcaklığında tutulması ve doğrudan klima havasına maruz kalınmaması, kan basıncının dengede kalması açısından kritik bir öneme sahiptir.</p>

<p><strong>Egzersiz rutininizi serin saatlere kaydırın</strong></p>

<p>Düzenli fiziksel aktivite, tansiyon kontrolünde son derece faydalıdır; ancak bunun hangi saatte yapıldığı yaz aylarında hayati fark yaratır. Sıcakta yapılan egzersiz, sıvı kaybını maksimuma çıkarır ve kalbi aşırı zorlar. Bu nedenle tempolu yürüyüş, yüzme veya bisiklet gibi egzersizler için güneşin etkisini yitirdiği akşam saatleri veya sabahın erken serinliği tercih edilmelidir. Egzersiz öncesinde, sırasında ve sonrasında su içmeyi kesinlikle ihmal etmeyin.</p>

<p><strong>Çay ve kahve tüketimini kısıtlayın, alkolden kaçının</strong></p>

<p>Yaz aylarında serinlemek veya keyif yapmak için tüketilen soğuk kahveler, koyu çaylar ve alkollü içecekler sanıldığının aksine susuzluğu gidermez; aksine vücuttan su atılımını hızlandıran idrar söktürücü etkilere sahiptir. Aynı zamanda yüksek kafein ve alkol, kalp hızını artırarak ritim bozukluklarını ve tansiyon ataklarını tetikleyebilir. Bunların yerine şekersiz ev yapımı limonatalar, maden suyu, ayran veya taze sıkılmış meyve suları gibi sağlıklı alternatifler tercih edilmelidir.</p>

<p><strong>Kıyafet seçiminde dikkatli olun! </strong></p>

<p>Sıcak havalarda vücudun kendi ısısını dengeleyebilmesinin en önemli yolu terin ciltten buharlaşmasıdır. Dar, sentetik veya koyu renkli kıyafetler bu doğal soğuma mekanizmasını engelleyerek vücut ısısının artmasına neden olur. Vücudu sıkmayan, hava geçirgenliği yüksek, terletmeyen pamuklu veya keten kumaşlardan yapılmış, açık renkli ve bol giysiler tercih etmek; yaz sıcaklarında vücudun termoregülasyonunu sağlayarak tansiyonu dolaylı yoldan dengede tutar.</p>

<p><strong>Tansiyon ölçümlerinizi ve doktor kontrollerinizi ihmal etmeyin </strong></p>

<p>Kardiyoloji Uzmanı Dr. Doğaç Çağlar Gürbüz 'Yazın rehavetine kapılıp 'kendimi iyi hissediyorum' diyerek tansiyon ölçümlerini bırakmak veya tatil sebebiyle doktor kontrollerini ertelemek büyük bir hatadır. Düzenli ölçümler yaparak değerlerinizi bir yere not etmeli ve inatçı düşüklük veya yükseklik durumlarında beklemeden kardiyoloğunuzla iletişime geçmelisiniz' diyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>KAHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/hipertansiyon-hastalarina-bu-sicaklarda-10-kritik-oneri</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 09:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2026/08/hipertansiyon.jpg" type="image/jpeg" length="76480"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ÇOCUKLUK ÇAĞI AŞILARI KALICI HASTALIKLARDAN KORUYOR]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/cocukluk-cagi-asilari-kalici-hastaliklardan-koruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/cocukluk-cagi-asilari-kalici-hastaliklardan-koruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bağışıklık sistemini belirli enfeksiyon etkenlerine karşı önceden hazırlayan aşılar, çocukların ciddi ve kalıcı hasara yol açabilecek hastalıklardan korunmasında önemli rol oynuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bağışıklık sistemini belirli enfeksiyon etkenlerine karşı önceden hazırlayan aşılar, çocukların ciddi ve kalıcı hasara yol açabilecek hastalıklardan korunmasında önemli rol oynuyor.</p>

<p>Aşılar, belirli bir mikrobun zayıflatılmış ya da etkisizleştirilmiş kısımlarını içererek, bağışıklık sisteminin bu mikrobu önceden tanımasını ve ona karşı savunma geliştirmesini sağlıyor. Böylece kişi gelecekte aynı mikroba maruz kaldığında, bağışıklık sistemi daha hızlı ve etkili şekilde harekete geçerek hastalığın ortaya çıkmasını engelleyebiliyor ya da hastalığın daha hafif geçirilmesini sağlıyor. Memorial Ankara Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü'nden Uz. Dr. Meltem Güneş Aslan, '1-31 Ağustos Ulusal Aşı Farkındalık Ayı' kapsamında çocukluk çağı aşılarının önemi, aşılama takvimi ve ailelerin merak ettikleri konular hakkında bilgi verdi.</p>

<p>Aşılar, bağışıklık sistemini uyararak belirli bir enfeksiyon etkenine karşı koruma sağlayan biyolojik ürünlerdir. Virüs, bakteri, parazit veya mantar gibi mikropların vücuda girerek çoğalması hastalığa neden olur. Bağışıklık sistemi ise bu mikropları yok ederek hastalıkla mücadele etmeye çalışır.</p>

<p><strong>Bebekler enfeksiyonlara karşı daha savunmasız</strong></p>

<p>Bebeklik ve çocukluk döneminde aşılama büyük önem taşır. Yenidoğan bebekler, dış dünyadaki mikroplara karşı henüz tamamen gelişmemiş bir bağışıklık sistemine sahiptir. Anneden plasenta aracılığıyla bebeğe geçen koruyucu antikorlar da yaşamın ilk aylarında giderek azalır. Bu nedenle doğumdan sonraki ilk günler ve aylarda başlayan aşılama, bağışıklık sistemi henüz gelişmekte olan bebek ve çocukların ölümcül olabilen veya kalıcı hasara yol açabilen bulaşıcı hastalıklardan korunmasına yardımcı olur.</p>

<p>Aşılama yalnızca aşılanan çocuğun sağlığı açısından değil, toplum sağlığı açısından da önem taşır. Bir enfeksiyon etkenine karşı toplumun büyük bölümünün aşılanması, hastalığın yayılma zincirinin kırılmasına katkı sağlar. Sürü bağışıklığı olarak ifade edilen bu durum sayesinde, henüz aşılaması tamamlanmamış küçük bebekler ile kanser hastaları gibi bağışıklık sistemi düşük bireylerin de enfeksiyonlardan dolaylı olarak korunması mümkün olur.</p>

<p><strong>Ulusal aşı takviminde hangi aşılar bulunuyor?</strong></p>

<p>Çocukluk dönemi ulusal aşı takvimi;</p>

<p>DifteriBoğmaca Tetanoz Çocuk felci Tüberküloz Kızamık Kızamıkçık Kabakulak SuçiçeğiHepatit AHepatit BHemofilus influenza tip b Streptococcus pneumonia</p>

<p>Bunların yanı sıra influenza (grip) aşısı, rotavirüs aşısı, meningokok aşısı, RSV aşısı ve HPV aşısı da doktorun tavsiyesi doğrultusunda farklı yaş gruplarında uygulanabilecek aşılar arasında yer alır.</p>

<p><strong>Aşılama doğumdan hemen sonra başlıyor</strong></p>

<p>Bebek ve çocuklarda aşılama, doğumdan hemen sonra uygulanan Hepatit B aşısı ile başlamaktadır. Hayatın ilk 1-2 yılı içerisinde birincil koruma serisi tamamlanırken, ilerleyen yaşlarda farklı dönemlerde uygulanan pekiştirme dozlarıyla bağışıklığın devamlılığı sağlanmaktadır. Prematüre bebeklerde de aşılama süreci özel bir önem taşımaktadır. Prematüre bebeklere aşılar, gebelik haftasından bağımsız olarak takvim yaşına göre uygulanmaktadır. Aşılar tam doz olarak ve uygun aralıklarla yapılmaktadır. Hepatit B aşısının ilk dozunda ise bebeğin vücut ağırlığı dikkate alınarak ilk doz bebeğin vücut ağırlığı 2000 grama ulaştıktan sonra uygulanmaktadır.</p>

<p><strong>Aşı takibinde ailelerin rolü büyük</strong></p>

<p>Ailelerin çocuklarının aşılarını zamanında yaptırmaları ve aşı takvimini düzenli şekilde takip etmeleri da büyük önem taşır. Düzenli hekim kontrolleri sırasında çocukların aşı durumları değerlendirilerek takip edilmektedir. Herhangi bir nedenle aşı takviminde gecikme yaşanması veya bazı aşıların zamanında yapılamaması durumunda ise aşılama için süreç tamamen kaybedilmez. Kaçırılan aşıların, doktor tarafından belirlenen yeni bir takvim doğrultusunda tamamlanabilmektedir.</p>

<p><strong>Aşıların yan etkileri çoğunlukla hafif ve geçici</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aşı uygulamalarından sonra genellikle herhangi bir yan etki görülmezken, bazı kişilerde geçici ve hafif yan etkiler ortaya çıkabilir. Aşıya bağlı en sık görülen yan etkiler arasında aşının uygulandığı bölgede kızarıklık ve şişlik, hafif ateş, baş ağrısı, kas ağrısı ve döküntü olabilir. Nadiren alerjik reaksiyonlar gibi daha ciddi yan etkiler de görülebilir.</p>

<p>Aşıların güvenilirliğine ilişkin değerlendirmeler ise uzun ve titiz bilimsel süreçlerden geçer. Aşılar, etkinlikleri ve yan etki gelişimi açısından klinik çalışmaları tamamlandıktan sonra ruhsatlandırılır. Üretim ve dağıtım aşamalarında da çok sıkı kontrollerden geçirilir. Türkiye'de kullanılan aşılar; Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Avrupa İlaç Ajansı (EMA), ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) veya T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) tarafından ruhsatlandırılmış aşılardan oluşur.</p>

<p><strong>Bilimsel araştırmalar aşılar ile otizm arasında ilişki olmadığını gösteriyor</strong></p>

<p>Aşılarla ilgili toplumda zaman zaman çeşitli yanlış inanışlar da gündeme gelebilir. Bunlardan biri, aşıların otizm spektrum bozukluğuna neden olduğu yönündeki iddialardır. Bu iddialar üzerine çok sayıda bilimsel araştırma yapılmış ve aşılar ile otizm arasında bir ilişki olmadığı ortaya konulmuştur. Aşılama sonrasında ortaya çıkabilen hafif ateş ve kırgınlık gibi belirtiler, hastalık geliştiği anlamına gelmez. Bu belirtiler, bağışıklık sisteminin aşıya verdiği yanıtın bir sonucu olarak görülür.</p>

<p><strong>Aşılar çocuk ve toplum sağlığı açısından hayati önem taşıyor</strong></p>

<p>Çocukların aşılarının düzenli olarak yaptırılması ve aşı takviminin sağlık çalışanlarıyla iş birliği içerisinde takip edilmesi gerekmektedir. Bağışıklama programları, bulaşıcı hastalıkların azaltılması ya da tamamen ortadan kaldırılmasında en etkin ve en ekonomik müdahale yöntemlerinden biridir. Bağışıklama sayesinde her yıl milyonlarca çocuğun hayatının korunmasına katkı sağlanmaktadır.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>KAHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/cocukluk-cagi-asilari-kalici-hastaliklardan-koruyor</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 09:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2026/08/cocuklarda-asi.jpg" type="image/jpeg" length="51538"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[MARMARİS BELEDİYESİ'NDEN 'İZMARİT SAVAŞÇILARI' PROJESİ]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/marmaris-belediyesinden-izmarit-savascilari-projesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/marmaris-belediyesinden-izmarit-savascilari-projesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Marmaris Belediyesi, sigara izmaritlerinin yere atılmasını önlemek amacıyla örnek bir projeyi hayata geçiriyor...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Marmaris Belediyesi, sigara izmaritlerinin yere atılmasını önlemek amacıyla örnek bir projeyi hayata geçiriyor. Projeyle çevre duyarlılığı yüksek gönüllülerden oluşan İzmarit Savaşçıları adında bir farkındalık ağı kurulacak. Projenin temel hedefi izmaritlerin yere hiç atılmamasını sağlamak olacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p class="girintiliparagraf" style="text-align:justify">Marmaris Belediyesi, maviyle yeşilin buluştuğu eşsiz kentte çevre bilincini güçlendirmek ve özellikle sigara izmaritlerinin yere atılmasının önüne geçmek amacıyla yeni bir farkındalık projesini hayata geçiriyor. Proje kapsamında çevreye duyarlı vatandaşların katılımıyla oluşturulacak 'İzmarit Savaşçıları' adı verilen gönüllü gruplar, izmaritlerin yere atılmaması için çeşitli çalışmalar ve etkinlikler gerçekleştirecek. Çevre dernekleriyle iş birliği içerisinde yürütülecek projenin temel hedefi izmaritlerin yere hiç atılmamasını sağlamak olacak. Bu doğrultuda toplumsal farkındalık oluşturacak fikirler, kampanyalar ve uygulamalar geliştirilecek. Soruna yalnızca temizlik odaklı değil, davranış değişikliği ve toplumsal farkındalık üzerinden yaklaşılacak projede gönüllüler; izmaritlerin çevreye verdiği zarara dikkat çekmek, vatandaşları bilinçlendirmek ve yere izmarit atılmasının önüne geçecek yaratıcı çözüm önerileri geliştirmek için çalışacak.</p>

<p class="girintiliparagraf" style="text-align:justify"><strong>GÖNÜLLÜLER ÜÇ FARKLI ALANDA YER ALABİLECEK</strong></p>

<p class="girintiliparagraf" style="text-align:justify">Marmaris Belediyesi'ne başvurarak 'İzmarit Savaşçıları' gönüllü ağına katılacak vatandaşlar, ilgi ve yeteneklerine göre projenin farklı çalışma alanlarında görev alabilecek. İzmarit Savaşçıları çözüm üreten ve farkındalık oluşturan bir topluluk olacak. Gönüllüler, izmaritlerin yere atılmasını önlemek amacıyla yeni fikirler, kampanyalar ve projeler geliştirecek. Sokaklarda, işletmelerde ve plajlarda vatandaşlarla birebir iletişim kurarak farkındalık çalışmalarına ve çeşitli etkinliklere katılacak. Hazırlanan afiş, video ve sosyal medya içeriklerini kendi hesaplarında paylaşarak projenin daha geniş kitlelere ulaşmasına ve çevre bilincinin güçlenmesine katkı sağlayacak. Bu kapsamda 'Fikir ve Proje Üretimi', 'Saha ve Farkındalık Çalışmaları' ve 'Dijital Destek' olmak üzere üç farklı çalışma alanı oluşturulacak.</p>

<p class="girintiliparagraf" style="text-align:justify"><strong>DEĞİŞİMİ BİRLİKTE BAŞLATALIM</strong></p>

<p class="girintiliparagraf" style="text-align:justify">Marmaris Belediyesi tarafından yapılan çağrıda, projenin yalnızca bir temizlik kampanyası olmadığına dikkat çekilerek, 'Maviyle yeşilin buluştuğu eşsiz evimiz Marmaris'i korumak, sokaklarımızı bu sessiz kirlilikten arındırmak ve tüm Türkiye'ye örnek olmak için yola çıkıyoruz. Marmaris Belediyesi olarak biz adımlarımızı attık; şimdi bu farkındalık hareketini halkımızın enerjisi, fikirleri ve duyarlılığı ile büyütmek istiyoruz' ifadelerine yer verildi.</p>

<p class="girintiliparagraf" style="text-align:justify"><strong>GÖNÜLLÜLÜK BAŞVURULARI BAŞLADI</strong></p>

<p class="girintiliparagraf" style="text-align:justify">Proje kapsamında gönüllü olmak isteyen vatandaşlar için başvurular başladı. 'İzmarit Savaşçıları' gönüllü ağına katılmak isteyen vatandaşlar, Marmaris Belediyesi internet sitesi üzerinden başvuru yapabilecek. Gönüllülük başvuruları Marmaris Belediyesi başvuru sayfası (https://intranet.marmaris.bel.tr:4442/formlar/k/2) üzerinden gerçekleştirilecek.</p>

<p class="girintiliparagraf" style="text-align:justify"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>KAHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/marmaris-belediyesinden-izmarit-savascilari-projesi</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 17:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2026/08/marmaris-belediyesinden-izmarit-savascilari-projesi.webp" type="image/jpeg" length="18385"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SADECE SEVGİ YETMEZ, ÇOCUK İÇİN TUTARLILIK DA ÖNEMLİ]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/sadece-sevgi-yetmez-cocuk-icin-tutarlilik-da-onemli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/sadece-sevgi-yetmez-cocuk-icin-tutarlilik-da-onemli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, anne-baba ve çocuk arasındaki ilişkinin sağlıklı temeller üzerine kurulmasının çocuğun gelişiminde önemli rol oynadığını söylüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, anne-baba ve çocuk arasındaki ilişkinin sağlıklı temeller üzerine kurulmasının çocuğun gelişiminde önemli rol oynadığını söylüyor.</p>

<p><strong>Güvenli bağlanmanın çocuğa koşulsuz kabul ve güven duygusunun hissettirilmesiyle güçlendirilebileceğine işaret eden </strong><strong>Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, 'Çocuğun da görüşünü aldığımız ya da isteklerini dikkate aldığımız bir tutumdan bahsedebiliriz.' dedi. Ebeveynlerin çocuk karşısında farklı tutumlar sergilemesinin ise çocuğun sınırları zorlamasına ve çatışmalı iletişime yol açabileceği vurgulayan Yıldırım, anne ve babanın aile kuralları konusunda ortak bir tutum sergilemesinin önemine dikkat çekti.</strong></p>

<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, sağlıklı anne-baba-çocuk ilişkisinin güvenli bağlanma, çocuğa söz hakkı verme, yaşına uygun sorumluluk kazandırma ve ebeveynlerin ortak tutum sergilemesiyle nasıl güçlendirilebileceğini ele aldı.</p>

<p><strong>Bağlanma bireyin psikolojik doğumu olarak da nitelendirilebilir!</strong></p>

<p>Anne çocuk ilişkisinde vurgulanan noktalardan birinin bağlanma olduğunu ifade eden Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, 'Bağlanma, duygusal yönü ağır olan, olması gereken bir durum. Bebeklikteki bağlanmanın biraz daha belirli bir kişiye karşı olumlu tepkilerin verilmesi, zamanın büyük bir kısmının o kişiyle birlikte geçirmek istenmesi diyebiliriz.' dedi.</p>

<p>Herhangi bir korku yaratan durum ya da bir obje karşısında da o kişinin aranabildiğini aktaran Yıldırım, 'Aslında burada bağlanılan kişinin varlığının fark edilmesi, bebeklere ve çocuklara eş zamanlı olarak da bir rahatlama veriyor. Bu bağlanma bir şekilde devam ediyor. Biz bunu farklı noktalarda da gözlemleyebiliyoruz. Çocukluk döneminde çocuk bireysel bir adım atmak istiyor, bir iki adım ileri gidiyor ama sonrasında hemen geriye dönüp bakıyor bağlanma kişisi orada mı diye. Kontrol etme ihtiyacı duyuyor. Bağlanmayı aslında bireyin bir psikolojik doğumu olarak da nitelendirebiliriz.' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Güvenli bağlanmanın temeli, çocuğa koşulsuz kabulü hissettirmekten geçiyor!</strong></p>

<p>Anne bebek arasındaki ilişkinin ileriki yıllarda güçlendirilebilmesi için bağlanmanın baştan korunmasının önemine işaret eden Yıldırım, 'Bazı durumlarda bu bağlanmayı sonradan gerçekleştirebiliyorlar ya da annelik haberinin alınmasıyla beraber bazen tam bir bağlanma kurulamayabiliyor.' dedi.</p>

<p>Önemli olanın bağlanmanın güçlenmesi adına neler yapılabildiği olduğunu kaydeden Yıldırım, 'Bebekle oynanılan oyunlar daha çok yoğunluğunu gösterebiliyor. Aslında bu ses tonu, sevgi dolu yaklaşım, oyunun arasında onun yanında olması, onun tercihlerine bizim de uyum göstermemiz gibi birçok şeyi kapsıyor. Bu bağlanma koşulsuz kabullenişin de bir noktası aslında. Çocuk bunu hissediyor. Bebek ve çocuklar bu yolla şekilleniyor. Her durumda annenin ya da bakım veren kişinin orada olduğunu fark etmesiyle bu süreç daha kıymetli bir noktaya gidiyor.' açıklamasını yaptı.</p>

<p><strong>Çocuğun karar süreçlerinde söz hakkının olduğunu bilmesi, sağlıklı gelişimini destekliyor!</strong></p>

<p>Anne çocuk ilişkisindeki yanlış davranışlara da değinen Yıldırım, şunları söyledi:</p>

<p>'Bu konuda tutumlardan bahsedebiliriz. Şöyle bir söylem vardır: 'Biz anne babamıza bırakın bir laf söylemeyi, hiçbir zaman kendi düşüncemizi aktaramazdık.' Bizdeki tutum artık biraz daha evrilmeye başladı. Çocuğun da görüşünü aldığımız ya da isteklerini dikkate aldığımız bir tutumdan bahsedebiliriz. Şimdiki tutumlar biraz daha çocuk merkezli tutumlar. Ortaklaşa alınan kararlardan devam ediyor diyebilirim. Klinikteki adıyla 'Demokratik Tutum'. Seçenekleri sunan kişiler anne babalar oluyor ama çocuğun da burada bir hakkının olduğunu bilmesi çocuğa da iyi geliyor.'</p>

<p><strong>Çocuk için önemli olan uzun zaman değil, gerçekten 'orada' olabilmek!</strong></p>

<p>Çalışan annelerin, hem duygusal bağlanma hem de yeterince bir arada olma ve nitelikli zaman geçirme noktalarında biraz güçlük çektiğinin altını çizen Aybeniz Yıldırım, 'Zamandan daha önemli olan şey gerçekten orada olarak bir şeyler paylaşıyor olmaktır. Elimizde telefonla başka bir işle uğraşarak değil de, günlük 15-20 dakika da olsa gerçekten ona zaman ayırarak birliktelikle bir şeyler yapıyor olmak çocuğa da kendini değerli hissettirebiliyor.' dedi.</p>

<p><strong>Çocuğa sorumluluk küçük yaşlardan itibaren verilmeli!</strong></p>

<p>Anne ya da babaların, özellikle ilerleyen yaş gruplarında 'Ödevin var mı, ödevini yaptın mı, dersini çalıştın mı?' gibi sözlerle tartışma çıkardıklarını da sözlerine ekleyen Yıldırım, 'Aslında çok küçük yaşlardan itibaren bu sorumluluğun çocuğa verilmesinin çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Ortaokul, lise çağına gelmiş bir çocuğa 'Ders çalış, dersin var mı, sınavına çalış' gibi cümleleri kurmamak gerekiyor. Burada iş daha da zorlaşabiliyor. Burada en önemli nokta, çocuğa bu sorumlulukların verilmiş olmasıdır.' şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Anne ve baba, çocuğa karşı aynı şeylere evet veya hayır diyebilmeli!</strong></p>

<p>Anne ve baba farklı düşüncelerde olduğunda çelişkili bir dinamiğin ortaya çıktığına vurgu yapan Yıldırım, 'Çocuk aslında, annenin nelere evet nelere hayır diyeceğini ya da çocuktan neyi talep edeceğinin farkında oluyor. 'Ben bunu anneme dersem hayır ama babama dersem evet diyeceğini biliyorum.' ya da 'Ben bunu babamdan daha kolay talep edebilirim.' diye düşünüyorlar. Şunu önerebilirim ki aynı şeylere evet veya hayır diyebilmemiz lazım. Çok basit gibi geliyor ama uygulamada zorlanılan bir nokta. Böylece çocukta sağlıklı gelişim noktalarını gözlemleyebiliyoruz, yoksa çocuk da daha çatışmalı bir iletişimde kalabiliyor.' uyarısında bulundu.</p>

<p><strong>Çocuğun manipülasyonuna karşı aile kuralları net ve ortak olmalı! </strong></p>

<p>Çocukların, anne babalarını manipüle etmesini en aza indirmek için ailelerin zayıf noktaları kendi aralarında netleştirmesi gerektiğini ifade eden Yıldırım sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>'Çocuklar sık sık 'Ama arkadaşımın annesi/babası izin veriyor, ama arkadaşım yapıyor.' gibi söylemlerle gelecekler karşımıza. Burada vurgulanacak en önemli nokta şu; 'Evet arkadaşın bunu yapıyor olabilir ama bizim aile kurallarımız gereği biz buna hayır diyoruz, bizim için doğru değil.' Yani her ailenin kurallarının farklı olabileceğini küçük yaşlardan itibaren vurgulanması çocuk için önemlidir.'</p>

<p style="text-align:justify"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>PİHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/sadece-sevgi-yetmez-cocuk-icin-tutarlilik-da-onemli</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 16:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2026/08/anne-ve-cocuk.png" type="image/jpeg" length="95375"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[GÖZ CERRAHİSİNDE YENİ DÖNEM: 'ROBOT TEKNOLOJİSİ']]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/goz-cerrahisinde-yeni-donem-robot-teknolojisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/goz-cerrahisinde-yeni-donem-robot-teknolojisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göz cerrahisinde son yıllarda yaşanan teknolojik gelişmeler, hem tedavi başarısını hem de hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde artırıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Göz cerrahisinde son yıllarda yaşanan teknolojik gelişmeler, hem tedavi başarısını hem de hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde artırıyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Robot destekli katarakt cerrahisi, yeni nesil lazer sistemleri ve trifokal (akıllı) göz içi lensler sayesinde hastalar daha hassas, güvenli ve konforlu tedavi seçeneklerine ulaşırken, genç göz cerrahlarının bu teknolojiler konusunda uluslararası standartlarda eğitilmesi de büyük önem kazanıyor.</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Türkiye de bu dönüşümde uluslararası arenada daha güçlü bir rol üstleniyor. Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Banu Coşar'ın Avrupa Katarakt ve Refraktif Cerrahlar Derneği (ESCRS) Program Komitesi'ne seçilmesi ve Acıbadem Üniversitesi'nin ESCRS'nin genç oftalmologlara yönelik uluslararası eğitim merkezlerinden biri olması, Türkiye'nin göz cerrahisindeki bilimsel ve eğitim gücünün uluslararası düzeyde tescillendiğini ortaya koyuyor:</strong></p>

<p style="text-align:justify">Göz cerrahisindeki teknolojik dönüşümün hasta beklentilerini de değiştirdiğini belirten Prof. Dr. Banu Coşar, günümüzde tedavilerin yalnızca hastalığı ortadan kaldırmaya değil, hastaların günlük yaşam konforunu artırmaya odaklandığını söylüyor: 'Bugün göz cerrahisinde ulaştığımız noktada hedefimiz yalnızca hastanın görmesini sağlamak değil; onun gözlüksüz, kaliteli ve aktif bir yaşam sürdürebilmesine de katkı sunmak. Teknolojideki gelişmeler sayesinde tedaviler daha güvenli, daha hassas ve kişiye özel planlanabiliyor':</p>

<p style="text-align:justify">Özellikle refraktif cerrahide kullanılan FemtoLASIK ve SILK teknolojilerinin miyopi, hipermetropi ve astigmat tedavisinde önemli avantajlar sunduğunu belirten Prof. Dr. Banu Coşar, bu yöntemlerin kornea dokusuna daha kontrollü müdahale edilmesine olanak sağladığını ve hastaların günlük yaşamlarına daha kısa sürede dönebildiğini ifade ediyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Robotla Daha Hassas Cerrahi, Daha Hızlı İyileşme</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Katarakt tedavisinde de teknolojinin cerrahi süreçleri yeniden şekillendirdiğini vurgulayan Prof. Dr. Banu Coşar, femtosaniye lazer destekli robotik katarakt cerrahisinin (FLACS), klasik cerrahide cerrahın el ile gerçekleştirdiği bazı kritik aşamaların bilgisayar destekli lazer teknolojisiyle çok daha hassas şekilde planlanmasına ve uygulanmasına olanak tanıdığını belirtiyor. Korneadaki kesilerin oluşturulması, göz merceğinin açılması ve kataraktın parçalanması gibi işlemlerin mikron düzeyinde hassasiyetle gerçekleştirilebildiğini ifade eden Prof. Dr. Banu Coşar, bu sayede cerrahinin öngörülebilirliğinin arttığını söylüyor.</p>

<p style="text-align:justify">Prof. Dr. Banu Coşar, 'Robot destekli sistemler cerrahi planlamada öngörülebilirliği artırırken, özellikle hassas uygulamalarda önemli avantajlar sağlıyor. Bu gelişmeler hem cerrahın işini kolaylaştırıyor hem de hasta güvenliğini destekleyen önemli teknolojik katkılar sunuyor' diyor.</p>

<p style="text-align:justify">Teknolojideki ilerlemelerin hastaların ameliyat deneyimini de önemli ölçüde değiştirdiğini belirten Prof. Dr. Banu Coşar, günümüzde katarakt cerrahisinin dikişsiz ve damla anestezisiyle gerçekleştirilebildiğini, işlemin çoğu zaman 15 dakika sürdüğünü ve hastaların aynı gün evlerine dönebildiğini ifade ediyor. Cerrahi tekniklerin gelişmesi sayesinde görmenin daha kısa sürede toparlandığını söyleyen Prof. Dr. Banu Coşar, 'Geçmişte hastaların günlük yaşamlarına dönmesi günler alabiliyordu. Bugün ise uygun hastalarda ertesi gün normal yaşama büyük ölçüde dönmek mümkün olabiliyor. Bu hem hasta konforunu artırıyor hem de yaşam kalitesine önemli katkı sağlıyor' değerlendirmesinde bulunuyor.</p>

<p style="text-align:justify">Katarakt cerrahisinin artık yalnızca bulanıklaşan doğal merceğin değiştirilmesinden ibaret olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Banu Coşar, bu ameliyatların aynı zamanda refraktif cerrahinin de önemli bir parçası haline geldiğini belirterek, 'Artık sadece kataraktı tedavi etmiyoruz; hastanın göz numarasını ve yaşam beklentilerini de değerlendirerek kişiye özel bir görme planı oluşturabiliyoruz' diyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Akıllı Lenslerle Kişiye Özel Görme Kalitesi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Yeni nesil trifokal (akıllı) göz içi lenslerin hem uzak hem orta hem de yakın mesafede kaliteli görüş sağlayabildiğini ifade eden Prof. Dr. Banu Coşar, bu lenslerin her hasta için standart bir uygulama olmadığını, en başarılı sonuçların ayrıntılı değerlendirme sonrasında doğru hasta ve doğru lens eşleştirmesiyle elde edildiğini söylüyor: 'Bugün elimizde yaşam tarzına göre farklı özellikler sunan çok sayıda ileri teknoloji göz içi lens seçeneği bulunuyor. Bilgisayar başında yoğun çalışan, aktif araç kullanan ya da sık kitap okuyan hastaların beklentileri birbirinden farklı olabiliyor. Ameliyat öncesinde gözün biyometrik ölçümlerini, kornea yapısını, retina sağlığını ve hastanın günlük yaşam alışkanlıklarını ayrıntılı biçimde değerlendirerek kişiye en uygun lensi planlıyoruz' diyen Prof. Dr. Banu Coşar, kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımının hasta memnuniyetini önemli ölçüde artırdığını belirtiyor.</p>

<p style="text-align:justify">Prof. Dr. Banu Coşar, 'Gelişmiş göz içi lens teknolojileri doğru hasta değerlendirmesiyle uygulandığında hastaların yaşam konforunu önemli ölçüde artırabiliyor. Günümüzde katarakt cerrahisi, yalnızca görmeyi geri kazandıran değil, kişinin yaşam kalitesini yeniden şekillendiren bir tedavi alanı haline geldi' ifadelerini kullanıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Gelecekte göz cerrahisinin daha da kişiselleşeceğini belirten Prof. Dr. Banu Coşar, yapay zeka destekli cerrahi planlama sistemleri, daha gelişmiş görüntüleme teknolojileri ve yeni nesil biyouyumlu lenslerin tedavi başarısını daha da yukarı taşıyacağını ifade ederek sözlerini şöyle tamamlıyor: 'Önümüzdeki yıllarda her hastanın göz yapısına ve görme ihtiyaçlarına göre çok daha hassas planlanmış tedavilerden söz edeceğiz. Teknoloji ilerledikçe hedefimiz yalnızca görmeyi geri kazandırmak değil; her hastaya yaşam biçimine en uygun görme kalitesini sunabilmek olacak':</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Türkiye, Genç Göz Cerrahlarının Uluslararası Eğitim Üssü Oluyor</strong></p>

<p style="text-align:justify">ESCRS tarafından yetkilendirilen eğitim merkezlerinden biri haline gelen Acıbadem Üniversitesi'nde genç oftalmologlar; refraktif cerrahi, FemtoLASIK, SILK, robotik katarakt cerrahisi (FLACS) ve premium göz içi lens uygulamaları konusunda uygulamalı eğitim alma fırsatı bulacak. Prof. Dr. Banu Coşar, 'Bilimsel gelişmeler ancak güçlü eğitimle sürdürülebilir. Genç meslektaşlarımızın en güncel teknolojilere hakim olarak yetişmesi, hem ülkemizdeki sağlık hizmetlerinin kalitesini artıracak hem de Türkiye'nin, oftalmoloji alanındaki uluslararası konumunu daha da güçlendirecektir' diyor.</p>

<p style="text-align:justify"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>KAHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Teknoloji</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/goz-cerrahisinde-yeni-donem-robot-teknolojisi</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 12:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2026/08/goz-cerrahisi-robot.jpg" type="image/jpeg" length="76394"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AMAN, HAVUZ KİMYASALLARINDAKİ TEHLİKEYE DİKKAT!]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/aman-havuz-kimyasallarindaki-tehlikeye-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/aman-havuz-kimyasallarindaki-tehlikeye-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bodrum'da bir otelde havuz bakımı sırasında meydana gelen gaz sızıntısından 15 kişi etkilenerek hastaneye kaldırıldı...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bodrum'da bir otelde havuz bakımı sırasında meydana gelen gaz sızıntısından 15 kişinin etkilenerek hastaneye kaldırılması, yüzme havuzlarında kullanılan kimyasalların oluşturabileceği riskleri yeniden gündeme getirdi.</p>

<p style="text-align:justify">Bodrum'da bir otelde havuz bakımı sırasında meydana gelen gaz sızıntısından 15 kişinin etkilenerek hastaneye kaldırılması, havuz güvenliğinin yalnızca yüzme sırasında alınacak önlemlerden ibaret olmadığını; bakım, temizlik, kimyasal depolama ve dozajlama süreçlerinin de profesyonel biçimde yönetilmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koydu.</p>

<p style="text-align:justify">Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan ile İş Sağlığı ve Güvenliği Programı Öğr. Gör. Mustafa Cüneyt Gezen, havuzlarda kimyasal güvenliğinden elektrik tesisatına, boğulma riskinden kayıp düşmelere kadar alınması gereken önlemleri değerlendirdi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Havuzlardaki riskler neler?</strong></p>

<p style="text-align:justify">Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, yaz aylarında kullanım yoğunluğu artan yüzme havuzlarında kimyasal risklerin yanı sıra boğulma, elektrik çarpması, kayma ve düşme gibi önemli tehlikeler bulunduğunu söyledi.</p>

<p style="text-align:justify">Dr. Uçan, kullanıcı sayısı ve kullanım sıklığındaki artışa rağmen düzenli bakım ve güvenlik önlemlerinin ihmal edilmesinin insan sağlığı açısından ciddi tehdit oluşturabileceğini kaydederek, 'Yüzme havuzları, düzenli kontrollerin, periyodik bakımların ve çevresinde güvenlik tedbirlerinin alınması gibi sorumlulukları beraberinde getiriyor. Yüzme havuzlarıyla ilgili asgari koşulların sağlanmasında birincil sorumluluk işletmecilerde, toplu yaşam alanlarına ait ortak yüzme havuzlarında ise site yönetimlerindedir.' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><strong>Çocuklar havuz başında bir an bile gözetimsiz bırakılmamalı</strong></p>

<p style="text-align:justify">Boğulma riskine karşı alınacak tedbirlerin hayati önem taşıdığını dile getiren Dr. Uçan, çocukların havuz çevresinde mutlaka yetişkin gözetiminde bulunması gerektiğini vurguladı.</p>

<p style="text-align:justify">Dr. Uçan, havuzların yakınında can simidi gibi kurtarma ekipmanlarının hazır bulundurulması, ilk yardım çantasının eksiksiz olması ve acil durumlarda iletişimi sağlayacak imkanların bulunması gerektiğini ifade ederek, 'Havuz çevresinde herkes tarafından görülebilen ve okunabilen 'Havuz Kullanım Talimatları' bulunmalı.' diye konuştu.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Islak zemin ciddi yaralanmalara neden olabilir</strong></p>

<p style="text-align:justify">Havuz çevresindeki kayma ve düşme vakalarının da göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Dr. Uçan, 'Havuz ve çevresinde olası tehlikelere karşı bilgilendirme levhaları mutlaka asılmalı. Havuz derinlikleri kullanıcıların görebileceği şekilde belirtilmeli ve dalışın yasak olduğu alanlarda güvenlik işaretleri kullanılmalı.' dedi.</p>

<p style="text-align:justify">Yürüme alanları, duş bölgeleri ve havuz çevresindeki zeminlerin kaymayı önleyici malzemelerden yapılması gerektiğini ifade eden Dr. Uçan, tahliye sistemleri ve mazgalların da düzenli olarak kontrol edilmesi gerektiğini kaydetti.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Havuz çevresindeki elektrik ölümcül risk oluşturabilir</strong></p>

<p style="text-align:justify">Havuzlarda elektrik güvenliğinin en kritik başlıklardan biri olduğuna işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, elektrik tesisatlarının mevzuata uygunluğunun düzenli olarak kontrol edilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p style="text-align:justify">Dr. Uçan, 'Havuz içinde veya çevresindeki elektrik akımının 50 Voltun altında tehlikesiz gerilim olarak nitelendirilen koşulu sağlamasına mutlaka dikkat edilmeli. Havuzlarda 12 volt AC aydınlatma ve uygun temizlik robotları kullanılmalı. Kaçak akım rölesi mutlaka olmalı.' dedi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Havuz bakımındaki kimyasallar rastgele kullanılmamalı</strong></p>

<p style="text-align:justify">İş Sağlığı ve Güvenliği Programı Öğr. Gör. Mustafa Cüneyt Gezen de havuz suyunun dezenfeksiyonunda kullanılan kimyasalların yanlış depolanması, taşınması veya uygulanmasının ciddi sağlık riskleri doğurabileceğine dikkat çekti.</p>

<p style="text-align:justify">'Havuz kimyasalları depolama, elleçleme ve dozajlama sırasında en kritik nokta; kimyasalları asla birbiriyle karıştırmamaktır.' diyen Gezen, kimyasalların serin, kuru ve iyi havalandırılan alanlarda muhafaza edilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Klor ve asit yan yana bile depolanmamalı</strong></p>

<p style="text-align:justify">Özellikle asit ve klor içeren ürünlerin birbirinden ayrı tutulması gerektiğini vurgulayan Gezen, 'Asit ve kloru aynı rafta veya dolapta bulundurmak ciddi tepkime riskine neden olur. Kimyasallar başka bir kaba aktarılmamalı; orijinal kaplarında, etiketleri ve kapakları korunarak saklanmalıdır.' dedi.</p>

<p style="text-align:justify">Dökülme ve sızıntılara karşı da önlem alınması gerektiğini belirten Gezen, ambalajların altında sızıntı havuzlarının bulunması gerektiğini kaydetti.</p>

<p style="text-align:justify">Gezen, havuz kimyasallarının çocukların ve yetkisiz kişilerin ulaşamayacağı kilitli depolarda saklanması gerektiğini de vurguladı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>KAHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/aman-havuz-kimyasallarindaki-tehlikeye-dikkat</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 17:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2026/08/havuz-bakimi.jpg" type="image/jpeg" length="72466"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AĞUSTOS SICAKLARINDA PIHTI RİSKİNİ AZALTAN 8 ÖNERİ]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/agustos-sicaklarinda-pihti-riskini-azaltan-8-oneri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/agustos-sicaklarinda-pihti-riskini-azaltan-8-oneri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ağustos sıcakları yalnızca bunaltıcı etki yaratmıyor, sıvı kaybı ve uzun süre hareketsiz kalmak nedeniyle damar sağlığını da tehdit ediyor...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ağustos sıcakları yalnızca bunaltıcı etki yaratmıyor, damar sağlığını da tehdit ediyor. Sıvı kaybı, uzun süre hareketsiz kalmak ve sıcak havanın dolaşım sistemi üzerindeki olumsuz etkileri, özellikle risk grubundaki kişilerde pıhtı oluşma ihtimalini artırıyor. Tedavi edilmediğinde akciğer embolisi, inme ve kalp krizine kadar uzanabilen ciddi sonuçlara yol açabilen pıhtılaşma, erken fark edildiğinde ve doğru önlemler alındığında büyük ölçüde önlenebiliyor. Memorial Göztepe Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü'nden Op. Dr. Hidayet Demir, yaz aylarında pıhtı riskine karşı dikkat edilmesi gereken önemli noktaları anlattı.</p>

<p style="text-align:justify">Ağustos sıcakları yalnızca bunaltıcı etki yaratmıyor, damar sağlığını da tehdit ediyor. Sıvı kaybı, uzun süre hareketsiz kalmak ve sıcak havanın dolaşım sistemi üzerindeki olumsuz etkileri, özellikle risk grubundaki kişilerde pıhtı oluşma ihtimalini artırıyor. Tedavi edilmediğinde akciğer embolisi, inme ve kalp krizine kadar uzanabilen ciddi sonuçlara yol açabilen pıhtılaşma, erken fark edildiğinde ve doğru önlemler alındığında büyük ölçüde önlenebiliyor. Memorial Göztepe Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü'nden Op. Dr. Hidayet Demir, yaz aylarında pıhtı riskine karşı dikkat edilmesi gereken önemli noktaları anlattı.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>1. Pıhtıyı basit bir dolaşım sorunu olarak değerlendirmeyin</strong></p>

<p style="text-align:justify">Pıhtı, kanın damar içerisinde normalin dışında pıhtılaşarak damarı kısmen ya da tamamen tıkaması durumudur. En sık bacak toplardamarlarında görülür ve 'derin ven trombozu' olarak adlandırılır. En büyük tehlike ise oluşan pıhtının yerinden koparak akciğere ulaşması ve yaşamı tehdit eden pulmoner emboliye neden olmasıdır. Pıhtılar ayrıca beyin damarlarında inmeye, kalp damarlarında ise kalp krizine yol açabilir. Bu nedenle erken tanı ve tedavi büyük önem taşır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>2.Yaz sıcakları pıhtı oluşumu için uygun zemin hazırlıyor</strong></p>

<p style="text-align:justify">Yaz aylarında aşırı terlemeyle birlikte vücut önemli miktarda sıvı kaybeder. Bu kayıp yeterince yerine konulmadığında kan yoğunlaşır ve pıhtılaşma eğilimi artabilir. Sıcak hava aynı zamanda damarların genişlemesine neden olur. Özellikle bacak toplardamarlarında kanın göllenmesi ve dolaşımın yavaşlaması, pıhtı oluşumu için uygun bir ortam hazırlar. Uzun süre hareketsiz kalındığında ise baldır kaslarının kanı kalbe taşıyan doğal pompa etkisi ortadan kalkar ve risk daha da yükselir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>3. Uzun yolculuklarda hareket etmeyi ihmal etmeyin</strong></p>

<p style="text-align:justify">Dört saatin üzerindeki uçak, otobüs veya otomobil yolculukları pıhtı riskini artırabilir. Özellikle uçak kabinindeki düşük nem oranı sıvı kaybını artırırken, saatlerce aynı pozisyonda oturmak bacak damarlarındaki kan akımını yavaşlatır. Yolculuk sırasında her 1-2 saatte bir ayağa kalkıp kısa yürüyüşler yapmak, ayak bileği egzersizleri uygulamak, bol su içmek ve rahat kıyafetler tercih etmek riski önemli ölçüde azaltır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>4. Bazı kişilerde pıhtı riski çok daha yüksek</strong></p>

<p style="text-align:justify">Daha önce pıhtı geçirenler, 60 yaş üzerindeki bireyler, kanser hastaları, büyük ameliyat geçirenler, uzun süre yatağa bağımlı kalanlar, hamileler ve lohusalık dönemindeki kadınlar, obez bireyler, sigara kullananlar, diyabet ve kalp yetmezliği bulunan hastalar ile genetik pıhtılaşma bozukluğu olan kişiler yüksek risk grubunda yer alır. Yaz aylarında bu kişilerin sıvı tüketimine daha fazla dikkat etmeleri ve uzun süre hareketsiz kalmamaları gerekir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>5. Günlük yaşam alışkanlıkları pıhtıyı önlemede kritik rol oynuyor</strong></p>

<p style="text-align:justify">Pıhtıyı önlemenin en etkili yolu sağlıklı yaşam alışkanlıklarını sürdürmektir. Susamayı beklemeden düzenli su içmek, her gün yürüyüş yapmak, masa başında çalışanların her saat başı ayağa kalkması ve uzun süre aynı pozisyonda kalmaması oldukça önemlidir. Sağlıklı kilonun korunması, sigaranın bırakılması ve kronik hastalıkların düzenli takip edilmesi de riski azaltan önemli faktörler arasındadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><strong>6. Risk grubundakiler koruyucu önlemleri ihmal etmemeli</strong></p>

<p style="text-align:justify">Pıhtı riski yüksek olan kişilerde hekim önerisi doğrultusunda koruyucu kan sulandırıcı tedaviler veya basınçlı varis çorapları kullanılabilir. Ancak bu uygulamalar mutlaka doktor kontrolünde planlanmalıdır. Özellikle daha önce pıhtı geçirmiş hastaların yaz döneminde kontrollerini aksatmaması büyük önem taşır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>7. Bu belirtiler varsa vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurun</strong></p>

<p style="text-align:justify">Tek taraflı bacakta şişlik, ağrı, sıcaklık artışı ve kızarıklık derin ven trombozunun önemli belirtileri olabilir. Pıhtının akciğere ulaşması durumunda ise ani başlayan nefes darlığı, göğüs ağrısı, çarpıntı ve kanlı öksürük görülebilir. Bu belirtiler acil müdahale gerektirir ve vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>8. Basit önlemlerle hayati risklerin önüne geçilebilir</strong></p>

<p style="text-align:justify">Pıhtı, erken tanındığında ve doğru tedavi edildiğinde büyük ölçüde kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Özellikle yaz aylarında yeterli su tüketmek, düzenli hareket etmek, uzun süre hareketsiz kalmamak ve risk belirtilerini ciddiye almak; akciğer embolisi, inme ve kalp krizi gibi hayati sonuçların önlenmesinde kritik rol oynar.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>KAHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/agustos-sicaklarinda-pihti-riskini-azaltan-8-oneri</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 10:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2026/08/sicak-hava.jpg" type="image/jpeg" length="10317"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[TÜRKİYE'NİN İLK "MS YAŞAM MERKEZİ BÜTÜNCÜL BAKIM SİSTEMİ"]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/turkiyenin-ilk-ms-yasam-merkezi-butuncul-bakim-sistemi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/turkiyenin-ilk-ms-yasam-merkezi-butuncul-bakim-sistemi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi 'nde Türkiye'nin ilk MS Yaşam Merkezi, multipl skleroz (MS) ile yaşayan bireylere bütüncül bakım modeliyle hizmet veriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi bünyesinde hayata geçirilen Türkiye'nin ilk MS Yaşam Merkezi, multipl skleroz (MS) ile yaşayan bireylere yönelik bütüncül bakım modeliyle hizmet veriyor.</p>

<p style="text-align:justify">Multipl skleroz (MS), yalnızca sinir sistemini etkileyen kronik bir hastalık olmanın ötesinde; bireylerin hareket kabiliyetinden psikolojik iyi oluşuna, sosyal yaşamından günlük aktivitelerine kadar yaşamın birçok alanını etkileyebiliyor. Bu ihtiyaçtan hareketle Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi bünyesinde hayata geçirilen Türkiye'nin ilk <strong>MS Yaşam Merkezi</strong>, hastaların farklı ihtiyaçlarını tek merkezde karşılayan bütüncül bakım modeliyle hizmet vermeye başladı.</p>

<p style="text-align:justify">Merkezde hastalar, nöroloji ve fizik tedavi değerlendirmelerinin ardından ihtiyaçlarına göre psikolojik danışmanlık, diyetisyen desteği, pelvik taban rehabilitasyonu, nörofeedback uygulamaları ve fizyoterapi programlarına yönlendiriliyor. Böylece yalnızca hastalığın klinik yönetimine değil; hareket kabiliyetinin korunmasına, bilişsel ve ruhsal iyilik halinin desteklenmesine, günlük yaşam becerilerinin geliştirilmesine ve yaşam kalitesinin artırılmasına odaklanan multidisipliner bir yaklaşım sunuluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Merkezde ayrıca robot destekli rehabilitasyon sistemleri ile sanal gerçeklik (VR) teknolojileri de tedavi sürecinin bir parçası olarak kullanılıyor. Denge, koordinasyon ve hareket becerilerinin geliştirilmesine yönelik uygulamaların yanı sıra, günlük yaşam aktivitelerini destekleyen ergoterapi çalışmalarıyla hastaların bağımsız yaşamlarını sürdürmeleri hedefleniyor.</p>

<p style="text-align:justify">MS Yaşam Merkezi'nin fikir babası,<strong> Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Haluk Gümüş</strong>, merkezin yalnızca tedavi sunan bir yapı olmadığını, MS ile yaşayan bireylerin yaşamın her alanında desteklenmesini amaçlayan yeni bir bakım modeli olduğunu belirterek şunları söyledi:</p>

<p style="text-align:justify">'MS yalnızca nörolojik bulgularla sınırlı bir hastalık değil; bireyin fiziksel, psikolojik ve sosyal yaşamını birlikte etkileyen kronik bir süreçtir. Bu nedenle hastalarımızı yalnızca tedavi eden değil, yaşamın her alanında destekleyen bir model oluşturmayı hedefledik. Türkiye'de ilk olma özelliği taşıyan MS Yaşam Merkezi'nde nöroloji, fizik tedavi, psikoloji, diyet, pelvik taban rehabilitasyonu ve teknoloji destekli uygulamaları aynı çatı altında buluşturarak kişiye özel, bütüncül bir bakım yaklaşımı sunuyoruz.'</p>

<p style="text-align:justify">Prof. Dr. Gümüş, merkeze 'Yaşam Merkezi' adını özellikle verdiklerini belirterek sözlerini, 'Amacımız yalnızca rehabilitasyon hizmeti sunmak değil; MS ile yaşayan bireylerin yaşam enerjisini, bağımsızlığını ve toplumsal yaşama katılımını desteklemek. Robot destekli rehabilitasyon, sanal gerçeklik uygulamaları ve nörofeedback gibi yenilikçi yöntemleri multidisipliner yaklaşımla bir araya getirerek hastalarımızın yaşam kalitesini güçlendirmeyi amaçlıyoruz. Hastalarımızın yalnız olmadıklarını hissetmeleri ve ihtiyaç duydukları desteğe tek merkezden ulaşabilmeleri de bu yaklaşımın önemli bir parçasını oluşturuyor.' şeklinde tamamladı.</p>

<p style="text-align:justify">Türkiye'de ilk olma özelliği taşıyan MS Yaşam Merkezi'nin, bütüncül bakım anlayışı ve teknoloji destekli uygulamalarıyla hem hastaların yaşam kalitesine katkı sunması hem de MS yönetiminde multidisipliner yaklaşımların yaygınlaşmasına örnek oluşturması hedefleniyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>KAHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/turkiyenin-ilk-ms-yasam-merkezi-butuncul-bakim-sistemi</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 11:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2026/08/turkiyenin-ilk-ms-yasam-merkezi-butuncul-bakim-sistemi.webp" type="image/jpeg" length="92890"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DİKKAT! HAVUZ KENARINDA HAYAT KURTARAN 9 GÜVENLİK KURALI!]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/dikkat-havuz-kenarinda-hayat-kurtaran-9-guvenlik-kurali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/dikkat-havuz-kenarinda-hayat-kurtaran-9-guvenlik-kurali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Boğulmalar, kafa ve omurga travmaları, düşmeler, güneş yanıkları ve çeşitli yaralanmalar yaz aylarında çocuk acil başvurularının önemli nedenleri arasında bulunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Deniz, havuz ve su parkları yaz tatilinin vazgeçilmez eğlenceleri arasında yer alıyor. Ancak boğulmalar, kafa ve omurga travmaları, düşmeler, güneş yanıkları ve çeşitli yaralanmalar yaz aylarında çocuk acil başvurularının önemli nedenleri arasında bulunuyor. Uzmanlar, alınacak bazı önlemlerle bu kazaların büyük bölümünün önlenebileceğine dikkat çekiyor. Özellikle kafa ve omurga travmalarının çocuklarda kalıcı nörolojik hasarlara yol açabileceğini vurgulayan Memorial Bodrum Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Yavuz Gürer, ailelerin yaz tatilinde dikkat etmesi gereken önemli noktalar hakkında bilgi verdi.</p>

<p style="text-align:justify">Deniz, havuz ve su parkları yaz tatilinin vazgeçilmez eğlenceleri arasında yer alıyor. Ancak boğulmalar, kafa ve omurga travmaları, düşmeler, güneş yanıkları ve çeşitli yaralanmalar yaz aylarında çocuk acil başvurularının önemli nedenleri arasında bulunuyor. Uzmanlar, alınacak bazı önlemlerle bu kazaların büyük bölümünün önlenebileceğine dikkat çekiyor. Özellikle kafa ve omurga travmalarının çocuklarda kalıcı nörolojik hasarlara yol açabileceğini vurgulayan Memorial Bodrum Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Yavuz Gürer, ailelerin yaz tatilinde dikkat etmesi gereken önemli noktalar hakkında bilgi verdi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Yaz aylarında en sık görülen kazalara dikkat</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Yaz döneminde özellikle havuz ve deniz çevresinde yaşanan kazalar arasında; havuz kenarından düşme, kaydırakların yanlış kullanımı, sığ suya atlama, sert zemine çarpma ve diğer kişilerle çarpışmaya bağlı kafa, beyin ve omurga travmaları öne çıkmaktadır. Kaygan zeminlerde meydana gelen düşmeler, merdiven kazaları, kırık seramiklere bağlı kesiler, kemik kırıkları ve burkulmalar da sık karşılaşılan yaralanmalar arasında yer almaktadır. Bunun yanı sıra su yutma, yüzme bilmemeye bağlı boğulma ve yarı boğulma vakaları, havuz kaynaklı enfeksiyonlar, güneş yanıkları ve havuz kimyasallarına aşırı maruziyet de yaz aylarında dikkat edilmesi gereken sağlık sorunları arasında bulunmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Sürekli ve aktif gözetim hayat kurtarıyor</strong></p>

<p style="text-align:justify">Çocukların suyun içinde ve çevresinde bulunduğu her an aktif şekilde gözetim altında tutulması büyük önem taşımaktadır. Telefonla ilgilenmek, kitap okumak, yemek yemek ya da başka bir çocukla ilgilenmek gibi dikkat dağıtıcı durumlar, birkaç saniyelik ihmalin bile ciddi sonuçlara yol açmasına neden olabilmektedir. Boğulma vakalarının önemli bir kısmı sessiz gerçekleştiği için çocukların yalnızca uzaktan izlenmesi yeterli değildir. Ebeveynlerin veya sorumlu yetişkinlerin sürekli olarak çocukları gözlemlemesi hayati önem taşımaktadır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>'Su gözlemcisi' uygulaması güvenliği artırıyor</strong></p>

<p style="text-align:justify">Birden fazla yetişkinin bulunduğu ortamlarda, belirli sürelerle yalnızca çocukları takip etmekle görevli bir kişinin 'Su Gözlemcisi' olarak belirlenmesi güvenliği önemli ölçüde artırmaktadır. Böylece gözetim sorumluluğu netleşirken dikkat dağınıklığının da önüne geçilebilmektedir. Özellikle kalabalık havuz ve plaj ortamlarında bu uygulama, olası risklerin erken fark edilmesini sağlayarak kazaların önlenmesine katkıda bulunmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Çocuklar hiçbir zaman yalnız yüzmemeli</strong></p>

<p style="text-align:justify">Çocuklara küçük yaşlardan itibaren tek başına suya girmemeleri öğretilmelidir. Deneyimli yüzücüler için bile bir yetişkinin veya yüzme arkadaşının eşlik etmesi güvenlik açısından önem taşımaktadır. Tekne gezileri, açık deniz aktiviteleri ve su sporlarında ise çocuğun yaşına ve kilosuna uygun, onaylı can yeleklerinin kullanılması ihmal edilmemelidir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Havuz güvenliği ihmal edilmemeli</strong></p>

<p style="text-align:justify">Çocuklara havuz giderlerinden ve emme sistemlerinden uzak durmaları öğretilmelidir. Ayrıca havuz çevresinde güvenlik çiti, kilitli kapı ve kontrollü giriş gibi fiziksel önlemlerin bulunması, küçük çocukların havuza kontrolsüz şekilde ulaşmasını önlemektedir. Çocuğun kısa süreliğine gözden kaybolması durumunda ise ilk kontrol edilmesi gereken yerin havuz olduğu unutulmamalıdır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Çocuğunuz bir kova suda bile boğulma riski yaşayabilir</strong></p>

<p style="text-align:justify">Küçük çocuklar çok az miktardaki suda bile boğulma riski yaşayabilmektedir. Bu nedenle küvet, jakuzi, süs havuzu, şişme havuz ve su dolu kovalar gibi alanlarda da çocuklar kesinlikle yalnız bırakılmamalıdır. Ev ortamında yaşanan boğulma vakalarının önemli bir kısmının bu tür alanlarda meydana geldiği unutulmamalıdır. Denizde ve havuzlarda hem kendiniz hem de çocuğunuz için tüm kurallara uymanız boğulma riskini en aza indirir. Tatilinizi güvenli bir şekilde tamamlamak için özellikle su kaydırakları ile ilgili bu kurallara mutlaka uymanız gerekir;</p>

<p style="text-align:justify">Kaydırak girişindeki uyarı levhaları ve kullanım kuralları mutlaka okunmalıdır. Yaş, boy ve kilo sınırlarına uygun kaydıraklar tercih edilmelidir.Sıra düzenine uyulmalı, itişme ve şakalaşmalardan kaçınılmalıdır.Kaydıraktan yalnızca görevlinin izin verdiği zaman kayılmalıdır.Ayakta, diz üstünde veya yüzüstü gibi riskli pozisyonlarda kayılmamalıdır.Kaydırak üzerinde durmaya ya da geriye doğru çıkmaya çalışılmamalıdır.Küçük çocukların kaydırakları tek başına kullanmasına izin verilmemelidir.Kaydıraktan indikten sonra çarpışmaları önlemek için havuzun iniş alanı hızlı şekilde terk edilmelidir.Çocuklar tehlikeli hareketlere teşvik edilmemeli, yetişkinler güvenli davranışlarıyla örnek olmalıdır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Çocuğunuzda bu belirtiler varsa vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurun</strong></p>

<p style="text-align:justify">Havuz veya deniz kazaları sonrasında kafa ve omurga yaralanmaları her zaman ciddiyetle değerlendirilmelidir. Özellikle kafa travması sonrasında aşağıdaki belirtilerden biri ortaya çıkarsa vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır:</p>

<p style="text-align:justify">Bilinç kaybı Şiddetli veya giderek artan baş ağrısıTekrarlayan kusmaAşırı uyku hali veya uykuya eğilimBayılmaNöbet geçirmeDenge kaybıKonuşma bozukluğuKol veya bacaklarda güçsüzlük ya da uyuşmaGörme bozukluğuBoyun ağrısı ve boyun hareketlerinde kısıtlılık</p>

<p style="text-align:justify">Yapılacak ilk değerlendirme sonrasında gerekli görülen durumlarda çocuğun çocuk nörolojisi uzmanı tarafından muayene edilmesi, beyin ve sinir sistemiyle ilgili olası sorunların erken tanı ve tedavisi açısından büyük önem taşımaktadır. Ayrıca herhangi bir belirti görülmese bile kafa veya omurgaya alınan şiddetli darbeler sonrasında çocuğun hekim tarafından değerlendirilmesi ihmal edilmemelidir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Güvenli tatilin anahtarı bilinçli ebeveynlik</strong></p>

<p style="text-align:justify">Yaz tatilinin güzel anılarla hatırlanması için çocuk güvenliği her zaman ön planda tutulmalıdır. Basit gibi görünen önlemler; ciddi yaralanmaların, kalıcı nörolojik hasarların ve boğulma gibi hayati risk taşıyan durumların önlenmesinde büyük rol oynamaktadır. Çocukların yaşına uygun güvenlik kurallarının uygulanması, ailelerin bilinçli davranması ve olası risklere karşı hazırlıklı olması sayesinde yaz tatili hem eğlenceli hem de sağlıklı bir şekilde geçirilebilir. Unutulmamalıdır ki çocukların güvenliği konusunda gösterilen birkaç dakikalık dikkat, yaşam boyu sürebilecek olumsuz sonuçların önüne geçebilir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>KAHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/dikkat-havuz-kenarinda-hayat-kurtaran-9-guvenlik-kurali</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 09:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2026/08/deniz-havuz-su-parki.jpg" type="image/jpeg" length="97850"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DİKKAT! YANLIŞ TERLİK KULLANIMI AYAK SAĞLIĞINIZA ZARAR!]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/dikkat-yanlis-terlik-kullanimi-ayak-sagliginiza-zarar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/dikkat-yanlis-terlik-kullanimi-ayak-sagliginiza-zarar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz günlerindeki yüksek sıcaklıklar ve artan terleme sebebiyle ayakların uzun süre nemli kalmasından dolayı mantar enfeksiyonlarına zemin hazırlanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz günlerindeki yüksek sıcaklıklar nedeniyle artan terleme sebebiyle ayakların uzun süre nemli kalmasından dolayı mantar enfeksiyonlarına zemin hazırlanıyor. Ayrıca, ortak kullanılan havuzlar, spor salonları, duş ve soyunma odaları da enfeksiyon bulaşma riskini artırıyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>İlk Adım: Doğru Ayakkabı Seçimi </strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi, Podoloji (Ayak Sağlığı) Kliniğinden Podolog Fahrettin Başar</strong>'a göre, yaz aylarında ayak sağlığını korumak için atılacak ilk adım doğru ayakkabı seçimi. Hava alan, ayağı sıkmayan ve terletmeyen ayakkabıların tercih edilmesi gerektiğini belirten Podolog Başar; 'Ayakkabının ayağa tam uyum sağlaması büyük önem taşıyor. Dar ayakkabılar parmaklarda baskıya ve deformasyonlara yol açabilirken bol ayakkabılar ise sürtünmeye bağlı yara ve tahriş riskini artırabiliyor. Ayrıca gün boyunca ince tabanlı terliklerle yürümek de topuk ağrısına ve ayak tabanındaki bağ dokusunun zorlanmasına neden olabiliyor' diyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><strong>Ayak Hijyenindeki Küçük İhmaller Büyük Sorunlara Yol Açabiliyor</strong></p>

<p style="text-align:justify">Ayak sağlığının korunmasındaki en temel unsurlardan biri kuşkusuz hijyen<strong>. </strong>Podolog Fahrettin Başar, ayakların her gün ılık su ve sabunla yıkanması gerektiğini belirterek, özellikle parmak aralarının dikkatlice kurulanmasının mantar oluşumunu önlemede önemli rol oynadığını ifade ediyor. Günlük temiz çorap kullanımı, pamuklu ve ter emici çorapların tercih edilmesi ile ayakkabıların düzenli şekilde havalandırılması da ayak sağlığını destekleyen alışkanlıklar arasında. Ayak tırnaklarının çok kısa kesilmemesi ve kenarlarının oyulmaması gerektiğini hatırlatan Başar, tırnakların düz şekilde kesilmesinin batık tırnak oluşumunu önlemeye yardımcı olduğunu vurguluyor. Ayrıca, mantar ve diğer enfeksiyonların bulaşma riskini azaltmak için kişisel bakım malzemelerinin ortak kullanılmaması gerektiğinin de altını çiziyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Diyabet Hastaları Daha Dikkatli Olmalı</strong></p>

<p style="text-align:justify">Yaz ayları diyabet hastalarının ayakları için daha büyük bir risk. His kaybı nedeniyle küçük yaralar fark edilmeyebiliyor. Bu nedenle günlük ayak kontrolü, özellikle diyabet hastalarında oldukça önemli. Bu kişilerin ayaklarını her gün kontrol etmeleri, rahat ayakkabılar tercih etmeleri ve en küçük yara ya da renk değişikliğinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurmaları öneriliyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Basit Önlemlerle Ayak Sağlığını Koruyun </strong></p>

<p style="text-align:justify">Ayaklarınızı her gün temizlemeyi ihmal etmeyin, parmak aralarını iyice kurulayın. Pamuklu çorap kullanın. Ayaklarınızı düzenli olarak nemlendirin. Her zaman uygun ayakkabı ve terlik seçimine özen gösterin.</p>

<p style="text-align:justify">Ayakta uzun süre geçmeyen kızarıklık, şişlik, yara veya mantar belirtilerinin görülmesi halinde ise kendi kendine tedavi uygulanmaması ve bir sağlık profesyoneline başvurulması gerekiyor. Podolog Fahrettin Başar, sağlıklı ayakların hareket kabiliyetinin korunması ve yaşam kalitesinin sürdürülebilmesi açısından tüm bunların büyük önem taşıdığını, yaz aylarında ayak bakımına gösterilecek özenin birçok sağlık sorununun önlenmesine katkı sağladığını belirtiyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>KAHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/dikkat-yanlis-terlik-kullanimi-ayak-sagliginiza-zarar</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 09:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2026/08/dikkat-yanlis-terlik-kullanimi-ayak-sagliginiza-zarar.webp" type="image/jpeg" length="10382"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[VARİKOSEL TEHLİKELİ BİR HASTALIK mıdır?]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/varikosel-tehlikeli-bir-hastalik-midir-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/varikosel-tehlikeli-bir-hastalik-midir-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kısırlık yapabilmesi nedeniyle özellikle genç erkeklerin korkulu rüyası olan Varikosel hastalığı hakkında Ürolog Op.Dr. Tayfun Budak'ın görüşlerine başvurduk...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>HH:</strong> VARİKOSEL nedir?</p>

<p><em><strong>TB:</strong> Yaygın olarak bilindiği şekliyle VARİS, genellikle bacaklarda görülen toplardamar genişlemesidir. Eğer bu hastalık testis toplardamarlarında ise biz buna VARİKOSEL diyoruz.</em></p>

<p><strong>HH:</strong> VARİKOSEL TESTİS SAĞLIĞINI NASIL BOZAR?</p>

<p><em><strong>TB:</strong> Sağ ve sol her iki testisi içinde bulunduran, penisin alt kısmında yer alan gevşek-buruşuk deri torbanın adı SKROTUM’dur. Varikosel skrotum içerisinde bulunan, skrotum ve testisin kirli kanını taşıyan toplardamarların genişlemesi olarak karşımıza çıkar. Atardamarlar ki biz bunlara ARTER diyoruz, testise oksijeni yüksek taze ve temiz kanı taşırlar. Testis içerisinde kullanılan bu “temiz kan”, oksijeni tükendikten sonra yeniden temizlenmek üzere artık “kirli kan” olarak toplardamarlar tarafından geri taşınır. Eğer çeşitli nedenlerle varikosel dediğimiz bu toplardamar genişlemesi ortaya çıkarsa bu genişlemiş damarlar hem içlerindeki “zararlı-kirli-temizlenememiş” maddelerle toksik etki yaratarak hem de testisi adeta bir kalorifer ağı gibi sarıp testisin ısı dengesini bozarak faaliyet ve üretimine olumsuz etkide bulunurlar.</em></p>

<p><strong>HH:</strong> VARİKOSEL HANGİ YAŞ DÖNEMİNİN HASTALIĞIDIR?</p>

<p><em><strong>TB: </strong>Varikosel genellikle ergenlik döneminde oluşmaya başlar ve zamanla gelişir. Bazen testiste huzursuzluğa veya ağrıya neden olabilir ancak çoğu durumda hiçbir belirti veya komplikasyon da yaratmayabilir. Testisin gelişip olgunlaşmasında geri kalmasına, düşük sayıda ve kalitede sperm üretimine veya kısırlığa yol açabilir.</em></p>

<p><strong>HH:</strong> VARİKOSEL NEDEN DAHA ÇOK SOL TESTİSİ ETKİLER?</p>

<p><em><strong>TB:</strong> Anatomik olarak, her iki testisin ve skrotumun toplardamarları kasık kanalı içinden geçen kordon boyunca birleşerek genellikle tek dal halinde ana dolaşıma döner. Yine anatomik olarak tüm erkek popülasyonun ezici çoğunluğunda sol testis sağa göre biraz daha aşağıda yer almaktadır. Karın içerisinde sol böbrek de sağ böbreğe göre biraz daha yukarıda bulunmaktadır. </em></p>

<p><img alt="" height="420" src="https://haberhaberecom.teimg.com/haberhabere-com/uploads/2024/11/varikosel-olusumu.jpg" width="660" /></p>

<p><em>Sol testisin toplardamarı sol böbreğin toplardamarına dik açıyla boşalır ve gerek aradaki mesafenin uzunluğu ve gerekse bu açının dik olması da hesaba katıldığında bu kan akışı bir dirençle karşılaşarak geri döner. Oysa sağ testisin toplardamarı vena cava dediğimiz ana toplardamara geniş ve rahat bir açı ve daha kısa bir mesafeyle döndüğü için çok daha az bir dirençle karşılaşır. Bu nedenle de varikosel daha çok sol testiste görülür.</em></p>

<p><strong>HH: </strong>VARİKOSEL TOPLUMDA NE SIKLIKTA GÖRÜLÜR?</p>

<p><em><strong>TB: </strong>Varikoselin genel erkek nüfusundaki sıklığı yaklaşık %15’tir. Kısır olduğu düşünülen erkeklerin %35-40’ında muayene sırasında ele gelen varikosel bulunduğu bildirilmiştir. Anormal sperm parametrelerine sahip olanların da muayeneleri gerçekleştirildiğinde %25.4’ünde varikosel bulunduğu tespit edilmiştir.</em></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><em>Varikosel erken büluğ çağı döneminde gelişir ancak bu sırada genellikle belirti vermez. Bu nedenlerle ergenlik çağında varikoselin saptanması genellikle rutin veya tesadüfi fizik muayene sırasında olur. Erişkin çağdaki bireylerde ise varikosel üroloğa başvurduklarında, genellikle sperm tahlillerindeki bozulma ile tespit edilir. Nadiren hastanın hikayesinde testis ağrısı ya da uzun süre ayakta durmakla ve egzersizle artan ağrı da olabilmektedir.</em></p>

<p><em><strong>HH:</strong> VARİKOSELİN BELİRTİLERİ NELERDİR?</em></p>

<p><em><strong>TB: </strong>Her zaman belirti vermese de olası belirtiler arasında şunlar sayılabilir:</em></p>

<p><em><strong>Ağrı:</strong> Ayakta dururken veya günün geç saatlerine doğru gittikçe artan bir ağrı veya rahatsızlık dikkat çekicidir. Yatmak genellikle ağrıyı hafifletir.</em></p>

<p><em><strong>Skrotumda ele gelen kitle varlığı:</strong> Varikosel yeterince büyükse, neredeyse gözle bile görülebilir. Testisi saran bir solucan düğümü gibi görüntüsü vardır. Daha küçük varikosel tablolarında gözle görülemeyen bu varis pakeleri muayene sırasında dokunarak fark edilebilir.</em></p>

<p><em><strong>Testis büyüklüklerinin farklı olması:</strong> Varikoselden etkilenen testis, diğer testisten belirgin şekilde daha küçük olabilir.</em></p>

<p><em><strong>Kısırlık:</strong> Varikosel, sperm tahlilini bozarak çocuk sahibi olmayı zorlaştırabilir, ancak tüm varikoseller kısırlığa neden olmaz.</em></p>

<p><strong>HH: </strong>NE ZAMAN DOKTORA BAŞVURULMALIDIR?</p>

<p><em><strong>TB:</strong> Erkek çocuklar için yıllık doktor muayeneleri testislerin gelişimini ve sağlığını takip edebilmek için önemlidir. Planlı randevularla takip erken teşhis ve dolayısıyla hızlı tedavi yolunu açacaktır.</em></p>

<p><em>Skrotumda oluşan bir ağrılı tablo, şişme veya bir kitlenin ortaya çıkması doktora başvurmayı gerektirir.</em></p>

<p><em>Çocuk sahibi olmaya çalışan çiftlerde eğer tüm denemelere rağmen gebelik konusunda başarılı olunamıyorsa öncelikle erkeği muayeneden geçirmek hem kolay hem de doğru yoldur. Eğer kısırlığın erkek spermiogramındaki bir bozukluk veya erkek anatomisindeki herhangi bir patoloji yüzünden (örneğin; idrar deliğinin penisin ucuna değil de daha aşağıda bir başka yere açılması gibi) olmadığına karar verilirse o zaman kadın üzerinde araştırmalar yapılır.</em></p>

<p><strong>HH:</strong> VARİKOSELİ NASIL TEŞHİS EDİYORSUNUZ?</p>

<p><em><strong>TB:</strong> Öncelikle hastayı sıcak bir odada muayene ederek skrotumun gevşek olmasını sağlarız. Daha sonra gözle veya elle muayene sırasında hastalığı teşhis edebiliriz.</em></p>

<p><em>Fizik muayene bulgularına göre varikosel üç dereceye ayrılır:</em></p>

<p><em>* 1. Derece: Küçük, sadece elle muayene sırasında hasta ıkındırıldığı ele gelen</em></p>

<p><em>* 2. Derece: Orta, görülemeyen ama hasta ıkındırılmadan da elle hissedilebilen</em></p>

<p><em>* 3. Derece: Büyük, toplardamarların adeta bir solucan düğümü gibi gözle fark edilir derecede genişlemesi</em></p>

<p><em>Testisin renkli doppler ultrasonografisi fizik muayenenin güç olduğu durumlarda (obez erkek, geçirilmiş skrotal cerrahi, testisin skrotumda yüksek pozisyonda olması vb.) etkili bir araç olarak kullandığımız radyolojik inceleme metodudur.</em></p>

<p><strong>HH:</strong> VARİKOSELİN TEDAVİSİ NASILDIR?</p>

<p><em><strong>TB:</strong> Varikosel diğer varisler gibi ilerleyici bir hastalıktır. Kendiliğinden düzelmez ya da gerilemez. Kısırlık-varikosel ilişkisi her ne kadar tartışmalı olsa da varikoselin olumsuz etkilerine maruz kalan testiste kalıcı hasar meydana geldiği ve süreç içerisinde sperm yapımında bir bozulmanın oluştuğu tespit edilmiştir.</em></p>

<p><em>Varikosel tedavisi aşağıdaki faktörler bir arada ise önerilmektedir. Bu faktörler:</em></p>

<p><em>1) Varikoselin ele geliyor olması,</em></p>

<p><em>2) Bir yılı geçmiş kısırlık tablosunun varlığı</em></p>

<p><em>3) Kadın partnerin kısırlık açısından normal veya düzeltilebilir patolojiye sahip olması</em></p>

<p><em>4) Erkek partnerin sperm parametrelerinde veya sperm fonksiyon testlerinde bir ya da daha fazla anormalliğin gözlenmesi.</em></p>

<p><em>Normal sperm değerlerine sahip hastalar ve subklinik varikoseli olan hastalarda tedavi önerilmemektedir. Tedavide “Cerrahi (Varikoselektomi)” ve “Perkütan Embolizasyon” olmak üzere iki değişik yaklaşım bulunmaktadır:</em></p>

<p><em>Varikoselektomi: Varisli damarların ameliyat sırasında tek tek bağlanıp kesilmesi ameliyatıdır. Eğer ameliyat mikroskopu kullanılarak mikroskopik varikoselektomi şeklinde gerçekleştirilirse bugünkü bilgimize göre en etkili metot budur ve çok daha az nüks ve komplikasyon oranlarına sahiptir. Varikoselektomi sonrası hastaların %60 ila %80’inde sperm analizinde anlamlı iyileşme saptanmıştır. Gebelik oranları ise %20 ila %60 arasında değişmektedir.</em></p>

<p><em>Perkütan embolizasyon: Koltuk altı veya kasık bölgesinden girilerek özel bazı ilaçlarla varikoselli damarların tıkanması işlemidir.</em></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/varikosel-tehlikeli-bir-hastalik-midir-1</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 19:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2026/03/tayfun-budak-varikosel-roportaji-1.jpg" type="image/jpeg" length="97745"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[GENİTAL SİĞİLLERLE NASIL BAŞEDİLEBİLİR!]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/genital-sigillerle-nasil-basedilebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/genital-sigillerle-nasil-basedilebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[HPV virüsünün sebep olduğu, toplumda gittikçe artan sıklıkta görülmeye başlanan Genital Siğiller hakkında Ürolog Op.Dr. Tayfun Budak'ın görüşlerine başvurduk...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>HH:</strong> SON YILLARDA GİTTİKÇE ARTAN SIKLIKTA KARŞILAŞTIĞIMIZ ve TOPLUM ve AİLE SAĞLIĞINI TEHDİT EDEN KONDİLOM NEDİR?</p>

<p><em><strong>TB: </strong>Kondilom (Condyloma Accuminata) (Kondiloma Akuminata) (Anogenital Wart) (Anogenital Siğil) dediğimiz hastalık özellikle genital bölgede yerleşen siğillere verilen isimdir.</em></p>

<p><strong>HH:</strong> KONDİLOM VÜCUDUN HANGİ BÖLÜMLERİNDE GÖRÜLÜR?</p>

<p><em><strong>TB:</strong> En çok dış genital bölge derisinde, anüs çevresinde ve içerisinde, vajina içerisinde, rahim ağzında, idrar borusunun içerisinde, mesanede, skrotumda (testis derisi), ağız içerisinde (dudak, yanak, boğaz) görülürler.</em></p>

<p><strong>HH: </strong>KONDİLOMUN GÖRÜNÜMÜ NASILDIR?</p>

<p><em><strong>TB:</strong> Değişik şekil ve görünümle karşımıza çıkabilmekle birlikte aslında çoğunlukla karnabahar biçimindedirler. Genellikle yumuşak, deri renginde, kahverengi, pembe veya grimsi, nemli görünümlüdürler. Bazen bir toplu iğne başı kadar ufak ve yüzeyleri nispeten düz de olabilir.</em></p>

<p><em><img alt="Kondi̇lom 1280" height="1280" src="https://haberhaberecom.teimg.com/haberhabere-com/uploads/2026/01/kondilom-1280.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1280" /></em></p>

<p><em>Bazı hastalarda 5-10 cm. hatta daha da büyük çaplarda olup nadiren bütün bir genital bölgeyi hiç sağlam doku kalmayacak kadar geniş bir şekilde kaplayabilirler. Bazen genital bölgenin tek bir bölümünde bazen de birkaç bölümünde ve değişik büyüklüklerde bulunabilirler. Ağrılı olmayıp bir kısım hastada kaşıntı hissi verebilmektedirler. Genital temizlik, bakım veya traş sırasında, cinsel münasebet esnasında zedelenerek kolayca kanayabilirler.</em></p>

<p><strong>HH:</strong> KONDİLOMUN SEBEBİ ve ETKENİ NEDİR?</p>

<p><em><strong>TB:</strong> “Human Papilloma Virus (HPV)” adlı bir virüs bu hastalığın sebebidir. Bu virüs için tek konakçı insandır. Günümüzde artık bu virüsün 170’ten fazla alt tipi olduğu belirlenmiştir. Hastalığa en fazla sebep olan tiplerinin ise HPV-6 ve HPV-11 olduğu anlaşılmıştır. HPV-6 ve HPV-11’in anogenital kanser için düşük risk taşıdığı düşünülmektedir. HPV-16-18-31-33-35-45-52-58 gibi bazı tiplerinin ise kanser için yüksek risk oluşturduğu belirlenmiştir.</em></p>

<p><strong>HH:</strong> KONDİLOM NASIL BULAŞIR?</p>

<p><em><strong>TB:</strong> En sık olarak cinsel temas yolu ile bulaştığı bilinmektedir. Deriden deriye temas sırasında virüs vücuda derinin zayıf olduğu bir noktadan girmektedir. Tam bir cinsel ilişki olması gerekmemektedir. Sürtünme yoluyla bir münasebet veya oral seks ile de bulaşma gerçekleşebilmektedir. Doğum sırasında anneden bebeğe bulaşabildiği bilinmektedir. Nesnelerden HPV bulaşması tartışmalı bir konudur. Yine aynı şekilde inhalasyon (koterizasyon buharının solunması) yoluyla bulaşma da tartışmalıdır.</em></p>

<p><strong>HH:</strong> HASTALIĞIN HETEROSEKSÜELİTE ve HOMOSEKSÜELİTE ile İLİŞKİSİ nedir?</p>

<p><em><strong>TB: </strong>Heteroseksüel çiftlerde HPV bulaşının araştırıldığı çalışmalarda kadından erkeğe bulaşma oranının erkekten kadına bulaşma oranından daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Erkek-Erkek Homoseksüel çiftler üzerinde yapılan çalışmalarda ise penisten anüse bulaşma riskinin anüsten penise bulaşma riskinden daha yüksek olduğu belirlenmiştir.</em></p>

<p><strong>HH:</strong> HASTALIK TEMASTAN NE KADAR SONRA ORTAYA ÇIKAR?</p>

<p><em><strong>TB: </strong>Kuluçka süresinin birkaç hafta ile 8-9 ay kadar sürebildiği bildirilmekle birlikte çoğunlukla HPV bulaştıktan 2-3 ay sonra genital siğiller görülebilmektedir. Virüsün bazen yıllarca hiçbir bulgu vermeden vücutta kalabildiği de bilinmektedir yani virüs vücuda girdiği noktadan derinin alt tabakalarına doğru ilerleyerek orada sessiz bir şekilde uzun yıllar boyunca kalabilir. Netice olarak, aslında virüsün bulaştığı herkeste kondilom oluşmayabilir ve bu bireyler etrafa, cinsel münasebette bulundukları insanlara virüs saçan birer taşıyıcı haline gelebilirler. Bunların yanı sıra kondilomun ortaya çıktığı bireylerin %60-90’ının partnerinde de virüsün bulunduğunu belirtmek gerekir. Sonuçta virüsün bulaştığı kişilerin %30 kadarında siğil görülür, geriye kalan %70 populasyon ise virüsü taşıyan ancak siğil çıkmamış olan taşıyıcı gruptur. Bunlara ek olarak HPV taşıyan bir kişiyle ilişkide bulunmanın da mutlaka HPV’ün kapılacağı ve bulaşmanın gerçekleşeceği anlamına gelmediğinin altı çizilmelidir. Zira burada kişinin bağışıklık sistemi çok büyük önem taşımakta olup bazı kişilerde bağışıklık sisteminin virüsle çok daha başarılı bir şekilde mücadele edebildiği ve virüsü ortadan kaldırabildiği de bilinmektedir. Bununla birlikte tedaviye rağmen nüksün (tekrarlamanın) sık olduğu ve tedavinin tekrarlayan seanslarla uzun bir zaman alabileceği göz ardı edilmemelidir.</em></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>HH:</strong> KONDİLOM EN SIK KİMLERDE GÖRÜLÜR?</p>

<p><em><strong>TB:</strong> Seksüel aktif çağda bulunan kadın-erkek herkeste oldukça yaygın olarak gözlenebildiği bilinmektedir. Yeni doğan bebeklerin boğazında ve solunum yollarında da görülebilmektedir. Bu tip bir bulaşmanın annenin virüsle enfekte doğum kanalı yolu ile gerçekleştiği düşünülmektedir. Tüm genital enfeksiyonlar arasında HPV enfeksiyonlarının görülme sıklığı her geçen gün artmakta olup gonore (bel soğukluğu) ve klamidya enfeksiyonlarından sonra 3. sırada yer almaktadır.</em></p>

<p><strong>HH:</strong> HASTALIĞIN OLUŞUMUNDA ROLÜ OLAN RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR?</p>

<p><em><strong>TB:</strong> Bu hastalığa yakalanmayı kolaylaştıran risk faktörleri şunlardır.</em></p>

<ul>
 <li><em>Çok partnerli seks.</em></li>
 <li><em>Seks hayatının erken yaşta başlaması.</em></li>
 <li><em>Hamilelik.</em></li>
 <li><em>Aynı zamanda seksüel yolla geçen başka bir hastalığın da ek olarak aynı şahısta bulunuyor olması (klamidya enfeksiyonu gibi).</em></li>
 <li><em>Stres.</em></li>
 <li><em>Bağışıklık sistemini baskılayan bir başka durumun daha aynı şahısta olması (kanser tedavisi, AIDS, organ nakil süreci gibi), veya aynı zamanda bir başka viral hastalığın daha aynı şahısta olması (herpes gibi).</em></li>
 <li><em>Tütün ve Alkol kullanımı, oldukça etkilidir.</em></li>
 <li><em>Genital bölge traşı sırasında mevcut bir lezyonun komşu bölgelere yaygınlaştırılma riski bulunmaktadır. Bu nedenle jiletle traş yerine diğer tahriş etmeyen metotlarla tüylerden arınma tavsiye edilmektedir (tüy dökücü krem, elektrikli traş makinası gibi).</em></li>
</ul>

<p><strong>HH: </strong>BU HASTALIĞA TANI NASIL KONUR?</p>

<p><em><strong>TB:</strong> Tanı, son derece tipik olan kondilomların çıplak gözle görülmesiyle kolayca konulabilir. Tanıyı kolaylaştırmak için kullanılacak bir lup gözlük veya büyüteç, çıplak gözle görülemeyecek kadar küçük olan odakların da tespitini kolaylaştırır.</em></p>

<p><em>Kadınlarda kondilom gözlenmese de HPV’ün neden olduğu rahim ağzındaki değişimler, rutin olarak yapılan PAP Smear testlerinde saptanabilir. PAP Smear’da HPV’e bağlı olduğu düşünülen doku değişiklikleri saptanacak olursa alınmış olan aynı materyalin içinde HPV’e ait DNA incelemeleri yapılarak HPV varlığı ve hangi tip HPV bulunduğu saptanabilir.</em></p>

<p><em>Erkeklerde ise görülebilen bir kondilom veya benzeri lezyon yoksa HPV’ün saptanması mümkün olamamaktadır. Erkeklerde bu virüsün taşıyıcılığını saptayabilecek bir test bulunmamaktadır.</em></p>

<p><em>HPV, kan dolaşımına geçmediğinden ne kadınlarda ne de erkeklerde kanda bu virüsün varlığını saptamak da maalesef mümkün olamamaktadır.</em></p>

<p><em>Tedavi edildikten ve tamamen yok edildikten sonra bile nüks etme riski olduğundan tedavi sonrası hastaların 1. ay sonunda rutin bir kontrole çağırılması uygundur. Böylece eğer nüks ettiyse hızlı bir şekilde onun tedavisi gerçekleştirilebilir veya nüks etmediyse bile eğer tedavi alanlarında deride bazı izler kaldıysa onları gidermek de bu şekilde mümkün olabilmektedir.</em></p>

<p><strong>HH:</strong> KONDİLOMA AKUMİNATA İÇİN AŞI VAR MIDIR?</p>

<p><em><strong>TB:</strong> Özellikle kadınların “HPV AŞISI” olmalarında büyük fayda vardır. HPV için 9 etkili tipe karşı olan aşı şu anda mevcut olan en etkili aşıdır. “9 yaşından itibaren” kız çocuklarına aşı yapılması uygun görülmektedir. Bu kadar yaygın ve endişe uyandıran bu hastalığa karşı aşı esasında standart aşı takviminde yer almalı ve devlet tarafından karşılanmalıdır.</em></p>

<p><em>Erkeklerde aşının faydası literatürde tartışmalı olsa da yine kanımca erkeklerin de aşı olmaları hastalığın bulaşmasına karşı bir direnç oluşturacaktır.</em></p>

<p><em>İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından ilk etapta sosyoekonomik yoksunluk çeken bireylere olmak üzere Mayıs 2024'te ücretsiz HPV aşı uygulamasına başlanmıştır. Aşının prensip olarak 9 – 26 yaş aralığındaki bireylere uygulanacağı belirtilmiştir. Yine kanımca eğer seksüel aktif çağda ise ve seksüel aktivitesinin 5-10 sene daha sürdüreceği varsayılıyorsa 40-45 yaşındaki bireylere dahi aşı yapılması uygundur. Aşının Sıfır, 2. ve 6. ay olmak üzere üç dozda yapılması gerekmektedir.</em></p>

<p><strong>HH:</strong> KONDİLOM TEDAVİSİ NASILDIR?</p>

<p><em><strong>TB: </strong>Bu hastalık değişik yollarla tedavi edilebilir, bunları da şöyle sıralaybiliriz:</em></p>

<p><em><u>Üzerlerine İlaç Sürme Yoluyla Tedavi:</u> Bunlar “siğili yok etmeyi amaçlayan ve sürülebilen asit içerikli ilaçlar” ve “bağışıklık sistemini güçlendirerek tedaviyi amaçlayan sürülebilir ilaçlar”dır. İki grup ilaç da penis derisi gibi hassas ciltli bölgede maalesef kızarıklık, kaşıntı ve deride tahrişe neden olabilmektedirler. Bu nedenle kullanımlarında çok dikkatli olunmalı ve tarif edildiği şekilde özenle sürülmelidirler. Şu unutulmamalıdır ki bu ilaçların deriden oldukça kabarık olan lezyonların kökünü tahrip edebilmesi neredeyse imkânsız olup tekrarlayan sayısız tatbiklere ihtiyaç duyulacaktır.</em></p>

<p><em><u>Cerrahi Olarak Çıkarmak Yöntemiyle Tedavi:</u> Geleneksel cerrahi metotla çıkarma yöntemi ancak çok büyük olan siğillerde uygulanır zira oluşturduğu doku hasarı ve bıraktığı iz çok fazla olmaktadır.</em></p>

<p><em><u>Dondurmak Suretiyle Tedavi (Cryotherapy-Kriyoterapi):</u> Sıvı nitrojen kullanılan özel cihazlarla püskürtme yoluyla direkt olarak kondilomların üzerine tatbik edilen bir metottur. Genellikle öncesinde lokal bir anestezi de gerektirmez. Bu metotla da deriden oldukça kabarık olan lezyonların kökünün tahrip edebilmesi neredeyse imkânsız olup tekrarlayan sayısız seanslara ihtiyaç duyulacaktır</em></p>

<p><em><u>Yakılmak Suretiyle Tedavi:</u> Elektrokoter, Radyofrekans, Hyfrekatör, Lazer gibi cihazlar ile kondilomların yakılarak imhasıdır. Yeterli imhanın yapıldığından emin olunduğu müddetçe günümüzde bu metotların en etkin ve en ucuz işlem olduğu söylenebilir.</em></p>

<p><em>Tek seansta bütün odakların imha edilmesi mümkündür. Özellikle dış genital organlar dediğimiz, genital bölgenin dışarıdan görülebilen bölümlerinde oluşmuş kondilomların imhası için ideal bir yoldur. Öncesinde lokal anestezi gerekmektedir.</em></p>

<p><em>Lokal anestezi, işlemden 5-10 dakika kadar önce işlemin yapılacağı bölgeye anestezik etkili bir krem sürülerek yapılabilir. Ya da işlemden hemen önce lezyonların dibine çok ince bir enjektör ile anestezik maddenin enjekte edilmesi ile sağlanabilir.</em></p>

<p><em><a href="https://www.youtube.com/watch?v=r7FnfkifJVQ" rel="nofollow"><img alt="Kondi̇lom Youtube" height="752" src="https://haberhaberecom.teimg.com/haberhabere-com/uploads/2026/01/kondilom-youtube.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1280" /></a></em></p>

<p><em><strong>YouTube videosunu izlemek için yukarıdaki görsele tıklayınız</strong></em></p>

<p><em>Neredeyse yok denecek kadar az acı duyulur, hatta duyulmaz bile. Deriden kabarık olan siğilin ortadan kaldırılmasından sonra kökü de yakılarak o bölgede tekrarlama şansı neredeyse sıfıra indirgenebilmektedir. Uygulama kolay ve hızlı olmakta, iyileşme süreci çok uzun zaman almamaktadır. Genellikle 7-10 gün içerisinde ciltte oluşan koter defektleri başarıyla kapanmaktadır.</em></p>

<p><em>Lazer cihazı ile yapılan yakma işleminin etkinliği yüksek ve güvenli, uygulaması kolay ve çabuktur ancak pahalı bir metottur. Uygulama öncesi anestezi gerektirir. Hyfrekatör cihazların da aynı lazer gibi lezyonu kurutarak yakmakta olduğu ve hasta açısından çok daha ekonomik olduğu unutulmamalıdır.</em></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/genital-sigillerle-nasil-basedilebilir</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 15:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2026/03/tayfun-budak-varikosel-roportaji-2.jpg" type="image/jpeg" length="73624"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[HER 3 SANİYEDE BİR KİŞİYE DEMANS TANISI KONUYOR]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/her-3-saniyede-bir-kisiye-demans-tanisi-konuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/her-3-saniyede-bir-kisiye-demans-tanisi-konuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilecik'te Pazaryeri Devlet Hastanesi, Alzheimer’ın sadece bireyleri değil tüm toplumu etkilediğini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilecik’in Pazaryeri İlçe Devlet Hastanesi, 21 Eylül Dünya Alzheimer Günü ve Alzheimer Farkındalık Ayı kapsamında yayımladığı açıklamada, demansın sadece bireyleri değil tüm toplumu etkileyen ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çekti.</p>

<p><strong>KÜRESEL ÖLÇEKTE ARTIŞ</strong></p>

<p>Bilecik’in Pazaryeri ilçesinde hizmet veren İlçe Devlet Hastanesi, Alzheimer hastalığına dair toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla kapsamlı bir bilgilendirme yaptı. Hastane yönetimi, demansın dünya genelinde her 3 saniyede bir kişiyi etkilediğini ve 2021’de 57 milyon olan demanslı birey sayısının 2050’de 139 milyona ulaşmasının beklendiğini vurguladı.</p>

<p><strong>YANLIŞ BİLGİLERE DİKKAT</strong></p>

<p>Demansın, toplumun yüzde 80’i ve sağlık çalışanlarının yaklaşık yüzde 65’i tarafından yaşlanmanın doğal bir sonucu sanıldığını belirten hastane yönetimi, bu yanlış bilginin hastaların hayatını daha da zorlaştırdığına işaret etti. Dünya Alzheimer Raporu 2024’e göre, demanslı bireylerin %88’i ayrımcılığa uğradığını, halkın üçte birinden fazlasının ise demans tanısı alması halinde bunu gizleyeceğini ifade ettiği bildirildi.</p>

<p><strong>BU YILIN SLOGANI: #ALZHEİMERISOR #DEMANSISOR</strong></p>

<p>Pazaryeri İlçe Devlet Hastanesi, bu yılki farkındalık çalışmalarının amacının daha çok soru sorarak daha fazla bilgiye ulaşmak ve önyargılardan uzaklaşmak olduğunu vurguladı. Böylece demansla yaşayan bireylerin toplumun bir parçası olduklarını hissetmelerinin sağlanacağı ifade edildi.</p>

<p><strong>ALZHEİMER VE DEMANS HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKENLER</strong></p>

<p>Açıklamada, bilişsel fonksiyon kaybı riskinin azaltılabileceği; fiziksel aktivite eksikliği, sağlıksız beslenme, diyabet, depresyon ve sosyal izolasyon gibi faktörlerle mücadele edilmesi gerektiği belirtildi. Yakın olayları unutma, zaman kavramını yitirme, konuşmada zorlanma gibi belirtilerin erken dönemde fark edilmesi gerektiği vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>VATANDAŞLARA ÇAĞRI</strong></p>

<p>Pazaryeri İlçe Devlet Hastanesi, 65 yaş ve üzeri vatandaşların aile hekimliği birimlerinde yapılan yaşlı izlem programı kapsamında demans yönünden değerlendirildiğini hatırlatarak, tüm vatandaşları bu hizmetten faydalanmaya davet etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İGF</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/her-3-saniyede-bir-kisiye-demans-tanisi-konuyor</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Sep 2025 09:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2025/09/her-3-saniyede-bir-kisiye-demans-tanisi-konuyor.webp" type="image/jpeg" length="74337"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[GECE SAATLERİNE DİKKAT! KALP KRİZİ RİSKİ ARTIYOR...]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/gece-saatlerine-dikkat-kalp-krizi-riski-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/gece-saatlerine-dikkat-kalp-krizi-riski-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kalple ilgili rahatsızlıkların gece saatlerinde oluşma riskinin arttığını açıklayan Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nermina Alagiç önerilerini şöyle sıraladı...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kalple ilgili rahatsızlıkların gece saatlerinde oluşma riskinin arttığını açıklayan Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nermina Alagiç, 03.00-07.00 saatleri arasında kalp krizi veya ritim bozukluğu tehlikesinin arttığını, bunun nedeninin de vücudun uyku düzenini ayarlayan biyolojik saatin sirkadiyen ritmin etkileri olduğunu kaydetti. Dr. Alagiç, özellikle bu saatlere dikkat edilmesini istedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sirkadiyen ritim yani vücudun doğal biyolojik saatinin bozulması, kalp damar sistemi üzerinde çok yönlü olumsuz etkilere neden olabilir.</p>

<p>Özellikle gece vardiyasında çalışanlar ve farklı zaman dilimlerine seyahat ederek sıklıkla jet lag yaşayanlar çoğunlukla uykusuz kalır, düzensiz beslenir dolaysıyla da stres hormonları yükselir. Vücut saatinin sürekli bozulmasının, uzun vadede kalp hastalıkları riskini artıracağına dikkat çeken Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nermina Alagiç, “Tütün kullanımı, hareketsiz yaşam, yüksek kolesterol, obezite gibi risk faktörlerini en aza indirerek sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla kalp sağlığını korumalıyız” dedi.</p>

<p><strong>ERKEN MÜDAHALE HAYAT KURTARIYOR</strong></p>

<p>Kalp krizinde müdahale zamanlamasının çok kritik olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Alagiç, Yalnızca hayata tutunmak için değil kriz sonrasında kalp yetmezliği yaşamamak için de zamanlamanın önemine vurgu yaptı.</p>

<p>Özellikle gece saatlerinde gelişen semptomlarda hastaların zaman kaybetmeden hızlıca sağlık merkezine başvurmalarının şart olduğunu dile getiren Uzm Dr. Alagiç, "Bu belirtiler; göğüste sıkışma, baskı, yanma tarzında ağrı, ağrının sol kola, çeneye veya sırta yayılması, nefes darlığı, soğuk terleme, baş dönmesi, bayılma, çarpıntı, bilinç değişikliği veya panik hissi olarak sıralanabilir. Hastaların ambulans arandıktan sonra efor sarfetmemeleri gerekir. Sarf edilen efor kalbi daha fazla çalıştıracağı için durumu kötüleştirebilir. Ayrıca fenalaşan ve ambulansı çağıran kişinin, tek başına yaşıyorsa müdahalenin gecikmemesi için dış kapıyı açık bırakması önerilir” diye konuştu.</p>

<p>Gece saatlerinde meydana gelen kalp krizinin bir başka sorumlusunun uyku apnesi olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Alagiç, uyku apnesi, kalp damar sağlığı için ciddi bir tehdit oluşturur ve mutlaka tanı alıp tedavi edilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Uzm. Dr. Alagiç, gece saatlerinde kalp sağlığını korumak için şu öneri paylaştı:</p>

<ul>
 <li>Sirkadiyen ritmin korunması için her gün aynı saatte uyuyup uyanmaya özen gösterilmeli.</li>
 <li>Yatmadan önce ağır yemekler, alkol ve kafein tüketiminden uzak durulmalı.</li>
 <li>Fiziksel aktivite genel sağlık için çok önemli olsa da zamanlamasına dikkat edilmeli. Uyku saatine yaklaştıkça bedensel faaliyetlerden kaçınılmalı.</li>
 <li>Nefes egzersizi ve meditasyon gibi stres yönetimi teknikleri ile günlük yaşamın gerginliği azaltılmalı.</li>
 <li>İlaç kullanan özellikle gece hipertansiyonu olan kişilerde, gece dozlarına dikkat edilmeli.</li>
 <li>Uyku apnesi gibi uyku bozuklukları olan hastalar polisomnografi yani uyku testine başvurulabilir.</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İGF</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/gece-saatlerine-dikkat-kalp-krizi-riski-artiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Sep 2025 14:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2025/09/gece-saatlerine-dikkat-kalp-krizi-riski-artiyor.webp" type="image/jpeg" length="89103"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İZMİR'de BELEDİYE'den VATANDAŞLARA HIV TESTİ DESTEĞİ]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/izmirde-belediyeden-vatandaslara-hiv-testi-destegi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/izmirde-belediyeden-vatandaslara-hiv-testi-destegi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediyesi, Sağlık Bakanlığı iş birliği ile kimlik bilgisi paylaşımı olmadan ücretsiz HIV testi hizmeti vermeye başladı...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı, Sağlık Bakanlığı ile iş birliği yaparak önemli bir toplum sağlığı hizmetine başladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu kapsamda gizlilik esasına dayalı olarak açılan Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezi’nde, kimlik bilgisi paylaşılmadan anonim şekilde ücretsiz Human Immmunodeficiency Virus (HIV) testi yapılıyor.</p>

<p>Parmak ucundan alınan bir damla kan ile yapılan testin sonucu, yaklaşık 20 dakika içinde kişiye bildiriliyor.</p>

<p>Test hizmetinin yanı sıra HIV ve diğer cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar hakkında danışmanlık hizmeti de sunuluyor. Bu sayede hem hastalıklar hakkında bilinçlenme hem de korunma yöntemleri hakkında bilgi edinme imkanı doğuyor. Uzman sağlık personelinin verdiği danışmanlık hizmeti, testi yaptıran kişilerin sorularını yanıtlayarak erken teşhis ve tedavi sürecine destek oluyor.</p>

<p>Hizmet, İzmir Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı ile Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü arasında imzalanan iş birliği protokolü kapsamında yürütülüyor.</p>

<p>Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezi ile ilgili detaylı bilgi ve randevu almak için 0232 294 22 47 numaralı telefon aranabiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İGF</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/izmirde-belediyeden-vatandaslara-hiv-testi-destegi</guid>
      <pubDate>Thu, 31 Jul 2025 09:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2025/07/izmirde-belediyeden-vatandaslara-hiv-testi-destegi.webp" type="image/jpeg" length="21392"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[TÜRKİYE BÖBREK NAKLİNDE DÜNYADA İLK SIRADA]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/turkiye-bobrek-naklinde-dunyada-ilk-sirada</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/turkiye-bobrek-naklinde-dunyada-ilk-sirada" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Organ Nakli Koordinatörleri Derneği Başkanı Bilal, Türkiye'nin dünyada canlı vericili nakillerde böbrekte ilk, karaciğerde ikinci sırada yer aldığını belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Akdeniz Üniversitesi Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Merkezi Organ Nakli Koordinatörü ve koordinasyon birimi sorumlusu da olan öğretim görevlisi Bilal, AA muhabirine, son dönemde organ naklinde hareketlilik olduğunu söyledi.</p>

<p>Yapılan bağışların organ bekleyen hastaların ihtiyacını karşılayamadığını dile getiren Bilal, "Sağlık Bakanlığının ulusal bekleme listesinde 35 binin üzerinde hasta bulunuyor. Bunun 25 bin civarındaki böbrek bekleyenler. Onun dışında kalp, akciğer, karaciğer, kompozit dokular bekleyen hastalarımız var. Dünya bazında baktığımızda kadavradan organ bağışında oldukça gerideyiz. Bunca çabaya rağmen ülkemizde ölümden sonra organ bağışlama kültürü henüz tam olarak yerleşmedi." diye konuştu.</p>

<p>Bilal, küresel salgın ve deprem gibi toplumsal olayların organ bağışını derinden etkilediğini vurgulayarak, "Dünyada canlı vericili böbrek ve karaciğer naklinde bir ve ikinci sıradayız. Geçmiş yıllara baktığımızda 2025'te organ bağışı konusunda hareketliliğimiz var. Bu da çok sevindirici. İleriye yönelik daha iyi olacağını gösteriyor." dedi.</p>

<p>Geçen sene beyin ölümü olan kişilerden organ bağışlama oranının yüzde 17,5 olduğunu bildiren Bilal, yoğun eğitim çalışmaları sayesinde bu rakamın 2025'in ilk 6 ayında yüzde 22,5'a çıktığını kaydetti.</p>

<p>- "Hayattayken organ bağışı vasiyetinde bulunun"</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tüm organ nakli koordinatörlerinin ülke genelinde canla başla çalıştığına dikkati çeken Bilal, Antalya'nın, Türkiye'nin 9 bölge koordinasyon merkezi arasında organ bağışı oranı en yüksek bölge haline geldiğini anlattı.</p>

<p>Bilal ilk üçte Antalya, Bursa ve Samsun'un yer aldığını açıkladı.</p>

<p>Türkiye'nin tüm canlı vericili organ nakillerinde dünyada birinci olduğunu belirten Bilal, "Organ bağışlamak büyük bir iyilik. Ama ölmüş bir yakınınızın, tanımadığınız insanlara organını bağışlamak en büyük erdem. Yani maddi olarak ölçülebilir bir iyilik değil yani. O yüzden herkesin hayattayken, öldükten sonrası için organ bağışı vasiyetinde bulunması önemli." ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/turkiye-bobrek-naklinde-dunyada-ilk-sirada</guid>
      <pubDate>Fri, 18 Jul 2025 10:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2025/07/saglik-gorseli.jpg" type="image/jpeg" length="56968"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[VOLKAN KONAK'ın KAYBI ALARMA GEÇİRDİ!]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/volkan-konakin-kaybi-alarma-gecirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/volkan-konakin-kaybi-alarma-gecirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmit Belediyesi, ani kalp durmalarına karşı ASELSAN tarafından üretilen elektroşok cihazlarını temin ettiğini kamuoyuna duyurdu...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İzmit Belediyesi, ani kalp durmalarına karşı farkındalık yaratmak ve etkili ilk yardım müdahalesini mümkün kılmak amacıyla ASELSAN tarafından üretilen elektroşok cihazlarını temin ettiğini kamuoyuna duyurdu.</p>

<p>İzmit Belediyesi, ani kalp durmalarında ilk müdahalenin önemine dikkat çekerek, Yunus Emre Kültür Merkezindeki nikah salonuna ve Belsa Plazaya elektroşok cihazları yerleştirdi. Volkan Konak’ın ani ölümü ve benzeri olaylardan yola çıkarak, bu tür cihazların özellikle ilk beş dakikada hayati önem taşıdığı vurgulandı.</p>

<p>Belediye, Aselsan üretimi olan bu cihazların kullanımı için personellerini eğitti ve bu cihazların yaygınlaşması için ruhsat koşullarına dahil edilmesini planlıyor.</p>

<p><strong>VOLKAN KONAK’ın KAYBI FARKINDALIK YARATTI</strong></p>

<p>İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, “Rahmetli Volkan Konak sahnede kalp krizinden vefat etti. Biz göreve geldiğimizde ilk konserimiz Volkan Konak konseriydi. Muhteşem bir konser etkinliğine imza atmıştık. Ne yazık ki kendisini çok ani bir şekilde kaybettik. Volkan Konak’ın ani kaybı bizlere kalp krizleriyle ilgili bir farkındalık kazandırdı" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ani kalp durmalarında ilk 5 dakikadaki müdahalenin çok önemli olduğunu belirten sağlıkçıların sözünün altını çizen Başkan Hürriyet, "Bu müdahale çok kıymetli. Bu sayede hayatta kalma oranı yüzde 50 ile 70 oranında arttığı söyleniyor. Müdahale geciktikçe, yani her 1 dakika kayıpla, yaşama tutunma şansı yüzde 10 ila yüzde 12 düşüyor. Biz bir etkinliğimizde basın mensubu bir arkadaşımızı ani kalp durması neticesinde kaybetmiştik. Ambulans gelene kadar çok zaman geçmişti. Yurt dışında otobüs duraklarından kiliselere kadar birçok kamusal alanda mobil elektro şok cihazından bulunduğu ifade edildi. Bizde bu cihazı araştırmaya başladık. Bu cihaz önemli bir cihaz. Bu cihazı ASELSAN üretiyor. Hemen ASELSAN ile bağlantıya geçtik. ASELSAN tarafından geliştirilen bu cihazlarda, Türkiye’de yalnızca bu modelde bulunan özel bir modül bulunuyor. Bu sayede cihazın nerede olduğu anlık olarak ASELSAN ve Sağlık Bakanlığı tarafından takip edilebiliyor" diye konuştu.</p>

<p><img height="562" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/07/10/izmit-belediyesinden-hayat-kurtaran-adim-2-1752138418-845-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>BU TEKNOLOJİ SADECE ASELSAN’da VAR</strong></p>

<p>Söz konusu teknolojinn şu an Türkiye’de yalnızca ASELSAN’ın geliştirdiği cihazlarda olduğunu belirten Başkan Hürriyet, "Biz 2 tane aldık. Birini Dolphin’deki Yunus Emre Kültür Merkezimizde birini de Belsa’ya yerleştirdik. Bu nedenle, 19 personelimize ASELSAN tarafından eğitimler verildi. Biz ruhsat verdiğimiz işyerlerinde bu cihazı zorunlu kılmayı düşünüyoruz. Çalışmalarımız sürüyor. Birçok kurum bilsin ki yaygınlaşsın derdindeyiz. Sadece biz yaptık değil, herkes bundan bir şekilde nasibini alsın, dersini alsın ve bu aletten her yerde olmalı. Otobüs duraklarından, düğün salonlarına, restoranlardan, otellere kadar. birçok yerde bu aletin artık yaygınlaştırmak istiyoruz" dedi.</p>

<p><strong>DOKTOR AYCAN CAN UMUT CİHAZIN KULLANIMINI ANLATTI</strong></p>

<p>Öte yandan İzmit Belediyesi Doktoru Aycan Can Umut elektroşok cihazının kullanımıyla ilgili olarak bilgi verdi. Doktor Aycan Can Umut, Otomatik Eksternal Defibrilatörün teknik kullanımını ve özelliklerini detaylı olarak anlattı.</p>

<p><img height="562" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/07/10/izmit-belediyesinden-hayat-kurtaran-adim-4-1752138400-721-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Cihazın tam otomatik olduğunu, sesli ve görsel komutlarla yönlendirme yaptığını ve yanlış kullanım ihtimalinin olmadığını belirtti. Petlerin yerleştirilmesi, hastanın bulunduğu zeminin kuru olması, yara veya kıllı bölgeler için önlemler gibi önemli uygulama detaylarını aktardı. Ayrıca cihazın hayati verileri ambulans ekiplerine önceden iletmesiyle tıbbi müdahaleyi kolaylaştırdığını vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İGF</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/volkan-konakin-kaybi-alarma-gecirdi</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Jul 2025 12:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2025/07/volkan-konakin-kaybi-alarma-gecirdi.webp" type="image/jpeg" length="87479"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AKCİĞER KANSERİNDE YAPAY ZEKÂ DÖNEMİ BAŞLADI]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/akciger-kanserinde-yapay-zeka-donemi-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/akciger-kanserinde-yapay-zeka-donemi-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AstraZeneca ve Qure.ai, Türkiye dahil 20 ülkede 5 milyon grafiyi yapay zekâ ile tarayarak erken teşhis imkânı sundu. Amaç: daha fazla hayat kurtarmak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p data-end="131" data-start="73"><strong>AKCİĞER KANSERİNDE YAPAY ZEKÂ DÖNEMİ BAŞLADI</strong></p>

<p data-end="661" data-start="297">2022 yılında 1,8 milyondan fazla insanın yaşamını yitirdiği akciğer kanseri, dünya genelinde en ölümcül hastalıklar arasında yer alıyor. AstraZeneca, bu tabloyu tersine çevirmek amacıyla sağlık teknolojisi şirketi Qure.ai ile iş birliğine giderek erken teşhis için yapay zekâ destekli taramalarda yeni bir dönemin kapısını araladı.</p>

<p data-end="970" data-start="663">Türkiye’nin de dahil olduğu 20'den fazla ülkede toplam 5 milyon akciğer grafisi analiz edildi. Tarama sonucunda yaklaşık 50 bin kişide potansiyel risk taşıyan akciğer nodülleri tespit edildi ve ileri tetkiklere yönlendirmeler yapıldı. Türkiye’de 3 farklı merkezde 200 binden fazla akciğer grafisi incelendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p data-end="1279" data-start="972">Geliştirilen qXR teknolojisi sayesinde yapay zekâ, grafilerde kanser riski taşıyabilecek bölgeleri hızlı ve etkin biçimde belirliyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun “1 Milyar Hayatı İyileştirme” vizyonuna dahil edilen bu proje, özellikle sağlık hizmetlerine erişimin kısıtlı olduğu bölgelerde büyük önem taşıyor.</p>

<p data-end="1602" data-start="1281">AstraZeneca Uluslararası Onkoloji Başkan Yardımcısı Ti Hwei How, “Qure.ai ile yaptığımız bu çalışma, erken teşhisin hayat kurtardığını somut biçimde ortaya koyuyor. Yapay zekâ destekli bu yöntem hem etkili hem de ekonomik. Uygulamanın yaygınlaşması için dünya genelindeki sağlık otoriteleriyle iş birliği içindeyiz” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İGF</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/akciger-kanserinde-yapay-zeka-donemi-basladi</guid>
      <pubDate>Wed, 11 Jun 2025 15:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2025/06/akciger-kanserinde-yapay-zeka-donemi-basladi.webp" type="image/jpeg" length="40764"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ŞEHİR HASTANELERİNE 4 AYDA 42,5 MİLYAR LİRA ÖDENDİ]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/sehir-hastanelerine-4-ayda-425-milyar-lira-odendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/sehir-hastanelerine-4-ayda-425-milyar-lira-odendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP'li Ateş, şehir hastanelerine 2025'in ilk dört ayında 42,5 milyar lira ödendiğini, kaynakların sağlık hizmeti yerine bina kiralarına aktarıldığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p data-end="135" data-start="71"><strong>ŞEHİR HASTANELERİNE 4 AYDA 42,5 MİLYAR LİRA ÖDENDİ</strong></p>

<p data-end="800" data-start="316">CHP Bolu Milletvekili Türker Ateş, şehir hastanelerine aktarılan yüksek ödemelerle ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Ateş, 2025 yılının ilk dört ayında 18 şehir hastanesine toplam 42 milyar 580 milyon lira ödeme yapıldığını belirtti. Sağlık Bakanlığı’nın bu dönemde harcadığı her 100 liranın yaklaşık 13 lirasının şehir hastanelerine gittiğini ifade eden Ateş, "Bu yüksek ödemeler sağlık sisteminin diğer alanlarını kaynak yetersizliğine sürüklüyor" dedi.</p>

<p data-end="1169" data-start="802">Ateş, şehir hastanelerinin bütçeye ağır yük bindirdiğini vurgulayarak, “8 bin aile hekimliğine 36 milyar lira ayrılırken, yalnızca 18 şehir hastanesine 42,5 milyar lira harcandı. Sağlık hizmetleri yerine bina ve kira ödemelerine öncelik veriliyor. Vatandaş randevu bulamıyor, doktor sıkıntısı yaşıyor. Aile sağlığı merkezleri kaynak yetersizliğinden zorlanıyor” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p data-end="1443" data-start="1171">Sayıştay raporlarında şehir hastaneleriyle ilgili usulsüz ödemelerin de yer aldığını hatırlatan Ateş, “Sağlık Bakanlığı bütçesini müteahhitlere değil, doğrudan sağlık hizmetine ayırmalı. Bu sistem kamu zararı üretiyor ve halk sağlığını tehdit ediyor” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/sehir-hastanelerine-4-ayda-425-milyar-lira-odendi</guid>
      <pubDate>Mon, 09 Jun 2025 09:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2025/06/sehir-hastanelerine-4-ayda-425-milyar-lira-odendi.png" type="image/jpeg" length="86613"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
