<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>HABER HABERE Güncel Türkiye ve Dünya'dan Son Dakika Haberleri</title>
    <link>https://www.haberhabere.com</link>
    <description>7/24 Haber Doğru Haberin Adresi Dürüst Haber Tarafsız Haber Türkiye ve Dünyadan Haberler Gerçek ve Güncel Haberler Deneyimli Kadro Flaş Haberler Spor Haberleri</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.haberhabere.com/rss/yasam" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 29 Sep 2026 01:23:43 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/rss/yasam"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[KONUŞMA GÜÇLÜĞÜ OKUL HAYATINI ETKİLEYEBİLİR!]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/konusma-guclugu-okul-hayatini-etkileyebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/konusma-guclugu-okul-hayatini-etkileyebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuklarda konuşma seslerindeki güçlüklerin okuma yazma problemlerine neden olup olmayacağı konusunda aileler ciddi endişe duyuyorlar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dil ve konuşma becerilerindeki güçlüklerin yalnızca çocuğun konuşmasıyla sınırlı olmadığını belirten uzmanlar, bazı çocukların kelime ve cümle kurabilmesine rağmen dili kullanma, yönergeleri takip etme, detaylandırma ve duygularını ifade etme alanlarında zorlanabileceğini söylüyor.</p>

<p><strong>Konuşma seslerindeki her güçlüğün okuma yazma problemi anlamına gelmediğini ifade eden</strong> <strong>Uzman Dil ve Konuşma Terapisti Hazel Ezgi Dündar, </strong><strong>'Konuşma sesi bozukluğu dediğimiz bozukluğun içerisinde farklı düzeyler ya da farklı bozukluklar da yer alır. Çocuk 'kapı'ya 'tapı' diyordur ama söylediğinin farkındadır. Bu durumlarda okuma yazma güçlüğünü çok görmüyoruz.' dedi. Dil bozukluklarının zekâyla doğrudan ilişkili olmadığına dikkat çeken Dündar, akranlarından belirgin şekilde farklı konuşan çocuklarda terapi için çok beklenmemesi gerektiğini vurguladı.</strong></p>

<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Dil ve Konuşma Terapisti Hazel Ezgi Dündar, çocuklarda dil ve konuşma becerilerindeki farklılıkların okuma-yazma, akademik başarı, sosyal iletişim ve kaygı üzerindeki olası etkileri ile hangi durumlarda dil ve konuşma terapisine başvurulması gerektiği hakkında açıklamalarda bulundu.</p>

<p><strong>Konuşma sesindeki her güçlük okuma yazma sorununa yol açmıyor!</strong></p>

<p>Çocuklarda konuşma seslerindeki güçlüklerin okuma yazma problemlerine neden olup olmayacağı konusunda ailelerin endişe duyduğunu ifade eden Hazel Ezgi Dündar, 'Konuşma sesi bozukluğu dediğimiz bozukluğun içerisinde farklı düzeyler ya da farklı bozukluklar da yer alır.' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çocuğun sadece sesi üretemiyor olabileceğini aktaran Dündar, 'Ancak bu sesin farkında olabilir. Sadece 'kapı'ya 'tapı' diyordur ama söylediğinin farkındadır. Normalde işitsel olarak 'kapı' ile 'tapı'yı ayırt ediyordur. Bu durumlarda okuma yazma güçlüğünü çok görmüyoruz.' şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Dil bozukluklarının zekâ ile doğrudan bir ilişkisi yok!</strong></p>

<p>Ancak farkındalıkların da gelişim esnasında artikülasyon becerileri gibi geriden gelmiş olmasının okuma yazma güçlüğüne sebep olabilme riski taşıdığına işaret eden Dündar, 'Bu ayrımı yapmak önemlidir. Şunu bilmek gerekir; dil bozukluklarının zekâ ile doğrudan bir ilişkisi yoktur.' dedi.</p>

<p>Çocukların bunu yapamamasının herhangi bir bilişsel kapasite problemi olmadığını vurgulayan Dündar, 'Çocuğun sadece o alanda desteklenmesi gerekir. Aileler çok kaygılanabiliyor, ancak stres yapmamalılar. Artikülasyon bozuklukları her düzeyde çok sistematik bir şekilde çözülebilen sorunlardır.' ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Konuşmanın anlaşılmaması çocukta kaygıya ve sosyal geri çekilmeye yol açabilir! </strong></p>

<p>Çocuğun konuşmasında anlaşılırlık problemi olması durumunun da aileler tarafından endişeyle karşılandığını kaydeden Dündar, 'Aileler bu konuda iki şeyi soruyor; birincisi, akademik becerileri nasıl etkileyecek? İkincisi, hem arkadaşlarıyla hem öğretmeniyle iletişimini ve etkileşimini nasıl etkileyecek?' dedi.</p>

<p>Bu noktada dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi veren Dündar, şunları söyledi:</p>

<p>'Okuma yazma becerileriyle çok ilişkili olup olmadığına bakılmalı. Bunun haricinde çocuk; 'Ben anlaşılmıyorum, tekrar tekrar soruluyor. Bu bende kaygı yaratıyor. Bu sebeple de arkadaşlarımla çok etkileşim kurmak istemiyorum. Daha sessiz, daha geride kalıyorum. Sınıfta soruyu bilsem de anlaşılmayacağımı düşündüğüm için parmak kaldırmak istemiyorum' diye düşünebilir. Her çocuk böyle bir durum yaşayacak diyemeyiz. Ancak gözlemlediğinizde böyle bir durum sezerseniz bu, çözmemiz gereken bir bozukluktur.'</p>

<p><strong>Kekemelik yaşayan çocuğa konuşma şekline değil, söylediklerine odaklanarak yaklaşılmalı! </strong></p>

<p>Okul hayatında ya da başka ortamlardaki heyecan ve stresin var olan sorunları tetikleyebileceğini dile getiren Hazel Ezgi Dündar, 'Özellikle kekemelik bu tür durumlarda ortaya çıkabilir. Burada şunu unutmamak gerekir; herhangi bir heyecan ya da stres sıfırdan kekemelik oluşturmaz. Bu zaten doğuştan yatkın olunan bir durumdur.' dedi.</p>

<p>Sorunun artması, kaygı geçtiği halde konuşmanın düzelmemesi ya da kasılmalar, zorlanmalar veya tekrarlı davranışlar gibi fiziksel belirtiler görülmeye başlanması durumunda müdahale edilmesi gereken bir problem hâline gelmiş olabileceğine dikkat çeken Dündar,</p>

<p>'Ufak bir kaygıdan dolayı biraz artış olduğunda çocuğun nasıl söylediğine değil, ne söylediğine dikkat etmek gerekir. Bunu çocuğa hissettirmek çok önemlidir. Ne kadar takılırsa takılsın ya da nasıl takılırsa takılsın sonuna kadar dinleneceğini, bir problem olmadığını hissettirmek gerekir. Göz temasını kesmeden sonuna kadar dinleyerek, konuşma şekliyle ilgili değil konuşma içeriğiyle ilgili gerekli geri bildirimleri vermek çocuğun kendini daha güvenli bir alanda hissetmesini sağlar. 'Bir nefes al, biraz yavaşla, daha rahat söyle' demek sanki ona zaman kazandırıyormuş gibi görünse de yavaşlatmaz, tam tersine hızlandırır. 'Hemen nefes almalıyım, hemen söylemeliyim, yapmalıyım' hissi yaratarak daha büyük bir zaman baskısına ve var olan stresin artmasına yol açar; bundan kaçınılmalıdır.' açıklamasını yaptı.</p>

<p><strong>Çocuğun konuşması akranlarından belirgin şekilde farklıysa terapi için beklememek gerekiyor! </strong></p>

<p>Dil ve konuşma terapisine ne zaman başlanması gerektiğinin tek bir reçetesi olmadığına değinen Dündar, 'Harf hataları varsa, bunlar gelişim sürecinde yavaş yavaş düzelmiyorsa, artık akademik bozukluklara sebep olabilecek bir duruma geldiyse, çocuk bununla ilgili sosyal kaygılar yaşamaya başladıysa, çeşitli çekingenlikler ve kaçınmalar ortaya çıktıysa başvurulabilir. Dil becerileri yeterli değilse; yani akranlarından çok daha farklı bir şekilde konuşuyorsa, cümle kurmasına rağmen cümle niteliği 2-3 yaş küçük arkadaş gruplarına daha uygunsa ya da anlaşılırlığı daha küçük çocuklar gibiyse başvurulmalıdır.' dedi.</p>

<p>Yaklaşık 4,5-5 yaşında çocuğun konuşmasının anlaşılırlık ve nitelik olarak bir yetişkin konuşmasına benzemeye başladığını hatırlatan Dündar, şöyle devam etti:</p>

<p>'Okul çağı çocuğunda hâlâ bunlar görülmüyorsa, bunlara bağlı kaygılar ve endişeler varsa, zorbalık ihtimalinden endişe ediliyorsa çok beklememekte fayda var. Farklı metotlar ve düzeyler bulunur. Terapist bazen bunun normal bir süreç olduğunu söyleyecek, bazen aileye ve öğretmene öneriler vererek ilerleyecek, bazen birkaç ayda bir takip edecek, bazen de sıklığı çocuğa göre belirlenen bir terapi sürecine başlayacaktır.'</p>

<p><strong>Dil ve konuşma becerileri sadece konuşmaktan ibaret değil! </strong></p>

<p>Kelimeleri olan, cümle kurabilen ama buna rağmen akranlarından farklı olan durumlar da olduğunu ifade eden Dündar, 'Akranlarına hafta sonu ne yaptığı sorulduğunda bütün bir günü, duygusunu ve detayları sıralı olarak anlatabilirken; bazı çocuklar sadece 'hafta sonu parka gittik' diyebilir. Detaylandıramama, sıralandıramama ve duygularını ifade edememe durumlarında dil becerileri kelime bilmenin ya da anlaşılır söylemenin ötesinde geriden geliyor olabilir.' dedi.</p>

<p>Dil terapisinin yalnızca hiç konuşulmadığı zaman ihtiyaç duyulan bir alan olmadığını aktaran Dündar, 'Okul çağıyla beraber evde ya da okulda verilen yönergeleri çocuğun anladığı düşünülse de yerine getiremediği durumlar gözlemlenebilir. Bu bir dikkat problemi olabileceği gibi dille ilişkili bilişsel becerilerden biri olan işitsel bellek ile de ilgili olabilir. İşitsel bellek; birden fazla birim bilgiyi alma, işleme, hafızada tutma ve üzerine işlem yapabilme becerisidir. Çocuğa 'Matematik kitabını aç, 54. sayfanın sonundaki soruyu çöz' dendiğinde sadece kitabı açıp devamını hatırlamayabilir. Ya da 'Cevap kırmızı mı, pembe mi, yeşil mi, sarı mı?' dendiğinde yönergelerin tamamı işlenemediği için hep son söylenen ya da ilk söylenen hatırlanabilir. Bu durum dinlemek istememekten ya da dikkat probleminden kaynaklanmayabilir; dille ilgili bilişsel becerilerin henüz akran düzeyine erişmemesinden ileri gelebilir. Dil ve konuşma becerileri sadece ağız çevresiyle sınırlı değildir, beyinde pek çok bileşeni vardır ve oralardan desteklenebilir.' diye konuştu.</p>

<p><strong>Kitap okumaktan kaçınmanın nedeni dil güçlüğü olabilir!</strong></p>

<p>Çocuğun kitap okumayı sevmemesinin de pek çok nedene bağlı olabileceğini belirten Hazel Ezgi Dündar, 'Kitap okumanın keyfine henüz varılmamış veya ilgi alanı bulunamamış olabileceği gibi dil güçlüğü de söz konusu olabilir. Bir yabancı dili kelime düzeyinde bilip cümle kurarak günlük hayat sürdürülebilse de bir metin okurken devreye giren kurallar ve ekler nedeniyle yorulup sıkılma ve okumayı bırakma durumu ortaya çıkabilir. Bazı çocuklar bunu Türkçe içinde yaşarlar. Bildiği yapıların dışındaki detayların içinde kaybolabilirler; bu da onların çok daha efor sarf ederek okumasına neden olur. Okumaya devam etmek istememeleri veya dikkatlerinin dağılması normaldir. Bu beceriler desteklendiğinde metni anlamak ve keyif almak daha kolay hâle gelecektir.' dedi.</p>

<p><strong>Ekranın kendisinden çok, çocuğun hayatında neyin yerine geçtiğine bakılmalı! </strong></p>

<p>Ekranın çok kullanılmasının da merak edilen bir başka konu olduğuna işaret eden Dündar, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>'Ekranın çocuğun hayatında neyin yerine geçtiğine bakılmalı. Tüm gelişim alanlarında olduğu gibi dil ve konuşma gelişiminde de çevresel uyaranlar ve sosyal etkileşim çok kıymetlidir. Çocuk ekran karşısındayken etkileşimden, temas kurmaktan, uyaran almaktan ya da uykusundan geri kalıyorsa bu durum gelişimin farklı alanlarında aksamaya yol açar. Zararlı bir şey vermekten ziyade yararlı bir şey hayatından çıktığı için gelişim olumsuz etkilenebilir. Ekran yerine sosyal etkileşim ve iletişim konulması tercih edilse de günümüz teknolojisinde maruz kalma durumunda neyden kaybedildiğine bakılarak bir dengeleme yapılabilir.'</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>KAHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/konusma-guclugu-okul-hayatini-etkileyebilir</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 15:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2026/09/cocuk-konusma-guclugu-hh.jpg" type="image/jpeg" length="10613"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DOKUZ GÜNLÜK EDEBİYAT ŞÖLENİ SONA ERDİ]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/dokuz-gunluk-edebiyat-soleni-sona-erdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/dokuz-gunluk-edebiyat-soleni-sona-erdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İZKİTAP - 8. İzmir Kitap Fuarı, dokuzuncu ve son gününde de İzmirlilerin yoğun ilgisiyle karşılaştı...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İZKİTAP - 8. İzmir Kitap Fuarı, dokuzuncu ve son gününde de İzmirlilerin yoğun ilgisiyle karşılaştı. Yağmura aldırmadan şemsiyeleri ve yağmurluklarıyla Kültürpark'a gelen İzmirliler, yayınevi ve sahaf stantlarında vakit geçirirken imza etkinlikleri de yoğun ilgi gördü.</p>

<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ ve TACT Fuarcılık iş birliğiyle düzenlenen İZKİTAP - 8. İzmir Kitap Fuarı, son gününde de yoğun ilgi gördü. Gün boyunca Kültürpark'ın farklı noktalarında hareketlilik yaşanırken, imza ve söyleşi programları edebiyat, tarih ve farklı düşünce alanlarından isimleri okurlarla bir araya getirdi. İZKİTAP'ın son gününde Uzun Havuz Etkinlik Sahnesi, tarih ve Cumhuriyet üzerine iki buluşmaya ev sahipliği yaptı. Sinan Meydan, 'Atatürk'ün Mirası Laik Cumhuriyet' başlıklı söyleşide Cumhuriyet'in kuruluş sürecini ve Atatürk'ün mirasını ele alırken, Naim Babüroğlu 'Atatürk ve Cumhuriyet' başlıklı söyleşide Atatürk'ün Cumhuriyet'e uzanan hikayesini, İzmir yıllarını, yaşamının son döneminde sağlığını kaybetme pahasına Hatay için verdiği mücadeleyi anlattı. Çağrı Dörter ise Pakistan Pavyonu'nda 'İnsanın Sırrı ve Yaşamın Anlamı' başlıklı söyleşide okurlarıyla buluştu. Gün boyunca söyleşilerin yanı sıra imza etkinlikleri de devam etti.</p>

<p><strong>200 yayınevi ve kurum</strong></p>

<p>Yaklaşık 200 yayınevi ve kurumun yer aldığı İZKİTAP'ta dokuz gün boyunca 400'e yakın yazar, şair, gazeteci, akademisyen ve sanatçı okurlarla buluştu. Yaklaşık 500 etkinliğin gerçekleştirildiği fuarda edebiyatın yanı sıra tarih, kültür, sanat, bilim ve toplumsal yaşama ilişkin farklı konular ele alındı.</p>

<p><strong>Yazarlar geçidi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Fuarın onur konuğu Gündüz Vassaf, insan, toplum ve yaşam üzerine düşüncelerini İzmirlilerle paylaşırken; Ediz Hun, Ayşe Kulin, Zeynep Oral, Ahmet Şerif İzgören, Ali Nesin, Başak Sayan, Feyza Hepçilingirler, Haydar Ergülen, Nilüfer Açıkalın, Polat Özlüoğlu, Saygı Öztürk, Suat Çağlayan, Tuğrul Keskin gibi birçok isim de söyleşi ve imza etkinlikleriyle fuarın konukları arasında yer aldı. Çocuk ve gençlik edebiyatına yönelik etkinlikler de İZKİTAP'ın programında önemli yer tuttu. Çocuklar ve gençler, yazar buluşmaları ve çeşitli etkinliklerle kitaplarla bir araya gelirken, aileleriyle birlikte fuarın farklı alanlarını gezme fırsatı buldu.</p>

<p><strong>On binlerce ziyaretçi</strong></p>

<p>Kültürpark'ı kitapların, yazarların ve okurların buluşma noktası haline getiren İZKİTAP'ı her yaştan on binlerce kitapsever ziyaret etti. Söyleşi, imza günü ve farklı etkinliklerle zenginleşen dokuz günlük edebiyat yolculuğunun ardından İZKİTAP, 2027 yılının ilkbaharında düzenlenecek yeni buluşmasında yeniden kitapseverleri ağırlayacak.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>KAHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/dokuz-gunluk-edebiyat-soleni-sona-erdi</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 11:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2026/09/dokuz-gunluk-edebiyat-soleni-sona-erdi.webp" type="image/jpeg" length="22235"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AKDENİZ'DE BATIKTAN 2100 YILLIK SOFRA TAKIMI ÇIKTI]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/akdenizde-batiktan-2100-yillik-sofra-takimi-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/akdenizde-batiktan-2100-yillik-sofra-takimi-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Antalya Adrasan'daki yaklaşık 2.100 yıllık gemi batığında yürütülen kazılarda binlerce seramik eserin gün yüzüne çıkarıldığını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Antalya Adrasan'daki yaklaşık 2.100 yıllık gemi batığında yürütülen kazılarda binlerce seramik eserin gün yüzüne çıkarıldığını açıkladı. Ersoy, 'Antik dünyanın en lüks sofra takımlarını bu batıkta bulduk.' dedi. Çiçero'nun mektuplarına da konu olan Rhosus seramikleriyle ilişkilendirilen tabak ve kaselerin, aralarına konulan kil sayesinde günümüze sağlam ulaşması dikkat çekiyor.</p>

<p>Antalya'nın Kumluca ilçesine bağlı Adrasan açıklarında, 2025 yılında kazısına başlanan seramik yüklü gemi batığı, antik dönemin sofra kültürüne ve Akdeniz ticaretine ışık tutuyor. Deniz yüzeyinin 42-55 metre altında sürdürülen çalışmalarda bugüne kadar binlerce eser çıkarıldı.</p>

<p>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, çalışmalara ilişkin açıklamasında, 'Akdeniz'in derinliklerinden 2.100 yıllık sofra takımlarını gün yüzüne çıkarıyoruz.' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Batıktan çıkarılan eserlerin dönemin üretim becerisini ve ticaret hayatını ortaya koyduğunu belirten Ersoy, 'Sandıklara yerleştirilirken aralarına konulan kil sayesinde günümüze sağlam ulaşan bu eserler, Anadolu'nun üretim ustalığını ve Akdeniz'in ticaret geçmişini bugüne taşıyor.' dedi.</p>

<p>Ersoy, sualtı robotlarının desteğiyle çalışmalarını sürdüren kazı ekibine ve mavi vatanın kültürel mirasını ortaya çıkaran tüm çalışma arkadaşlarına teşekkür etti.</p>

<p><strong>Bir gemide 122 farklı form ve boyutta seramik</strong></p>

<p>Batığın ana yükünü Antakya kökenli tabak ve kaseler oluşturuyor. Hatay'ın Arsuz ilçesinde, antik adıyla Rhosus'un kıyılarında üretildiği düşünülen eserler arasında kuruyemiş tabakları, çorba kaseleri, balık tabakları ve çeşitli boyutlarda tepsiler bulunuyor.</p>

<p>Toplam 122 farklı form ve boyuttaki seramik ürün, dönemin zengin sofra kültürünü yansıtıyor. Özellikle Roma'da talep gören bu ürünler, Akdeniz dünyasının lüks yemek takımları arasında yer alıyor.</p>

<p>Batıkta, Ege'deki bazı adalarda üretildiği düşünülen amforalar da bulundu. Farklı üretim merkezlerine işaret eden buluntular, geminin taşıdığı yükün çeşitliliğini ortaya koyuyor.</p>

<p><strong>Çiçero'nun dostu için sipariş ettiği kaplar</strong></p>

<p>Arsuz seramiklerinin tarihî önemini artıran ayrıntılardan biri, Romalı hatip ve devlet adamı Çiçero'nun yazışmalarında da yer almaları.</p>

<p>Çiçero, MÖ 50 yılında dostu Attikus'a yazdığı mektupta, onun için Rhosus'tan seramik kaplar sipariş ettiğini anlatıyor. Bu yazışma, bölgede üretilen sofra kaplarının Roma dünyasında tanındığını ve tercih edildiğini gösteriyor.</p>

<p>Adrasan batığında bulunan seramiklerin Rhosus üretimiyle ilişkilendirilmesi, kazıyı antik kaynaklarda adı geçen bu ürünlerin deniz ticaretindeki yerini anlamak açısından da önemli kılıyor.</p>

<p><strong>2.100 yıl boyunca koruyan kil</strong></p>

<p>Batıktaki tabak ve kaselerin günümüze iyi durumda ulaşmasının ardında, yükleme sırasında uygulanan bir yöntem bulunuyor.</p>

<p>Seramikler ahşap sandıklara yerleştirilmeden önce aralarına kil konuldu. Bu uygulama, gemi batarken eserlerin kırılmasını önleyerek binlerce yıl boyunca korunmalarına yardımcı oldu. Denizden çıkarılan tabak ve kaseler, dönemin işçiliğini ve biçim özelliklerini bugün de gözler önüne seriyor.</p>

<p><strong>Antakya'dan İtalya'ya uzanan ticaretin izleri</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gemide bulunan Antakya kökenli MÖ 1. yüzyıl sikkeleri, batığın tarihlendirilmesine ışık tutuyor. Bulgular, geminin MÖ 1. yüzyılın ortalarında Antakya, Ege, Yunanistan ve İtalya kıyıları arasındaki ticaret ağı içinde faaliyet gösterdiğine işaret ediyor.</p>

<p>Arsuz'dan yola çıktığı düşünülen geminin, muhtemelen Roma'ya doğru ilerlerken fırtına sırasında bir sığlığa çarparak battığı tahmin ediliyor.</p>

<p>Adrasan açıklarındaki batıkta, sualtı arkeologlarının robotların da desteğiyle yürüttüğü kazı çalışmaları devam ediyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>PİHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/akdenizde-batiktan-2100-yillik-sofra-takimi-cikti</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 11:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2026/09/akdenizde-batiktan-2100-yillik-sofra-takimi-cikti.webp" type="image/jpeg" length="13595"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[BEŞİKTAŞ BELEDİYESİ ÇOCUKLARI SANATLA BULUŞTURUYOR]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/besiktas-belediyesi-cocuklari-sanatla-bulusturuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/besiktas-belediyesi-cocuklari-sanatla-bulusturuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beşiktaş Belediyesi, İstanbul Modern iş birliğiyle 4-6 yaş grubundaki çocuklar ve annelerine yönelik Anne Çocuk Sanat Eğitimi Programı düzenliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beşiktaş Belediyesi, İstanbul Modern iş birliğiyle 4-6 yaş grubundaki çocuklar ve annelerine yönelik Anne Çocuk Sanat Eğitimi Programı düzenliyor. Çocukların sanatla erken yaşta tanışmalarını amaçlayan program kapsamında yaratıcı atölye çalışmaları ve İstanbul Modern gezisi gerçekleştirilecek.</p>

<p>Beşiktaş Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü ile İstanbul Modern iş birliğinde düzenlenen Anne Çocuk Sanat Eğitimi Programı, çocukları ve annelerini sanatla buluşturacak. İki aşamadan oluşan programla çocukların sanatla erken yaşta tanışmaları, kendi sanat üretimlerini gerçekleştirmeleri ve anneleriyle birlikte nitelikli bir sanat deneyimi yaşamaları hedefleniyor.</p>

<p>Programın ilk aşaması 29 Eylül 2026 Salı günü 13.00-14.30 saatleri arasında Cüneyt Arkın Sanatçılar Parkı'nda gerçekleştirilecek. Çocuklar ve anneleri, müze kavramını tanımaya yönelik yaratıcı çalışmalara katılacak ve birlikte sanat üretmenin keyfini yaşayacak.</p>

<p>Programın ikinci aşamasında ise 30 Eylül 2026 Çarşamba günü saat 13.00'te İstanbul Modern gezisi düzenlenecek. Çocuklar ve anneleri, rehber eşliğinde sergileri gezecek, sanat eserleri hakkında bilgi edinecek ve İstanbul Modern'in atölye alanında uygulamalı sanat çalışmasına katılacak.</p>

<p><strong>PROGRAM BİLGİLERİ</strong></p>

<p><i><strong>Atölye Programı</strong></i></p>

<p>Tarih: 29 Eylül 2026 Salı</p>

<p>Saat: 13.00-14.30</p>

<p>Yaş Grubu: 4-6 yaş</p>

<p>Katılım: Anne eşliğinde</p>

<p>Adres: Cüneyt Arkın Sanatçılar Parkı, Etiler</p>

<p><i><strong>İstanbul Modern Gezi Programı</strong></i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tarih: 30 Eylül 2026 Çarşamba</p>

<p>Saat: 13.00</p>

<p>Yaş Grubu: 4-6 yaş</p>

<p>Katılım: Anne eşliğinde</p>

<p>Yer: İstanbul Modern</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>KAHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/besiktas-belediyesi-cocuklari-sanatla-bulusturuyor</guid>
      <pubDate>Thu, 24 Sep 2026 17:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2026/09/besiktas-belediyesi-cocuklari-sanatla-bulusturuyor.webp" type="image/jpeg" length="59409"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[BİLGİ ÜNİVERSİTESİ'NİN DÜNYANIN EN İYİLERİ ARASINA GİREN 3 PROGRAMI]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/bilgi-universitesinin-dunyanin-en-iyileri-arasina-giren-3-programi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/bilgi-universitesinin-dunyanin-en-iyileri-arasina-giren-3-programi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Bilgi Üniversitesi'nin işletme alanındaki üç yüksek lisans programı 2027 yılı Global MBA ve Business Master's Rankings sıralamalarında yer aldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi'nin MBA, Lojistik ve Tedarik Zinciri Yönetimi ile Pazarlama yüksek lisans programları, en prestijli yükseköğretim derecelendirme kuruluşlarından QS'in 2027 yılı Global MBA ve Business Master's Sıralamalarında dünyanın en iyi yüksek lisans programları arasına girdi. BİLGİ MBA Avrupa'da 92. sırada yer alırken, Lojistik ve Tedarik Zinciri Yönetimi ile Pazarlama yüksek lisans programları da QS Business Master's sıralamasında Türkiye'den sıralamaya giren en iyi lisansüstü programları arasında değerlendirildi.</p>

<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi'nin işletme alanındaki üç yüksek lisans programı, küresel ölçekte en prestijli yükseköğretim derecelendirme kuruluşlarından QS'in 2027 yılı Global MBA ve Business Master's Rankings sıralamalarında yer aldı. BİLGİ MBA, Global MBA Rankings 2027'de Türkiye'den sıralamaya giren dört MBA programından biri olurken, Türkiye'deki vakıf üniversiteleri arasında ise ilk iki programdan biri olarak sıralandı. Program, Avrupa sıralamasında 92. sırada yer alarak ilk 100'de konumlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi Lojistik ve Tedarik Zinciri Yönetimi Yüksek Lisans Programı, QS Business Master's Rankings 2027'de dünya genelinde 101+ bandında yer aldı. Program, Türkiye'den sıralamaya giren iki program arasında listelenirken, Pazarlama Yüksek Lisans Programı ise Türkiye'den listeye girme başarısı gösteren üç program arasında değerlendirildi.</p>

<p>QS Business Master's Rankings 2027 kapsamında dünya genelinde 1.130'dan fazla program, Global MBA Rankings 2027 kapsamında ise 400'ün üzerinde MBA programı değerlendirildi. Sıralamalarda programlar; istihdam edilebilirlik, mezun başarısı, yatırımın geri dönüşü, düşünce liderliği ve çeşitlilik gibi göstergeler üzerinden değerlendiriliyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>KAHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/bilgi-universitesinin-dunyanin-en-iyileri-arasina-giren-3-programi</guid>
      <pubDate>Thu, 24 Sep 2026 13:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2026/09/bilgi-universitesinin-dunyanin-en-iyileri-arasina-giren-3-programi.webp" type="image/jpeg" length="71641"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ÖĞLE ÖĞÜNÜNÜ DOĞRU PLANLAMANIN PÜF NOKTALARI]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/ogle-ogununu-dogru-planlamanin-puf-noktalari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/ogle-ogununu-dogru-planlamanin-puf-noktalari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yazın sona ermesiyle birlikte okul ve ofis rutinine dönüş, günlük beslenme düzenini de yeniden şekillendiriyor...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Okul ve ofis rutinine dönüşle birlikte yeniden önem kazanan öğle öğününün doğru planlanması, gün içindeki enerji dengesinin korunmasına ve tokluk hissinin desteklenmesine yardımcı oluyor.</p>

<p><strong>Duru Gıda Beslenme Uzmanı Emine Uluçay, dengeli bir öğle öğünü için kompleks karbonhidrat, protein, sebze ve sağlıklı yağlardan oluşan dört temel bileşeni bir araya getirmenin önemine dikkat çekiyor.</strong></p>

<p>Yazın sona ermesiyle birlikte okul ve ofis rutinine dönüş, günlük beslenme düzenini de yeniden şekillendiriyor. Yoğun okul ve iş temposunda öğle yemeğinin atlanması ya da yalnızca atıştırmalıklarla geçiştirilmesi beslenme düzenini etkileyebiliyor. Öğle öğününü önceden planlamak ise yoğun günlerde pratik ve dengeli seçenekler oluşturmayı kolaylaştırıyor.</p>

<p><strong>Dengeli bir öğle öğününün 4 temel bileşeni</strong></p>

<p>Duru Gıda Beslenme Uzmanı Emine Uluçay, öğle öğününü dört temel bileşen üzerinden planlamanın pratik bir yol haritası sunduğunu belirterek şunları söylüyor:</p>

<p>'Dengeli bir öğle öğününde bulgur gibi kompleks karbonhidrat kaynaklarına; et, tavuk, balık, yumurta veya bakliyat gibi protein kaynaklarına; mevsim sebzelerine; zeytinyağı, avokado ve yağlı tohumlar gibi sağlıklı yağ kaynaklarına yer verebiliriz. Öğüne tercihe göre yoğurt, ayran veya kefir de eşlik edebilir. Karbonhidratı tamamen çıkarmak yerine lif içeren kompleks karbonhidrat kaynaklarına yönelmek önemli. Bulgur da pratik öğle öğünlerinde değerlendirilebilecek seçeneklerden biri.'</p>

<p>Bulgurun salatalardan sebze yemeklerine, köftelerden tek tabakta hazırlanan öğünlere kadar farklı tariflere uyarlanabildiğini belirten Uluçay, mercimek, nohut, fasulye ve barbunya gibi bakliyatların da bitkisel protein ve lif içerikleriyle öğünün doyuruculuğunu destekleyebileceğine dikkat çekiyor. Bulgur ve bakliyatın bir arada kullanılması, özellikle bitki ağırlıklı beslenenler için pratik bir alternatif oluşturabiliyor.</p>

<p><strong>Bir gece önceden hazırlık, ertesi güne pratiklik</strong></p>

<p>Yoğun okul ve iş günlerinde önceden hazırlık yapmak öğle öğününü planlamayı kolaylaştırıyor. Hafta başında bulgur ve bakliyat gibi temel malzemeleri hazırlayıp uygun koşullarda buzdolabında saklamak, hafta boyunca farklı öğünlerin kısa sürede hazırlanmasına yardımcı oluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uluçay, 'Öğle yemeğini planlamak, her gün farklı ve zahmetli bir tarif hazırlamak anlamına gelmiyor. Önceden hazırladığımız birkaç temel malzemeyi farklı sebze ve protein kaynaklarıyla birleştirebiliriz. Tavuklu ve yeşil mercimekli bulgur salatası, sebzeli nohutlu bulgur pilavı, bulgur ve bakliyatla hazırlanan köfteler ya da ton balıklı veya peynirli bulgur salatası evden götürülebilecek pratik seçenekler arasında yer alabilir' diyor.</p>

<p><strong>Evden yemek götürürken gıda güvenliğine dikkat</strong></p>

<p>Evden götürülen öğünlerde saklama ve taşıma koşullarına da dikkat edilmesi gerekiyor. Özellikle et, balık, yumurta ve süt ürünleri içeren yemeklerin uygun sıcaklıkta muhafaza edilmesi, sızdırmaz ve gıdaya uygun kapların tercih edilmesi önem taşıyor. Soğuk tutulması gereken öğünlerde termal çanta kullanılması, sos ve yoğurt gibi malzemelerin ayrı taşınması ise yemeğin tazeliğini korumaya yardımcı oluyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>KAHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/ogle-ogununu-dogru-planlamanin-puf-noktalari</guid>
      <pubDate>Thu, 24 Sep 2026 09:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2026/09/ogle-ogununu-dogru-planlamanin-puf-noktalari.webp" type="image/jpeg" length="77161"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['DÜNYA KAHVE GÜNÜ'NDE TÜRKİYE KAHVESİNİ NASIL İÇİYOR?]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/dunya-kahve-gununde-turkiye-kahvesini-nasil-iciyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/dunya-kahve-gununde-turkiye-kahvesini-nasil-iciyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yemeksepeti, Dünya Kahve Günü'ne özel olarak kullanıcılarının kahve tercihlerini açıkladı...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yemeksepeti, Dünya Kahve Günü'ne özel olarak kullanıcılarının kahve tercihlerini açıkladı. Son 12 aylık verilere göre restoran ve kafelerden sipariş edilen kahvelerin yüzde 45,6'sını latte oluşturdu. Soğuk kahvelerde Iced Americano ve Iced Caffe Latte öne çıkarken, paketli kahve alışverişinde ilk sırayı Türk kahvesi aldı. Dünya Kahve Günü'ne özel kampanya kapsamında Yemeksepeti Market'te seçili kahve ürünlerinde yüzde 50'ye varan indirimler sunuluyor.</p>

<p>Yemeksepeti, 1 Ekim Dünya Kahve Günü kapsamında en çok tercih edilen kahvelerden siparişlerin yoğunlaştığı dönemlere, soğuk kahve seçeneklerinden paketli ürünlere uzanan verilerini paylaştı. 1 Eylül 2025 ile 31 Ağustos 2026 arasındaki dönemde bir milyonu aşkın kullanıcı, Yemeksepeti üzerinden restoran ve kafelerden yaklaşık 7,5 milyon adet kahve sipariş etti. Kahve siparişi veren kullanıcı sayısı önceki 12 aylık döneme göre yüzde 5,2 arttı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>En </strong><strong>ç</strong><strong>ok tercih edilen </strong><strong>üç</strong><strong>l</strong><strong>ü </strong><strong>latte, americano ve mocha oldu</strong></p>

<p>Latte, yaklaşık 3,4 milyon adetle Yemeksepeti kullanıcılarının en çok sipariş ettiği kahve türü oldu. Toplam kahve adedinin yüzde 45,6'sını oluşturan latte'yi, yüzde 22,3 payla americano ve yüzde 11,3 payla mocha izledi. Böylece sipariş edilen yaklaşık her beş kahveden dördü bu üç gruptan seçildi.</p>

<p>Ürün bazındaki sıralamada ise Caffe Latte ilk sıraya yerleşti. Sıcak ve soğuk seçenekleriyle farklı kahve türlerinin yer aldığı listede, beyaz çikolatalı mocha, karamel macchiato ve aromalı latte çeşitleri de kullanıcıların tercihleri arasında bulundu.</p>

<p><strong>So</strong><strong>ğ</strong><strong>uk kahvelerde americano ve latte </strong><strong>ö</strong><strong>ne </strong><strong>çı</strong><strong>kt</strong><strong>ı</strong></p>

<p>Soğuk kahve seçeneklerinde ilk iki sırayı Iced Americano ve Iced Caffe Latte aldı. Iced Americano yaklaşık 869 bin, Iced Caffe Latte ise 861 bin adet sipariş edildi. Bu ürünleri Iced White Mocha izlerken, Iced Spanish Latte ve Iced Caramel Latte gibi seçenekler de en çok tercih edilen soğuk kahveler arasında yer aldı.</p>

<p>Cold Brew grubundaki kahvelerin sipariş adedi de önceki 12 aylık döneme göre yüzde 14,1 arttı. Aylık dağılımda Cold Brew en yüksek sipariş adedine haziranda ulaşırken, sıcak kahve seçeneklerinden cappuccino aralık ayında zirve yaptı.</p>

<p><strong>Kahvenin yan</strong><strong>ı</strong><strong>nda sandvi</strong><strong>ç</strong><strong>ler </strong><strong>ö</strong><strong>ne </strong><strong>çı</strong><strong>kt</strong><strong>ı</strong></p>

<p>Kahveyle birlikte tercih edilen yiyeceklerde hindi fümeli ve peynirli sandviçler ilk sıralara yerleşti. Son 12 aylık dönemde 'Hindi Füme Jambonlu' yaklaşık 205 bin, 'Haşhaşlı Üç Peynirli' ise 185 bin kez kahveyle birlikte tercih edildi. Bu iki sandviç, en çok tercih edilen üç kahve türü olan latte, americano ve mocha'ya eşlik eden ürünler arasında da ilk iki sırayı aldı. Peynirli simit yaklaşık 82 bin kez kahveye eşlik ederken, tatlı seçeneklerinde Very Berry Muffin ve Triple Chocolate Cookie ilk iki sırayı paylaştı. Belçika çikolatalı muffin, mozaik kek ve brownie çeşitleri de kahve molalarını tamamlayan lezzetler arasında yer aldı.</p>

<p><strong>Paketli kahve al</strong><strong>ış</strong><strong>veri</strong><strong>ş</strong><strong>inde T</strong><strong>ü</strong><strong>rk kahvesi ilk s</strong><strong>ı</strong><strong>rada</strong></p>

<p>Yemeksepeti üzerinden market ve mağazalardan yapılan paketli kahve alışverişinde Türk kahvesi öne çıktı. Sipariş edilen paketli Türk kahvesi ürünlerinin adedi, önceki 12 aylık döneme göre yüzde 34,1 artarak bir milyonu aştı. Türk kahvesi, paketli kahve kategorileri arasında en çok tercih edilen seçenek oldu.</p>

<p>İçime hazır kahvelerde de dikkat çekici bir artış yaşandı. Bu kategoride sipariş edilen ürün adedi, önceki 12 aylık döneme göre yüzde 49 arttı. Çözünebilir kahvelerin ürün adedi yüzde 36,8, kapsül kahvelerin ürün adedi ise yüzde 23,5 arttı. Restoran ve kafe siparişlerinde latte'nin öne çıktığı dönemde, paketli ürünlerde Türk kahvesi ve içime hazır kahveler alışverişin ilk iki sırasını paylaştı.</p>

<p><strong>D</strong><strong>ü</strong><strong>nya Kahve G</strong><strong>ü</strong><strong>n</strong><strong>ü'</strong><strong>ne </strong><strong>ö</strong><strong>zel y</strong><strong>ü</strong><strong>zde 50</strong><strong>'</strong><strong>ye varan indirimler</strong></p>

<p>Yemeksepeti Market, 1 Ekim Dünya Kahve Günü'ne özel olarak seçili kahve ürünlerinde yüzde 50'ye varan indirimler sunuyor. 28 Eylül ile 1 Ekim tarihleri arasında Jacobs'un seçili kahve ürünlerinde yüzde 40, Whirl, Moliendo ve Kahve Dünyası'nın seçili kahve ürünlerinde yüzde 50, Nestlé'nin seçili kahve ürünlerinde ise yüzde 50'ye varan indirimler uygulanıyor. Tchibo'nun seçili kahveleri de 1 Ekim'de yüzde 50 indirimle kullanıcılarla buluşuyor. Kullanıcılar, 'Düşünmeden Al' kampanyası kapsamındaki seçili kahve ürünlerine de özel fiyatlarla ulaşabiliyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>KAHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/dunya-kahve-gununde-turkiye-kahvesini-nasil-iciyor</guid>
      <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 13:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2026/09/dunya-kahve-gununde-turkiye-kahvesini-nasil-iciyor.webp" type="image/jpeg" length="44347"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[RAHMİ KOÇ'A ABD'DE '100 YILLIK' ONUR ÖDÜLÜ]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/rahmi-koca-abdde-100-yillik-onur-odulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/rahmi-koca-abdde-100-yillik-onur-odulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rahmi M. Koç, bu ödülün Koç Topluluğu'nun iki ülke arasındaki güçlü bağlara yaptığı katkıyı ve bu bağları daha da ileri taşıyacağını belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi M. Koç ve Ford Motor Company İcradan Sorumlu Yönetim Kurulu Başkanı Bill Ford, ABD Ticaret Odası ile ABD - Türkiye İş Konseyi organizasyonuyla, Konsey Başkanı Hamdi Ulukaya ve eşi Louise Ulukaya'nın ev sahipliğinde, New York'ta düzenlenen '100 Yıllık Dostluk: Türkiye - Amerika Birleşik Devletleri Galası'nda' iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari bağların özel sektör alanındaki temsilcileri olarak onur ödülüne lâyık görüldü.</p>

<p><strong>Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi M. Koç ve Ford Motor Company İcradan Sorumlu Yönetim Kurulu Başkanı Bill Ford, ABD Ticaret Odası ile ABD-Türkiye İş Konseyi organizasyonuyla, Konsey Başkanı Hamdi Ulukaya ve eşi Louise Ulukaya'nın ev sahipliğinde, New York'ta düzenlenen '100 Yıllık Dostluk: Türkiye - Amerika Birleşik Devletleri Galası'nda' iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari bağların özel sektör alanındaki temsilcileri olarak onur ödülüne lâyık görüldü. Rahmi M. Koç, bu ödülün Koç Topluluğu'nun iki ülke arasındaki güçlü bağlara yaptığı katkıyı ve bu bağları daha da ileri taşıma yönündeki kararlılığını yansıttığını belirtti. Bill Ford ise, 'Ford ve Koç Ailesi, yaklaşık 100 yıldır şirketlerimizin ve ülkelerimizin gelişimiyle birlikte büyüyen, güvene dayalı bir ortaklık inşa ediyor' dedi.</strong></p>

<p>Türkiye ile ABD arasındaki köklü ve uzun soluklu ilişkilere katkı sağlayan kişileri, kurumları ve ortak değerleri onurlandırmak amacıyla düzenlenen '100 Yıllık Dostluk: Türkiye - ABD Galası', 21 Eylül'de New York'ta gerçekleştirildi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu haftasında düzenlenen geceye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yanı sıra Türkiye ve ABD'nin iş dünyası, kamu, sivil toplum, spor ve sanat çevrelerinden 350'yi aşkın davetli katıldı.</p>

<p>ABD Ticaret Odası ile ABD-Türkiye İş Konseyi organizasyonuyla, Konsey Başkanı Hamdi Ulukaya ve eşi Louise Ulukaya'nın ev sahipliğinde gerçekleşen '100 Yıllık Dostluk' Galası; iki ülke arasındaki ilişkilerin yalnızca resmî temaslardan ibaret olmadığını; ticaret, yatırım, girişimcilik, kültür gibi alanlarda oluşan kalıcı bağlarla beslendiğini vurguladı. Gecede, Türkiye ile ABD arasındaki ekonomik ve ticari bağların özel sektör alanındaki iki önemli temsilcisi olarak Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi M. Koç'a ve Ford Motor Company İcradan Sorumlu Yönetim Kurulu Başkanı Bill Ford'a onur ödülü takdim edildi.</p>

<p><strong>Rahmi M. Koç: 'Türkiye-ABD ekonomik ilişkisinin en köklü örneği Ford Motor Company ile 98 yıllık ortaklığımız.'</strong></p>

<p>Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi M. Koç, hem Koç Topluluğu'nun hem de Türk-Amerikan dostluğunun 100. yılında böylesine itibarlı bir ödüle layık görülmekten onur duyduğunu kaydederek, 'Türkiye-ABD ekonomik ilişkisinin en köklü örneğini Ford Motor Company ile 98 yıldır devam eden ortaklığımız oluşturuyor. Bu ödül aynı zamanda Topluluğumuzun yıllar boyunca iki ülke arasındaki güçlü bağlara yaptığı katkıyı ve bu bağları daha da ileriye taşıma yönündeki kararlılığını yansıtıyor. Bugün karşı karşıya olduğumuz zorlu ve karmaşık uluslararası ortamda, Türk-Amerikan ilişkilerinin stratejik niteliğinin daha da güçlendirilmesi her zamankinden daha önemli.' dedi.</p>

<p><strong>Bill Ford: 'Önümüzdeki 100 yıl boyunca ortaklığımızı geliştirmeye devam etmeyi sabırsızlıkla bekliyorum.'</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ford Motor Company İcradan Sorumlu Yönetim Kurulu Başkanı Bill Ford ise, 'Yaklaşık 100 yıldır Ford ve Koç Ailesi, hem şirketlerimizin hem de ülkelerimizin gelişimiyle birlikte büyüyen, güvene dayalı bir ortaklık inşa ediyor. Bugün bu ortaklık ruhu, dünyanın en başarılı ve en uzun soluklu otomotiv iş birliklerinden biri olan Ford Otosan aracılığıyla yaşamaya devam ediyor. Yalnızca büyük bir şirketin değil, aynı zamanda iki ülke arasında kalıcı bir köprünün kurulmasına katkıda bulunan Rahmi M. Koç'la birlikte onurlandırılmak benim için büyük bir ayrıcalık. İlişkilerin, onlara yatırım yapmaya devam ettiğimiz sürece daha da güçlendiğine inanıyorum ve önümüzdeki 100 yıl boyunca da ortaklığımızı geliştirmeye devam etmeyi sabırsızlıkla bekliyorum' ifadelerini kullandı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>KAHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/rahmi-koca-abdde-100-yillik-onur-odulu</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 10:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2026/09/rahmi-koca-abdde-100-yillik-onur-odulu.webp" type="image/jpeg" length="89300"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[YAŞAMINIZI NASIL GÜZELLEŞTİREBİLİRSİNİZ?]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/yasaminizi-nasil-guzellestirebilirsiniz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/yasaminizi-nasil-guzellestirebilirsiniz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzun yıllar boyunca sağlık, büyük ölçüde 'Hasta mıyım, değil miyim?' sorusuyla değerlendirildi. Oysa günümüzde bu yaklaşım tek başına yeterli değil.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sabah yorgun uyanıyor, gün içinde enerjiniz hızla düşüyor, sık hastalanıyor, kilo vermekte zorlanıyor ya da stresle eskisinden daha zor başa çıkıyorsanız, bunları yaşlanmanın doğal sonucu olarak görüyor olabilirsiniz.</p>

<p>Oysa bu belirtiler sağlığınıza yeterince yatırım yapmadığınızın sinyalleri olabilir. İyi haber şu ki; bu tabloyu değiştirmek çoğu zaman günlük yaşamda yapılacak küçük ama düzenli değişikliklerle mümkün. Kişisel wellness yaklaşımının bu noktada önem kazandığına dikkat çeken <strong>Acıbadem Life Danışmanı İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Ertürk,</strong> 'Wellness; kişinin fiziksel, zihinsel, duygusal ve ruhsal sağlığını her gün bilinçli seçimlerle desteklemesidir' diyor ve sağlıklı yaşamın kaldırım taşı olan günlük hayatta kullanacağınız 10 kişisel wellness rutinini anlatıyor.</p>

<p><strong>SAĞLIĞINIZI BU SEÇİMLERLE DESTEKLEYİN</strong></p>

<p>Uzun yıllar boyunca sağlık, büyük ölçüde 'Hasta mıyım, değil miyim?' sorusuyla değerlendirildi. Oysa günümüzde bu yaklaşım tek başına yeterli değil. Çünkü kronik hastalıkların önemli bir bölümü ortaya çıkmadan yıllar önce; uyku kalitesinde bozulma, enerji kaybı, kas gücünde azalma, metabolik esnekliğin kaybı, stres toleransının düşmesi ve bağışıklık sistemindeki değişiklikler gibi erken sinyaller vermeye başlıyor.</p>

<p><strong>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Ertürk</strong>, 'Kas gücü, metabolik esneklik, uyku kalitesi, bağışıklık sistemi ve stres karşısında toparlanabilme kapasitesi aslında sağlık rezervimizi oluşturur. Günlük alışkanlıklarımız bu rezervi ya artırır ya da fark etmeden tüketir' diyor.</p>

<p>Bedeni daha dirençli, dengeli ve yaşamı sürdürülebilir getirmenin yolunun günlük yaşamda uygulanabilecek wellness rutinleriyle mümkün olabileceğini söyleyen <strong>Dr. Halil Ertürk</strong> günlük yaşamda kullanılabilecek basit ve uygulanabilir 10 kişisel wellness rutinini paylaşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>1. Wellness'ın ilk sorusu: Uykumu koruyacak ne yapıyorum? </strong></p>

<p>Uykunun bağışıklık sisteminin, hormon dengesinin, hafızanın, iştah kontrolünün, kan şekeri regülasyonunun ve hücresel tamir süreçlerinin yeniden organize olduğu biyolojik bir dönem olduğunu belirten <strong>Dr. Halil Ertürk</strong> 'Kötü uyku yalnızca ertesi gün yorgun hissettirmez. Uzun vadede insülin direncini, iştah artışını, tansiyon problemlerini, inflamasyonu, duygu durum dalgalanmalarını ve bilişsel performans düşüklüğünü tetikleyebilir' diyor ve kaliteli uykunun temel adımlarını paylaşıyor;</p>

<p>Sabah saatlerinde gün ışığı almak,<br />
Her gün benzer saatlerde yatıp kalkmak,<br />
Akşam geç saatte ağır yemek yememek,<br />
Kafeini öğleden sonra sınırlamak,<br />
Yatak odasını serin, karanlık ve sessiz tutmak,<br />
Uyumadan önce zihinsel ve dijital uyarıyı azaltmak.</p>

<p><strong>2. Akdeniz tipi beslenme metabolik sağlığı destekliyor</strong></p>

<p>Karmaşık diyetler yerine sürdürülebilir beslenme alışkanlıklarını öneren <strong>Dr. Halil Ertürk</strong>, zeytinyağı, sebze, baklagiller, balık, tam tahıllar ve yeterli protein içeren Akdeniz tipi beslenmenin kan şekeri dengesinden bağırsak sağlığına kadar birçok sistemi olumlu etkilediğini belirtiyor. Özellikle 40 yaşından sonra yeterli protein tüketimi kas kütlesini korumak açısından önem taşıyor.</p>

<p><strong>3. Yemekten sonra 10 dakikalık yürüyüş fark yaratıyor</strong></p>

<p>Sağlıklı yaşam için uzun egzersiz programlarına gerek yok. <strong>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Ertürk</strong>'e göre öğle veya akşam yemeğinin ardından yapılacak 10-15 dakikalık tempolu yürüyüş sindirimi destekliyor ve yemek sonrası kan şekeri yükselmelerini dengelemeye yardımcı oluyor.</p>

<p><strong>4. Uzun oturmanın etkilerini azaltın</strong></p>

<p>Kas dokusunun yalnızca hareket etmek için değil, metabolizma, bağışıklık ve sağlıklı yaşlanma için de önemli olduğunu vurgulayan <strong>Dr. Ertürk</strong>, 'Wellness yaklaşımında hareket yalnızca kalori yakmak için yapılmaz. Hareket; kası, kalbi, damarları, beyni, eklemleri ve metabolizmayı canlı tutan temel biyolojik uyarıdır' diyor ve günlük wellness için iki hedefi paylaşıyor;</p>

<p>Daha az oturmak.Düzenli kas uyarısı vermek.</p>

<p>Pahalı ekipman olmaksızın yapılan tempolu yürüyüş, merdiven çıkma, squat, duvara şınav, plank, esneme hareketleri ve vücut ağırlığıyla yapılan basit egzersizler güçlü bir başlangıç sağlıyor. Her 45-60 dakikada bir ayağa kalkmak, kısa bir yürüyüş yapmak veya birkaç esneme hareketi bile uzun oturmanın olumsuz etkilerini azaltmaya yardımcı oluyor.</p>

<p><strong>5. Amaç stresi yok etmek değil, toparlanabilmek</strong></p>

<p>Stresin yaşamın doğal bir parçası olduğunu belirten <strong>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Ertürk</strong>, asıl önemli olanın stres sonrası bedenin yeniden dengeye dönebilmesi olduğunu söylüyor. Yavaş nefes egzersizleri, doğada zaman geçirmek, dijital molalar vermek ve sosyal ilişkileri güçlendirmek sinir sisteminin toparlanmasına katkı sağlayabiliyor.</p>

<p><strong>6. Hormetik Stres: Dozunda Zorlanma, Daha Güçlü Beden</strong></p>

<p>Bedenimizin her zaman konfor alanında kalmaya değil, zaman zaman kontrollü şekilde zorlanmaya da ihtiyacı var. Bilim dünyası buna 'hormetik stres' adını veriyor.</p>

<p>Sağlıklı bir bedenin zaman zaman kontrollü uyaranlara da ihtiyacı olduğunu ve burada 'hormetik stres' kavramının devreye girdiğini belirten <strong>Dr. Halil Ertürk</strong>, 'Hormetik stres; düşük dozda, kısa süreli ve kontrollü bir stresin vücutta adaptasyon yanıtı oluşturmasıdır. Yani bedene küçük bir zorlanma verilir; vücut buna yanıt olarak savunma, onarım ve dayanıklılık mekanizmalarını aktive eder. Egzersiz bunun en bilinen örneğidir. Kısa süreli soğuk veya sıcak maruziyeti, açlık penceresi, nefes egzersizleri ve doğa yürüyüşleri de doğru kişide, doğru dozda kullanıldığında benzer adaptif sinyaller oluşturabilir' diyor.</p>

<p><strong>7. Buz banyosuna gerek yok, her duşun sonuna ekleyin</strong></p>

<p>Soğuk duş veya duşun sonunda kısa süreli serin su uygulaması, evde yapılabilecek basit hormetik pratiklerden biri. Başlangıç için uzun buz banyolarına gerek olmaksızın duşun sonunda 20-30 saniye daha serin suyla bitirmek bile kontrollü bir uyaran olabilir. Buradaki amaç dayanıklılık geliştirmek ve bedene kısa süreli bir adaptasyon sinyali vermektir. Kalp hastalığı, ritim bozukluğu, kontrolsüz hipertansiyon, Raynaud sendromu, panik atak eğilimi veya ciddi kronik hastalığı olan kişiler bu tür uygulamalarda dikkatli olmalı.</p>

<p><strong>8. Gece atıştırmalarını bırakmak iyi bir başlangıç olabilir</strong></p>

<p>Aralıklı oruç, FMD benzeri beslenme protokolleri ve uzun açlık uygulamaları wellness dünyasında sık konuşuluyor. Çoğu kişi için ilk adımın akşam yemeğinden sonra atıştırmayı bırakmak ve doğal bir gece açlığı oluşturmak olduğunu belirten <strong>Dr. Halil Ertürk</strong>, 'Yaklaşık 12 saatlik bu doğal gece açlığı metabolik ritmi desteklemeye yardımcı olur. Diyabet ilacı veya insülin kullananlar, hipoglisemi eğilimi olanlar, gebeler, emzirenler, yeme bozukluğu öyküsü olanlar, ileri yaşta kırılgan bireyler ve ciddi kronik hastalığı olanlar bu uygulamadan önce kişisel değerlendirme yapmalı' diyor.</p>

<p><strong>9. </strong><strong>En güçlü biyohack, alışkanlıklarınızdır</strong></p>

<p>Biyohacking'in ( Vücudu ve yaşam tarzını optimize etmek) en temel halinin biyolojiyi anlayarak günlük davranışları doğru sıraya koymak olduğunu söyleyen <strong>Dr. Halil Ertürk</strong>, sabah gün ışığı almak, düzenli hareket etmek, yeterli protein tüketmek, nefes egzersizleri yapmak ve zamanında uyumanın biyolojik açıdan en etkili uygulamalar arasında yer aldığını söylüyor ve ekliyor: 'Bazen en iyi biyohack, akşam telefonu kapatıp zamanında uyumaktır.'</p>

<p><strong>10. Mükemmel değil, sürdürülebilir bir rutin oluşturun</strong></p>

<p><strong>Acıbadem Life Danışmanı, İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Ertürk</strong> 'e göre sağlıklı yaşamın sırrı kusursuz bir program uygulamak değil; her gün sürdürülebilecek küçük alışkanlıklar geliştirmek. Gün ışığıyla güne başlamak, gün içinde hareket etmek, öğünlerden sonra kısa yürüyüşler yapmak, ekran kullanımını azaltmak ve düzenli uyku saatleri oluşturmak uzun vadede büyük fark yaratabiliyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>KAHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/yasaminizi-nasil-guzellestirebilirsiniz</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 08:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2026/09/cicek-bahcesi-hh.jpg" type="image/jpeg" length="63949"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DVORAK ANMA KONSERİ VE SAZNAME RESİTALİ EKİM'DE GRAND PERA SAHNESİ'NDE]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/dvorak-anma-konseri-ve-sazname-resitali-ekimde-grand-pera-sahnesinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/dvorak-anma-konseri-ve-sazname-resitali-ekimde-grand-pera-sahnesinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarihi Grand Pera, Ekim ayına özel iki büyük konsere ev sahipliği yapacak. Antonin Dvorak'ın doğumunun 185. yılı onuruna düzenlenecek klasik müzik konseri 17 Ekim akşamı izleyicilerle buluşuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tarihi Grand Pera, Ekim ayına özel iki büyük konsere ev sahipliği yapacak. Antonin Dvorak'ın doğumunun 185. yılı onuruna düzenlenecek klasik müzik konseri 17 Ekim akşamı izleyicilerle buluşuyor. Bağlama virtüözü Erdem Şimşek'in on farklı bağlama türünü buluşturduğu büyüleyici 'Saznâme' resitali ise 31 Ekim'de zengin bir müzik şöleni sunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İstanbul'un tarihi ve kültürel kalbi Grand Pera, Ekim ayında müzikseverleri iki eşsiz konserle buluşturuyor. Klasik müzikten geleneksel tınılara uzanan bu zengin programda, hem dünyaca ünlü besteci Antonin Dvorak'ın eserleri yankılanacak hem de bağlama virtüözü Erdem Şimşek'in on farklı bağlamayı bir araya getirdiği 'Saznâme' projesi sahne alacak.</p>

<p><strong>Doğumunun 185. Yılında Dvorak</strong></p>

<p>Grand Pera, 17 Ekim Cumartesi akşamı saat 20.00'de gerçekleşecek çok özel bir klasik müzik konserine ev sahipliği yapıyor. Antonin Dvorak'ın doğumunun 185. yılına adanan bu anlamlı gecede; kemanda Banu Selin Asan ile Eylül Umay Taş, viyolada Nora Heder, viyolonselde Çağlayan Çetin ve kontrbasta Deniz Yurdakul sahne alıyor. Konserde, bestecinin Amerika'da geçirdiği yılların ilhamını taşıyan 'Amerikan' başlıklı Fa Majör Yaylı Dörtlüsü No. 12 ile klasik yaylı dörtlünün zengin tınısını kontrbasın benzersiz rengiyle buluşturan Sol Majör Yaylı Beşli No. 2 Op. 87 eserleri müzikseverlerle buluşuyor.</p>

<p><strong>Erdem Şimşek Bağlama Resitali 'Saznâme' </strong></p>

<p>31 Ekim Cumartesi akşamı saat 20.00'de ise Grand Pera Emek Sahnesi, bağlama virtüözü Erdem Şimşek'in 'Saznâme' başlıklı özel resitalini müzikseverlerle buluşturuyor. Gecede sanatçı; divan sazı, tanbura, bağlama, cura, dört telli bağlama ve elektro bağlama gibi on farklı bağlama türünü aynı sahnede bir araya getiriyor. Çalıp söyleme geleneğinin izlerini taşıyan ve bağlamalarla örülen bir hikâyeyi dinleyiciye aktaran konser programında, sanatçının kendi besteleri olan Sır, Döngü, Çıldır ve Tahayyül'ün yanı sıra Yüce Dağ Başında Kar Boran Boran, Bozlak, Boğaz Havası, Elma Semahı, Giresun Kayıkları, Kaşık Havası, Azeri Oyun Havası, Ben Susadım Sular İsterim ve Koçu Baba - Coş Havası gibi unutulmaz anonim eserler yer alıyor.</p>

<p><strong>Özak Global Holding</strong>'in kültür ve sanatı odağına alan yaklaşımıyla hayata geçen <strong>Grand Pera</strong>; <strong>Emek Sahnesi</strong> başta olmak üzere tarihi ve mimari değere sahip mekânlarında yıl boyunca müzik ve sahne sanatlarının farklı disiplinlerini bir araya getirerek Beyoğlu'nun kültür-sanat yaşamına katkı sunmayı sürdürüyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>KAHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/dvorak-anma-konseri-ve-sazname-resitali-ekimde-grand-pera-sahnesinde</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 21:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2026/09/dvorak-anma-konseri-ve-sazname-resitali-ekimde-grand-pera-sahnesinde.webp" type="image/jpeg" length="75870"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AKOM'DAN UYARI: 'YAĞIŞLAR KAPIDA']]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/akomdan-uyari-yagislar-kapida</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/akomdan-uyari-yagislar-kapida" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AKOM, 22 Eylül 2026 Salı itibarıyla İstanbul'da şiddetli yağışların başlayacağını sıcaklıkların düşeceğini duyurdu...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>AKOM, 22 Eylül 2026 Salı itibarıyla İstanbul'da şiddetli yağışların başlayacağını sıcaklıkların düşeceğini duyurdu. Marmara bölgesi için kuvvetli sağanak yağışların yaşanacağı ayrıca yağışların salı akşam saatlerinden (20.00) itibaren etkisini arttırması beklenirken Avrupa Yakası, Boğaz çevresi ile Anadolu Yakası genelinde metrekare başına 30-60 kilogram metrekare aralığında yağışların gözlenebileceği tahmin ediliyor.</p>

<p><strong>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Afet İşleri Dairesi Başkanlığı AKOM</strong> hafta boyunca sıcaklıkların düşmesiyle birlikte, İstanbul'un Salı<strong> gününden itibaren yağmura teslim olacağını duyurdu. </strong>İstanbul başta olmak üzere Marmara Bölgesi genelinde Balkanlar üzerinden gelen serin ve yağışlı havanın etkili olması bekleniyor. Salı (yarın) sabah saatlerinden (09.00) itibaren rüzgârın kuzeyli yönlerde kuvvetlenmesi (20-50km/s) ile birlikte hâlihazırda 26-28 ℃ aralığında yaz değerlerinde seyreden sıcaklıkların 6-8℃ birden azalarak bahar değerlerine gerileyeceği beraberinde il genelinde aralıklarla sağanak geçişlerinin yaşanacağı öngörülüyor. Yağışlar Çarşamba akşam saatlerine (17.00) kadar İstanbul'u kuvvetli yağış geçişleri ile etkisi altına alacak.</p>

<p>AKOM'un değerlendirmelerine göre; Karadeniz'in nemli havasını bölgemize taşıyan poyrazdan dolayı nem miktarının özellikle maksimum seviyelere çıktığı şu günlerde; atmosferin üst seviyesinin soğuk, yer seviyesinin (deniz ve kara) sıcak oluşu nedeniyle yıldırımlı, şimşekli, fırtınalı, gök gürültülü kuvvetli sağanak yağmur geçişleri bekleniyor. Vatandaşların ise ani su baskınları, ulaşımda yaşanabilecek aksamalar, yıldırım ve kuvvetli yağış nedeniyle oluşabilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olmaları çağrısında bulunuldu.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>KAHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/akomdan-uyari-yagislar-kapida</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 17:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2026/09/akomdan-uyari-yagislar-kapida.webp" type="image/jpeg" length="43822"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ÇEŞME KIYILARINDAN TAM 1,5 TON ATIK ÇIKARTILDI]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/cesme-kiyilarindan-tam-15-ton-atik-cikartildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/cesme-kiyilarindan-tam-15-ton-atik-cikartildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediyesi, Uluslararası Kıyı Temizliği etkinlikleri kapsamında Çeşme Yıldızburnu Balıkçı Barınağı'nda kıyı ve deniz temizliği yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, Uluslararası Kıyı Temizliği etkinlikleri kapsamında Çeşme Yıldızburnu Balıkçı Barınağı'nda kıyı ve deniz temizliği yaptı. Dalgıçların deniz tabanında, ekiplerin kıyıda yürüttüğü çalışmalarda plastik şişeler, metal parçaları ve çeşitli evsel atıkların da aralarında bulunduğu yaklaşık 1,5 ton atık toplandı.</p>

<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, kentin kıyılarını ve deniz ekosistemini korumaya yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Uluslararası Kıyı Temizliği (International Coastal Cleanup-ICC) etkinlikleri kapsamında bu kez Çeşme'de kapsamlı bir temizlik çalışması gerçekleştirildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda, Çeşme Belediyesi ve Yıldızburnu Balıkçı Barınağı ev sahipliğinde düzenlenen etkinliğe TURMEPA ve Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi de destek verdi. Çeşme Belediye Başkan Yardımcısı Banu Ayhan da çalışmaya katıldı.</p>

<p><strong>Yörük: Denizlerimizin çöp alanına dönüşmesine izin vermemeliyiz</strong></p>

<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı Deniz Koruma Şube Müdürlüğü Bölge Sorumlusu Saygın Yörük, deniz kirliliğinin önemli bölümünün insan faaliyetlerinden kaynaklandığına dikkat çekti. Yörük, 'Bugün kıyıdan ve deniz tabanından plastik şişelerden metal parçalara kadar çok farklı türde atık çıkardık. Kısa bir çalışma sonucunda yaklaşık 1,5 ton atık toplanması, aslında bize önemli bir mesaj veriyor. Denizlerimizin çöp alanına dönüşmesine izin vermemeliyiz. Denizlere ulaşan atıklar yalnızca görüntü kirliliğine yol açmıyor, deniz canlılarını ve kıyı ekosistemini de tehdit ediyor. Ekiplerimizle temizlik çalışmalarını sürdürüyoruz ancak kalıcı çözüm, atıkların denize ulaşmasını önlemek. Yurttaşlarımızdan da kıyılarımızı ve denizlerimizi koruma konusunda daha duyarlı olmalarını istiyoruz' dedi.</p>

<p><strong>Dalgıçlar deniz tabanını temizledi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çalışmalar karada ve denizde eş zamanlı yürütüldü. İzmir Büyükşehir Belediyesi ekipleri kıyıda temizlik yaparken, İzmir İtfaiyesi AKS dalış ekipleri de deniz tabanındaki atıkları çıkardı. Çalışmalarda plastik şişeler, ambalaj atıkları, metal parçaları ve çeşitli evsel nitelikli atıkların da aralarında bulunduğu yaklaşık 1,5 ton atık toplandı. Deniz tabanından çıkarılan atıklar kıyıda bir araya getirilerek kirliliğin boyutuna dikkat çekildi. Toplanan atıklar, ayrıştırılmak ve uygun şekilde bertaraf edilmek üzere ilgili birimlere teslim edildi.</p>

<p><strong>Temiz deniz için güç birliği</strong></p>

<p>Dünyanın farklı ülkelerinde eş zamanlı çalışmalarla gerçekleştirilen Uluslararası Kıyı Temizliği etkinlikleri, denizlere ulaşan atıkların azaltılmasına ve kıyı kirliliği konusunda toplumsal farkındalığın artırılmasına katkı sağlıyor. Çeşme'deki çalışma da yerel yönetimleri, meslek kruluşlarını ve sivil toplum örgütlerini temiz hedefinde buluşturdu.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>KAHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/cesme-kiyilarindan-tam-15-ton-atik-cikartildi</guid>
      <pubDate>Sun, 20 Sep 2026 10:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2026/09/cesme-kiyilarindan-tam-15-ton-atik-cikartildi.webp" type="image/jpeg" length="80738"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ALZHEIMER RİSKİNİ AZALTMADA 10 ETKİLİ ÖNLEM!]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/alzheimer-riskini-azaltmada-10-etkili-onlem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/alzheimer-riskini-azaltmada-10-etkili-onlem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son yıllarda yaşam süresinin uzamasıyla birlikte Alzheimer hastalığının görülme sıklığı giderek artıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda yaşam süresinin uzamasıyla birlikte Alzheimer hastalığının görülme sıklığı giderek artıyor. Ülkemizde yaklaşık 700 bin kişi Alzheimer hastalığıyla mücadele ederken, 2050 yılına kadar bu sayının 2,5 katına çıkması bekleniyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Neşe Tuncer, Alzheimer'ın ilk belirtileri ortaya çıkmadan yaklaşık 20 yıl önce beyinde değişikliklerin başlayabildiğine dikkat çekerek, 'Yaş ve genetik yatkınlık gibi değiştirilemeyen risklere rağmen, yaşam tarzıyla ilişkili bazı risk faktörlerini kontrol altına almak mümkün. Bu nedenle beyin sağlığını korumaya yönelik önlemlere erken yaşlardan itibaren önem vermek gerekir. Bilimsel veriler, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ile Alzheimer riskinin önemli ölçüde azaltılabileceğini göstermektedir' diyor. Prof. Dr. Tuncer, 21 Eylül Dünya Alzheimer Günü kapsamında, Alzheimer riskini azaltmada 10 etkili önlem ile tanı ve tedavide umut veren gelişmeleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>

<p>Son yıllarda yaşam süresinin uzamasıyla birlikte Alzheimer hastalığının görülme sıklığı giderek artıyor. Ülkemizde yaklaşık 700 bin kişi Alzheimer hastalığıyla mücadele ederken, 2050 yılına kadar bu sayının 2,5 katına çıkması bekleniyor. <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Neşe Tuncer,</strong> Alzheimer'ın ilk belirtileri ortaya çıkmadan yaklaşık 20 yıl önce beyinde değişikliklerin başlayabildiğine dikkat çekerek, <strong>'Yaş ve genetik yatkınlık gibi değiştirilemeyen risklere rağmen, yaşam tarzıyla ilişkili bazı risk faktörlerini kontrol altına almak mümkün. Bu nedenle beyin sağlığını korumaya yönelik önlemlere erken yaşlardan itibaren önem vermek gerekir.</strong> Bilimsel veriler, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ile Alzheimer riskinin önemli ölçüde azaltılabileceğini göstermektedir<strong>'</strong> diyor. Prof. Dr. Tuncer, <strong>21 Eylül Dünya Alzheimer Günü</strong> kapsamında, Alzheimer riskini azaltmada 10 etkili önlem ile tanı ve tedavide umut veren gelişmeleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>

<p>Beyin hücrelerinin ilerleyici bir şekilde hasar görmesi ve kaybedilmesiyle ortaya çıkan Alzheimer hastalığı sadece hastanın değil, ailesinin ve yakın çevresinin de yaşamını derinden etkiliyor. Sinsice başlayıp ilerleyen hastalıkta ilk belirtiler genellikle yakın zamanda yaşanan olayların unutulması, aynı soruların tekrar tekrar sorulması veya tanıdık kelimelerin hatırlanamaması şeklinde kendini gösteriyor. <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Neşe Tuncer</strong>, ilerleyen evrelerde bireyin planlama becerisinin zayıfladığını, zaman ve mekan algısının bozulduğunu, kişilik değişiklikleri ortaya çıktığını ve sonuçta en temel günlük ihtiyaçlarını karşılayamaz hale geldiğini belirterek 'Alzheimer hastalığı bireysel olduğu kadar ailevi ve toplumsal bir sağlık sorunudur; hastalığın ilerleyici doğası hastaların giderek bağımsızlığını yitirmesine, bakım verenlerin ise ciddi fiziksel, psikolojik ve ekonomik yüklerle karşılaşmasına neden olmaktadır' diyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Alzheimer hastalığına zemin hazırlayan etkenler!</strong></p>

<p>Alzheimer'in ilk belirtilerden yaklaşık 20 yıl önce oluşmaya başladığını belirten Prof. Dr. Neşe Tuncer 'Dolayısıyla 70'li yaşlarda bellek yakınması yaşayan bir bireyde süreç aslında 50'li yaşlarda başlamış olabilir. Bu durum, sağlıkla ilgili orta yaşta alınan kararların, yaşlılıkta beyin sağlığını doğrudan belirlediğini göstermektedir' diyor. Prof. Dr. Tuncer, Alzheimer hastalığına zemin hazırlayan başlıca yaşam alışkanlıkları ve risk faktörlerini şöyle sıralıyor: 'Düzenli egzersiz yapmamak, kontrolsüz tansiyon, yüksek kolesterol ve tedavi edilmeyen hipertansiyon, tedavi edilmeyen işitme kaybı, diyabet ve insülin direnci, obezite, sigara, alkol kullanımı, sosyal izolasyon ve yalnızlık, yetersiz ve kalitesiz uyku, sağlıksız beslenme, işlenmiş gıdalar, aşırı şeker ve trans yağ ağırlıklı beslenme, depresyon, kafa travması öyküsü, hava kirliliğine maruz kalma.'</p>

<p><strong>Alzheimer riskini azaltmak mümkün! İşte, 10 etkili önlem!</strong></p>

<p>Prof. Dr. Neşe Tuncer, Alzheimer riskini azaltan 10 etkili önlemi şöyle açıklıyor;</p>

<p><strong>Düzenli egzersiz</strong></p>

<p>Düzenli egzersiz, beyin sağlığını korumada önemli bir rol oynamaktadır. Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta egzersiz (tempolu yürüyüş, yüzme, bisiklet) beynin bellek merkezi olan hipokampusun hacmini artırmakta ve yeni sinir bağlantılarının oluşmasını desteklemektedir. Bilimsel çalışmalar, fiziksel aktivite ve düzenli egzersizin bilişsel gerileme ve Alzheimer riskinin azaltılmasına önemli katkılar sağladığını göstermektedir.</p>

<p><strong>Sağlıklı ve dengeli beslenme</strong></p>

<p>Sağlıklı beslenme kapsamında özellikle Akdeniz tipi beslenme (bol sebze-meyve, zeytinyağı, balık, kuruyemiş, tam tahıllar) beyin ve damar sağlığını desteklemektedir. Haftada en az iki kez balık tüketimi omega-3 yağ asitleri sayesinde beyin hücrelerini korumaktadır. İşlenmiş gıdalar, aşırı şeker ve trans yağ ağırlıklı beslenmeden uzak durmak gerekir.</p>

<p><strong>Kaliteli ve yeterli uyku</strong></p>

<p>Kaliteli ve yeterli uyku hastalığı önlemede büyük önem taşımaktadır. Her gece 7-8 saat kesintisiz uyku, beynin gün içinde biriken zararlı proteinleri temizlemesini sağlayan glimfatik sistemin etkin çalışması için zorunludur. Uyku apnesi mutlaka değerlendirilmeli ve tedavi edilmelidir.</p>

<p><strong>Beyni aktif tutmak ve yaşam boyu öğrenmek</strong></p>

<p>Bilişsel aktivite kapsamında yaşam boyu öğrenme, okuma, yeni beceriler edinme, dil öğrenme ve enstrüman çalma gibi aktiviteler beynin 'bilişsel rezervini' güçlendirmektedir. Bilimsel çalışmalar, iki dil konuşan bireylerde Alzheimer belirtilerinin 4-5 yıl daha geç ortaya çıktığını göstermiştir.</p>

<p><strong>Sosyal bağları güçlü tutmak</strong></p>

<p>Aile ve arkadaşlarla düzenli iletişim kurmak, sosyal ve toplumsal etkinliklere katılmak, sosyal yaşamın içinde olmak ve gönüllülük çalışmaları beyin sağlığını desteklemektedir. Sosyal izolasyon ve düşük sosyal bağlantı, bilişsel gerileme ve Alzheimer açısından değiştirilebilir risk faktörleri arasında yer almaktadır. Bu nedenle sosyal yaşamdan kopmamak, Alzheimer hastalığı riskini azaltmaya yönelik bütüncül yaklaşımın önemli bir parçasıdır.</p>

<p><strong>Tansiyon, kolesterol ve kan şekerini kontrol altında tutmak</strong></p>

<p>Yüksek tansiyon, yüksek kolesterol ve yüksek kan şekeri gibi kardiyometabolik risklerin kontrol altında tutulması hem damar hem de beyin sağlığı açısından önem taşımaktadır. Hipertansiyon, diyabet ve yüksek kolesterolün düzenli takip edilmesi, ilerleyen yıllarda bilişsel gerileme ve Alzheimer hastalığı açısından son derece önemlidir.</p>

<p><strong>Sağlıklı kiloyu korumak</strong></p>

<p>Fazla kilo ve obezite ilerleyen yaşlarda bilişsel sağlık açısından önem taşıyan, değiştirilebilir risk faktörleri arasında yer almaktadır. Sağlıklı kilonun korunması; tansiyon, kan şekeri ve kolesterol gibi Alzheimer hastalığı açısından önem taşıyan diğer risk faktörlerinin de kontrolüne katkı sağlamaktadır.</p>

<p><strong>Sigara ve alkolden uzak durmak</strong></p>

<p>Sigara ve alkol kullanımı beyin sağlığını olumsuz etkileyebilen, değiştirilebilir risk faktörleri arasında yer almaktadır. Sigara ve alkolden uzak durmak, Alzheimer hastalığı riskini azaltmaya yönelik önemli adımlardandır.</p>

<p><strong>İşitme kaybını ihmal etmemek</strong></p>

<p>İşitme kaybının fark edilmesi halinde gecikmeden değerlendirilmesi ve uygun durumlarda işitme cihazı gibi desteklerin kullanılması riski azaltmak açısından önemlidir.</p>

<p><strong>Kafa travmalarından korunmak ve hava kirliliğine maruziyeti azaltma</strong></p>

<p>Kafa travmalarından korunmak ve hava kirliliğine maruziyeti mümkün olduğunca azaltmak Alzheimer hastalığı da dahil olmak üzere, ilerleyen yaşlarda bilişsel sağlığı etkileyebilecek risklerin azaltılmasına yönelik koruyucu yaklaşımın önemli bir parçasını oluşturmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>KAHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/alzheimer-riskini-azaltmada-10-etkili-onlem</guid>
      <pubDate>Sun, 20 Sep 2026 10:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2026/09/alzheimer-hh.jpg" type="image/jpeg" length="25943"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[YKS EK YERLEŞTİRMEDE SAĞLIK TEKNOLOJİLERİ DİKKAT ÇEKİYOR]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/yks-ek-yerlestirmede-saglik-teknolojileri-dikkat-cekiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/yks-ek-yerlestirmede-saglik-teknolojileri-dikkat-cekiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[YKS'de ilk tercihlerinde istediği sonucu alamayan adaylar için ek yerleştirme yeni bir fırsat sunarken,sağlık teknolojileri dikkat çekiyor...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>YKS'de ilk tercihlerinde istediği sonucu alamayan adaylar için ek yerleştirme yeni bir fırsat sunarken, boş kontenjanlarda geleceğin çalışma alanları da dikkat çekiyor. Kanser tanısından tedavisine kadar sağlık hizmetlerinin pek çok aşamasında dijitalleşme, yapay zekâ ve ileri teknoloji kullanımı artarken, bu dönüşüm yetişmiş teknik personele duyulan ihtiyacı da değiştiriyor.</p>

<p><strong>Patoloji Laboratuvar Teknikleri ve Radyoterapi programları, sağlık alanında teknolojiyle iç içe bir kariyer hedefleyen gençler için seçenekler arasında öne çıkıyor.</strong></p>

<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri MYO Patoloji Laboratuvar Teknikleri Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Eda Yetimoğlu, patoloji laboratuvarlarının başta kanser olmak üzere çok sayıda hastalığın tanısında kritik bir rol üstlendiğini anlattı.</p>

<p>Hastadan alınan biyopsi, cerrahi materyal ve sitolojik materyallerin doğru şekilde hazırlanmasının tanının önemli aşamalarından biri olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Yetimoğlu, şöyle konuştu:</p>

<p>'Patoloji laboratuvarları, hastalıkların tanı sürecinin temel yapı taşlarından biridir. Özellikle kanser tanısında, hastadan alınan biyopsi, cerrahi materyal ve sitolojik materyallerin uygun şekilde hazırlanması ve mikroskop altında incelenebilir hale getirilmesi gerekmektedir. Patoloji laboratuvarında gerçekleştirilen bir dizi işlem sonucunda patolog tarafından mikroskobik değerlendirmeye uygun preparatlar hazırlanır ve bu süreç hastanın doğru tanı ve verilen tanıya bağlı olarak tedavi planının oluşturulmasına katkı sağlar.'</p>

<p><strong>'Doğru tanının konulabilmesi için laboratuvar sürecinin en önemli profesyonellerindensiniz'</strong></p>

<p>Patoloji laboratuvar teknikerinin materyalin laboratuvara ulaşmasından itibaren birçok kritik işlemde görev aldığına işaret eden Yetimoğlu, mesleğin yalnızca teknik cihaz kullanımından ibaret olmadığını vurguladı.</p>

<p>Dr. Öğr. Üyesi Yetimoğlu, 'Patoloji laboratuvar teknikeri; materyal kabul, makroskobi, doku takibi, doku gömme, mikrotomda kesit alma, boyama, sitolojik materyal hazırlama, özel boya çalışmaları ve immühistokimyasal boyama süreçlerinde görev alır. Ayrıca laboratuvarın kullandığı cihazların doğru ve güvenli şekilde kullanılması, kalite ve biyogüvenlik kurallarına uyulması ve materyallerin uygun şekilde arşivlenmesi de bu mesleğin önemli parçalarıdır.' dedi.</p>

<p>Öğrencilerine mesleğin sorumluluğunu anlatırken özellikle bir noktayı hatırlattığını ifade eden Yetimoğlu, 'Siz tanıyı koyan kişi değilsiniz; ancak doğru tanının konulabilmesi için gereken laboratuvar sürecinin en önemli profesyonellerinden birisiniz.' ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Yapay zekâ patoloji teknikerini ortadan kaldırmayacak, rolünü dönüştürecek</strong></p>

<p>Dijital patoloji ve yapay zekâ teknolojilerinin mesleğin geleceğini de değiştirdiğini kaydeden Yetimoğlu, yapay zekânın görüntü tarama, belirli yapıların işaretlenmesi, hücrelerin sayılması ve şüpheli alanların önceliklendirilmesi gibi işlemlerde destek sağlayabileceğini söyledi.</p>

<p>Dr. Öğr. Üyesi Yetimoğlu, 'Bu nedenle teknikerin rolü ortadan kalkmaktan ziyade dönüşecektir. Geleceğin teknikerinin yalnızca mikrotom, boyama cihazı veya doku takip cihazını kullanmayı değil; aynı zamanda dijital görüntüleme sistemlerini, laboratuvar bilgi sistemlerini, kalite kontrol süreçlerini ve yapay zekâ destekli teknolojilerin kullanılma süreçlerinde de aktif rol alması beklenmektedir.' dedi.</p>

<p>Patoloji Laboratuvar Teknikleri mezunlarının devlet, üniversite ve özel hastanelerin patoloji ve sitoloji laboratuvarlarından Adli Tıp Kurumu'na, tıp ve veterinerlik fakültelerinin histoloji laboratuvarlarından sektöre malzeme sağlayan firmalara kadar farklı alanlarda çalışabildiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Yetimoğlu, gelecekte moleküler tanı, dijital patoloji, görüntü analizi, laboratuvar kalite yönetimi ve ileri patoloji tekniklerinin daha fazla önem kazanmasının beklendiğini ifade etti.</p>

<p><strong>Radyoterapide teknoloji arttıkça yetişmiş personele ihtiyaç da önem kazanıyor</strong></p>

<p>Üsküdar Üniversitesi SHMYO Radyoterapi Program Başkanı Öğr. Gör. Selen Ener Boran da kanser tedavisindeki teknolojik gelişmelerin radyoterapi teknikerlerinin görevlerini daha hassas ve kapsamlı hale getirdiğini söyledi.</p>

<p>Günümüz radyoterapisinin görüntüleme, yazılım, doz hesaplama ve hareket yönetimi sistemlerinin birlikte kullanıldığı ileri teknoloji yoğun bir tedavi yöntemi olduğuna dikkat çeken Öğr. Gör. Selen Ener Boran, şunları söyledi:</p>

<p>'Günümüzde radyoterapi; görüntüleme, yazılım, doz hesaplama ve hareket yönetimi sistemlerinin birlikte kullanıldığı, tümörün milimetrik doğrulukla hedeflenmesini, sağlıklı dokuların mümkün olduğunca korunmasını ve hasta pozisyonunun her seansta aynı şekilde yeniden oluşturulmasını gerektiren, yoğun ileri teknoloji kullanan bir tedavi yöntemidir. Bazı tedaviler daha az sayıda seansta tamamlanabilse de her seansın hazırlık, görüntüleme ve doğrulama aşamaları daha kapsamlı hâle gelmiştir.'</p>

<p>Kanser hastalarının yaklaşık yüzde 50-70'inin tedavi sürecinin bir aşamasında radyoterapiye ihtiyaç duyduğunu ifade eden Boran, tahminlere göre Türkiye'de yılda yaklaşık 236 bin yeni kanser vakası görülmesinin de yetişmiş sağlık personeline duyulan ihtiyacı ortaya koyduğunu belirtti.</p>

<p><strong>'Tekniker yalnızca cihazı kullanan sağlık çalışanı olmaktan çıkıyor'</strong></p>

<p>Yeni nesil radyoterapi sistemlerinin hastanın anatomisini tedavi öncesinde ve sırasında görüntüleyebildiğini, solunum hareketlerini takip edebildiğini ve bazı sistemlerde günlük anatomik değişikliklere göre tedavinin uyarlanmasına olanak sağladığını belirten Boran, dönüşümün teknikerlerin görev tanımlarına da yansıdığını ifade etti.</p>

<p>Boran, 'Görüntü rehberliğinde radyoterapi, stereotaktik tedaviler, solunum kontrollü uygulamalar, yüzey takip sistemleri ve MR eşliğinde adaptif radyoterapi bu dönüşümün başlıca örnekleridir. Bu gelişmeler radyoterapi teknikerini yalnızca cihazı kullanan bir sağlık çalışanı olmaktan çıkararak; görüntüleme, hasta hareketlerinin yönetimi, dijital kayıt sistemleri, tedavi doğrulaması ve güvenlik süreçlerinde daha fazla sorumluluk alan bir meslek mensubu hâline getiriyor.' diye konuştu.</p>

<p>Yapay zekâ ve otomasyonun bazı işlemleri hızlandırabileceğini ancak insan faktörünün önemini koruduğunu dile getiren Boran, 'Elde edilen sonuçların kontrol edilmesi ve güvenli biçimde klinik sürece aktarılması için yetişmiş personele ihtiyaç devam ediyor.' dedi.</p>

<p><strong>Radyoterapide cihaz, yazılım ve mesleki İngilizce avantaj sağlayabilir</strong></p>

<p>Radyoterapinin sağlık, fizik, anatomi, görüntüleme ve ileri teknolojiyi bir araya getiren bir meslek olduğunu belirten Boran, dikkat, ekip çalışması, hasta iletişimi ve sürekli öğrenmeye açık olmanın önemli olduğunu kaydetti.</p>

<p>İstihdam olanaklarına da değinen Boran, radyoterapinin uzmanlaşmış bir sağlık alanı olduğunu ve mezunların radyasyon onkolojisi merkezi bulunan Sağlık Bakanlığı hastaneleri, üniversite hastaneleri, özel hastaneler ve yetkilendirilmiş onkoloji kuruluşlarında görev yapabildiğini aktardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kamu alımlarının KPSS ve açılan kadrolara bağlı olduğuna dikkat çeken Boran, 'İyi bir klinik uygulama eğitimi alan, cihaz ve yazılım bilgisi güçlü, mesleki İngilizcesini geliştiren ve farklı şehirlerde çalışma konusunda esnek olan mezunların özel sektörde ve açılacak kamu kadrolarında daha avantajlı olması beklenebilir.' ifadelerini kullandı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>KAHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/yks-ek-yerlestirmede-saglik-teknolojileri-dikkat-cekiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 19:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2026/09/yks-ek-yerlestirmede-saglik-teknolojileri-dikkat-cekiyor.webp" type="image/jpeg" length="21088"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İZKİTAP / 8. İZMİR KİTAP FUARI AÇILIYOR]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/izkitap-8-izmir-kitap-fuari-aciliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/izkitap-8-izmir-kitap-fuari-aciliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ ve TACT Fuarcılık iş birliğiyle düzenlenen İZKİTAP / 8. İzmir Kitap Fuarı, 19 Eylül'de kapılarını açıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir, dokuz gün boyunca kitap, edebiyat ve kültürle buluşmaya hazırlanıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ ve TACT Fuarcılık iş birliğiyle düzenlenen İZKİTAP / 8. İzmir Kitap Fuarı, 19 Eylül'de Kültürpark'ta kapılarını açıyor.</p>

<p>İZKİTAP, sonbaharda bir kez daha İzmir'in merkezinde kitapseverleri buluşturmaya hazırlanıyor. Yaklaşık 200 katılımcının yer alacağı fuarda, 400'e yakın yazar, şair, gazeteci, akademisyen ve sanatçı okurlarla bir araya gelecek. 19 Eylül'de kapılarını açacak İZKİTAP, 27 Eylül'e kadar söyleşi, imza günü ve farklı etkinliklerle Kültürpark'ı edebiyatın buluşma noktasına dönüştürecek.<br />
<br />
Dokuz gün boyunca 50'ye yakın söyleşi ile imza günlerinin de aralarında bulunduğu yaklaşık 500 etkinlik gerçekleştirilecek.<br />
 </p>

<p><strong>Gündüz Vassaf İZKİTAP'ın onur konuğu</strong></p>

<p>İZKİTAP'ın bu yılki onur konuğu psikolog, yazar ve akademisyen Gündüz Vassaf olacak. 'Cehenneme Övgü', 'Cennetin Dibi', 'Annem, Babam ve Diğer Ölümcül Şeyler' ve 'Vatanı Olmayan Adam' gibi eserleriyle tanınan Vassaf, 20 Eylül'de düzenlenecek özel söyleşide okurlarıyla bir araya gelecek.<br />
<br />
Fuar; yayınevleri, sahaflar, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları ve kültür kurumlarını aynı çatı altında buluştururken, farklı yaş ve ilgi gruplarına yönelik bir program sunacak. Edebiyattan düşünceye, tarihten çocuk ve gençlik yayıncılığına uzanan program kapsamında ziyaretçiler sevdikleri yazarlarla bir araya gelirken yeni kitapları ve yayınevlerini de keşfetme fırsatı bulacak.<br />
 </p>

<p><strong>Tanınmış isimler okurlarıyla buluşacak</strong></p>

<p>İZKİTAP'ın bu yılki imza programında edebiyat, gazetecilik, düşünce, sanat ve çocuk edebiyatından çok sayıda değerli isim yer alıyor.<br />
<br />
Ahmet Şerif İzgören, Ali Nesin, Aytül Akal, Başak Sayan, Behiç Ak, Ediz Hun, Feyza Hepçilingirler, Haydar Ergülen, Hidayet Karakuş, Işıl Işık, Mavisel Yener, Mustafa Balbay, Naim Babüroğlu, Nilüfer Açıkalın, Polat Özlüoğlu, Pucca, Saygı Öztürk, Sinan Meydan, Suat Çağlayan, Zeynep Oral ve daha birçok isim farklı günlerde okurlarıyla buluşacak. İmza programı, farklı kuşaklardan okurlara hitap eden geniş bir yelpaze oluşturacak. Çocuk ve gençlik edebiyatının sevilen yazarları da fuar boyunca okurları ile bir araya gelecek. Böylece İZKİTAP, kitap alışverişinin yanı sıra yazarla okurun doğrudan buluştuğu canlı bir kültür ortamı sunacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Kültürpark'ta kitapla birlikte sergi zamanı</strong></p>

<p>İZKİTAP, kitap ve edebiyat programının yanı sıra Kültürpark'ın ev sahipliği yaptığı sergileriyle de dikkat çekiyor. Fuar süresince 'ROMANTİKA / Bir Ömrün Seyrüseferi' sergisi Atlas Pavyonu'nda ziyaret edilebilecek. İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde ve katkılarıyla, Folkart'ın yapımcılığında hazırlanan sergide Nâzım Hikmet'in yaşamı; arşiv belgeleri, elyazmaları, kişisel eşyalar, fotoğraflar ve farklı sanat disiplinlerinden eserlerle ele alınıyor.<br />
<br />
Kültürpark'ın tarihini anlatan 'Kültürpark 90 Yaşında' sergisi Pakistan Pavyonu'nda, İzmir Mutfak Müzesi'nin kuruluş sürecine ilişkin 'Açılışa Doğru' sergisi ise eski Göl Gazinosu'nda ziyaretçilerini ağırlayacak. Mehmet Tüzüm Kızılcan Sanat Galerisi'ndeki 'Sanatın Durakları - Hüseyin Terzioğlu Koleksiyonu' da İZKİTAP'ın ilk üç gününde görülebilecek.</p>

<p><strong>Çocuklar ve gençler için edebiyatla buluşma</strong></p>

<p>İZKİTAP, çocukların ve gençlerin kitapla daha yakından buluşabileceği bir ortam da sunacak. Kent genelindeki okullardan fuara gelecek öğrenciler, öğretmenleriyle birlikte söyleşi ve imza etkinliklerine katılacak; farklı yayınevlerinin yayınlarını bir arada inceleyebilecek.<br />
<br />
İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren İzmir Kent Kitaplığı da yeni yayınları, söyleşileri ve imza günleriyle İZKİTAP'ta okurlarla buluşacak. Kentin tarihinden kültürel mirasına, doğasından günlük yaşamına uzanan yayınlar fuarın önemli duraklarından biri olacak.</p>

<p><strong>Girişler ücretsiz</strong></p>

<p>İZKİTAP, 19-27 Eylül tarihleri arasında her gün 10.00 - 20.00 saatlerinde Kültürpark'ta ziyaret edilebilecek. Fuarın girişleri ücretsiz olacak. İmza günleri, söyleşiler ve diğer etkinliklerin programına www.kitapizmir.com adresinden ulaşılabilecek.</p>

<p><strong>İZKİTAP ve Uluslararası İzmir Edebiyat Festivali aynı dönemde</strong></p>

<p>İZKİTAP ile birlikte İzmir'in edebiyat takviminde önemli bir başka buluşma da gerçekleşecek. 'Edebiyat İyileştirir' temasıyla bu yıl 10'uncu kez düzenlenecek Uluslararası İzmir Edebiyat Festivali, 24-27 Eylül tarihlerinde Kültürpark ve Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi'nde gerçekleştirilecek. Festival, Türkiye'den ve dünyanın farklı ülkelerinden yazar, şair, düşünür ve sanatçıları İzmir'de buluşturacak. Onur konukları Alberto Manguel ve Zülfü Livaneli olacak.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>KAHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/izkitap-8-izmir-kitap-fuari-aciliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2026/09/izkitap-8-izmir-kitap-fuari-aciliyor.webp" type="image/jpeg" length="52182"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[TÜRKİYE İLE ÇİN ARASINDA 'YUVAYA DÖNÜŞ' HAREKETİ]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/turkiye-ile-cin-arasinda-yuvaya-donus-hareketi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/turkiye-ile-cin-arasinda-yuvaya-donus-hareketi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Geçen yıl 64 distribütörle gerçekleştirilen programa bu yıl 200 kişinin katılmasıyla Türkiye'den Çin'e giden grubun büyüklüğü yaklaşık üç katına çıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'de 240 bini aşkın distribütöre ulaşan küresel iyi yaşam markası TIENS, Türkiye ile Çin arasında iki ayda toplam 580 kişiyi buluşturacak karşılıklı bir programa imza atıyor. Eylül ayında 200 TIENS Türkiye distribütörünün katılımıyla Pekin, Tianjin ve Chengdu'yu kapsayan 'Yuvaya Dönüş' programını gerçekleştiren şirket, ekim ayında da yaklaşık 400 Çinli distribütörü İstanbul ve Ankara'da ağırlamaya hazırlanıyor.</p>

<p>3-11 Eylül tarihleri arasında 200 distribütörünün yanı sıra Türkiye yönetim ekibi ve TIENS Global yöneticilerinin katılımıyla kapsamlı bir Çin programı gerçekleştirdi. 'Yuvaya Dönüş' temasıyla düzenlenen yolculuk, TIENS Türkiye distribütörlerini markanın doğduğu ülke ve küresel merkeziyle buluşturdu.</p>

<p>Geçen yıl 64 distribütörle gerçekleştirilen programa bu yıl 200 kişinin katılmasıyla Türkiye'den Çin'e giden grubun büyüklüğü yaklaşık üç katına çıktı. Pekin, Tianjin ve Chengdu'yu kapsayan programda katılımcılar, TIENS'in küresel operasyonlarını yerinde incelemenin yanı sıra Çin'in tarihî ve kültürel zenginliklerini yakından tanıma fırsatı buldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>TIENS'in küresel merkezi ziyaret edildi</strong></p>

<p>Programın kurumsal buluşma noktası, TIENS'in genel merkezinin bulunduğu Tianjin oldu. Türkiye'den katılan distribütörler; Tianjin Tianshi College, biyoteknoloji çalışma merkezleri, Sağlık Endüstrisi Parkı ve şirketin genel merkezini zaiyaret ederek markanın üretim, teknoloji ve uluslararası faaliyetleri hakkında bilgi aldı.</p>

<p>TIENS Group Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Li Jinyuan ile bir araya gelen grup, farklı ülkelerden TIENS temsilcilerinin de katıldığı gala programında şirketin küresel topluluğuyla buluştu.</p>

<p>Programın kültür rotasında ise Çin Seddi, Yasak Şehir, Yazlık Saray, Cennet Tapınağı ve geleneksel hutong mahalleleri gibi Pekin'in simge noktaları yer aldı. Chengdu'da Dev Panda Yetiştirme Araştırma Üssü'nü ziyaret eden katılımcılar, üç şehrin kültürel mirasını, yerel lezzetlerini ve güncel yaşamını deneyimledi.</p>

<p><strong>TIENS Türkiye Ülke Müdürü Ömer Barış Turan</strong>, programla ilgili şunları söyledi: 'Distribütörlerimizin TIENS'in doğduğu ülkeyi ziyaret ederek markamızın çalışma kültürünü, teknolojik altyapısını ve küresel faaliyetlerini yerinde deneyimlemesini çok önemsiyoruz. Geçen yıl 64 kişiyle gerçekleştirdiğimiz Çin programını bu yıl 200 distribütörümüzün katılımıyla yaklaşık üç kat büyüttük. Ekim ayında ise yaklaşık 400 Çinli distribütörü İstanbul ve Ankara'da ağırlamaya hazırlanıyoruz. İki ayda yaklaşık 580 kişiyi Türkiye ve Çin'de bir araya getirecek bu karşılıklı programın, ülkelerimiz arasındaki kültürel ve ticari bağların yanı sıra turizm hareketliliğine de katkı sağlayacağına inanıyoruz.'</p>

<p><strong>Ekim ayında yaklaşık 400 Çinli distribütör Türkiye'ye gelecek</strong></p>

<p>Türkiye ile Çin arasındaki karşılıklı buluşmanın ikinci ayağı ekim ayında gerçekleştirilecek. Yaklaşık 400 Çinli distribütör, İstanbul ve Ankara'yı kapsayan program için Türkiye'ye gelecek.</p>

<p>Katılımcılar iki kentin tarihî ve kültürel noktalarını ziyaret edecek, ardından Ankara'da gerçekleştirilecek TIENS BBS Konferansı'nda bir araya gelecek. Böylece TIENS'in eylül ve ekim aylarında düzenlediği karşılıklı programlar kapsamında Türkiye ile Çin arasında toplam yaklaşık 580 kişilik bir turizm ve iş dünyası hareketliliği gerçekleşecek.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>KAHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/turkiye-ile-cin-arasinda-yuvaya-donus-hareketi</guid>
      <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 13:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2026/09/turkiye-ile-cin-arasinda-yuvaya-donus-hareketi.webp" type="image/jpeg" length="19790"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['SAĞLIKLI YAŞLAN, ALZHEIMER'DAN KORUNMAYA BUGÜN BAŞLA']]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/saglikli-yaslan-alzheimerdan-korunmaya-bugun-basla</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/saglikli-yaslan-alzheimerdan-korunmaya-bugun-basla" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[21 Eylül Dünya Alzheimer Günü kapsamında, Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Türkiye Alzheimer Derneği iş birliğiyle çok önemli bir etkinlik düzenleniyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>21 Eylül Dünya Alzheimer Günü kapsamında, Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Türkiye Alzheimer Derneği iş birliğiyle 19 Eylül 2026 Cumartesi günü saat 16:00'da Doğal Yaşam ve Atatürk Çocukları Parkı'nda farkındalık etkinliği düzenlenecek.</p>

<p>'Sağlıklı Yaşlan, Alzheimer'dan Korunmaya Bugün Başla' sloganıyla düzenlenecek etkinlikte; toplum sağlığını doğrudan ilgilendiren risk faktörleri, erken tanının önemi, hasta ve yakınlarının karşılaştığı zorluklar ele alınırken; nöroloji alanındaki tedavi yaklaşımları ve yenilikçi çözümler paylaşılacak. Ziyaretçiler, Alzheimer hastalarının günlük yaşamda deneyimledikleri algısal değişimleri bizzat fark etmelerini sağlayacak Sanovel'in alanda kurduğu stantta VR gözlük deneyimi ile hastalık hakkında bilgi sahibi olabilecekler.</p>

<p>Sağlık alanındaki öncü çalışmalarıyla bilinen Sanovel, 'Aklımda' kampanyasıyla etkinlikteki yerini alarak Alzheimer hastalığına dikkat çekecek ve ziyaretçilere VR (sanal gerçeklik) teknolojisiyle hastaların yaşadığı zorlukları deneyimleyebilecekleri özel empati alanları sunacak.</p>

<p>Dünya genelinde nüfusun yaşlanmasıyla etkisi artan Alzheimer hastalığına karşı toplumsal bilinci yükseltmeyi amaçlayan etkinlik; hasta yakınlarını, uzmanları ve vatandaşları bir araya getirerek hem risk faktörlerine yönelik taramalar ve korunma önlemleri hakkında bilgilendirmeler yapacak hem de erken tanı ile hasta deneyimini anlamanın önemine dikkat çekecek.</p>

<p>Etkinlik boyunca park alanında müzik dinletisi, flamenko gösterisi, halk oyunları gösterileri, fiziksel ve zihinsel aktivite çalışmaları, tavla turnuvası ve kuşaklar arası bağları güçlendiren torun köşesi gibi pek çok çeşitli aktivite ziyaretçilerle buluşacak.</p>

<p><strong>Ziyaretçiler Alzheimer'ı VR Deneyim Alanı ile Yaşayacak</strong></p>

<p>Etkinlik alanında Sanovel 'Aklımda' kampanyası konseptiyle stand ve kiosk alanları kurulacak; Aynı zamanda VR (Sanal Gerçeklik) deneyim alanı ile ziyaretçilere farkındalık deneyimi yaşatılacak. Ziyaretçiler, bu teknoloji sayesinde Alzheimer hastalarının günlük yaşamda karşılaştıkları zorlukları bizzat sanal gerçeklik gözlüğü vasıtasıyla deneyimleyerek hastalarla empati kurma fırsatı bulacaklar.</p>

<p><strong>'Merkezi Sinir Sistemi Alanındaki Deneyimimizle Hasta ve Hasta Yakınlarının Yanındayız'</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Toplum sağlığını iyileştirmeyi temel misyon edindiklerini belirten Sanovel Stratejik İş Birimi Müdürü Aydın Alsema, şirketin Alzheimer ve nöroloji alanındaki çalışmaları hakkında şu değerlendirmelerde bulundu: 'Sanovel olarak 43 yıllık köklü geçmişimiz, geniş ürün portföyümüz, yenilikçi bakış açımız ile Türk ilaç sektörüne yön vermeye devam ediyoruz. Merkezi Sinir Sistemi (MSS) alanında toplam pazarda ikinci sırada yer alan bir marka olarak, sadece tedavi edici çözümlerimizle değil, toplumsal farkındalık yaratan projelerimizle de öne çıkıyoruz. Alzheimer gibi hayatın en hassas dönemlerinde etkisini gösteren hastalıklarda en güvenilir paydaş olmayı ve bu alanda yenilikçi çözümleri takip ederek tıp dünyasına kazandırmayı sürdüreceğiz.. 'Aklımda' kampanyamızla, bu anlamlı günde ziyaretçilerimizin zihninde iz bırakmak ve toplumsal duyarlılığı en üst seviyeye taşımak için buradayız.'</p>

<p><strong>'Erken Tanı ve Toplumsal Destek Hayati Önem Taşıyor'</strong></p>

<p>Etkinliğin bilimsel ve toplumsal boyutuna dikkat çeken Etlik Şehir Hastanesi Nöroloji Kliniği Uzmanı ve Türkiye Alzheimer Derneği Ankara Şube Başkanı Doç. Dr. Özlem Bizpınar ise şunları söyledi: 'Alzheimer, yalnızca bireyi değil, tüm aileyi ve çevreyi derinden etkileyen ve tedavi edilmediğinde ilerleyen nörolojik bir rahatsızlıktır. Türkiye Alzheimer Derneği Ankara Şubesi olarak amacımız, bu hastalıktan muzdarip bireylerin yaşam kalitesini yükseltmek, hasta yakınlarının yükünü hafifletmek ve toplumda 'sağlıklı yaşlanma' ile erken tanı bilincini yerleştirmektir. Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Sanovel'in değerli destekleriyle hayata geçirdiğimiz bu etkinlik, teorik bilgileri pratiğe dökerek toplumun her kesiminde empati duygusunu uyandırmak adına büyük bir adımdır. Unutmayalım ki Alzheimer ile mücadele, ancak toplumsal dayanışma ve farkındalıkla mümkündür.'</p>

<p><strong>Kritik Eşik: Erken Tanı ve Tedavi Devamlılığı</strong></p>

<p>Hafıza kayıplarının yaşlılığın olağan bir süreci olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan <strong>Doç. Dr. Özlem Bizpınar</strong>, erken tanının ve tedavi devamlılığının önemine dikkat çekerek, 'Erken evrede konulan teşhis, hastanın bağımsızlık süresini uzatmakta ve yaşam kalitesini korumaktadır. Hekim kontrolünde başlatılan tedavilerin aksatılmadan sürdürülmesi ise hastalığın ilerleme hızını yavaşlatmada kritik bir eşiktir. Öte yandan Alzheimer, yalnızca hastayı değil, bakım sürecini üstlenen hasta yakınlarını da fiziksel ve psikolojik olarak derinden etkilemektedir. Bu nedenle hasta yakınlarının bilinçlendirilmesi ve desteklenmesi de sürecin en temel bileşenidir' diye konuştu.</p>

<p>19 Eylül'de Doğal Yaşam ve Atatürk Çocukları Parkı'nda saat 16:00'da ücretsiz olarak kapılarını açacak olan etkinlik, gün boyunca tüm halkın katılımına açık olacak.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>PİHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/saglikli-yaslan-alzheimerdan-korunmaya-bugun-basla</guid>
      <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 11:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2026/09/saglikli-yaslan-alzheimerdan-korunmaya-bugun-basla.webp" type="image/jpeg" length="99168"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SU SORUNUMUZ YALNIZCA BİREYSEL TASARRUFLA ÇÖZÜLEMEZ]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/su-sorunumuz-yalnizca-bireysel-tasarrufla-cozulemez</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/su-sorunumuz-yalnizca-bireysel-tasarrufla-cozulemez" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Su krizi denildiğinde genellikle aklımıza öncelikle şehirlerde gerçekleşen su kesintileri gelse de durum o kadar basit değil...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Su krizinin yalnızca şehirlerde yaşanan su kesintilerinden ibaret olmadığını kaydeden Çevre Sağlığı Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, 'Barajların doluluk oranlarının düşmesinin yanında yeraltı su seviyelerinin azalması, tarımsal üretimin zorlaşması, sulak alanların kaybedilmesi ve suyun kalitesinin bozulması söz konusu olabilir.</p>

<p><strong>Dolayısıyla geleceğin su krizi yalnızca bir 'su miktarı' problemi değil; aynı zamanda gıda, ekonomi, ekosistem ve bunlarla birlikte ortaya çıkacak halk sağlığı problemi olacaktır.' dedi. Su tasarrufunun yalnızca bireysel kullanım alışkanlıklarına indirgenmemesi gerektiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Adiller, özellikle tarımsal sulama ve şebeke kayıplarında büyük ölçekli dönüşüm gerektiğini vurguladı.</strong></p>

<p>Üsküdar Üniversitesi SHMYO Çevre Sağlığı Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, 18 Eylül Dünya Su İzleme Günü kapsamında, iklim değişikliği, bilinçsiz su kullanımı ve su kaynakları üzerindeki artan baskının özellikle Türkiye'de su krizine etkisi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>

<p><strong>Su krizi; gıda, ekonomi, ekosistem ve halk sağlığını da tehdit ediyor!</strong></p>

<p>Su krizi denildiğinde genellikle aklımıza şehirlerde gerçekleşen su kesintileri geldiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, 'Ancak durum o kadar basit değil. Su kaynaklarının miktar ve kalite açısından azalması; içme ve kullanma suyuna erişimden tarımsal üretime, gıda fiyatlarından sanayiye ve enerji üretimine kadar hayatın hemen her alanını etkileyebilir.' dedi.</p>

<p>Ülkemizin de su stresi yaşayan ülkeler arasında yer aldığını hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Adiller, 'Nüfus artışı ve iklim değişikliğinin etkileri düşünüldüğünde mevcut kaynaklar üzerindeki baskının gelecekte daha da artması bekleniyor. Asıl risk, belirli dönemlerde yaşanan kuraklığın kalıcı bir su güvensizliğine dönüşmesidir. Barajların doluluk oranlarının düşmesinin yanında yeraltı su seviyelerinin azalması, tarımsal üretimin zorlaşması, sulak alanların kaybedilmesi ve suyun kalitesinin bozulması söz konusu olabilir. Dolayısıyla geleceğin su krizi yalnızca bir 'su miktarı' problemi değil; aynı zamanda gıda, ekonomi, ekosistem ve bunlarla birlikte ortaya çıkacak halk sağlığı problemi olacaktır.' şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>İklim değişikliği, Türkiye'nin su kaynaklarını daha hassas hale getiriyor!</strong></p>

<p>Türkiye'nin, iklim değişikliğinin etkilerine karşı oldukça hassas olan Akdeniz Havzası içerisinde bulunduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Adiller, 'İklim değişikliğiyle birlikte sıcaklıkların yükselmesi, buharlaşmanın artması, yağış rejiminin değişmesi ve kurak dönemlerin daha uzun ve şiddetli hale gelmesi su kaynaklarımız üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. Bilimsel değerlendirmeler içinde bulunduğumuz coğrafyada kuraklığın şiddeti ve su kıtlığı riskinin artacağını, yıllık yağışlarla oluşan akarsuların ve yeraltı suyunun beslenmesinin azalacağını gösteriyor.' dedi.</p>

<p>Toplam yağış miktarı kadar yağışın ne zaman ve nasıl gerçekleştiğinin de önemli bir nokta olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Adiller, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>'Uzun süre yağış almayan bir bölgeye kısa sürede çok şiddetli yağmur yağması, su kaynaklarının sağlıklı şekilde beslenmesi anlamına gelmez. Böyle yağışlar daha fazla yüzeysel akışa, erozyona ve taşkına dönüşebilir. Buna karşılık düzenli yağışın azalması, toprağın ve yeraltı suyu rezervlerinin beslenmesini güçleştirir.</p>

<p>Bu nedenle iklim değişikliğinin Türkiye açısından ortaya çıkardığı tabloyu 'daha az yağış' ifadesiyle sınırlamamak gerekir. Daha doğru ifade; daha sıcak bir iklim, artan buharlaşma, daha düzensiz yağışlar, daha sık ve şiddetli kuraklıklar ve buna bağlı olarak daha hassas hale gelen su kaynaklarıdır. Türkiye'nin 2026-2035 Ulusal Su Planı'nda da değişen iklim koşullarına uyum ve su kaynaklarının verimli kullanılması temel öncelikler arasında yer alıyor.'</p>

<p><strong>Türkiye'nin su sorunu yalnızca bireysel tasarrufla çözülemez!</strong></p>

<p>Günlük hayatta su tasarrufu yaparken en sık yapılan hatalara değinen Dr. Öğr. Üyesi Adiller, 'En yaygın hata, su tasarrufunu yalnızca 'musluğu biraz daha az açmak' olarak görmek. Elbette diş fırçalarken musluğu açık bırakmak, gereğinden uzun duş almak, az miktarda ve sık sık çamaşır veya bulaşık için makine çalıştırmak, araç ve balkonları hortumla yıkamak ciddi bir gereksiz tüketim oluşturuyor. Ancak fark edilmeyen küçük kaçaklar da uzun süre devam ettiğinde önemli miktarda su kaybına yol açabiliyor.' dedi.</p>

<p>Bahçe sulamasının sıcak saatlerde yapılmasının da sık karşılaşılan yanlışlardan biri olduğuna işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Adiller, 'Buharlaşmanın yüksek olduğu saatlerde yapılan sulamada verilen suyun önemli bir bölümü bitkiye ulaşmadan kaybedilebilir. Sabah erken veya akşam saatlerinde yapılan, bitkinin ihtiyacına göre kontrollü sulama çok daha verimlidir. Bir diğer önemli hata ise her kullanım için içilebilir kalitede şebeke suyu kullanılması gerektiğini düşünmek. Uygun sistemlerin bulunduğu yapılarda yağmur suyu veya arıtılmış gri su; peyzaj sulama ve rezervuar gibi içme suyu kalitesi gerektirmeyen alanlarda değerlendirilebilir. Türkiye'nin Su Verimliliği Stratejisi de yağmur suyu hasadı, gri su ve kullanılmış suların yeniden kullanımını yaygınlaştırmayı hedeflemektedir.' açıklamasını yaptı.</p>

<p>Türkiye'nin su sorununun yalnızca vatandaşın duş süresini kısaltmasına indirgemenin doğru olmadığının altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Adiller, DSİ verilerine göre ülkemizde kullanılan suyun büyük bir bölümünün sulamada kullanıldığını, bu nedenle bireysel tasarruf kültürünün mutlaka geliştirilirken tarımsal sulama, şebeke kayıpları ve sanayide su verimliliği gibi alanlarda da büyük ölçekli dönüşüm sağlanması gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>Yeraltı suyu bir 'yedek depo' olarak değil, sınırlı stratejik bir doğal kaynak olarak görülmeli!</strong></p>

<p>Yeraltı sularının çoğu zaman görünmediği için tükenmeyecek bir kaynak gibi algılanabildiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Adiller, 'Oysa yeraltı suları da yağışlar sonucunda topraktan sızan sularla doğal olarak yeniden beslendiğinden daha fazla su çekildiğinde yeraltı su seviyesi sürekli olarak düşer. Bunun ilk sonucu kuyuların su seviyesinin daha derine inmesi, bazı kuyuların kullanılamaz hale gelmesi ve suyun çıkarılması için daha fazla enerji harcanmasıdır.' dedi.</p>

<p>Fakat detaylı değerlendirmelerde çevresel sonuçların çok daha ciddi olabildiğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Adiller, 'Bazı jeolojik koşullarda zeminde oturma ve çökmeler meydana gelebilir. Kıyı bölgelerinde ise aşırı yeraltı suyu çekimi deniz suyunun tatlı su kaynaklarına doğru ilerlemesine, yani tuzlu su girişimine neden olabilir. Bu senaryo bazı durumlarda geri döndürülmesi son derece güç bir su kalitesi ve ekosistem problemine sebep olabilir. Dolayısıyla yeraltı suyunu bir 'yedek depo' olarak değil, miktarı sınırlı stratejik bir doğal kaynak olarak görmek gerekiyor. Çekimin ölçülmesi, kuyuların denetlenmesi ve her havzada çekilen miktarın doğal beslenme kapasitesiyle uyumlu tutulması büyük önem taşıyor.' diye konuştu.</p>

<p><strong>Bugün vereceğimiz kararlar, 20-30 yıl sonra yaşayacağımız su krizinin boyutunu belirleyecek!</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Su krizini önleyebilmek için tek bir önlemin yeterli olmadığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, 'Suyu havza ölçeğinde ve bütüncül olarak yönetmek gerekir. Öncelikle suyun ne kadar bulunduğunu, nerede kullanıldığını ve kalitesinin nasıl değiştiğini sürekli izleyen güçlü bir veri ve izleme sistemi oluşturulmalı. Ölçemediğimiz bir kaynağı doğru yönetmemiz mümkün olmaz.' dedi.</p>

<p>Dr. Öğr. Üyesi Adiller, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>'Tarımda su ihtiyacına uygun ürün seçilmesi, açık sulama sistemlerinin modernize edilmesi, basınçlı ve kontrollü sulama yöntemlerinin yaygınlaştırılması ve çiftçinin gerçek bitki su ihtiyacına göre sulama yapması kritik öneme sahiptir. Kentsel alanlarda ise şebeke kayıp ve kaçaklarının daha da azaltılması gerekir.</p>

<p>Bunun yanında arıtılmış atık suların yeniden kullanılması, yağmur suyu hasadı ve gri su arıtım ve yeniden kullanım uygulamalarının yaygınlaştırılması gerekiyor. Yeraltı sularında ruhsatsız ve kontrolsüz çekimlerin önlenmesi; sulak alanların, su havzalarının ve yeraltı suyu beslenme alanlarının yapılaşma ve kirlilik baskısından korunması da en az suyun tasarruf edilmesi kadar önemlidir.</p>

<p>Bugün vereceğimiz kararlar, 20-30 yıl sonra yaşayacağımız su krizinin boyutunu belirleyecek. Bu nedenle suyu korumak yalnızca bireysel bir tasarruf meselesi değil, gıda güvenliği, ekonomik kalkınma, ekosistemlerin devamlılığı ve gelecek nesillerin yaşam hakkı açısından stratejik bir zorunluluktur.'</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>KAHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/su-sorunumuz-yalnizca-bireysel-tasarrufla-cozulemez</guid>
      <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 16:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2026/09/su-damla-hh.jpg" type="image/jpeg" length="53249"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[PASTIRMA SICAKLARI NE ZAMAN BAŞLIYOR?]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/pastirma-sicaklari-ne-zaman-basliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/pastirma-sicaklari-ne-zaman-basliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sonbaharın serin ve yağışlı günleri arasında sıcaklıkların kısa süreli yeniden yükselmesiyle kendini gösteren 'pastırma sıcakları' ne zaman başlıyor?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sonbaharın serin ve yağışlı günleri arasında sıcaklıkların kısa süreli yeniden yükselmesiyle kendini gösteren 'pastırma sıcakları', her yıl olduğu gibi bu yıl da merak konusu oluyor. Peki, pastırma sıcakları ne zaman başlar, kaç gün sürer ve neden 'pastırma yazı' olarak adlandırılır?</p>

<p>Sonbaharın ilerlemesiyle birlikte hava sıcaklıkları düşerken bazı yıllarda birkaç gün boyunca mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcak ve güneşli hava görülebiliyor. Halk arasında <strong>'pastırma sıcakları' veya 'pastırma yazı'</strong> olarak bilinen bu dönem, özellikle ekim sonu ve kasım aylarında gündeme geliyor.</p>

<p>Pastırma sıcakları belirli bir takvim tarihinde başlayan meteorolojik bir olay değil. Bu nedenle her yıl aynı günlerde görülmesi veya mutlaka yaşanması beklenmiyor. Hava koşullarına bağlı olarak ortaya çıkan sıcak ve sakin dönem birkaç gün sürebildiği gibi bazı yıllarda daha uzun veya daha kısa yaşanabiliyor.</p>

<p><strong>Pastırma sıcakları ne zaman başlar?</strong></p>

<p>Türkiye'de pastırma sıcakları denildiğinde genel olarak <strong>sonbaharın sonlarına doğru ortaya çıkan kısa süreli sıcak hava dönemleri</strong> ifade ediliyor. Özellikle ekim ayının son günleri ile kasım ayında görülen, gündüz sıcaklıklarının belirgin biçimde yükseldiği güneşli günler bu isimle anılıyor.</p>

<p>Ancak 'pastırma sıcakları şu tarihte başlayacak' şeklinde her yıl için geçerli sabit bir tarih bulunmuyor. Başlangıç ve bitiş zamanı atmosferik koşullara ve bölgelere göre değişebiliyor. Bu nedenle güncel bir pastırma sıcakları beklentisi için Meteoroloji Genel Müdürlüğünün kısa ve orta vadeli tahminlerinin takip edilmesi gerekiyor.</p>

<p>Pastırma sıcakları nedir?</p>

<p>Pastırma sıcakları, sonbaharda soğuk havaların kendisini hissettirmeye başlamasının ardından yaşanan <strong>kısa süreli sıcak, güneşli ve çoğunlukla sakin hava koşullarını</strong> tanımlamak için kullanılan geleneksel bir ifade.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu dönemde özellikle gündüz saatlerinde sıcaklıkların yükselmesi dikkat çekiyor. Ancak sonbahar mevsiminin etkisi devam ettiği için gece ve sabah saatlerinde sıcaklıklar daha düşük olabiliyor. Dolayısıyla gündüz ile gece arasındaki sıcaklık farkı belirginleşebiliyor.</p>

<p>Pastırma sıcakları meteorolojik takvimde başlangıç ve bitiş tarihi kesin olarak belirlenmiş ayrı bir mevsim değil. Daha çok sonbahar içerisinde yaşanan geçici sıcak hava dönemlerini tanımlayan halk arasındaki bir adlandırma olarak kullanılıyor.</p>

<p><strong>Pastırma sıcakları kaç gün sürer?</strong></p>

<p>Pastırma sıcaklarının süresi yıldan yıla değişiyor. Hava sistemlerinin hareketine bağlı olarak sıcaklık artışı <strong>birkaç gün boyunca</strong> etkisini sürdürebiliyor. Bazı dönemlerde sıcak hava daha uzun hissedilirken yeni bir soğuk veya yağışlı hava sisteminin gelmesiyle kısa sürede sona erebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle pastırma sıcaklarının kesin olarak kaç gün süreceğini önceden söylemek mümkün değil. Güncel hava tahminleri, sıcaklıkların ne kadar süre yüksek seyredeceği konusunda daha sağlıklı bilgi veriyor.</p>

<p><strong>Neden 'pastırma sıcakları' deniyor?</strong></p>

<p>'Pastırma yazı' veya 'pastırma sıcakları' adının kökenine ilişkin yaygın anlatılardan biri, geçmişte pastırma üretiminin bu dönemdeki hava koşullarıyla ilişkilendirilmesine dayanıyor. Gündüzleri nispeten sıcak, geceleri ise serin seyreden havanın pastırmanın hazırlanması ve kurutulması açısından elverişli olduğu düşüncesinin bu adlandırmanın yaygınlaşmasında etkili olduğu aktarılıyor.</p>

<p><strong>Pastırma sıcaklarında hava nasıl olur?</strong></p>

<p>Pastırma sıcaklarının yaşandığı günlerde güneşli ve sakin hava öne çıkabiliyor. Gündüz sıcaklıkları sonbaharın genel seyrine kıyasla yükselse de sabah ve gece saatlerinde serin hava etkisini sürdürebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle sıcaklıkların yükselmesi, kışın gecikeceği veya soğuk havaların sona ereceği anlamına gelmiyor. Pastırma sıcaklarının ardından sonbaharın olağan serin ve yağışlı koşulları yeniden etkili olabiliyor.</p>

<p><strong>2026 pastırma sıcakları ne zaman?</strong></p>

<p><strong>2026 yılında pastırma sıcaklarının hangi tarihlerde yaşanacağını şimdiden kesin olarak söylemek mümkün değil.</strong> Pastırma sıcakları sabit tarihe bağlı olmadığı için ekim ve kasım aylarındaki güncel meteorolojik tahminler belirleyici olacak.</p>

<p>Özellikle sonbaharın ilerleyen dönemlerinde sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerine çıkması, yağışların azalması ve birkaç gün boyunca güneşli-sakin havanın etkili olması durumunda 'pastırma sıcakları başladı' değerlendirmeleri yeniden gündeme gelebilir.</p>

<p>Pastırma sıcakları hakkında sık sorulan sorular</p>

<p><strong>Pastırma sıcakları hangi ayda olur?</strong><br />
Genellikle sonbaharın son dönemleriyle ilişkilendirilir; Türkiye'de özellikle ekim sonu ve kasım ayında gündeme gelir.</p>

<p><strong>Pastırma sıcakları her yıl olur mu?</strong><br />
Hayır. Sabit ve her yıl mutlaka gerçekleşen bir meteorolojik dönem değildir.</p>

<p><strong>Pastırma sıcakları kaç gün sürer?</strong><br />
Kesin bir süresi bulunmaz. Atmosferik koşullara bağlı olarak birkaç gün veya daha uzun sürebilir.</p>

<p><strong>Pastırma sıcaklarından sonra kış başlar mı?</strong><br />
Pastırma sıcaklarının sona ermesi doğrudan kışın başladığı anlamına gelmez. Hava koşulları bölgeye ve mevcut atmosferik sistemlere göre değişir.</p>

<p><strong>Pastırma yazı ile pastırma sıcakları aynı şey mi?</strong><br />
Günlük kullanımda iki ifade de sonbaharda yaşanan kısa süreli sıcak ve güneşli hava dönemini anlatmak için kullanılır.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>KAHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/pastirma-sicaklari-ne-zaman-basliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 14:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2026/09/pastirma-sicaklari-ne-zaman-basliyor.webp" type="image/jpeg" length="57293"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[KUŞADASI'NDA PATİLİ CAN DOSTLARIMIZA SAĞLIK DESTEĞİ]]></title>
      <link>https://www.haberhabere.com/kusadasinda-patili-can-dostlarimiza-saglik-destegi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberhabere.com/kusadasinda-patili-can-dostlarimiza-saglik-destegi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kuşadası Belediyesi'nin Davutlar Kedi Kısırlaştırma Merkezi'nde bugüne kadar 1797 sokak kedisi tedavi edildi ve 1539'u da ücretsiz olarak kısırlaştırıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kuşadası Belediyesi'nin geçtiğimiz yıl hizmete açtığı Davutlar Kedi Kısırlaştırma Merkezi'nde bugüne kadar sahipsiz 1797 sokak kedisi tedavi edilirken, 1539'u da ücretsiz olarak kısırlaştırıldı.</p>

<p>Sokak hayvanlarını kent yaşamının ayrılmaz bir parçası olarak gören Kuşadası Belediyesi tarafından ilçe merkezinden sonra geçtiğimiz yıl eylül ayında da Davutlar Mahallesi'nde sokak kedileri için Kedi Kısırlaştırma Merkezi açıldı. Hijyenik ortamı ve uzman personeli ile hafta içi 09.00 ile 17.30 saatleri arasında hizmet veren merkezde aradan geçen 1 yılda, 1797 sokak kedisi tedavi edilip, 1539'u da ücretsiz olarak kısırlaştırıldı.</p>

<p><strong>RANDEVULAR GÜVERCİN MASA'DAN ALINIYOR</strong></p>

<p>Ortopedi, enfeksiyon ve ameliyathane bölümlerinin de bulunduğu merkez, sokakta beslenen patili minik can dostların kısırlaştırma yoluyla daha sağlıklı ve uzun bir yaşama sahip olmaları açısından önem taşıyor. Hayvan severler 444 71 14 numaralı Güvercin Masa hattını arayarak Davutlar Mahallesi Kedi Kısırlaştırma Merkezi'nden randevu alabiliyor. Başkan Ömer Günel döneminde hayata geçirilen uygulamayı, Belediye Başkan Vekili Tahsin Demirtaş'ın da kesintisiz sürdürmesi takdir ve memnuniyetle karşılanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>'ÇALIŞANLAR KEDİLERLE YAKINDAN İLGİLENİYOR'</strong></p>

<p>Davutlar Kedi Kısırlaştırma Merkezi'ne sokakta sahiplendiği bir kediyi kısırlaştırmak için getiren Tahsin Aksu, 'Öncelikle bu merkezin kentimize kazandırılmasında emeği geçen herkese çok teşekkür etmek istiyorum. Davutlar Kedi Kısırlaştırma Merkezi'nde çalışanlar çok güler yüzlü. Kedilerle yakından ilgileniyorlar. Kısırlaştırma işlemi için önceden kent merkezine gitmek zorunda kalıyorduk. Bu da bizde zaman kaybına neden oluyordu' diye konuştu.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>KAHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.haberhabere.com/kusadasinda-patili-can-dostlarimiza-saglik-destegi</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Sep 2026 19:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberhaberecom.teimg.com/crop/1280x720/haberhabere-com/uploads/2026/09/kusadasinde-patili-can-dostlarimiza-saglik-destegi.webp" type="image/jpeg" length="77700"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
