Yurt

ZEYTİNYAĞININ İTHAL EDİLMESİ ÜRETİCİYİ YARALADI

Zeytinyağı üreticisi Taylan Şenol, yurt dışından yağ ithal edilmesinin hem üreticiyi hem de yerli pazarı olumsuz etkilediğini belirtti.

Zeytinyağı üreticisi Taylan Şenol, Türkiye’nin ürettiği zeytinyağını öncelikle iç piyasada değerlendirmesi gerektiğini vurgulayarak, yurt dışından yağ ithal edilmesinin hem üreticiyi hem de yerli pazarı olumsuz etkilediğini belirtti. Türkiye'nin zeytin varlığının önemli bölümünün dağlarda olduğunu kaydeden Şenol, "Toplama maliyetleri çok yüksek. Çünkü dağın başında makineli hasat yapamıyorsunuz. El gücünü, iş gücünü kullanmak zorundasınız. Bizim bunu farklı bir değere taşımamız gerekiyor" dedi.

Zeytin toplama maliyetlerinin yüksekliğine dikkat çeken Şenol, "Dağın başında zeytini toplamak istediğinizde bunu makineli hasatla yapamıyorsunuz. El gücünü, iş gücünü kullanmak zorundasınız. Bizim bunu farklı bir değere taşımamız gerekiyor. Yani dağların belli kod üzerindeki zeytinliklerini organik tescil ederek, devlet eliyle bunun kalitesini standartlaştırabilirsek, organik zeytinyağı standardına çıkarabilirsek bu organik zeytinyağı pazarı dünya pazarında kendi yerini daha yüksek bir fiyatla belirleyecektir" dedi.

Aydın'ın Sulhanhisar ilçesine bağlı Atça Mahallesi'nde bulunan fabrikasında zeytinyağı üreticiliği yapan Taylan Şenol, Türkiye’nin öncelikle kendi ürettiği zeytinyağını tüketmesi gerektiğini vurguladı. Zeytin toplama maliyetlerinin yüksekliğinin üreticiyi zorladığını ve gençlerin dağda çalışmak istemediğini belirten Şenol, şunları söyledi:

"Sektörde ciddi bir dönüşüm var. Bu sektörel atığın dönüşmesiyle beraber onun getirdiği yeni süreçleri de izliyoruz. Fakat bir tarafta savaş, diğer tarafta zeytinyağı savaşı ülkenin önemli bir kesimini ciddi anlamda etkiliyor. Türkiye, ürettiğini öncelikle kendisi tüketmelidir. Tüketmiyor diye yurt dışından yağ ithal edip bunu ticaret olgusunun içerisinde kullanmaya çalışmak doğru bir yaklaşım değildir. Bizim yurt dışından yağ almaya değil, elimizdeki yağı kıymetlendirip yurt dışında pazarlamaya ihtiyacımız var. Yapmamız gereken ülkenin kendi ürettiğini değerlendirmesidir. Siz yurt dışına ithal etmek için verdiğiniz dövizi yurt içinde kendi müstahsilinize sübvansiyon olarak sunarsanız hem müstahsilinizi korursunuz hem de elinizdeki ürünü paraya çevirmiş olursunuz. Bu anlamda bugün yurt dışından getirilen zeytinyağının ithal edilmesi üreticiyi yaralamıştır. Bu aynı zamanda zeytinyağı pazarını da olumsuz etkilemiştir."

Zeytinyağı fiyatlarında yaşanan dalgalanmayı değerlendiren Taylan Şenol, şöyle konuştu:

"Türkiye'de önemli bir zeytin varlığı dağlarda. Dağlardaki zeytin yavaş yavaş ovaya inme gayretinde. Gençler dağda zeytin toplamak istemiyor. Böyle bir genç nesil yetiştiriyoruz ve onun faturasını da ödüyoruz. Neden? Çünkü toplama maliyetleri çok yüksek. Çünkü siz dağın başında zeytini toplamak istediğinizde bunu makineli hasatla yapamıyorsunuz. El gücünü, iş gücünü kullanmak zorundasınız. Bizim bunu farklı bir değere taşımamız gerekiyor. Yani dağların belli kot üzerindeki zeytinliklerini organik tescil ederek, devlet eliyle bunun kalitesini standartlaştırabilirsek, organik zeytinyağı standardına çıkarabilirsek bu organik zeytinyağı pazarı dünya pazarında kendi yerini daha yüksek bir fiyatla belirleyecektir. Öncelikle iç pazardaki tüketimin artırılmasına ihtiyaç var. Dışarıda pazar arayana kadar bunu içeride tüketmenin arayışında olsak, kendi iç denklemimizi kendimize oturtmuş oluruz. Dünya pazarındaki çok verimli ve çok iyi yapılan üretimleri ve ortaya çıkan düşük fiyatları kendinize baz almak yerine, kendi ekonominizde, kendi rakamlarınızda, kendi tüketiminizi dengeye getirebilirsiniz. Üreticinin kendi maliyetlerini yenebildiği yerde satışa rıza göstereceğini düşünüyorum. Şu anki yapılan fiyat uygulamasının bunu karşılamadığı açık. Dolayısıyla insanların bu emeğinin karşılığını almadan zarar ederek ürününü satmalarını beklemek zor bir konu. Ama köyde şöyle bir mantık vardır hanımın bileziğini satar, 'yağ dursun' der. Bugün yemeklik yağlar 200-250 lira bandında."