İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, iktidarın TBMM'ye getirmeye hazırlandığını belirttiği 'çerçeve yasa' düzenlemesine tepki göstererek, 'Türk milletinin vekillerinin bilmediği kanun teklifi taslağını, İmralı'daki terörist başı biliyor. Türkiye Büyük Millet Meclisinin görmediği metne, İmralı canisi bakıyor. Soruyorum, bu kanunu Türkiye Büyük Millet Meclisi mi yapacaktır, yoksa Meclis, İmralı ile Kandil arasında kurulmuş siyasi takvimi kanunlaştırılmak için mi kullanılacaktır? Meclis'ten saklanan bir kanun teklifinin İmralı'daki bir terör hükümlüsünün olur ve onayına sunulması hangi devlet aklının ürünüdür?' dedi.
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBMM'de partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
TBMM'ye 'çerçeve yasa' adı verilen bir düzenlemenin getirilmeye hazırlandığını belirten Dervişoğlu, geçen hafta TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un ziyaretinde, söz konusu düzenlemeye ilişkin, 'Üzerinde konuşulabilecek, hazırlanmış bir kanun teklifi taslağı var mı?' diye sorduğunu belirtti. Kurtulmuş'un, 'henüz netleşmiş bir şey olmadığını, çalışıldığını' söylediğini aktaran Dervişoğlu, şunları kaydetti:
'Bu saat itibarıyla milletvekillerinin gördüğü bir kanun teklifi yok. Türk milletine neyin teklif edileceğini bilen yok. Ama terör örgütünün yöneticileri çıkıyor, İmralı'nın taslaktan haberdar olduğunu, taslağı değerlendirdiğini, örgüte görüş ilettiğini anlatıyor. İktidar ise susuyor. Yani bizden saklanan, siyasi partilerin genel başkanlarından esirgenen, Türk milletinin vekillerinin bilmediği kanun teklifi taslağını, İmralı'daki terörist başı biliyor. Türkiye Büyük Millet Meclisinin görmediği metne, İmralı canisi bakıyor. Soruyorum, bu kanunu Türkiye Büyük Millet Meclisi mi yapacaktır, yoksa Meclis, İmralı ile Kandil arasında kurulmuş siyasi takvimi kanunlaştırılmak için mi kullanılacaktır? Meclis'ten saklanan bir kanun teklifinin İmralı'daki bir terör hükümlüsünün olur ve onayına sunulması hangi devlet aklının ürünüdür? Devlet bu kadar aklını yitirmiş olamaz. Bu akıl, başka bir akıldır. Önce İmralı'nın talep ettiği komisyonu kurdunuz, sonra süreci onun yol göstericiliği ile yönettiniz. Şimdi örgüt yöneticileri kanun taslağının İmralı tarafından değerlendirildiğini ifade ediyor. Siz ise bunu yalanlamıyorsunuz. Meclis çoğunluğunuzu gerekçe gösterip bir de buna 'milli irade' diyeceksiniz. Oysa bu, milli iradenin teröristle kurulan pazarlıkla gasbedilmesi anlamına gelir.'
'BU KOMİSYON KALKIŞMANIN HINK DEYİCİSİDİR'
Müsavat Dervişoğlu, komisyon kurulmadan önce uyarılarda bulunduklarını ifade ederek, 'Bu komisyon bir kalkışmanın hınk deyicisidir. Karanlık dehlizlerde yürütülen pazarlıkların ve tavizlerin, Meclis eliyle meşrulaştırılmasıdır. Komisyoncular, 'Tüm partiler orada konuşacak, itiraz edecek, oy verecek' dediler. Ama sonuç baştan belliydi. Siz ne konuşursanız konuşun, sahibinin sesinin dediği olacak diye söyledik. İktidar ve yeni ortağı İmralı'nın dediği olacaktı' diye konuştu.
Sürecin başlangıcında, 'terör örgütünün bütün unsurlarıyla silah bırakacağının, örgütsel varlığını sona erdireceğinin ve devletin güvenlik kurumlarının bunu doğrulayacağının' ancak bundan sonra hukuki düzenlemenin yapılacağının söylediğini aktaran Dervişoğlu, komisyon raporunda da sıralamanın böyle olduğunu ifade etti. Müsavat Dervişoğlu, şöyle devam etti:
'Şimdi o komisyoncu masanın şartlarına bile uymuyorlar. Güya silah bırakmak kanunun şartı olacaktı. Bugün kanunu, silah bırakmanın şartı haline getiriyorlar. Yani kanun çıkmadan silah bırakacaklardı, şimdi 'Kanunu çıkarın, silah bırakmayı sonra düşünürüz' diyorlar. Aziz milletim, meselenin özü şudur: Terör örgütü devletin adaletine teslim olmuyor ama bu iktidar, devlete, terör örgütünün planlarına göre adım attırıyor. Pazarlık dediğimiz şey tam olarak işte buydu. Soruyorum şimdi, kaç kişi silah bırakmıştır? Kaç silah Türk devletine teslim edilmiştir? Teslim edilen silahlar nerede ve kimin denetimindedir? Bu silahların balistik muayeneleri yapılmış mıdır? Adli emanet altına alınmış mıdır? Örgütün bütün unsurlarıyla sona erdiğini, hangi devlet kurumu doğrulamıştır? Dağdaki kadrolar ne olmuştur? Suriye'deki silahlı yapı ne olmuştur? İran'daki PJAK, Irak'taki PÇDK ne olmuştur? Avrupa'daki finans ve propaganda ağı ne olmuştur? Örgütün emir-komuta düzeni ortadan kalkmış mıdır? Yoksa yalnızca adı, yöntemi ve faaliyet alanı mı değiştirilmektedir? Çıkaracağınız kanunun yürürlüğünü hangi somut şarta bağlayacaksınız? Örgüt vaatlerini yerine getirmezse şayet kanunu uygulamaya devam edecek misiniz? Örgüt yeniden silaha yönelirse sağlanan imkanlar geri alınacak mıdır?
'KANUNU KANDİL'İN KEYFİNE Mİ BIRAKACAKSINIZ?'
Yoksa Türk devletinin kanununu, Kandil'in keyfine, İmralı'nın keyfine ve iyi niyetine mi bırakacaksınız? Ne yapmaya çalışıyorsunuz? Neyin peşinde koşuyorsunuz? Bu cani terör örgütüne, 'Türk devletini kanun çıkarmaya mecbur bıraktık' mı dedirteceksiniz? 'Silahımız sayesinde, taleplerimizi kabul ettirdik, devlet bizim şartlarımıza mı geldi' dedirteceksiniz? Bunun yol açacağı elim ve vahim sonucu şimdiden söyleyeyim size, silah kullanan kazanıyor, hukuka bağlı kalan bekliyor, terörist pazarlık ediyor, vatandaş ise bedel ödüyor kanaatini yerleştirirsiniz. Bunun adı terörsüz Türkiye değildir. Bunun adı, silaha ve teröre siyasi getiri sağlamaktır, terörü, cinayeti, ihaneti ödüllendirmektir. Bize 'Dünya değişiyor, siz görmüyor musunuz?' diyorlar. Elbette görüyoruz, dünya değişiyor. Uluslararası düzen sarsılıyor. Devletler sınırlarını güçlendiriyor, savunma kapasitelerini artırıyor. Milletler varlık gerekçelerini diriltmeye ve ona sarılmaya çalışıyorlar. Peki iktidar sahipleri, siz ne yapıyorsunuz? PKK'yı Türkiye'ye entegre etmeye çalışıyorsunuz. Jeopolitik değişti diye, teröristin suç sicilini silmeye kalkışıyorsunuz. Bölgeler değişti diye müebbetlik teröriste kravat takmaya uğraşıyorsunuz.'
'MESELE ÖCALAN'A SİYASİ ROL'
İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu, meselenin başından itibaren yalnızca silah bırakmak olmadığını savunarak, 'Mesele, Öcalan'a siyasi bir rol ve iktidarınıza yeni bir ortaklık alanı açmaktır. Dağdaki üniformasını çıkarıp siyasette takım elbise giymesi, terör örgütünün tasfiyesi değildir' dedi.
'Öcalan'ın yalnızca silah bırakma çağrısı yapan geçici bir araç olarak kalmayacağını, siyasi muhatap haline getirileceğini, örgüt kadrolarının, bireysel olarak topluma dönmekle yetinmeyeceğini, örgütsel güç halinde siyasete aktarılmak isteneceğini' dile getirdiğini hatırlatarak, şunları söyledi:
'Bugün Kandil ne söylüyor? Yok olmayacaklarını ama dönüşebileceklerini söylüyor. Sürecin yalnızca silah bırakmayla sınırlı olmadığını söylüyor. Öcalan'ın bu dönüşümü yönetmesini istiyor. Üst düzey kadroların siyaset yapabilmesini arzuluyor. 'Terör örgütüyle müzakere etmiyoruz' dediniz, yalan söylediniz. İşte İmralı'nın siyasi ayağı itiraf ediyor, 'Örgüt artık müzakere edebilecek bir noktaya gelmiştir' diyor. 'Pazarlık yok' dediler, dediğim gibi yalan söylediler. Hazırladıkları çerçeve yasayı, herkesten önce İmralı'daki teröriste gönderip onayını aldılar. Pazarlıktan da öte onayına ve oluruna sundular. 'Süreç Türkiye Büyük Millet Meclisinde yürütülecek' dediler, yine yalan söylediler. Korsan bir komisyon kurup 'mış gibi' yaptılar.
'CUMHURİYET'TEN BAŞKA ENTEGRASYON YOKTUR'
Dün yine örgütün siyasi uzantısı olan partiden bir itiraf geldi, 'Süreç Abdullah Öcalan tarafından yönetiliyor' denildi. Şimdi sorarım size: Bu kadar yalanla yürüyen bir süreçten hayır gelir mi Allah aşkına? Bir süreç, bu kadar yalanla, kapalı kapılar ardından katillerle müzakere edilerek yürütülüyorsa Türk milletine bir hayır getirir mi Allah aşkına? Buna da şimdi çıkmış 'Demokratik entegrasyon' diyorlar. Hangi entegrasyon? Kim, nereye entegre olacaktır? Sizin 'entegrasyon' dediğiniz, dağdaki ve yurt dışındaki örgüt kadrolarının Türkiye'ye getirilip siyaset yapması mıdır? Avrupa'daki finans, propaganda ve uyuşturucu ağlarını yöneten kişilere, onlara mafya babalığı mı vereceksiniz? Yoksa siyasette bir kadro mu bahşedeceksiniz? Cumhuriyet'ten başka entegrasyon yoktur, değerli dava arkadaşlarım. O entegrasyon da sizlere, ihanetlerinize, tüm darbelerinize rağmen hala ayaktadır ve 103 yaşındadır. İla nihaye de yaşayacaktır.
Kardeşliğin güvencesi ve sigortası Cumhuriyet ve onun değerleridir. Cumhuriyete '100 yıllık parantez' diyenler de '100 yıllık zulüm' diyenler de bunu anlayamazlar. Ama bilmelerini istediğim bir şey var; herkes bilsin ve tarih şahit olsun ki; Cumhuriyet diz çökmeyecek. 'Demokrasi' diye özerklik zehrini, 'iç cephe' diye hanedan zehrini, 'kardeşlik' diye feodallik zehrini bize yutturamayacaksınız. Bu Cumhuriyete diz çöktüremeyeceksiniz. Ve Allah şahit, siz şahit, milletimiz de şahit olsun ki diz çökenler siz olacaksınız, iktidar sahibi olanlar olacak.'
'ÇERÇEVE NEYİN ÇERÇEVESİ, KÖK NEYİN KÖKÜ?'
Dervişoğlu, düzenlmeye, İmralı'nın 'kök yasa', iktidarın 'çerçeve yasa' dediğini belirterek, 'Sözüm ona millete bunun dar, geçici ve sınırlı bir düzenleme olduğunu anlatıyorlar. Bu propagandanın sebebi, bunun devamını getirme niyetidir. Çerçeve neyin çerçevesidir? Kök neyin köküdür? Cumhuriyetin dallarını, gövdesini kırdık, şimdi sıra köküne mi gelmiştir? İmralı ittifakının niyeti budur' şeklinde konuştu.
Sürecin başlangıcından bu yana kullanılan ifadelerin değiştiğini savunan Dervişoğlu, 'Önce Mecliste konuşulsun dediniz, sonra 'hukuki statü belirleyelim' dediniz, ardından 'özel ve geçici bir düzenleme yapalım' dediniz. Meclise gelsin denilen mesele statüye, statü denilen mesele kök yasaya dönüştü. Her aşamada kelimeler küçüldü; tatlı sözlerin ardındaki habis niyetler ise hiç değişmedi' ifadelerini kullandı.
''MUHALİFE CEZAEVİ, KANDİL KADROLARINA SİYASET YOLU'
Türkiye'de yıllardır iktidara itiraz eden herkese 'terörist' denildiğini söyleyen Dervişoğlu, 'Gazeteciye, siyasetçiye, öğrenciye, tarladaki vatandaşa... Herkese terörist denildi. İktidarı eleştiren insanları bazen medya linçiyle, bazen soruşturmayla, bazen tutuklamayla terörün ve terörizmin yanına yazdılar. Cezaevlerini muhaliflerle doldurdular' dedi. Tutuklamanın tedbir olmaktan çıkarılıp cezaya çevirildiğini, yargılamanın, adalet arayışı olmaktan çıkarılıp siyasi takvimin aracına dönüştüğünü, savunma hakkının dahi, iktidarın ihtiyaçlarına göre daralttıldığını belirten Dervişoğlu, ana muhalefet partisinin mahkeme kararlarıyla dizayn edildiğini, milletin seçtiği belediyelerin kayyumlarla değiştirildiğini söyledi.
Müsavat Dervişoğlu, şu ifadeleri kullandı:
'Şimdi ise asıl teröristlere özgürlük vermek için özel yasa çıkarıyorlar. Daha da açalım, tweet atanı tutukla, içeri at, teröriste özel yasa çıkar. Seçilmiş siyasetçiye kayyum, terör örgütü yöneticisine entegrasyon. Muhalife cezaevi, Kandil kadrolarına siyaset yolu... Şimdi bazıları kızacak ama şunu söylemek zorundayım: Apo'nun heykelini dikeceğiz dediği için Selahattin Demirtaş'ı içeri atıyorsunuz, heykelini dikeceği Apo'ya statü kazandırmak için bin takla atıyorsunuz. Utanmıyor musunuz? Peki, Selahattin Demirtaş, 'Seni başkan yaptırmayacağız' değil de 'Seni başkan yaptıracağız' deseydi, el ele verip Apo'nun heykelini birlikte mi dikecektiniz? Siz nasıl bir oyunun içerisindesiniz? Siz nasıl bir tuzağa düşürüldünüz? Siz nasıl bir ihanetin figüranısınız? Siz nasıl bir aymazlığın pençesindesiniz de bu memleketin has evladı Kürtlere, Apo denilen eli kanlı katilin kayyumluğunu reva görüyorsunuz? Utanmıyor musunuz?'
''BUTLAN SİYASETİ İLE İMRALI SÜRECİ BİRDİR VE AYNIDIR'
'Butlan siyaseti' ile İmralı sürecinin aynı doğrultuda ilerlediğini savunan Dervişoğlu, 'Bilinsin isterim, Butlan siyaseti ile İmralı süreci birdir ve aynıdır. Birinde meşru muhalefetin kurumsal iradesi kırılıyor, diğerinde gayrimeşru silahlı yapı hukuki ve siyasi özne haline getiriliyor. Bir tarafta seçilmişlerin alanı daraltılıyor, diğer tarafta teröristbaşının alanını genişletiyorsunuz. Muhalefete karşı ceza hukukunu, terör örgütüne karşı imtiyaz hukukunu işletiyorsunuz. Bunun, demokrasiyle, hukukla ve terörsüzlükle hiçbir ilgisi yoktur. Yaptıkları at pazarlığı, sattıkları gül bahçesi masalıdır' dedi.
Dervişoğlu, komisyona katılan siyasi partilere de seslenen, daha önce yaptıkları uyarıları hatırlatarak, 'Komisyona katılan partilere daha önceden de söyledik; 'Bu komisyon sizi kurtaramayacaktır' dedik. Sarayın kurduğu masada oturmanız sizi hedef olmaktan çıkarmayacaktır. Gördünüz, kurtarmadı da çıkarmadı da. Komisyona katıldınız, ne partinize yönelik müdahaleler sona erdi ne belediyelerinize yönelik operasyonlar. Bir kez daha uyarıyorum, bu yeni aşamada vereceğiniz destek de şayet verirseniz, milletin nezdinde sizi kurtaramayacaktır, iktidarın gözünde size paye verdirmeyecektir, iktidarın ihtiyacı olduğunda masaya çağrılırsınız, ihtiyacı bittiğinde yeniden hedef haline getirilirsiniz' diye konuştu.
'Üsküdar daha fazla geçilmeden dostça son uyarılarını da yaptığını' dile getiriren Dervişoğlu, 'Olan size olmaz, Cumhuriyet'e olur, Türk milletine olur, aklınızı başınıza devşirin' dedi.
Genel Başkan Dervişoğlu, Balıkesir il ve ilçe teşkilatlarıyla en yakın zamanda yeni bir bayrak açmak için Balıkesir'de olacağını da ifade etti.




