Gündem:
İŞTE EL YAKAN 'ELEKTRİK VE DOĞAL GAZ ZAMMI'NIN GERÇEK NEDENİ!
İŞTE EL YAKAN 'ELEKTRİK VE DOĞAL GAZ ZAMMI'NIN GERÇEK NEDENİ!

Ekonomide uzun süredir tehlike çanları çalıyor. Dış ticaret açığı büyüyor, zamlar birbiri ardına geliyor. Son olarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, “Elektrik ve doğalgaz fiyatlarında önümüzdeki aydan başlamak kaydıyla yüzde 9’luk fiyat artışına gidiyoruz” açıklaması yaptı.

Ekonominin durumunu yorumlayan ve tünelinden ucundan gelenin ekonomik kriz treni olduğunun anlaşıldığını söyleyen BM eski Kalkınma Programı Müdürü, ekonomist-yazar Bartu Soral, Türkiye’yi her geçen gün gittikçe zorlaşacak ve ağırlaşacak bir ekonomik krizin beklediğini belirtti.

Soral, "Sayın Taner Yıldız, kendi kurdukları ekonomik düzen sebebiyle mecbur olduğumuz döviz kurlarındaki yaşanan artışı suçlamak yerine kendisi ve AKP yönetimi ile Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı eleştirse daha gerçekçi olur" ifadelerini kullandı.

İşte Soral’ın ekonomiye ilişkin değerlendirmeleri:

"Bir süredir tehlikeyi belirtiyoruz, Türkiye çok açık bir biçimde ekonomik krize gidiyor. ABD’de veriler düzeldikçe faiz artış sinyali geliyor; bunu da Odatv okuyucuları için yorumlamış ve analiz etmiştik.

Son bir haftada Türk Lirasının dolar karşısında değer kaybı yüzde 5’in üstünde. Zaten kur olması gerekenden yüzde 80 civarında değerliydi. Merkez Bankası, Hükümetten gelen bütün baskılara rağmen geçen hafta Perşembe günkü PPK toplantısında faiz indiremedi. Cuma günü piyasaya sattığı doları 10 milyondan 40 milyona dolara çıkardı. Bununla da kalmadı piyasaya yüzde 8,25’ten sağladığı likidite miktarını kıstı ve Cuma günü gecelik faizlerin yüzde 10,9’a kadar yükselmesine izin verdi.

Yani resmi yoldan değil dolaylı yoldan faiz arttırdı. Zaten hükümetin faiz indir söylemi ekonomik olarak büyük bir cehaleti sergiliyor. Türkiye’nin önümüzdeki 12 ayda bulması gereken döviz miktarı 225 milyar dolar civarında. ABD faiz arttırdıkça bu parayı bulabilmek zorlaşıyor. Dışarıdan gelen döviz bizim de içinde yer aldığımız “Gelişmekte Olan Piyasalar” diye sınıflanan ülkelere girerken beş temel kriteri gözetiyor. Amerika Merkez Bankasının son yayınladığı rapora göre bunlar: cari açık, kamu borcu, son 3 yıldaki ortalama enflasyon, son 5 yıldaki kredi genişlemesi, toplam dış borcun yıllık ihracata oranı ve döviz rezervlerinin GSYH’ye oranı. Kamu borcu hariç tamamında son sıralardayız.

Mesela döviz krizinden bizi koruyacak olan rezervlerin GSYH oranı. Bu sıralamada 23 ülke içinde sondan 20. sıradayız.

Döviz girişinin devam etmesi için önümüzdeki dönemde Türkiye’de faizler artacak. AKP bütün ekonomiyi döviz girişine teslim etti, çareler tükendi.

ENFLASYONDA SUÇLU BULUNDU: GIDA FİYATLARI!

Enflasyonda yıllık beklenti yüzde 5’ti, şu anda yüzde 9,5 civarında dolaşıyor. Gerek Merkez Bankası gerek AKP’nin ekonomi takımı yüksek enflasyondan gıda fiyatlarındaki artışı sorumlu tutuyor. Bu yıl gıda fiyatlarındaki artış yüzde 14,4. Yıllardır yaşanan en yüksek seviyelerden biri. Ağustos ayı itibarıyla gıda kaleminin yıllık manşet enflasyona katkısı 3,5 yüzde puan. Yani gıdanın katkısı olmasa manşet enflasyon yüzde 9,5 değil, yüzde 6 olacakmış.

Bu veriye bakıp enflasyondaki sorumlu olarak gıdayı göstermek kolay.

Peki, öyle mi? Elbette gıda fiyatlarındaki artış olmadan enflasyon oranı ilan edemeyiz. Bakınız, 2014’teki gıda fiyatlarındaki yüzde 14,4’lük artışı dışarıda bırakarak, 2006-2013 yılları arasında gıda fiyatlarındaki artışa bakarsak, ortalama yüzde 9,7 buluyoruz. Bunun manşet enflasyona katkısı yüzde 2,4. Yani gıda fiyatlarındaki son yedi yıllık ortalama artışla bugünkü enflasyonu hesaplarsak sonuç yüzde 9,5 değil ama yüzde 8,4 oluyor. Elbette daha iyi ama hedefin yine çok üstünde, çok yüksek bir enflasyon oranı. Demek oluyor ki ortada gıda fiyatlarından çok daha derin bir problem var.

DOĞALGAZ VE ELEKTRİK ZAMMI GÖZ GÖRE GÖRE GELDİ

AKP’li Enerji Bakanı Yıldız dolar kurundaki artışı suçluyor. Halbuki kendisini ve AKP hükümetini suçlaması daha doğru olurdu. Nedenini açıklayalım: Türkiye’nin enerji tüketiminde dışa bağlılığı yüzde 72.

Dolar verip dışarıdan aldığımız ürünler, doğalgaz, petrol ve ithal kömür. Elektrik üretimimiz ise büyük oranda doğalgaza bağlı. Petrol ve ithal kömürü de kullanıyoruz. Dolar fiyatı arttıkça bizim dış ticaret açığımız da, doğalgaz, benzin ve elektrik fiyatımız da artıyor.

ASLINDA HARCADIĞIMIZIN 4 KATI KADAR ELEKTRİK ÜRETEBİLİRİZ AMA...

Halbuki ülkemizin yerli ve yenilenebilir enerji kaynakları var: Petrol Mühendisleri Odası’nın hesaplamalarına göre ülkemizin geçen yıl tükettiği 210 milyar kilowatt-saat (kWs) elektriğin yaklaşık dört katı oranında, henüz devreye alınmamış, hem de yenilenebilir enerji kaynakları mevcut. Bunlar; (1) Güneş: 380 Milyar kWs. (2) Rüzgâr: 120 Milyar kWs. (3) Yerli Linyit: 110 Milyar kWs. (4) Hidroelektrik: 100 Milyar kWs. (5) Biyogaz: 35 Milyar kWs. (6) Jeotermal: 10 Milyar kWs.

Toplamda 735 milyar kilowatt-saat ediyor ki bu, geçen sene ülke olarak toplam harcadığımız elektriğin yaklaşık dört misli bir üretimi kendi kaynaklarımızla üretebiliriz anlamına geliyor.

DIŞA BAĞIMLILIK ARTTI!

AKP döneminde maalesef yukarıda belirttiğimiz yerli, yenilenebilir enerji kaynakları devreye girmediği gibi dışa bağımlılık daha da artmış. Özellikle son dönemde tamamı AKP tarafından atanan üyelerle yönetilen Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu doğalgaz ve ithal taş kömürü ile elektrik üretimi için yeni lisanlar vermiş.

1-) 2000 yılında tükettiğimiz enerjinin yüzde 67’sini ithalatla karşılarken, 2010 yılına geldiğimizde, enerji tüketimimizde ithalatın payı yüzde 72,4’e yükselmiş.

2-) 2000 yılında, yenilenebilir kaynakların enerji tüketimimizdeki toplam payları yüzde 25’iken, 2010 yılına geldiğimizde, bu oran yüzde 20’ye düşmüş.

3-)
Türkiye’nin henüz devreye alınmamış ve en az 100 milyar kilowatt-saat elektrik üretebilecek yerli linyiti beklerken, mevcut kurulu gücün yüzde 18’i düzeyinde olan ithal taş kömürü santralleri inşası için yeni lisans verilmiş.

4-) Halen yüzde 98’ini ithal ettiğimiz bir kaynak olan doğal gazda mevcut kurulu gücün yüzde 28’i oranında yeni doğal gaz santrali lisansı verilmiş.

Şimdi Sayın Taner Yıldız, kendi kurdukları ekonomik düzen sebebiyle mecbur olduğumuz döviz kurlarındaki yaşanan artışı suçlamak yerine kendisi ve AKP yönetimi ile Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı eleştirse daha gerçekçi olur.

Türkiye’yi her geçen gün gittikçe zorlaşacak ve ağırlaşacak bir ekonomik kriz bekliyor.


ODA TV
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner80

banner87

EMEKLİLERİN TÜM UMUDU SUYA DÜŞTÜ
AKP Grup Başkanı Abdullah Güler, en düşük emekli maaşının 10 bin TL'den 12 bin 500 TL'ye yükseldiğini...

Haberi Oku