CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 107'sı tutuklu 402 sanıklı İBB davasında, Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Hasan Fehmi Demir, “mahkeme heyetinin bağımsız ve tarafsızlığını yitirdiği” gerekçesiyle reddi hakim talebinde bulundu.

İBB'ye yönelik yolsuzluk iddiasıyla açılan ve aralarında CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 107’si tutuklu 402 sanıklı davanın ilk duruşması, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Silivri’deki Marmara Açık Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesindeki 1 No’lu salonda görülüyor.

Duruşma, yaşanan gerginliğin ardından verilen ara sonrası devam ediyor. Aranın ardından ilk olarak sanık avukatlarının usule ilişkin talepleri alındı.

Ekrem İmamoğlu’nun avukatlarından Hasan Fehmi Demir, mahkeme heyetinin “bağımsız ve tarafsızlığını yitirdiği” gerekçesiyle reddi hakim talebinde bulunarak, şunları kaydetti:

"Darbecilerin sembolik makamı Silivri’deyiz. Güvenlik adı altında çıkarılan engelleri aşarak, her bir sanığa bir jandarma görevlisinin düştüğü ve iletişim olanaklarından mahrum bırakıldığımız bir ortamda bulunuyoruz. Gereksinimlerimizi asgari ölçüde dahi karşılama olanağı bulamadan karşınızdayız. Dilerseniz bir defaya mahsus olmak üzere resmi otomobillerinizle bu binaya gelin ve size tahsis edilmiş girişler dışında bizimle birlikte o kapılardan geçin. Bu ortamın yaratılmasında heyetinizin payı büyük, fakat siyasi iktidarın da hakkını yememek gerekir. Silivri’deki bu yargılamalar Ergenekon davasıyla başladı. Daha sonra Balyoz davası için kullanıldı. İçinde bulunduğumuz binanın tarihi bundan ibarettir.

Korku iklimiyle iktidarlarını sürdüreceklerini sananlar, toplama kampları inşa etmekle meşguller. Tarihten hiç ders almayanların, dün olduğu gibi bugün de 'aldandık' diyeceklerinden en ufak bir kuşkumuz yoktur."

Avukat Demir, Ekrem İmamoğlu'nun, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde yüksek oy oranlarıyla seçildiğini, girdiği seçimlerin tamamından galip çıktığını belirterek, "Keza özgürlüğü için başlatılan kampanyada da milyonlarca insan kendisinin serbest bırakılması için çağrıda bulunmaktadır. Girdiği her seçimi kazanmış, yetişkin nüfusun üçte ikisinin teveccühünü kazanmış bir kişi, sabahın köründe yüzlerce polisle gözaltına alındı" dedi.

"İddianame kabul edildikten sonra mahkeme heyetinin değiştirilmesi hukuka aykırıdır"

İmamoğlu'nun sahte tutanaklarla tutuklandığını, adliyenin kuşatılmasının yanı sıra Silivri Kaymakamlığı'nın aldığı kararla Marmara Kapalı Cezaevi’nin bir kilometre çevresinde her türlü faaliyetin yasaklandığını ifade eden Demir, şunları söyledi:

"Duruşmaları canlı yayınlama sözü verenler ise çok kısa sürede sözlerinden dönmüşlerdir. Olağanüstü hal koşulları altında, bir cezaevi içerisinde, adeta toplama kampını andıran bir ortamda yürütülmeye çalışılan bu faaliyeti bir yargı faaliyeti olarak kabul etmiyoruz ve reddediyoruz. Heyet olarak İstanbul Adliyesi’nde uygun salon olmadığından söz edebilirsiniz. Aslında buna da gerek yoktur. Çok basit olarak bize 'Canımız böyle istedi' deseydiniz, bunu daha iyi anlardık. İmamoğlu, İstanbul Adliyesi’ndeki birçok dosyada tek başına sanıkken yine bu salonda yargılanmıştır. Türkiye yargı tarihinde görülmemiş şekilde bir idare mahkemesi davası dahi bu salonda görülmüştür. Amaç, gerçekleri kamuoyundan kaçırmaktır. Bu yargılamanın yargıçları da sizin gibi sorulmadan oluşturulmuş yargı kurulları ve heyetler tarafından belirlenmiştir. Adı dışında herhangi bir hukuki faaliyet sayılamayacak iddianame, kamuoyuna sızdırılan bilgilerle aynı gün mahkemeye gönderilmiştir. Mahkemenize geldiği gün, CMK’da düzenlenen açık bir karar verilmemiş olmasına rağmen iddianamenin kabul edildiğini görüyoruz. Mahkemeniz ve önceki üyeler açısından dava dosyasında iddianamenin kabulüne ilişkin bir kararın bulunmamasına rağmen kabul edildiği varsayılmıştır. Ardından mahkemenizin üç üyesi başka mahkemelerde görevlendirilmiş, yerlerine üç yeni üye atanmıştır. İddianame kabul edildikten sonra mahkeme heyetinin değiştirilmesi hukuka aykırıdır. Bu tasarrufu kabul etmiyoruz. 40. Ağır Ceza Mahkemesi iki başkan ve iki ayrı heyetten oluşur hale getirilmiştir. Bu durum da kanuna aykırıdır. Kabul etmiyoruz.

"Tutukluluk durumunu değerlendirirken sayın heyetinizin ezbere şekilde ret kararları verdiğini görüyoruz"

İddianame diye önümüze konulan metin, hukuki denetimi imkansız kılan hacmiyle hakikati boğan; sanığın ne yaptığını değil, ne yapmış olabileceğini ileri süren bir evraktan ibarettir. Bugün duruşmaya çıkarken okumadığınız, aslında kimsenin okumadığı bir metin haline gelmiştir.

Ne yapılmak istendiği gayet açıktır: Olmayanı varmış gibi gösteren, mantık hatalarıyla dolu, soyut iftiraları temel alan bir evrak yığınıyla savunma etkisizleştirilmeye çalışılmaktadır. İddianame hiçbir müdafiye tebliğ edilmemiştir. Sadece sanıklara tebliğ edilmiştir.

Cezaevinde bir kişinin haftada yalnızca iki saat bilgisayar kullanma hakkı vardır. Buna rağmen sanıkların, ekleriyle birlikte yaklaşık 80 bin sayfayı 24 saat içinde incelemesi beklenmektedir. Bu mümkün müdür? Örneğin tutukluluk incelemeleri… Burada bulunan sanıklar arasında, infazı gereken süresi dolmuş çok sayıda kişi vardır. Bunların tutukluluk durumunu değerlendirirken sayın heyetinizin ezbere şekilde ret kararları verdiğini görüyoruz. Bu durum, bağımsızlık ve tarafsızlığınız konusunda kuşku duymamıza neden olmuştur."

Avukat İlkiz: "Hakim tarafsızlığına dair güveni artıracak davranışlar içerisinde olmalısınız ancak değilsiniz"

Avukat Demir’in ardından Mehmet Pehlivan ve Ekrem İmamoğlu’nun avukatlarından Fikret İlkiz de şunları söyledi:

"Ret talebine katılıyorum. Biz size acaba sırayı nasıl yapacaksınız diye sormasak bu konuda bize herhangi bir bilgi vermeyecektiniz. Biz öncelikle bir belirlilik arıyoruz ama size belirlilik konusunda güvenmiyoruz. Yani heyetinize güvenmiyoruz. 26 Aralık 2025’ten beri siz sıranın nasıl olacağını biliyorsunuz ancak neye göre sıralama yaptığınızı bilmiyoruz. Bizimle görüşmediniz evet ancak sıralama konusunda ‘görüşümüz bu’ diyebilirdik. Biz görüşülmeyecek insanlar değiliz. Biz savunmayız, biz avukatız. Kaç sayıda gazeteci alınmasına siz mi karar vereceksiniz, kamuoyunun haber alma hakkı vardır. Dolayısıyla kaç sayıda gazetecinin alınacağına gazeteciler karar verir. Köşenin en sonunu görüyorsunuz, gazeteciler orada. Dolayısıyla sanıkların yüzü görülmesin istiyorsunuz. bu bir yargılama değildir. Ret gerekçemizin içinde bunlar da var. Soruşturmanın kendisinden başlayıp önümüze iddianame denilerek konulan belge ve bugün burada yaşananlar dahil, bize biçtiğiniz değer ya da kıymet bu mudur? Mahkeme içerisinde ya da dışarısında yargı ve hakim tarafsızlığına dair güveni artıracak davranışlar içerisinde olmalısınız ancak değilsiniz. O yüzden reddediyoruz. Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından yargı ilkeleriyle ilgili ilkelere uymadığınız için de sizleri reddediyoruz."

Mahkeme başkanı talepleri almaya devam ederken Necati Özkan’nın avukatı Kazım Yiğit Akalın, "Reddiniz istendiği için ret konusunda karar vermeden duruşmaya devam edilemez" dedi.

Mahkeme Başkanı ise "Esasa ilişkin bir şey yapılmıyor zaten, usul talepleri alıyorum" diyerek, reddi hakim talebine ilişkin en sonda değerlendirme yapılacağını bildirdi, duruşmaya devam etti.

Sanık Fatih Keleş'in avukatı Baran Kaya da reddi hakim talebinde bulunarak, “Reddi hakim talebine katılıyoruz. Tensip zaptında gördük duruşmanın ne zaman yapılacağını. Bu da Savcılık makamı ile bir tahkikat komisyonu gibi hareket ettiğiniz izlemi veriyor. Bu yüzden tarafsız olduğunuzu düşünmüyoruz. Ayrıca kişiye özel muameleler de yapıldığını gördük tutukluluk incelemelerinde” beyanında bulundu.

Avukat Yazgan: "Fiilen ve fiziken buradayız. Duruşma başlamış olabilir; ancak bu, hukuka aykırı bir başlangıçtır”

İBB DAVASI: "HEYET, AVUKATLARIN REDDİ HAKİM TALEBİNİ REDDETTİ"
İBB DAVASI: "HEYET, AVUKATLARIN REDDİ HAKİM TALEBİNİ REDDETTİ"
İçeriği Görüntüle

Buğra Gökçe’nin avukatı Aynur Tuncel Yazgan da "Sanığın bilmesi gereken işlemlerle ilgili belgeler sanık ve sanık avukatlarından saklanamaz. Ancak hâlâ kovuşturmanın usulüne uygun biçimde başlamadığını ve sürdürülemediğini görüyoruz. Ben bu tarihe kadar MASAK raporunu görmedim mesela. Müvekkilim, bilirkişi raporuna göre tutuklu; ancak ortada MASAK raporu yok" dedi.

Duruşmanın nasıl başlayacağının belli olduğunu, duruşmanın başlatılabilmesi için iddianamenin kabul kararının okuması gerektiğini söyleyen Yazgan, şunları kaydetti:

"Böyle bir kabul kararı var mı, yoksa otomatik olarak kabul edilmiş mi sayıldı? Eğer kabul ettiyseniz, bu tutanağı UYAP’a yüklemeniz gerekir. Ben 40 yıllık avukatım, böyle bir şey görmedim. Kaleme gidiyorum, doğru düzgün bir cevap yok. Yoklama alınmadı. Nereden biliyorsunuz burada kim var, kim yok? Bu yoklamayı yapmadığınız için sonraki işlemleri de yapamamanız gerekir. Siz bizden, sanki kimlik tespiti yapılmış ve yoklama alınmış gibi, size güvenerek devam etmemizi istiyorsunuz. Oysa yapılan işlemler karşısında ben duruşmanın başladığını kabul etmiyorum. Kuyruksuz uçurtmaya benzeyen bir iddianame var. 3 bin 900 sayfalık bir iddianame; ancak bize sayfaları eksik şekilde ulaştı. 98 sayfa nerede? Bir yığın insanın şüpheli olduğu bu iddianamede, bu kadar kişi için istemler listesinin bulunması gerekiyordu. Siz kendi kendinize hüküm kuramazsınız. Oysa siz kendi kendinize bir listeleme yapmışsınız. Bu listeleme neye göre yapılmıştır? Bu iddianameyi nasıl değerlendirdiğinizi bilmek istiyoruz. Fiilen ve fiziken buradayız. Duruşma başlamış olabilir; ancak bu, hukuka aykırı bir başlangıçtır."

Kaynak: ANKA