Gerici kafanın yetiştirdiği zavallılardan başka türlü bir mantık beklemek, yurtseverlik beklemek hayalperestlikten başka bir şey değildir...
Fesli muhteremi hepiniz hatırlarsınız, kendisinden birkaç kez söz ettim bu köşede...
Saray’ın itibarlı konuklarındandı... Yazdığı kitapların, yaptığı televizyon programlarının, verdiği konferansların o çevrelerde pek itibarlı olduğu söylenir... Adı Kadir Mısıroğlu.
Konu Atatürk, Cumhuriyet, Lozan olduğunda ağız dolusu küfür ve hakaret etmesiyle, tarihi babasının malı gibi eğip bükmesiyle tanınırdı... Yıllar önce öldü.
Bu kadar yıl sonra niçin aklıma düştü peki? Yunanistan Başbakanı Miçotakis, burnumuzun dibindeki Meis Adası’nı ziyaret edip, 1947 Paris Antlaşması ile asker bulundurması yasaklanan adadaki askerlerini ziyaret etti!
Yalnızca bu olsa iyi, Yunanistan 23 adayı da İsrail’in verdiği silahlarla donattı. Haberi okuduğumda aklıma ülkemizdeki Yunan sever İslamcılar takıldı.
Bunların önde gelenlerinden biri de bu muhterem zattı. Ölümünden kısa bir süre önce yaptığı bir televizyon programında bu kez Kurtuluş Savaşı’na, o savaşın kahramanlarına dil uzatmıştı. Kurtuluş Savaşı bu muhteremin o kadar canını sıkmış, yüreğine o denli hançer gibi saplanmıştı ki, üstelik nasıl bir karşılık alacağının farkında olarak, “beni tefe koyarlar ama” girişi yapıp, şu pespaye cümleyi kurmuştu:
- Keşke Yunan galip gelseydi!
Pekii, Kurtuluş Savaşı bu zata niçin bu kadar batmış diye soracak olursanız, onun yanıtı da var tabii. Şöyle diyordu Fesli Kadir:
- Ne hilafet yıkılırdı. Ne şeriat yıkılırdı. Ne medreseler lağvedilirdi. Ne hocalar asılırdı. Hiçbiri olmazdı!
Bununla da yetinmiyordu fesli muhterem, Yunan yönetiminde ne kadar güzel yaşanacağının ipuçlarını da veriyor, o yönetimde şeriat mahkemelerinin olduğunu eklemeyi de unutmuyor ve şöyle bağlıyordu özlemle andığı Yunan hakimiyeti meselesini:
- Bizim gavur, elin gavurundan daha şiddetlidir!
İşte bu denli basitti! Bir halkın esaret altında inlemesi, kadınların, çocukların tecavüze uğraması, küçücük bir bölgeye “davar sürüleri” gibi sürülmesi hiç önemli değildi; ama hilafetin, şeriatın, medreselerin lağvedilmesi çok önemliydi... Yunan yönetiminde mutlu mesut yaşamak önemliydi!
- Yobaz kafanın vardığı çizgi buydu ne yazık ki!..
Gericinin ihaneti bitmez!
Aslında hiç şaşırtıcı da değildi!
Bunların ataları da böyleydi; Kurtuluş Savaşı’na da Mustafa Kemal liderliğindeki Kuvayı Milliye’ye de büyük nefretle bakan, Büyük Devrimci ve arkadaşları hakkında idam fetvası veren, İngilizci İslam-Teali Cemiyeti’nin başkanı olan Mustafa Sabri bunların başlıcalarından biriydi. Üstelik bu “dini bütün”, İslamcı zat, Büyük Mason Locası üyesiydi!
Bu herif-i naşerif, Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey’in idam fetvasını veren, Yıldız Sarayı’nda Vahdettin başkanlığında toplanan Meclis-i Ali’de Sevr Antlaşması’nın kabulü yönünde görüş bildirenlerden de biriydi aynı zamanda!..
Bu hain Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasının ardından ailesiyle birlikte Gümülcine’ye kaçtı. Evet, bugün “keşke Yunan galip gelseydi” diyen Mısıroğlu’ndan neredeyse bir asır önce Yunanistan’a kaçan kişi Mustafa Sabri’ydi! Orada gazete çıkartan, Türk devrimlerine akıl almaz saldırılarda bulunan bu herif, Türkiye ve Türkler için de en ağır ve alçakça hakaretleri savurmuştu. Türk Hükümeti tarafından 150’likler listesine alındıktan sonra yazdığı şiirde şöyle demişti:
- Ben de ayniyle reddedip Türk’ü/ Tövbe yarabbi tövbe Türklüğüme/ Beni Türk milletinden addetme.
Bugün farklı mı sanıyorsunuz?
Bir asır önceden örnek verdik, bugünden vermezsek eksik kalır!.. Kadir Mısıroğlu ile aynı fikirleri paylaşan Abdurrahman Dilipak yıllar önce bir mitingde şöyle demişti:
- Necef benim için Çanakkale’den bin kat daha faziletlidir!
Doğru tabii, eğer Çanakkale geçilseydi İngilizler doğruca Rus Çarı Romanov’un yardımına koşacak, Sovyet Devrimi başlamadan boğulacak, böylece Kurtuluş Savaşı doğmadan ölüme mahkûm edilecekti!
- Cumhuriyet’e karşı şu nefrete, şu mandacı zihniyete bakar mısınız?
Yine yıllar önce bir televizyon programında, tesettürlü bir genç kız, Kurtuluş Savaşı’na verip veriştirmiş ve şu sözleri söyleyebilmişti:
- Keşke İngiliz mandası altına girseydik!
Gerici kafanın yetiştirdiği zavallılardan başka türlü bir mantık beklemek, yurtseverlik beklemek hayalperestlikten başka bir şey değildir...
- Yobazın vatan diye bir sorunu yoktur!..