TARIM CEPHESİNDE BİR GÖZÜ KARA NEFER!
1986 yılında Eskişehir Mahmudiye’de doğdu…
Ailesi hayvancılıkla geçindiği için çocukluğu onlarla iç içe geçti… Sonuçta, hayvanlara karşı büyük sevgisi nedeniyle veterinerlik okumaya karar verdi…
Veterinerlik Sağlık Teknisyenliği Meslek Lisesi’ni 2004 yılında bitirdi. Yıllarca çeşitli kentlerde kooperatiflerde, birliklerde sağlık teknisyeni olarak çalıştı.
2012’de Kütahya’da çalışırken aylık 5-6 bin lira geliri elinin tersiyle itip memleket hasretiyle Mahmudiye’ye geri döndü.
–Doğduğu yerde müthiş bir dönüşümün mimarı olacağının farkında bile değildi haliyle!
Eskişehir Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği’nde işe başladı. Uzmanlık alanı olan suni tohumlamayı yapıyordu. Böyle devam ederken Tarım Bakanlığı süt işleme tesisi kuracak olanlar için yüzde 50 sorgusuz sualsiz hibe vereceğini duyurdu…
Sağlık teknisyeni Güner Özer bu habere çok sevinmişti. Çalıştığı kurumun parası da yeterli bütçesi de vardı. Oturup, dört başı mamur bir proje hazırladı.
Birlik yöneticilerinin dahi haberi yoktu henüz. Organize sanayi Bölgesi’nde hazır bir bina işini de çözdükten sonra birlik yöneticilerinin karşısına çıktı ve dosyasını önlerine koydu.
Yönetimin çok mutlu olacağını, projeyi hemen kabul edeceğini düşünürken tam tersi oldu:
–Biz burada 5-6 kişiyle küpeleme faaliyeti bile yürütemiyoruz. Bir de başımıza fabrika çıkartıyorsun. Böyle şeytani icatlar yapıyorsun. Bir daha toplantılara gelme!
Üzülmeyi, dövünmeyi bir kenara bıraktı. Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek yalnızca 6 gün içinde Mahmudiye, Çifteler ve Han İlçeleri Süt Birliği’ni kurdu!
Kurucu üyelerin giriş aidat ödemesi gerekiyordu ancak üyeler “biz sana güvendik imza attık ama bizden para isteme” diyordu. Yeter ki birlik kurulsun düşüncesi ile ona da “eyvallah” dedi. Birlik kuruldu, tabela asıldı, açılış yapıldı.
–Ancak Güner Özer’in cebindeki para da suyunu çekmişti!
“Halkın önünde suratıma tükürün!”
İşte tam o sırada bir mucize gerçekleşti…
2014 yerel seçimlerinde Türkiye genelinde 6 ilçede yapılan seçimler iptal edildi. Bunlardan biri de Mahmudiye ilçesiydi! Küçücük ilçeye bakan, milletvekili, bürokrat yağmuru başladı. Üretici birliği tabelasını gören tüm siyasiler oraya koşuyordu…
Zamanın tarım Bakanı Mehdi Eker de gelenler arasındaydı. Güner özer bir fırsat yaratıp bakandan “süt soğutma tankı” istedi. Yanıt olumsuzdu, Bakan Eker şöyle diyordu:
–Gittiğim her yerde benden aynı şeyi isterler, ben de veririm, daha sonra atıl vaziyette kaldığını görür üzülürüm. Başka bir şey iste, para iste, süt tankı isteme!
Genç teknisyen aynen şu karşılığı verecekti:
–Sayın bakanım, ben veteriner sağlık teknisyeniyim. Ne yapacağımı biliyorum. Lütfen bu tankları bize verin. Bir yıl sonra müfettişlerinizi gönderin, eğer atılsa, kullanılmıyorsa, Mahmudiye halkı önünde suratıma tükürün!
Bakanın emriyle ertesi sabah üç adet süt soğutma tankı teslim edilmişti bile! Ancak hala para yoktu. Özer arabasını 32 bin liraya sattı. Soğutma merkezi hayata geçirildi. Nakliye organizasyonu yapıldı.
–1 Ocak 2015’te günlük 27 ton sütle işe başlandı!
Halk süt-halk yumurta-halk et!
Sonrası adeta “mutluluğun resmi” tablosuydu!
Kurulduğunda 150 TL kira parasını bile ödemekten aciz Süt Üreticileri Birliği, ilk ayda tam 32 bin lira kar etmişti. Tam da Güner Özer’in arabasını sattığı fiyattı bu! Peki o alacağını aldı mı? Evet aldı ancak 2 yıl sonra! Çünkü kazanılan parayla veteriner kliniğini açmışlardı! Güner, iki yıl süreyle bir TL maaş da almamıştı!
Bu hikaye bitmedi, büyüyerek devam ediyor… Ben bu insanı coşkuyla dolduran, gözlerini yaşartan tarım savaşı hikayesini sevgili arkadaşım, Ali Ekber Yıldırım’ın “Yeni Tarım Düzeni” kitabından aldım. Güner Özer’i tanımıyorum ancak çok iyi tanıdığımı hissediyorum…
Yıldırım’ın kitabı piyasaya çıktığında, Güner Özer ve üretici arkadaşları, ayran, yoğurt, tereyağı, kaşar peyniri süt ürünleri üretmek, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ile birlikte “Halk Süt” ve “Halk Yumurta”nın yanına “Halk Et” markasını koymak için çaba gösteriyordu.
Ali Ekber, “Güner Özer’i dinlerken, 2014-2019’larda değil, sanki 1919’larda, 1920’lerde Milli Mücadele’den bir kesit dinliyormuşum gibi geldi” diye anlatıyor bu başarı öyküsünü… Aynı duygularla okudum ben de…
Ali Ekber Yıldırım’ın kitabında yalnızca Güner Özer değil, başka kahramanlar da var. Dünyada bir çok ülke çiftçisine milyar dolarlar akıtırken, bu kahramanlar tüm yokluklara rağmen büyük başarılara imza atıyorlar!
–Anadolu’nun tarım savaşını da bu başarı öykülerini artırarak kazanacağız!
(Yeni Tarım Düzeni- Pandemi- İklim Krizi ve Gıda Egemenliği SİA Kitap)
https://twitter.com/umit_zileli