Dervişoğlu: “Ne Mutlu Türk’üm Diyene” diyemeyen birinin aramızda yeri yoktur… Partimizden ve milletvekilliğinden istifasını bekliyorum”

İYİ Parti Ankara Milletvekili Ahmet Eşref Fakıbaba önceki gün hem partisinden hem de milletvekilliğinden istifa etti…

Ülkemizde pek rastlanan bir durum olmadığı için ilgi çekti doğal olarak… Niçin istifa ettiğini zaten kendi açıklamasından öğrendik:

- İYİ Parti’ye geçerken “Ne Mutlu Türk’üm Diyene” dememişimdir. “Türkiye milliyetçisiyim” demişimdir.

Bunun üzerine Müsavat Dervişoğlu “Ne Mutlu Türk’üm Diyene” diyemeyen birinin aramızda yeri yoktur… Partimizden ve milletvekilliğinden istifasını bekliyorum” açıklaması yaptı. Fakıbaba da aynen böyle yaptı!

- Öncelikle “Bravo” demek, “istifa” sözcüğüne “de” ekleyerek “istifade” edenlerin ülkesinde böyle bir harekette bulunan Eşref Bey’i kutlamak istiyorum!

Ancak istifa gerekçesini çok tuhaf buldum; binlerce yıllık “Türk” sözcüğünün neresine alerji duyduğunu anlamaktan aciz kaldım… O hâlde Türk nedir, Türk kimdir, bunu bir kez daha anlatmak gerek diye düşündüm.

- Biliyorsa belki bir kez daha düşünür, bilmiyorsa da öğrenmiş olur!

Binlerce yıllık mazi!

Anlaşılsın diye önce bilimsel izahat…

“Türk” adı, birilerinin bir yerlerinden uydurduğu, sonra da üstüne yattığı “üfürükten tayyare” türü bir yakıştırma değildir!..

“Türk” adının bir topluluk ismi olarak ilk defa Göktürk Yazıtları’nda kullanıldığını biliyor muydunuz?.. Bitmedi; Çin yıllığı Çou-Gu’da Göktürk birliğini göstermek üzere MS 542 ve 545’te Batı Wei İmparatoru T’ai-Tsu tarafından Göktürk Bey’i Bumin’e elçi göndermesi münasebetiyle Türk adının kullanıldığını biliyor muydunuz?

Tarihçilerin bir bölümü bu nedenle Türk sözcüğünü bu tarihten itibaren başlatırlar!

Mesela ünlü Macar tarihçi Vambery, Türk adının “türemek” manasında olan “Türe ya da Törü” sözcüğünden geldiğini ve “yaratılmış mahluk” anlamı taşıdığını yazmıştı. Vambery’e göre bu sözcük önce “Törük” sonra “Türük” en sonunda ise “ü” harfinin düşmesiyle Türk halini almıştı!

Bu açıklama akla hemen Göktürklerin, Ergenekon’dan çıkışı anlatan “Türeyiş Destanı”nı getirmiyor mu?

- Demek ki, Türk adının binlerce yıllık bir geçmişi bulunuyor!..

Türk hareketi sayesinde bu sözcük Anadolu’da da yaygınlaşacak, benimsenecekti.

Anadolu’ya verilen isim!

Gelelim “Türkiye” meselesine…

Bu isim Anadolu topraklarına ilk kez İtalyanlar, Cenovalılar ve Venedikliler tarafından 12. yüzyılda verildi. Türklerin coğrafyası anlamındaki bu sözcük onların dilinde şöyleydi:

- Turchia ya da Türmeniya…

Osmanlı Devleti 19. yüzyıl sonuna dek bu sözcüğü benimsemedi, kullanmadı. Kullanılan isimler şöyleydi:

– Devlet-i Aliyye, Devlet-i Osmaniye, Memalik-i Şahane, Diyar-ı Rum.

Ancak diğer tüm devletler bu sözcüğü yüzyıllarca kullandı. 1800’lerin sonundaki ünlü Jön Türk sözcüğü resmi olarak ilk kez 1921 Anayasası’nda yer aldı. 1923’te Cumhuriyetin ilanıyla birlikte yeni devlet bu isimle dünyaya ilan edildi:

- Türkiye Cumhuriyeti!

Bu millet neredeyse asırlık Cumhuriyet sürecinde bu ismi gururla taşıdı. Hiç kimsenin, hiçbir hükümetin aklına “Neden bu isim?” sorusu gelmedi…

Bir tuhaf Türk alerjisi!..

2002’de şimdiki iktidarla tanıştık…

Yıllar birbirini kovaladıkça iktidarın zirvesinin tuhaf bir şekilde “Türk” adını kullanmadığını, hatta ağzına bile almadığını fark ettik…

Türk ismi sanki bu devletin adı değildi de etnik gruplardan, milliyetlerden birinin adıydı!

Arşivleri açıp bakarsanız, bu konuda yazılan yazıları, konuşmaları, tartışmaları, açıklamaları kolaylıkla bulabilirsiniz!

Bu da yetmedi; kamu bankalarının, kamu kuruluşlarının tabelalarından da “Türkiye”, “Türk” sözcükleri silinmeye başladı.

Haa, bir de bu duruma pek sevinecek, bel büküp gerdan kıvıracak olanlar da vardı tabii…

Bu tür kurumlarda yer alan dönemin HDP’li muhteremleri de uzun zamandır “Türk” isminin çıkarılmasını talep ediyorlardı!

Yolları çakışıyordu demek ki!

Büyük tepki oluşunca bu karardan vazgeçildi…

- Ancak alerji sürdü gitti!

AKP’li Cumhurbaşkanı da sık sık “Türklüğü ayaklar altına almak”, Türk kavmini bir milliyet olarak görmek türünden açıklamalar yaptı uzun yıllar içinde…

2005 yılından itibaren zannımca yeni ortağı MHP’nin de katkısıyla bu tür deyişler maziye gömüldü…

Son zamanlarda milliyetçiliği kimseciklere bırakmayanların yakın geçmişine baktığınızda ister istemez bu türden “falsolar!”, “dil sürçmeleri!” çıkıveriyor karşınıza doğal olarak.

Ben çok severim arşivlere girip gezinmeyi…

- Çünkü arşivler asla yalan söylemez!