"....“Eser” dediği sapık fanteziler kitabının “kadının cinsel ilişki sırasında uygulaması gereken öğütler” bölümünde bakın ne diyordu muhterem:..."
Bu sütunda sık sık anlatırım…
Özellikle “İstanbul Sözleşmesi” bu iktidar tarafından lağvedildikten sonra kadın cinayetlerindeki artış akıl almaz sayılara ulaşma yolunda kararlılıkla ilerliyor!
Ancak saldırı yalnızca kadının bedenine yapılmıyor; aynı zamanda ruhu da yok edilmeye, diğer bir deyişle köleleştirilmeye çalışılıyor!
Bugün bu eylemlerden çok çarpıcı bir örneği paylaşmak istiyorum…
Yıllar önce Kütahya Belediyesi yeni evlenen çiftlere evlilik cüzdanıyla birlikte bir de “eğitici” kitap vermeye başlamıştı, adı şöyleydi:
-Evlilik ve Aile Hayatı.
Yazarı, bir dönem Diyanet İşleri Başkanlığı’nda din görevlisi olarak çalışmış, bu tür “ilmi” eserler daha fazla kazandırıyor olmalı ki işinden ayrılıp bu “faideli” eserleri yazmaya koyulmuştu... Belediye bu kitaptan kaç adet bastırdı, bu efendiye hediyesi olarak ne ödedi bilemiyoruz, ancak arka kapağından ne tür bir “eğitim” verdiği gayet aççık, seççik ortaya çıkıyordu:
-Eğitim, terbiye, evlilik, cinsel mutluluk, aile içi hak ve sorumluluklar, aile içindeki geçimsizliğe sebebiyet verecek hususlar ve çözüm yolları...
Bu içerikte pek çok kitaba imza atmış olan muhteremin yeni evli çiftlere hediye edilen kitabını karıştırınca nasıl bir “belden aşağı” eğitim verdiğini, kadını nasıl aşağıladığını, yok saydığını, “cinsel mutluluktan” kastının kadının erkeğe kölelik yapması olduğunu, kadının dayak bile yese (ki bunu çok önemli bir gereklilik olarak sunuyordu!) işveli, cilveli olması gerektiğini, son derece aşağılık “hurafeler” eşliğinde sıraladığını şıp diye anlıyordunuz!
“Eser” dediği sapık fanteziler kitabının “kadının cinsel ilişki sırasında uygulaması gereken öğütler” bölümünde bakın ne diyordu muhterem:
-Cinsel ilişkide kadın da arzulu olmalıdır. Çünkü kadınlar arzulamadan cinsel ilişki kurulursa çocuk ahmak olur...
Aynı bölümde, cinsel ilişki esnasında çok konuşmanın da iyi bir şey olmadığını vurgulayarak şöyle buyuruyor:
-Kadınlarınızla cinsi münasebette bulunduğunuzda çok konuşmayın. Zira çok konuşmadan ötürü sizler de veya doğacak çocuklarınız da dilsizlik-kekemelik oluşabilir...
“Kadın dövülebilir ilaç gibidir!”
Fanteziler kitabında en korkunç durumun kadının çalışması olduğu şöyle anlatılıyordu:
-Çalışma hayatında kadın işyerinde kocasından daha yakışıklı erkeği görürse gönlü ona kayabilir, kırsın dizini otursun...
Muhteremin öğütleri bununla da bitmiyordu; “zaten kadının çalışması faydasızdır. Ailede krize neden olur. Çalışma hayatı kadının kocasına karşı olan cinsel görevini olumsuz etkiler. Kadın ev işinde ve kocasının hizmetini görmede maharetli olmalıdır...
Tamamen eve kapatılmasını, yaşamdan kopartılmasını öğütlediği kadının ne zaman dövülmesi gerektiğini de şöyle öğütlüyordu:
-Kocası için süslenmeyen, erkeğin reisliğine itaat etmeyen kadın dövülebilir, kadına evin hakimini hatırlatır, ilaç gibidir!..
Hayata yalnızca “apış arasından” bakan, kadını yalnızca hizmet edecek, gönül eğlendirecek, cinsel fantezilerini karşılayacak ve çocuk doğuracak bir “mal” olarak tasvir eden yobazın çok eşlilik ile ilgili görüşleri de şöyleydi:
-Çok eşlilik yararlıdır, hatta huysuz karısı olan erkek kadını boşayıp başka bir erkeğe bela etmek yerine, ikinci bir eş alıp ilk eşin rekabet duygularını harekete geçirip onu dize getirse daha iyi olmaz mı?
Pekii, kadın dayaktan geçirildiğinde ne yapacaktı? Çok basit, işveli kıyafetler giyip, kocasına kahve götürüp gönlünü alacaktı!
Sapkın fanteziler kitabında “evlendirilmediği takdirde yoldan çıkacağı sezilen gençlerin izdivacında acele etmek gerekir” diye başlayan bölümde çocuk yaşta kızların evlendirilmesi de caiz gösteriliyordu tabii!
Tamamen erkeğin cinsel hayatı üzerine kurgulanmış, kadını ancak cinsel fantezileri karşılamakla mükellef bir köle konumuna indirgeyen bu “kitap” devletin resmi bir kurumu tarafından hem de evlendiği gün hediye olarak veriliyordu, iyi mi!..
-Böyle “eğitimden” geçirilmiş bir toplum nereye ulaşır, varın orasını da siz düşünün!