Dünya:
SAVAŞ KAPIDA, ORTADOĞU TOZ DUMAN

SAVAŞ KAPIDA, ORTADOĞU TOZ DUMAN

Suudi Arabistan ve İran'ın on yıllara dayanan çekişmesinde sıcak alanlar Lübnan ve Yemen. Suriye ve Irak'ta istediğini alan Tahran yönetiminin önünü kesmek isteyen Suudilerin hedefinde Hizbullah var. Riyad'da istifa eden Lübnan Başbakanı Hariri, Suudilerin kozları karşısında boyun eğdi. Dünyanın unuttuğu iç savaş ülkesi Yemen'de ise silahların uzun süre susması beklenmiyor. Savaş çıkması için bir kıvılcımın yeteceği hassas dengelerin kimin tarafından bozulacağı ise, şimdilik belirsiz.

Ortadoğu'da fırtınanın koptuğu Suudi Arabistan-İran ve Lübnan hattında istifalar, gözaltılar, ölümler ve savaş tehditleri yalnızca 72 saate sığdı.

'Suudilerin adamı' olarak bilinen Lübnan Başbakanı Saad el Hariri'nin Riyad ziyaretinde istifa ettiğini duyurması, ilk gök gürlemesi oldu.

Birkaç saat sonra iç savaş ülkesi Yemen'den Suudi Arabistan'a füze fırlatıldı. Peşinden Suudi Arabistan'da 11 prens, dört bakan ve birçok resmi görevlinin 'yolsuzluk' operasyonunda gözaltına alınmasıyla fırtına tüm bölgeyi sarstı. Ayrıca aynı akşam Yemen sınırında düşen helikopterde, Suudi Prensi Mansur bin Mukrin de vardı.

İki ezeli can düşmanı Suudi Arabistan ve İran ise, gelişmeler sonrasında birbirlerine savaş tehditleri savuruyor.

Toz bulutundan görüş mesafesinin düştüğü bölgede, aktörlere yakından bakmak gerekiyor.

Suriye'deki iç savaşa Hizbullah'la birlikte müdahil olan İran, Irak'ta da Şii milisler Haşdi Şabi ile cephedeydi. Suriye'deki cephenin karşı tarafında, Suudi Arabistan'ın desteklediği gruplar vardı. Tahran yönetimi, hem Suriye'de hem de Irak'ta halihazırda istediğini almış görünüyor.

Lübnan'da da mevcut tablo İran'ın istediği gibi. Ancak, 2005'te öldürülen Başbakan Refik Hariri'nin oğlu mevcut başbakan Saad'ın Suudi Arabistan'la derin bağları bulunuyor. Aynı zamanda Suudi vatandaşı olan Saad, Saudi Oger şirketi üzerinden büyük yatırımlara sahip.

Suudileri kızdıran hamleler

Ancak, son dönemde borç batağına saplanan Hariri, yönünü Suriye ve İran'a döndü. Enkaza dönen Suriye'deki inşaat projelerinden pay alıp ayağa kalkmayı planlayan Lübnan Başbakanı, geçmiş aylarda Suriye sınırındaki IŞİD teröristlerine Hizbullah güçleriyle operasyon yaptı. Arsel'deki operasyon, tam da ABD'nin Hizbullah'ı tasfiye etmeyi düşündüğü döneme denk geldi.

İran ise Lübnan'nın elektrik problemini 90 gün içinde sona erdirme vaadiyle Hariri'nin kapısını çaldı. Beyrut'ta Riyad ziyaretinden bir gün önce gerçekleşen randevuda Tahran temsilcisi Hariri'den Suudilere mesaj götürmesini istedi. Söz konusu mesaj, Yemen savaşının bitirilmesiydi.

Suudi Arabistan ve İran, Arap Yarımadası'nın en fakir ülkesi Yemen'de gayr-i resmi olarak neredeyse üç yıldır savaşıyor. İran'ın desteklediği Şii Husiler, ülkede geniş bir alanı kontrol ediyor. Riyad yönetimi ise, ülkeden kaçan Abdurabbu Mansur Hadi'nin arkasında duruyor. Aslında doğrudan adını koymak gerekirse, bu bir mezhep savaşı.

Beyrut ve Tahran buz kesti

İran'ın mesajlarıyla Riyad'a uçan Hariri, kendisini bitirme planları yapan Suudi'lerin kozlarına boyun eğdi. Çünkü yeni Veliaht Prens Muhammed  ve her şeyi tetikleyen istifasını açıkladı. İstifa ederken de İran ve Hizbullah'ı ağır sözlerle suçladı: "İran'ın gidip de korku ve yıkım bırakmadığı bir yer yok. Hizbullah direniş savaşçısı olduğunu iddia ediyor ama silahlarını Suriyeliler ve Yemenlilere doğrultuyor. Bize uzanan habis eller kesilecek."

Bu cümleler Beyrut ve Tahran'da depreme yol açarken, anında tüm Lübnan sokaklarında Hariri'nin Suudi Arabistan'da gözaltında tutulduğu dedikodusu yayıldı. Dedikoduya göre, Hariri gözaltına alınan prenslerle birlikte Ritz Carlton Oteli'nde tutuluyordu. Bu iddiaların doğru olmadığı bir süre sonra ortaya çıktı, Hariri bugün itibariyle Birleşik Arap Emirlikleri'ni ziyaret ediyor.

Suudi Arabistan, Hariri'nin lideri olduğu Gelecek Hareketi partisi ve Sünni blokun en önemli finansal destekçisi konumunda.

Başlarına ödüller kondu

Ortadoğu'daki neredeyse her sahnede rakip olan Suudi Arabistan ve İran'ın halihazırda kozlarını paylaştığı en önemli yer Yemen. Lübnan'da ise Suriye iç savaşıyla güçlenen bir Hizbullah gerçeği var.

400 milyar doları aşan anlaşmaların ardından ABD ve Suudi Arabistan, tüm silahlarını İran'a doğrultmuş durumda.

İran'ın bölgedeki kollarını kesmek ise ancak Hizbullah veya Husiler'in yok edilmesiyle sağlanabilir. ABD, geçen ay Hizbullah liderlerinin başına ödüller koyarak ilk adımı attı bile. Talal Hamiye ve Fuad Şükrü'yü yakalatanlara verilecek ödül 12 milyon dolar.

Göreve geldiğinden bu yana İran'la imzalanan nükleer anlaşmayı iptal etmek istediğini söyleyen ABD lideri Donald Trump, her fırsatta Tahran yönetimine suçlamalar yöneltiyor. Haziran ayı başında çıkan Katar krizinin hedeflerinden biri de İran'dı. Tahran'la birlikte 'teröre destek' vermekle suçlanan Doha yönetimi, beş ayı aşkın süredir tecrit altında tutuluyor.

Ortadoğu'daki düğüm ise, dünyanın unuttuğu Yemen'i bir kenara bırakırsak Hizbullah üzerinden çözülecek gibi görünüyor. Suudi Arabistan ve ABD'nin Hizbullah'a karşı bir diğer müttefiki ise, beklendiği gibi İsrail.

Savaş çıkması için bir kıvılcımın yeteceği hassas dengelerin kimin tarafından bozulacağı ise, şimdilik belirsiz.



DHA
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner80

banner87

SKANDALIN BELGELERİ ORTAYA ÇIKTI
NATO'nun Norveç'teki Trident Javelin tatbikatı sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı...

Haberi Oku