Gündem:
HDP'nin 1 KASIM SEÇİMİ BİLDİRGESİ

HDP'nin 1 KASIM SEÇİMİ BİLDİRGESİ

HDP'siz bir Türkiye'nin olamayacağını söyleyen Demirtaş, "Bir an HDP'siz bir Türkiye düşünün. HDP'nin olmadığı bir Türkiye hayal edin. Öyle bir Türkiye tehlikeli sulara sürüklenen bir gemi gibidir. Risk altında olur. Bugün eğer bu gemi, bu kadar saldırıya rağmen bu kadar badireye rağmen batmıyorsa, alabora olmuyorsa HDP'nin bu gemide sağladığı dengeden dolayıdır. HDP'yi bu gemiden atmaya, dışlamaya çalışanlar şunun farkında olmalılar. HDP bu gemide olmazsa gemi batar. Sizler hep birlikte bu gemide olanlar hep birlikte batarız. Türkiye'nin HDP'ye ihtiyacı var" dedi.





HDP seçim bildirgesinin açıklandığı toplantıda ilk sözü Figen Yüksekdağ aldı.

FİGEN YÜKSEKDAĞ'IN KONUŞMASI

İşte böyle başlamıştı her şey. Güzel başlamıştı, güzel devam etmişti. Siyasi iktidarın ve sarayın hırsı Türkiye’nin aydınlanan geleceğini karartmadan önce, savaş başlamadan önce, hırsızlıkların üstü kanla örtülmeden önce umut vardı, coşku vardı, neşe vardı. İnsana inanç, geleceğe inanç vardı. HDP büyük insanlığın o büyük yürüyüşünü başlattığında saflarımızda buluşan o büyük enerji, Türkiye’ye yeni bir ufuk açmıştı.

Karanlığın en yoğun olduğu bir aşamada ufukta beliren bir ışıktı ve umuttu HDP. HDP sadece bir kişi, bir lider, bir örgüt değildi. HDP, yani bizler bütün Türkiye Kürdistan halklarının çoğulluğunu temsil ediyordu. Yıllar boyunca birbirinden koparılan Türkiye halklarının nasıl bir araya gelebileceğini gösteriyordu. Türkiye toplumunun, halklarımızın yeni bir ışıkla aydınlanmasını istemediler. Çünkü karanlıkla beslenenler çünkü iktidarlarını zorbalık ve zulüm ve kan üzerinden kuranlar aydınlıktan ışıktan korkarlar.


Ama bizler geride bıraktığımız dönemde 7 Haziran’daki büyük seçim başarısını elde etmeden önce bu ışığı görmüş ve etrafında buluşmuştuk. İşte tam da bu süre içerisinde biz 7 Haziran’a varmadan önce bütün Türkiye halkları değişimin öz gücü olduğunu gördüler.


Sorun çözmek değil, sorun üretmekten başka hiçbir şey yapmayan siyasi iktidar vardı. Sonra bütün Türkiye halkları HDP ile birlikte bizler olarak değiştirme gücünü kuşandı. İşte HDP, 7 Haziran başarısıyla beraber Türkiye’de demokrasi geleceğinin adresi oldu. Her türlü saldırıya, kuşatmaya, ablukaya rağmen, HDP ve onun milyonlardan oluşan gönüllüler ordusu yani bizler, kadınlar gençler işçiler emekçiler köylüler LGBTİ bireyler ve tüm ezilen halklar ve inançlar…


Hiçbir zulüm saltanatının yıkılmaz olmadığını gösterdiler. Hiçbir saldırı aygıtının ve sonu gelmeyeceği, gitmeyeceği düşünülen hiçbir iktidarın yara almaz ve baki olmadığını gösterdiler. İşte 7 Haziran seçim sonuçlarının en büyük başarısı buydu. HDP’nin ve bizlerin en büyük başarısı buydu. Mümkündür ve başarabiliriz. Başka bir dünya, başka bir Türkiye mümkün.


İşte esas korktukları da buydu. Onları çığırından çıkaran da Türkiye toplumunun bu kadar güçlü biçimde demokrasi kültürüyle buluşmuş olmasıydı. 7 Haziran’da ne gördüler biliyor musunuz? Karşılarında güdemeyecekleri, baskıyla yalanla yönetemeyecekleri bir halk olduklarını gördüler. Bu iktidar sahiplerini, saltanat sevdalılarını en fazla ürküten şey olmuştur. Bütün diktatörlerin en büyük korkusu budur, yönetemedi halk.


“YİNE BAŞARAMAYACAKSINIZ”

7 Haziran sabahından itibaren sanki o gün seçim sandıklarına gidilmemiş gibi davrandılar. Bugün de aradan 6 ay geçtikten sonra Türkiye halkları tekrar seçimle karşı karşıya. 7 Haziran seçim yenilgisini hazmedemeyen saray ve AKP iktidarı, 1 Kasım seçimlerinde iktidar hırsını tatmin edecek daha büyük ve başarılı bir sonuç elde etmeyi düşünüyor. Yine başaramayacaksınız. 7 Haziran günlerinde de söyledik. Bugün yeniden söylüyoruz. Sizin günleriniz doldu, sizin süreciniz bitti. Artık Saray ve AKP hükümetinin siyasi anlayışı Türkiye’nin tarihinde ve geçmişinde kalacak bir örnek ve süreç olacak. Türkiye kendi geleceğini 7 Haziran’da seçti. Çoğulculuğu seçti, yönetime katılmayı ve kendi özyönetim gücüyle yaşamın siyasetin toplumsal yönetimin bir parçası olmayı seçti. Türkiye toplumu 7 Haziran’da bu kadar güçlü bir seçimi yaptıktan sonra hiçbir saltanat bu seçimi değiştiremez.

Saray ve AKP hükümeti seçimle işbaşına geldiler. Ama seçimle gitmek istemediler. Seçimle iş başına gelenler bugün savaşla yeniden yönetime gelmek, yeniden tek başına iktidar olacakları bir sonuç elde etmek istiyorlar. 7 Haziran’dan itibaren başlatılan savaşın, halklarımızın itildiği çatışma kan ve ölüm gözyaşının tek nedeni vardır, Saray’ın iktidar hırsı ve o iktidarı sürdürmek için mevcut egemen siyasetin her şeyi göze alması.


HDP barajı geçerse eğer Türkiye’de kaos olur demişlerdi. Seçimlerden sonra da gözümüzün içine baka baka, eğer 400 vekili verseydiniz bütün bunlar yaşanmayacaktı dediler. Bütün bu savaş çatışma ölümler olmayacaktı dediler. İşte bu kadar yüzsüzce ilan edilmiş bir savaş var karşımızda. Yüzlerce insanımızın ölümüne yol açan sadece 7 Haziran seçim sonuçlarından sonra 22 çocuğun katledilmesine yol açan çok koyu bir karanlığa, savaşa ve ölüm siyasetine mahkum edilmiş durumda Türkiye. 400 vekili vermeyenlere, 400 vekil isteme yüzsüzlüğü gösterenlere ders verme cesareti gösteren halklarımıza bugün savaşla, zulümle ve çatışmalarla cevap veriliyor. Siyasi iktidar kaybettiği her yerde, Kürt illerinde yenilgisinin faturasını halklarımıza çıkartmaya çalışıyor.


“DÜN DE BARIŞ DEDİK, BUGÜN İNADINA BARIŞ DEDİK”


İşte bu karanlık koşullar içerisinde, bizlere dayatılan, bu savaş ve çatışma günleri içerisinde yine bizim sözümüz, bizim eylemimiz dün olduğu gibi gayet net ve güçlü olacak. Dün de barış dedik, bugün inadına barış dedik. Dün bizler ve HDP dedik, bugün inadına beraber inadına HDP diyoruz. Dün büyük insanlık dedik ve gelecek yürüyüşüne çağırdık. Bugün büyük insanlık ve büyük barış diyoruz.


Dün başaramayacaksınız, sizi başkan yaptırmayacağız dedik. Bugün de yine başaramayacaksınız, sizi diktatör yaptırmayacağız. Savaştan bu yana bütün Türkiye halkları acıyla ölümle sınandı yeniden. Suruç’ta Silvan’da Varto’da… Türkiye’nin dört bir yanında karanlık katliamcı saldırılarla karşı karşıya kaldık. Türkiye’nin umudu ve demokratik siyasi ekseni olan bir partiye, HDP’ye kıyıcı yıkıcı saldırılar gerçekleştirildi. İktidarı kazanamayanlar bütün Türkiye’de iç savaş çıkarmayı göze aldılar. Sadece Kürt olduğu için yurttaşlarımızın sokaklarda işyerlerinde evlerinde linç edilmesine yol açacak saldırıların talimatını verdiler. Hala da talimat vermeye devam ediyorlar.


Basın kuruluşlarına, basın mensuplarına, kadınlara, gençlere, halklara, çocuklara kendilerinin karşısında duran onlar gibi olmayan, olmamakta direnen bütün halklarımıza savaş açmış bir iktidar var karşımızda.


“1 KASIM’DA, SARAY’I BARIŞ ALTINDA BIRAKACAĞIZ”


Bugün onlara en esaslı cevabımız şudur. Biz işte tam da bugünlerde 1 Kasım’da, Saray’ı barış altında bırakacağız. Halklarımızın barış ve çözüm iradesini kabullenmeyi öğrenecekler. Demokrasi kültürüne göre hareket etmeyi, çoğulcu siyaset yapmayı öğrenecekler. Bu iradeyi dikkate alacaklar. Eğer öğrenmiyorlar, dikkate almıyorlarsa gidecekler. Söylediğimiz her sözün arkasındaki irademizi, çabamızı, emeğimizi ve kararlılığımızı her koşul altında koruduk. Bugün de işte bize dayatılan bu seçim karşısında, 1 Kasım seçim sandıklarında da 1 Kasım seçim anından sonra da yeni bir yaşamı geleceği, hep birlikte inşa edeceğimiz sözünü veriyoruz. Bugün yeniden HDP, yeniden bizler olarak daha büyük kazanmanın sözünü veriyoruz.

BANA KATILACAĞINI BİLİYORDUM

Yüksekdağ’ın sözünü bitirmesinin ardından Demirtaş, Yüksekdağ’ı işaret ederek “Doğru söyledi” dedi. Bu sözlere Yüksekdağ, “Bana katılacağını biliyordum” cevabını verdi.

SELAHATTİN DEMİRTAŞ’IN KONUŞMASI

İşte Yüksekdağ’dan sonra söz alan Demirtaş’ın açıklamalarından satır başları:


Türkiye gibi bir cadı kazanı, Türkiye gibi bir kan deryası ve siyasetin bu kadar kirlendiği bir ortamda biz niye varız? HDP işte biraz önce sayın eş başkan ifade etti, bütün bu karamsar tabloyu aydınlatmak için yola çıkmış biricik halk partisi. Bizler varız, toplumsal bir ihtiyaç sonucu ortaya çıktık. Ezilen yığınların sesi olmak için yola çıktık. Ortak vatan olarak bellediğimiz bu topraklarda yepyeni bir yaşam kurmamız gerekir diyerek yola çıktık. Partimizi tıpkı Türkiye gibi, rengarenk bir çiçek bahçesine inşa ettik.


“BÜYÜK ACILAR ÇEKTİK, EVLATLARIMIZI KAYBETTİK”

Bizi yönetenler hep iki seçenek sundular. Ya teklikte buluşacağız dediler ya da terk edeceksiniz dediler. Sürgünle işkenceyle katliamla eziyetle bize ikinci seçeneği dayattılar ve biz maalesef bu iki seçenek yani inkar ve isyan kısır döngüsü arasında çok uzun yıllardır büyük acılar çektik, evlatlarımızı kaybettik, emek kaybettik.

Şimdi HDP bu iki seçeneğe mahkum değiliz diyen üçüncü seçenek için yola çıktı. Biz birbirimizden farklıyız. Kürt olarak doğduk, Türk olarak. Ermeni, Azeri olarak. İnançlarımız birbirinden farklı olabilir. Bizler cinsiyet olarak birbirimizden farklıyız. Temsil ettiğimiz kültür medeniyet farklı. Son derece normal. Biz insanlığın ilk var olduğu coğrafyada yaşıyoruz. Kuzey kutbu değil burası, Mezopotamya Anadolu toprakları. Onlarca medeniyetin mirasçıları olarak buradayız. Bizi teklik etrafında birleştirmeye çalışmak, büyük bir hataydı. Ve bu hataya karşı direniş ortaya konulması da o kadar meşruydu.


“BİZ BUNLARA MECBUR DEĞİLİZ”

Teklik politikalarına karşı birlik politikalarını savunduk. O nar gibi dediğimiz, bir kabuğun içinde binlerce tane, birbirini zorlamadan, bir arada nasıl yaşanabileceğini gösteren, nar tanesi gibi. Bir arada yaşayabiliriz dedik.  Yer üstünde yer altında kültürel doğal zenginliklerimizle insan yapımızla eşsiz bir ülkede yaşıyoruz. Ama çok mutsuzuz, huzursuzuz. Ama biz bunlara mecbur değiliz. Yoksullar ordusu olarak bunu bir kader olarak belirleyemeyiz. Bütün bunları birbirimize karşı acımasız birer argüman olarak her gün suçlama aracı da yapmayız yapamayız. Siyasetin dilini de biçimini de değiştirmek zorundayız.

PKK’YA MESAJ MI?

Demirtaş konuşmasında Gandhi'nin, "Adaletsiz rejimi adaletle yıkınız ve alkışlar önüne kansız elle çıkınız" sözünü hatırlatarak, "Biz bugüne kadar halkların yararına her kim olumlu ne iş yaptıysa, taş üstüne kim taş koymayı başardıysa onlara ancak teşekkür edebiliriz. Ama yolun bundan sonrasına HDP ile devam edeceğiz" dedi.

Demirtaş'ın bu sözleri "PKK'ya mesaj" olarak yorumlandı. HDP'nin 1 Kasım için hazırladığı seçim bildirgesini açıkladığı toplantıya, Eş Başkan Selahattin Demirtaş'ın sözleri damga vurdu.

Hindistan’ın efsanevi lideri Mahatma Gandhi’nin “Adaletsiz rejimi adaletle yıkınız ve alkışlar önüne kansız elle çıkınız" sözünü hatırlatan Selahattin Demirtaş, "Biz bugüne kadar halkların yararına her kim olumlu ne iş yaptıysa, taş üstüne kim taş koymayı başardıysa onlara ancak teşekkür edebiliriz" dedi. Demirtaş'ın kritik cümlesi ise şu oldu; "Ama yolun bundan sonrasına HDP ile devam edeceğiz...."

Demirtaş’ın bu sözleri, “PKK’ya mesaj” olarak yorumlandı.

“BUGÜNLER ÇOK KISA SÜRE İÇİNDE GEÇECEKTİR”


Siyaset bunun için siyasi partiler bunun için kurulmamıştır. İşte biz HDP olarak siyaset toplum için, toplumun mutluluğu için varsa anlamlıdır diyerek yola çıktık. Toplumdaki temel bütün mesele ve başlıklarda büyük bir değişim, tarihsel süreciyle karşı karşıyayız. Bir geçiş dönemi yaşıyoruz. Bunları yaşamak zorunda değildik elbette ki. Ancak geçiş sürecinin demokratik bir kazanıma dönüşmesi için sabırla metanetle birlikte çalışmaya ihtiyacımız var. Emin olun ki bugünler çok kısa süre içinde geçecektir.


1 Kasım akşamı 7 Haziran’dan daha büyük bir güneş doğacak. Bize oy versin ya da vermesin bütün Türkiye’nin HDP’nin başarısıyla gurur duyduğu o anı 1 Kasım’da çok daha güçlü şekilde Türkiye’ye armağan etmek zorundayız. Biz bunun için yola çıktık. Bizler siyasetin bize sunduğu imkanları öç almak, intikam almak için kullanamayız.


Siyasi gücümüzü ancak ve ancak toplumun temel sorunlarının çözümü için harcamak zorundayız. Siyaset bizler açısından hırsla kinle yapılacak bir iş değildir. Kendinden sonraki nesillere en az sorun bırakan siyasetçiler olmayı başarırsak ancak bir başarıdan söz edilebilir. Kendi hırsları uğruna, toplumdaki sorunların üstüne bir de kendisi sorun bırakan siyasetçiler tarih karşısında suçlu olmaktan kurtulamayacaklar.


“HDP’NİN OLMADIĞI BİR TÜRKİYE HAYAL EDİN”

Türkiye’nin HDP’ye ihtiyacı var. Bu bir gerçek. Türkiye’nin en yalın, hakiki gerçeği. Halklar ne kadar gerçekse, halk otobüsünde omuz omuza işe gittiğiniz, bağda bahçede yan yana çalıştığınız emekçi kardeşleriniz, okuldaki sırada öğrenci arkadaşınız ne kadar gerçekse HDP o kadar gerçek bir Türkiye partisi. Bir an HDP’siz bir Türkiye düşünün. HDP’nin olmadığı bir Türkiye hayal edin. İşte öyle bir Türkiye tehlikeli sulara sürüklenen bir gemi gibidir. Bugün eğer bu gemi bu kadar saldırıya rağmen batmıyorsa, alabora olmuyorsa, HDP’nin bu gemide sağladığı dengeden dolayıdır. HDP’yi bu gemiden atmaya çalışanlar, HDP bu gemide olmazsa gemi batar. O yüzden Türkiye’nin HDP’ye ihtiyacı var. HDP’ye sahip çıkmak demek bugün Türkiye’nin aydınlık geleceğine sahip çıkmaktır. Tehlikelerden Türkiye’yi korumanın yoludur. Biz hırs ve kibirle donatılmış siyasetçiler değiliz.

"YOLUN BUNDAN SONRASINA HDP İLE DEVAM EDECEĞİZ"


Biz bugüne kadar halkların yararına her kim olumlu ne iş yaptıysa, taş üstüne kim taş koymayı başardıysa onlara ancak teşekkür edebiliriz. Ama yolun bundan sonrasına HDP ile devam edeceğiz. Doğru rejim değişecek ama adaletli bir rejim inşa edeceğiz. Eşitlikçi bir rejim inşa edeceğiz. Siyasetle akılla barış yoluyla devam etmeliyiz yoluyla. Gandhi’nin dediği gibi “Adaletsiz rejimi adaletle yıkınız ve alkışlar önüne kansız elle çıkınız.”


İnadına HDP, inadına barış. Tekrar uyananların partisine hoş geldiniz.


SIRAYLA VAATLERİ AÇIKLADILAR


Demirtaş ve Yüksekdağ konuşmanın devamında sırayla söz alarak seçim bildirgesindeki vaatlerini açıkladı.


DEMİRTAŞ:


Barışa bu kadar yakın olduğumuz zamanda savaşa mahkum edilmiş olmayı içimize sindiremiyoruz. Derhal silahların iki taraflı susturulmasını, akan kanın durdurulmasını, yeniden müzakere masasına dönülerek sorunların diyalogla çözülmesini sağlayacağız. sonuna kadar savaş diyenlere karşı, hayır biz sonuna kadar barış diyeceğiz. Barışçıl yöntemlerle müzakere yoluyla kendi özyönetimlerimize kavuşarak hem Kürt sorununu çözeceğiz, hem de Türkiye’nin demokratikleşmesinin önünü açacağız.


YÜKSEKDAĞ:

Demokratik siyasetin geçtiği bir yol var. o da halkların yönetime katılma kanallarının açılması ve özyönetim mekanizmalarının kurulması. 21’nci yüzyıl Türkiye’sinin ihtiyacı merkeziyetçi devlet yapısını pekiştirmek ve tek adam diktatörlüğüne yönelmek değildir. Çok dilli, inançlı bir model için yerel demokrasi şarttır. Özyönetim özerk ve demokratik yerinden yönetim modelidir. Özyönetim gönüllü birliğin güvencesidir. Halkların yönetiminde vali dahil yerel yöneticilerin seçimle iş başına gelmesi için gerekli yasal idari yapısal düzenlemeler yapılacak. Türkiye’nin tamamını kapsayacak şekilde sosyal siyasal kültürel ve coğrafi nitelikler dikkate alınarak bölge meclisleri oluşturulacak. Demokrasi tabana yayılacak.

Kamusal alanda ana dilin kullanımını ve çok dilli belediyeciliği yaygınlaştıracak. Partimiz ve halkların yönetimi, kırsal alanları da kapsayacak şekilde kente ve olanaklarına eşit erişimi sağlayacak.


DEMİRTAŞ:


Evet bir geçiş dönemindeyiz demiştik. Çünkü cumhuriyetin demokrasiye ihtiyacı var. cumhuriyetin kuruluşundan bu yana farklı kültürlere inançlar bunların Türkiye’de var olması cumhuriyet açısından bir tehdit olarak görüldü. Oysa demokrasiye bağlı bir devlet, toplum yapısı bunları bir zenginlik olarak görmeliydi. Biz bu hatadan dönülme konusunda geç kalmış sayılmayız.


Demokratik cumhuriyete büyük insanlık değerleri üzerine inşa edilecek yeni bir yaşamı


Cumhurbaşkanı’nın yetkilerini sınırlandıracak ve sembolize düzeye çekeceğiz. Güçler ayrılığı prensibinin kurulması için gerekli yapısal düzenlemeler yapacağız. Yurttaşların tartışma örgütlenme ve karar mekanizmalarına katılımının önündeki engelleri kaldıracağız. Eş genel başkanlık sistemi uygulayan partilerin iktidara gelmesi sayesinde eş başbakan olacak. Eş muhtarlara kadar… Bu durumda salondaki muhtar salonunun büyümesi lazım.


Gösteri yürüyüş ifade özgürlüğü önündeki bütün engelleri kaldıracağız. MGK’yı anayasal ve yasal bir kurum olmaktan çıkaracağız ve Türkiye’nin bütün yönetim yapısını katılımcı demokrasiye uygun hale getireceğiz.

YÜKSEKDAĞ:

HDP, başta Ortadoğu olmak üzere tüm dünya halklarının kendi siyasi geleceklerini özgürce belirlemeleri ve halkların kendi kendilerini yönetecekler, eşitlikçi anlayışı geliştirmeleri için çalışacak. Halkların ve emeği yapay sınırlarla ayrılmasına karşı, emekten demokrasiden yana tüm kesimlerle ilişkileri geliştirdik ve geliştireceğiz. Suriye’deki iç savaşın sona erdirilmesi demokratik bir çözümün ortaya çıkmasını destekleyeceğiz.


Cihatçı unsurların bölgeye geçerken Türkiye’yi köprü olarak kullanmasına kesin olarak engelleyecek. İsrailci hükümetlerinin katliamcı politikalarına karşı duracağız. Filistin halkının, bağımsız devlet kurma hakkının tanınması için gerekli desteği verecek, Filistin halkının yanında olmaya devam edeceğiz. Kıbrıslı Türk ve Rum halklarının, adanın bölünmüşlüğüne son vermek için ortaya koydukları çözüm önerilerini desteklemeye devam edeceğiz.


Ermenistan üzerinde uygulanan ekonomik ambargoyu kaldırarak gerekli ekonomik politik ilişkileri geliştirecek ve ermeni halkıyla dostluk köprülerini kuracağız.  AB ile müzakere ve tam üyelik çalışmalarını ilkelerimiz çerçevesinde ele alacağız.


Yurtdışında borçlanmayla emekli olanların maddi zararlarını karşılayacağız. Gurbetçilerin, politik sürgünlerin memleketleriyle kucaklaşmasının önünü açacağız.


DEMİRTAŞ:


İnadına adalet diyeceğiz. Türkiye bütün ezilen halkları dilleri cinsleri yok sayan ve doğanın yağmalanmasına izin veren darbe anayasasına mahkum değildir. HDP yeni bir anayasayı öncelik olarak programına alacak. Çok dilli, çok kültürlü yapısına uygun yeni bir toplumsal sözleşme ihtiyacını görev olarak önüne koyacak. HDP açık bir biçimde karşı olduğu başkanlık sistemine geçit vermeyecek. Seçim barajını kaldıracağız. Barajsız seçimlerle bütün siyasi partilerin oyları oranında parlamentoda temsil edilebilmesinin yolunu açacağız. Milletvekili dokunulmazlığını kaldıracağız. İddia ve savunma makamları yargı sisteminde eşit hale getirilecek.


Savcılığa bağlı ayrı bir adli kolluk kuracağız. Sarayın talimatıyla çalışmayan sadece savcıya bağlı bir adli kolluk birimi kuracağız. Gözaltına alma ve tutuklamalarda keyfi uygulamalara son vereceğiz. HSYK’nın yapısı yeniden düzenlenecek. Siyasi baskıya, ideolojik tutumlara son vereceğiz. Adalet bakanının vesayetine son verip özerk bir kurum haline getireceğiz.


YÜKSEKDAĞ:


Yazının esir edildiği bir dönemi yaşıyoruz. İktidara söz söylemek, zulümlerden zulüm beğenmek anlamına geliyor. Sansür can yakıyor. Haber alma hakkı yok sayılıyor. Muhalif medya susturulmak isteniyor. Sosyal medya ve internet sansür kıskacında tutuluyor. Vatandaşın istismar edilmesini önleyeceğiz. Medya kuruluşları sahiplerinin başka sektörlerde faaliyet göstermesine izin vermeyeceğiz. Mesleki etik ve özgür habercilik ilkelerinin düzenlenmesi için yasa düzenlenecek. İnternete yönelik sansür uygulamasına son verilecek. Keyfi internet yasakları kaldırılacak. Yerel radyo televizyon ve gazeteler ile internet yayıncılığı yapan kuruluşları, bağımsızlıklarını korumak için desteklenecek.


RTÜK demokratik bir anlayışla yeniden yapılandırılacak. HDP ve bizlerin yönetimi yeni medya teknolojilerinin toplumun tüketime itilmesi için değil kamu yararına


DEMİRTAŞ:


Herkes için amasız fakatsız insan hakları. Bizler kurumsal bir demokrasi inşa etmek istiyorsak, insan haklarına saygı gösteren devlet yönetimi inşa etmek zorundayız. Sizler bir devletin saygılı olup olmadıklarını anlamak istiyorsanız bir tane cezaevini ziyaret etmeniz yeterli.


Bizler öncelikle hasta tutsakların derhal serbest bırakılmasını sağlayacağız. onlar için tam teşekküllü hastaneden alınmış raporu yeterli göreceğiz. Tecrit uygulamasına son vereceğiz. Cezaevlerinin idari baskı altında inlemesini engelleyeceğiz.


Cezaevlerini yeniden yapılandıracağız. Müdürlerine verilen infaz yakma yetkisini kaldıracağız. Nefret suçları ile insanlığa karşı işlenmiş suçlar dışında, hiç kimse politik görüşü nedeniyle suçlanamayacak. Politik suçlar artık Türkiye’de olmayacak.


İvedilikle terörle mücadele yasası, iç güvenlik yasası, ya düzenleyecek ya da tümden kaldıracağız.


Çocuk cezaevlerini kapatacağız. Bizler suça itilmiş çocuklar için çocuk destek ve eğitim merkezi açacağız. Sivil toplumun denetimine açılacak.


HDP tarihte yaşanmış soykırımların araştırılması ve hakikat komisyonlarının kurulması için gerekli çalışmalar yapacağız.


Koruculuk sistemini kaldıracağız.


HDP eline silah almak istemeyen gençlerin zorunlu askerlik yapmama hakkını güvence altına alacak. Gençlerin askerlik yerine kamu hizmetlerinde çalışabilmeleri için gerekli yasal düzenlemeleri hayata geçireceğiz.


YÜKSEKDAĞ:


Her halk her inanç, Mezopotamya’nın bin çiçekli bahçesinde bir zenginliktir. HDP eşitlik ve özgürlük temelinde birleştirecek ve özgürleştirecek. HDP farklı din ve inanca sahip olan ya da herhangi bir dini inancı olmayan yurttaşların inanç ve vicdan özgürlüğünü anayasal güvence altına alacak.


Zorunlu din dersine son verilerek, her öğrencinin seçmeli olarak eğitim alma hakkı gözetilecek. Sivil din eğitimi tümüyle serbest bırakılacak. Diyanet işleri başkanlığı, Din ve inanç işleri kurumu olarak yeniden yapılandırılacak. Diyanet işleri çalışanlarının bütün özlük hakları korunacak.


Başta cemevi olmak üzere, ibadethane olarak tanınacak ve kamu güvencesi altına alınacak. Kapatılmış dergahların önündeki engeller kaldırılacak. HDP tarihte farklı halklara yapılan soykırım ve katliamlar karşısında bu halklardan devlet adına özür dilenmesi için gerekli çalışmaları yapacak.


DEMİRTAŞ:


Aylan Kürdi şahsında hayatını kaybeden herkesi anıyoruz. Mülteci sorunu artık evrensel bir insanlık meselesi haline gelmiştir. Savaşların en ağır bedelini göç yıllarına düşenler ödemektedir. Biliyorsunuz bize doğudan gelen hiç kimseyi resmi olarak hukuki olarak mülteci statüsüne alamıyoruz. Avrupa’dan göç edenler olabiliyorlar. Tüm göçmen sığınmacıların temel insan hakları kapsamında insan onuruna yakışır bir yaşam sürmeleri yönünde yürütülecek olan sürdürülebilir politikaların belirlenmesi için STK’lar iş çevreleri medya kanaat önderleri ile işbirliğini sürdüreceğiz.


Tüm sığınmacı, göçmen ve mülteciler için güvenli yollar, güvenli barınma yapılması ve vize düzenlemelerinin kolaylaştırılmasını sağlayacağız. kimi zaman ırkçılığa nefret söylemine varan eylemlere karşı yasal düzenlemeler oluşturacağız.


YÜKSEKDAĞ:


HDP ile güvenceli yaşam diyoruz. su elektrik ısınma çalışma temel insan hakkıdır. Kimse bu haklardan yoksun bırakılamaz. Yeniden üretken bir ekonomiye, eşit paylaşımı sağlayacağız. eşitlikçi paylaşımcı, ekolojik güvence yaşam ekonomisini inşa edeceğiz. Temel güvence paketi ile her eve her ay 10 metreküp su, 180 kilovat elektrik sağlanacak. 250 lira kira desteği verilecek. 18 yaşına kadar çocuklara emeklilere toplu taşıma ücretsiz olacak. Borçlanma değil reel gelir artışı ile geleceğin güvence altına alınması için büyüme oranları ücret artışlarına yansıtılacak. Kredi kartı borçları yapılandırılacak, faiz oranları düzenlenecek.


Artan oranlı gelir vergisi tarifesi yeniden düzenlenecek. Az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınacak. Kamu ihaleleri toplumsal denetime açılacak. İşyerinde güvenli yaşam tesis edilecek. İşçilerin ve sendikaların denetiminde güvenli çalışma ile iş cinayetlerin son verilecek.


Yolsuzlukla mücadele dilecek. Kökeni dili inancı yaşı cinsel yönelimi ne olursa olsun hiçbir yurttaş evsiz, aç, bir gün sonra ne yiyeceğini bilemeyen bakıma muhtaç durumda bırakılmayacak. Genel sağlık sigortası prim borçları silinecek.


Savunma güvenlik harcamaları azaltılacak ve etkin biçimde halkın denetimine tabi tutulacak. Örtülü ödenek kaldırılacak. Buna en çok kimin üzüleceğini çok iyi biliyorsunuz. Yine üzeceğiz mecburen. Şehir merkezine yeni AVM ruhsatı verilmeyecek. KOBİ’lere sıfır faizli finansal destek sağlayacak.

DEMİRTAŞ:

Bir hata sonucu değil, bir dayatmayla tarım politikası olarak büyük modern tarım işletmeleri açma adı altında küçük çiftçi bitirildi. Biz tarımı yeniden canlandıracağız. Tarım işçilerinin yaşamını iş yasası kapsamına alacağız. Küçük çiftçilerin kullandıkları mazot ve gübreden vergi alınmayacak. Üretici küçük köylülerin elektrik borçları silinecek. Küçük çiftçi dediğimiz kendi bağında bahçesinde üretimi olanlardır.


Sağlıklı gıda temel bir haktır. Gıda üretimi işlemesinde GDO’lu gıdalar yasaklanacak. Mayınlı araziler temizlenecek. Uygu hazine arazileri, geçimlik tarım amacıyla dağıtılacak. Hayvancılık desteklenecek ve halkımızın doğal et ve süt ürünlerini tüketmek için daha iyi imkanlar yaratılacaktır.


Kooperatifler bağımsız ve demokratik yapılar hale getirilecek. Her türlü tarımsal sulama ağı, eşit ve adil bir şekilde kırsal alanda yaşayan tüm yurttaşların hizmetine sunulacak. 2B orman arazilerinin ranta açılma süreci sona verilecek.


YÜKSEKDAĞ:


İnadına doğa dersek bütün bunları en iyi şekilde yapmayı başarabiliriz. HDP, kapitalizmi doğayı, kültürel varlıkları metalaştırarak sömürmesine karşı, ekosistemi korumayı ilke edinir. Yaşamı korumak için verilen mücadeleleri emek mücadelesinden ayrı düşünmez. Kenti kolektif bir hak olarak gören HDP, kentleri halk meclisleriyle yönetilmesini savunur. İşte bu görüş açısıyla bizler ve HDP sosyal konut üreterek sağlıklı ve güvenli barınma hakkını güvence altına alacak. Sermaye birikimi için yapılan HES termik ve nükleere, endüstriyel atık sonucunda uygulamalara son verilecek.


Evlere ve tarlalara takılan ön ödemeli sayaçlar iptal edilecek. Hane başına 10 metreküp su, tarlalara su ücretsiz verilecek. Enerjinin yerel halkın ihtiyacı için yerinden üretilmesi sağlanacak. Halkın gereksinimi için yenilenebilir enerjiye öncelik verilecek. Nükleere dayalı üretim yapılmasına, tarım alanlarının, kıyıların nükleer atık sahası olmasına izin verilmeyecek.


Hayvanların ticari amaçlı deneylerde, sirkte kullanılması önlenecek.


DEMİRTAŞ:


Biz inadına emekçiden yana olacağız. Güvencesiz çalışmaya son verilecek. Adil bir ücret sistemi geliştirilecek. Sigortasız ve sendikasız çalıştırma önlenecek. Taşeronluk sistemi kademeli olarak kaldırılacak. Madenlerde işçi sağlığı ve güvenliği önlemi alınana kadar üretim durdurulacak. Ücretlerin işveren tarafından ödenmesi garanti altına alınacak. Özelleştirme taşeronlaştırma uygulamasına son verilecek. İstihdam rejimi değiştirilecek, güvencesiz çalışmaya son verilecek.


Kamu emekçilerinin özgür toplu sözleşme yapmasının ve grev hakkını kullanabilmesinin önündeki her türlü engel kaldırılacak. Çocuk işçiliğe son verilecek. Asgari ücret ilk etapta 2000 tl olacak.  Kıdem tazminatı hakkından bütün işçilerin istisnasız alması sağlanacak. Kolaylaştırıcı düzenlemeler gelecek. İstihdamı artırmak için resmi haftalık çalışma süresi, haftalık 35 saate düşürülecek.


YÜKSEKDAĞ:


Biz inadına insanlık dedik. sosyal hakların insana, insanlığa bir lütuf gibi sunulmasına bizler halkların yönetiminde asla ve asla izin vermeyeceğiz. İnsan olmaktan doğan her tür sosyal hakkın kullanımı, helal olacak. Sosyal yardımlar bütçe içerisinden belirlenecek. Sosyal yardımların oranı AB standardının üzerine yüzde 3’e yükseltilecek. Sosyal yardım almak isteyen kimse rencide edilmeyecek. Kadınlara yönelik sosyal destek paketleri, sosyal adalet ilkesine göre, cinsiyet eşitliği ilkesine göre yurttaşlık görevi haline getirilecek.


Engelli yurttaşlarımızın önündeki her türlü engel kaldırılacak. Bu bakanlık engelli örgütlerinden oluşacak bir konseyin önerileriyle çalışacak. Evde bakım ücretleri artırılacak. Sadece akrabaların bakıcı olma şartı ortadan kaldırılacak. Tüm toplu taşıma araçları ücretsiz olacak. Bakıma ihtiyaç duyan kişilerin sağlık ihtiyaçlarının yaşadıkları yerde sağlanması sağlanacak. Bütün engelli yurttaşlar sosyal güvenceye karşılanacak.


Emeklilerde en düşük ücret asgari ücretle eşitlenecek 2000 tl olacak. İntibak yasası çıkarılacak. Hastane katkı payı alınmayacak. Eğitim ücretsiz sağlanacak. Eğitim tekçi, cinsiyetçi, ırkçı ve şoven içerikten arındırılacak. Okulları ayrıştıran 4+4+4 uygulamasına son verilecek. En baştan başlayarak yeniden yapılandırılacak. Eğitim sistemi özgürlükçü laik ve bilimsel bir içerikle yapılandırılacak. Çok dilli hale getirilecek.


Ataması yapılmayan öğretmenlerin ataması gerçekleştirilecek. Üniversiteler demokratik özerk çok kültürlü kurumlar halinde yeniden inşa edilecek. YÖK kaldırılacak.


Toplumsal cinsiyet eşitçiliği dersi zorunlu ders olarak müfredata eklenecek.


Halk sağlığı birimler kurulacak.


DEMİRTAŞ:

Ve Gençlik… Sevgili Ahmet Türk sizinle ilgili daha çok…

TBMM’de gençlerin aktif katılımın güçlendireceğiz. Gençlik politikalarının sadece merkezden belirlenmesine karşı, gençlik meclisleriyle gençlerin sorunlarına özyönetim anlayışıyla çözümler sürmesini sağlayacağız. Bu merkezler atölyeler, sergiler gibi faaliyetlerle farklı kültür ve kimliklerin birbirini tanıması, gençler için çok dilli bir arada yaşam kültürünün gelişmesini hedefleyecek.


Vicdani ret, ve eline silah almak istemeyen, ölmeye ve öldürmeye karşı çıkan her gencin, anayasaya geçirilmesini sağlayacağız.  Üniversitelerde öğrenciler, akademisyenler, kampüs için yaşam, okul bütçesi gibi tüm kararları alabilir ve üniversiteyi cumhurbaşkanının merkezi buyrukları olmaksızın yönetebilir. Söz ve karar merciinin üniversite meclisinin olmasını sağlayacağız. 15-25 yaş arası gençlere her ay 200 TL ulaşım ve iletişim sağlayacağız, genç kartı sağlayacağız. tüm gençlik kesimlerinin haklarına kavuşması, beslenme barınma ulaşım spor gibi temel gereksinimlerinin parasız karşılanması gençlik hakkıdır. Partimiz bunun için gençlik hakkı yasasını hazırlayarak idari altyapısını oluşturacak. Genç işsizliği ile yerel yönetimleri aktifleştirerek, gençlik istihdamı politikasını güçlendirecek çalışmaları yürüteceğiz.


YÜKSEKDAĞ:


Her gün çocukların öldürüldüğü ülkede bizler HDP, inadına çocuk inadına gelecek olacağız ve bizlerin yönetiminde evde okulda ailede çocuğa yönelik şiddet açıkça yasaklanacak.  Barışımızı eşitliğimizi umudumuzu cesaretimizi daha da güçlü koruyarak, kazanma azmimizi daha da bileyerek inadına barış inadına beraberlik demeye, inadına HDP demeye devam ediyoruz.


Herkes şunu çok iyi bilsin. Bizim yerimiz Türkiye. Bu memleketin her çakıl taşını, sokağını, meydanını çok iyi biliriz. Hepsinde adım izlerimiz, hepsinde ayak seslerimiz vardır. Hepsinde bu memleketin dört bir yanında dört bir köşesinde bizim irademiz vardır. Bizler Türkiye’yiz. Bizler bu ülkenin gerçeği, bu gerçeğin ta kendisiyiz. Ve hiçbir yere gitmiyoruz. Zulmedenler, katledenler, savaştan medet umanlar şunu çok iyi bilsinler, bizler ve HDP Meclis’teyiz, sokaktayız, fabrikadayız, okuldayız, her yerdeyiz. Ve çok yakın bir gelecekte halklar olarak yönetimdeyiz diyeceğiz.


Bizler bu ülkenin evlatlarına cesaretle sahip çıkanları olarak hiçbir yere gitmiyoruz. Ama isteyenler para kasalarını sakladıkları yerlere gidebilirler. Bizler buradayız ve Türkiye’yi kimseye savaştan ve kandan beslenen iktidarlara teslim etmeyeceğiz ve son olarak diyorum ki halklarımızı bölenler savaştan kandan beslenenler şunu çok iyi bilin. Halklarımızı böldürtmeyeceğiz, evlatlarımızı öldürtmeyeceğiz.


DEMİRTAŞ:


Esasından yârin yanağından gayrı bölüşemeyeceğimiz hiçbir şey yok. Ama biz halklarımızı böldürtmeyeceğiz, evlatlarımızı öldürtmeyeceğiz.

HDP BİLDİRGESİNE DİYANET RÖTUŞU: DİYANET KALDIRILACAK AMA... 

HDP'nin 7 Haziran bildirgesinde Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kaldırılacağı vaadi yer almış, bu vaat büyük tartışma yaratmıştı. 


HDP, 1 Kasım bildirgesinde yine Diyanet'in kaldırılacağı vaadini korudu. Ancak 7 Haziran'a göre bir rötuş yaptı. Kaldırılan Diyanet'in yerine "Din ve İnanç İşleri Kurulu" oluşturulacağı bidiride yer aldı. Bildiride, "Diyanet İşleri Başkanlığı, Din ve İnanç İşleri Kurulu olarak yeniden yapılandırılacak. Devletin din ve inanç alanından elini çekmesi sağlanacak, din ve inanç işleri topluma, inanç sahiplerine bırakılacak" denildi. 


AF VAADİ

HDP bildirgesinde "siyasi tutsaklara genel af getirilecek" denildi. Bu ifade "Öcalan da af kapsamında" yorumlarının yapılmasına neden oldu. 

HDP bildirgesinde çocuk cezaevlerinin kapatılacağı, cezaevlerinin sivil denetime açılacağı da vaat edildi. HDP bildirisinde, yeni oluşturulacak "Din ve İnanç İşleri Kurulu"nun yapısı da anlatılarak, "Kurul, din siyaseti üreten bir kurum olmayacak, inanç topluluklarının temsilcilerinden oluşacak, aralarındaki ilişkiyi düzenleyecek ve koordinasyonu sağlayacak. Diyanet İşleri çalışanlarının özlük hakları korunacak" denildi. 


"DİNİ İNANCA ÖZGÜ KIYAFETE MÜDAHALE EDİLMEYECEK 


Cemevlerinin ibadethane olarak tanınacağının da vurgulandığı HDP bildirgesinde, "dini inançların gereği olarak tercih edilenkılık ve kıyafete hiçbir alanda müdahale edilmeyecek" denildi. 


SOYKIRIMLAR İÇİN ÖZÜR DİLENECEK 


HDP bildirgesinde, tarihte farklı halklara yapılan "soykırım ve katliamlar" karşısında devlet adına özür dileneceği vaadi de yer aldı. Bildirgede, "Bir halkın diğerine üstünlüğünü empoze eden ırkçı, şoven ve milliyetçi politikalar karşısında eşitlikçi, özgürlükçü ve demokratik bir perspektif geliştirilmek için çalışılacak" denildi.



DHA
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner80

banner87

RAHMETLİ BABAM TÜRKEŞ de YAŞASAYDI "HAYIR"...
Alparslan Türkeş’in kızı Çağrı Türkeş "Neden hayır diyorsunuz?" sorusuna, "Rahmetli...

Haberi Oku